Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Haziran '10

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
713
 

Güzel günlerin geleceğine olan inanç

12 Eylül’ün karanlık günlerinde, Anadolu’nun güzide illerinden birinin, bir cezaevinin görüş gününde, heyecanla yakınlarının gelmesini bekleyen tutuklu, gardiyanların arasında, diğer tutuklularla birlikte, hızlı adımlarla görüş kabinine doğru ilerler. Gardiyanlar, tutukluları birer birer yerleştirirler görüş kabinlerine. Hazırdırlar tutuklular, kucaklaşma olmasa da karşıdan da olsa görmeye, yakınlarını. Gelecek yakınlarını beklemeye başlarlar.

Yirmili yaşının başlarını yaşayan Ali, bu kısa bekleyiş sırasında geçmişe doğru bir gezintiye çıkar. Siyasal ilişkisinin olduğu bir eve gittiğinde, eve “karakol” kuran polisler tarafından yakalanmış, ağır işkencelerden sonra tutuklanarak cezaevine konmuştur… Bu sırada demir kapının şangırtısı duyulur ve tutuklu yakınları görüş kabinlerine doğru yönelirler. Ali, zor günlerinde kendisini hiç yalnız bırakmayan eşini beklemektedir. Görüş kabininin önünden birkaç tutuklu yakını diğer kabinlere geçer. Eşi, hala ortalarda yoktur.

Kısa sürecek olan görüş süresi başlamış ve gelen gidenin olmayışı Ali’yi kaygılandırmaya başlamışken, genç bir kadın, telaşlı adımlarla görüş kabinine girer. Ali, tanımadığı bu kadını meraklı bakışlarla süzer, hatırlamaya çalışır. Birkaç saniye sonra hatırlamıştır. Arkadaşı Aydın’ın eşidir, gelen kadın. Şaşırmıştır, eşini beklerken arkadaşının karısını karşısında görünce. Kadın, selamlaşma ve kendini tanıttıktan sonra, görüş süresinin kısalığını bildiği için hızlıca anlatmaya başlar; “Ali Abi, seni ben ihbar ettim! Seni ben yakalattım!” Ali şaşırmıştır. Karşısında, ihbarcısı olduğunu söyleyen bir kadın durmaktadır. Söze hiç girmez. Neden diye sormaz. Çünkü, kadın zaten zembereği boşalan bir saat gibi anlatmaya devam etmektedir; “Eşim Aydın yakalandı ve O’ndan günlerce haber alamadık. Sonra bir gün, polisler eve geldi ve beni de gözaltına aldılar. Eşime ağır işkenceler yapılmıştı ve halen gözaltındaydı. Bana, Sen’in yerini söylememi, aksi halde eşimi bir daha göremeyeceğimi söylediler. Önceleri bu öneri midemi bulandırdı ama eşimi bir daha göremeyeceğim duygusu, bu teklifi kabul etmeme neden oldu. Sen, zaten bize uğruyordun arada bir ve eşim Aydın tutuklu olduğu için eve para bırakıyordun, bizlere destek olsun diye. Son gelişinde ise, ”Üç gün sonra yine gelir para bırakırım.” demiştin. İşte yakalandığın gün o “Üç gün sonra para bırakmaya geldiğin” gündü.” Ali, şaşkın şaşkın dinliyordu. Kadın devam etti; “Sen yakalandıktan birkaç gün sonra Aydın salıverildi ve eve geldi. Olanları O’na anlattıktan sonra yıkıldı. Arkadaşının tutuklanması pahasına kendisinin bırakılması ve benim bu yaşananlara neden olmama çok içerledi. Bana, “Bu olaya çok üzüldüğünü, değer yargılarına, dostluğa ve yoldaşlığa sığmayacak bir davranış olduğunu, dostuna ve yoldaşına yapılan bu haksızlıktan sonra evli kalamayacağımızı ve boşanmamız gerektiğini” söyledi. Ben Aydın’ı çok seviyorum. O’ndan ayrılamam. Ne olur yardımcı ol.”

Ali, şok olmuştu. Karşısında, eşi tutuklu olduğu için yardım ettiği kadın vardı. Düşünmesi ve yaşadığı şaşkınlığı atlatması gerekiyordu. Kadına şöyle bir baktı ve dışarı çıkmasını, orada beklemesini ve eşini beklediğini söyledi. Kadın telaşla ve üzgün bir şekilde dışarı çıktı. Bir süre sonra, Ali’nin eşi geldi görüş kabinine. Merhaba ve kısa bir özlem gidermeden sonra Ali, az önce yaşananları anlattı eşine. Olanları değerlendirdiler. Görüşün bitmesine yakın Ali’nin ağzından şu cümleler döküldü. “