Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mart '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
381
 

Güvercinler yine yaptılar yapacaklarını.

Güvercinler yine yaptılar yapacaklarını.
 

Barış güvercinlerini kastetmiyorum elbet.

Kastettiğim, Politize olmamış! kendi halinde yaşayan, özgürce uçan o sevimli kuşlar ve onların her canlı gibi, doğaları gereği yaptıkları.

Ankara Ulus Heykel yakınında bir yerde çalışıyorum. Geçenlerde epeyce bir alan temizliği yapılmıştı Atatürk heykeli çevresinde. Uzunca bir süre temiz zemin üzerinde ve kafamıza kuş pisliği düşme korkusu olmadan dolaştıktan sonra onlar , yeniden ortaya çıktılar bütün güzellikleri ve pislikleriyle. Hayvana pislediği için kızamayız tabii ki ama, en güzel alanları, işhanları, tarihi eser çevrelerini insanların yürümesi için yapılmış merdivenleri kaldırımları pisliklerden korumak ta bizim işimiz olmalı.

Nedense bir kuşlara yem atma alışkanlığı oluşturulmuş çok eskilerden. Çok insani, iyiniyetli bir davranış tabii ki ama el insaf; hangi insan kafasına kuş pislemesine, hayvan pisliğiyle dolu bir kaldırımda yürümekten rahatsız olmaz ki.

Herkesin içinden sinirlendiği ama malum hayvansever tepkilerinden korktuğu bir sorun bu. Bu hayvanları neden illa şehirlerin göbeğinde beslemek zorundayız ki? Neden heykellerin, yolların alanların güvercin sürülerinin pisliğiyle 2-3 gün içinde kirlenmesini görmezden gelmek zorundayız ki?

Bunun nedenlerini hepimiz tahmin edebiliyoruz aslında.

Kendilerine "hayvansever" diyen aslında kedi ve sokak köpekleri dışında sembolik göstermelik birkaç hareket dışında diğer hayvanlar için fazlaca birşey yapmayan, kendi aralarında bile onlarca gruba bölünmüş hayvanseverler. Bu ülkede malum; insanlar 50 lira için boğazlanır, çocuklar kaçırılır, organ mafyası had safhada, kan davaları vs.vs. Kimsenin gıkı çıkmaz. Ama bir kedi veya sokak köpeğine birşey oldu mu yer yerinden oynar. Çoğu, insana en fazla, bir hayvana verdiği değer kadar değer vermeyi lutfeden, bir grup " hayvansever" insan hemen ortaya çıkar ve sözlü şiddet uygulayarak herkesi sindirir.

Diğer bir neden de ülkemizde hiçbir toplumsal kuralın işletilemeyişi ve zorbalığın her alanda hakim olması. Zorbalıktan kastım; "haksız ve kanunsuz güçlünün" maalesef, " haklı ya da kanuni olana" hemen her zaman üstün çıkması.

Dileyen vatandaş dilediği yere tezgah kurup satış yapar. Kaldırmaksa, fiiliyatta, neredeyse imkansız. Kanunsuz şekilde işporta tezgahı kurup satış yapanların öncelikli gerekçesi; " çoluk çocuğumun rızkı için yapıyorum. Ekmeğimle oynama!" Ekmeğiyle oynanmaması için tanınacak sınırın nereye kadar olabileceği belirsiz olup, o kişinin aşiretinin, ailesinin genişliğine, rüşvet vermesine, dayılarına vs. bağlıdır. Halkımız da zaten bu duruma alışkın olduğu için "kazansın gariban" yaklaşımıyla kuralsızlığa, başıboşluğa hep prim verir.

Lafın uzun gelişinden de anlaşılacağı üzere, güvercin nüfusunun yeniden patlaması ve Ulus Meydanı'nda yoğunlaşmasının diğer bir nedeni; birilerinin yeniden, kuş yemi satarak geçimini sağlamaya başlamasıdır. İşte bu, "bir vatandaşın her ne pahasına olursa olsun rızk sağlaması" şark yaklaşımı, halkın yoğun olarak dolaştığı yerlerin temiz tutulabilmesinin sağlanmasında asıl ve maalesef en geçerli engeldir.

Oysa Avrupa'da durumun çok farklı olduğunu, örneğin Almanya'da şehir merkezlerinde çevreyi çok kirlettikleri için, kuşlara yem atmanın suç olduğunu okumuştum geçenlerde. "Ah ah şu duygusuz Almanlar. Bizim kadar hayvansever ve medeni değiller!"

Halbuki biz ne kadar çok sevgi dolu, medeni bir milletiz. "İnsanlar kuş yemi satarak para kazansınlar. Güvercinler başımızda 100-200 lü sürüler halinde uçuşsunlar, başımıza pislesinler güzel hayvancıklar."

Bu sevgi doluluğumuzun bir bedeli olarak, görünen o ki, biz insanlar; Ulus'ta, Kızılay da Güvenpark bitişiğindeki havuzlu alanda ve başka pekçok şehirdeki pek çok yerde çooook uzun bir süre başımızı ve ayaklarımızı yüzlerce güvercinin pisliklerinden korumak için tedirgin olarak yürüyebileceğiz ve pek çok kez de pisliklerden korunamayıp gafil avlanacağız.

Her neyse. En azından içimi dökmüş oldum, paylaştım işte.

Hayatımızdaki tek tatsızlığın bu tür pisliklere maruz kalmak olmasını diliyorum İyilikle kalın.

Sevgi ve saygılarımla.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 216
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 386
Kayıt tarihi
: 21.09.07
 
 

Merhaba...  Üniversite mezunu Kamu İdaresinde  çalışan bir bayanım. Ankara'da iki oğlumla yaşıyorum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster