Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '12

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
771
 

Güvercinler

Güvercinler
 

Taklacı güvercinlerden biri....


Hasret kaldım güvercinlerime. Mardin’e, Şanlıurfa’ya, Diyarbakır’a Ankara’ya veya İstanbul’a gidenler, buralara yolu düşenler bilir. Hele İstanbul’da Eminönü Camisi’nin önünden geçerken yüzlerce, binlerce güvercin sizleri selamlar…. İnsana pek dokunmazlar, zararları olmaz, hatta insanlardan hiç kaçmazlar, hele orada buğday satanlardan bir iki avuç buğday alıp, onlara savursanız bir dakikanın içinde yüzlerce  güvercini yanınızda, yerde bulursunuz. Birkaç yıl önce İstanbul’a giderken onları Eminönü Camisi’nin önünde böyle görmüştüm. O manzarayı unutmak asla mümkün değildir… Yine güvercin deyince aklıma Diyarbakır’da İzzet Paşa caddesindeki İpek Palas oteli geldi. Ben yarım asır önce bu adı, şanı büyük İpek Palas’ta katip olarak görev yapıyordum. Sahipleri çoktan göçüp gitmkişler, çünkü o zamanlar da  patronumuzun yaşı elliden fazla idi… Vefat etmişse rahmetle anıyorum.

Bu otelin arkasında bir evleri vardı. Bu ev  sadece güvercinler içinde. Evlerin üç dört odası vardı, bunların hepsinde güvercin yuvası ve yavruları vardı. Osman Ağbi diye bir orta yaşlı  sahipleri vardı. Güvercinlere çok meraklı idi. Hergün öyleden sonra gelir, yavrularına bakar, yem lerini verir, bazen de ağzına bir avuç buğday alır çiğner çiğner ve güvercinler tek tek gelir gagalarayla Osman ağbininin ağzından alırlardı. Osman Ağbi de kelli, felli bir insandı, yanılmıyorsam T.C. Kara Yollarında yüksek mevkilerde müdür filandı... Ama  güvercilerıne aşıktı. Ben her yıl yaz aylarında bu İpek Palas’ta çalışıyordum, o da bu güvercinlerle yakından ilgileniyordu. Güvercin ve Diyarbakır deyince  İzzet Paşa Caddesi’ndeki  İpek Palas’ı anmadan geçemedim… İpek Palas’ta da unutulmayan anılarım vardır… Hey gidi günler hey!....

***                                        ***                                          ***

Geçen yıl bu aylarda ( Kasım 30- Aralık  25- 2011 )  havanın karlı ve sağuk olduğu günlerde yine Ankara’da idim. Bir ameliyat dolayısıyla aşağı, yukarı 45 gün Ankara ‘da kaldım. Birçok şair, yazar dostlarımla birikte  bir de güvercinlerle adeta dost ve arkadaş oldum. Batıkent’te yakınlarımın evlerinde  kalıyordum. Byy Pass olduğum için fazla uzak yerlere gidemiyorum. Gazete, kitap okuyordum ve günün ilk saatlerinde  güvercinlerle adeta güreş oynuyordum.  Her sabah  saat 08.30 / 09.30 arası gidip marketten üç, dört taze sobun ekmek alır ve metronun  geçtiği uzun yolun alt bölümü bir köprü gibiydi. Ben bu köprünün altına giriyordum, boy veren  yeşil çimenlerin sarı, kırmızı, kasımpatıların bulunduğu alana güvercinlere aldığım ekmekleri ufak parçalara ayırıp, sabırla o çimenlerin üstane atıyordum. Birdenbire haberleşip yanıma geliyorlardı. Ben desem elli, yüz siz deyin 200, 300 veya beşyüz güvercin. Ekmekleri gagalarıyla alıp yiyorlardı… Ne mühiç bir manzaraydı…

Ben de onları böylece seyrediyordum. Ekmek bitince gidip bir iki tane daha alıyordum. Hergün böyle bu işi yapıyordum. Bundan da  adeta zevk  alıyordum… Daha sonra beni gören bu manzarayı seyreden bazı komşular da evdeki ekmek artıklarını alıp bana ayak uydurdular… Artık güvercinler beni görünce uçarak yanıma geliyorlardı. Böylece onlarla adeta dost olmuştuk. Ne güzel  o günler… Rahatsızlığımı ve  byy pass ameliyatımı çoktan unutmuştum…Adeta şifa bulmuştum…

Sözü buraya getirmişken biraz güvercinlerden ve çeşitlerinden söz etmek istiyorum:

Güvercin yetiştiriciliği Türkiye’nin pek çok yerinde meraklısı olan bir uğraş. En özel güvercin türü ise Mardin’in sembolü haline gelen taklacı güvercinlerdir… Taklacılar deyip geçmemek lazım. Onların da tepeli, tepesiz, paçalı, paçasız, bakıcı, siyah beyaz, gri, kahverengi, benekli gibi ayrı ayrı cinsleri var. Taklacı güvercinlerin mavi göklerde seyrine doyum olmaz… Güvercin yetiştirenler şöyle diyorlar:

Güvercinlerin özellikle takla atan güvercilerin kanat seslerinden müzikal bir senfoni vardır…. Havada takla attıkları zaman müzikal bir ses geliyor insanın kulağına…

Mahir güvercin yetiştiricileri arasında taklacılar, performans güvercini olarak biliniyor. Aynı türün yer güvercinine ise form/takla adı veriliyor. Diğer güvercin türlerinden en belirgin farkları daha iri olmaları.

Orijinal Mardin taklacı güvercinlerinde tepe ve güle rastlanmaz. Ancak zamanla başka ırklarla karıştığı için şimdilerde tepeli ve güllü olanları da var. Siyah, beyaz, mavi ve dumanlı renkleriyle dikkat çeken taklacı Mardin güvercininin göğüs kafesi de diğer güvercin türlerinden oldukça farklı.

 Çok uzun ve güzel uçan taklacıların, uçuş stilleri, takla çeşitleri üzerine neredeyse başlı başına bir literatür oluşmuş durumda.
 Bu güvercin cinsini vazgeçilmez kılan ve güvercin beslemeyi bağımlılık haline getiren ise bu işin meraklılarına göre taklacıların kanat sesleri.

 Taklacı güvercinlerin fiziksel yapısından da kaynaklanan çok özel kanat sesleri var. Güvercin sahibinin elinden ya da kafesinden gökyüzüne süzülürken, yerde taklalarıyla şov yaparken, fişeğe asılıp taklalar arasına mesafe koyup yükselirken çıkardığı kanat sesleri güvercin meraklılarına göre dünyanın en görkemli müziğinden çok daha etkileyici…

 Taklacı güvercinleri seyirlik kılan en önemli özellikleri ise uçuş konusundaki maharetleri.

 Bir taklacı güvercinin değerini ise yüksek ve açılarak uçması, pikeli ve oyunlu olması, nokta dalışı yapabilmesi, taban taklasını çevirebilmesi, başına yani fişeğine seri bir şekilde asılabilmesi, asılırken birden fazla takla atması, taklalar arası mesafe koyabilmesi, bitiş noktasında baş bağlama taklasını çevirmesi belirliyor.

 Her 10-15 dakikada bir başa yani fişeğe gelebilmesi, bütün bunları yaparken çıkarabildiği kanat sesi, havada kaldığı uçuş süresi ve kümesine taklalı inmesi de güvercinin ne kadar yetenekli olduğunun göstergelerinden.

 Mardin semalarının süsü olan taklalı güvercinler, şehrin göz alıcı tarihi atmosferini kanat sesleriyle daha da gizemli kılıyor.

Mardin’de güvercin yetiştiriciliği Cumhuriyet öncesi yıllara kadar uzanıyor. Dahası şehirde güvercin yetiştirmeyen aile yok gibi. İddialara göre Mardin’in tarihi mimarisi bile güvercin yetiştiriciliğe uygun olarak şekillenmiş.

 Maddi ve manevi ciddi bir fedakârlık gerektiren Taklacı güvercin yetiştiriciliği meraklıları için vazgeçilmez bir tutku. Yavru bir taklacıyı alıp yetenekli bir güvercine dönüştürmek dışarıdan göründüğü kadar kolay bir iş değil.

 Bazı incelikleri ve püf noktalarını bilmek gerekiyor. Taklacı güvercinlerde aidiyet hissi çok kuvvetli olduğundan meraklıları genelde yavru güvercinler alıp eğitmeyi tercih ediyor. Zira başka bir kümeste büyüyen taklacı güvercinler, başka bir yere götürüldüğünde bir yolunu bulup mutlaka ilk evlerine dönüyorlar.

 Yavru bir güvercini kafesine alıştırmak için ise yaklaşık 10 gün kadar bir süre kanatlarını birbirine bağlayarak ait olduğu damda dolaşmasını sağlamak gerekiyor. Böylece yavru güvercin ait olduğu mekânı ve çevreyi tanımış oluyor.

 Sonra uçma alıştırmalarına başlanır. Kanatları çözüldüğünde acemi güvercin yaşadığı damda duvarlarda gezinerek evine ait bilgilerini pekiştirir. Bir süre sonra da uçuşa başlar. Güvercin yetiştiricileri hava ve rüzgârın durumuna dair mutlaka bilgi sahibi olmalı. Taklacının güneşi görebilmesi için havanın açık, yönünü karıştı

Güvercin çeşitlerini  şöylece  anlatırlar:

Güvercinlere her bölgeye özgü farklı isimler konulmuş. Mardinli (külümsü Mardinli, ak Mardinli, gök Mardinli çeşitleri var), Musullu, Selçuklu, ipşir-i Bağdadi, gır göğ (kır göğ), güllü (göğüs tüyleri güle benzediği için), Keşmir bu isimlerden bazılarıdır…Mardin ve yöresinde güvercin beslemek ayrı bir zevk ve alışkanlıktır…


Kaynak :

www.ForumPaylas.net Mardin'in Kanatlı Güzelleri | Taklacı Güvercinler

Bu bilgiler, adı geçen siteden alıntı yapılmıştır. A.Güler.

 

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güvercinler hocam onlar için yazıldı,çizildi,söylendi,okundu.Bende çoook severim onları.Teşekkürler selam ve sevgilerimle can ağabeyim.

Şennur Köseli 
 21.12.2012 20:37
Cevap :
Siz de benim için evine huzur ve mutluluk veren bir güvercinsiniz. Sağlıklı günler diliyorum.   21.12.2012 21:47
 

HOCAM BİLGİLENDİRİCİ PAYLAŞIMINIZA TEŞEKKÜRLER.GÜVECİNLERİ BEN DE SEVERİM, UĞURUMDUR ONLAR BENİM.SELAM VE SAYGILAR.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 20.12.2012 16:13
Cevap :
Sıcak ilginize teşekkürler. Batıkant'e uğrarsanız benim güvercinlerime ekmek almayı unutmayınız.Selamlar.  21.12.2012 14:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1968
Toplam yorum
: 3941
Toplam mesaj
: 223
Ort. okunma sayısı
: 806
Kayıt tarihi
: 27.06.09
 
 

1946 Mardin ili, Kızıltepe ilçesi'nin Esenli köyünde doğmuştur. İlk ve ortaokulu Kızıltepe'de bit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster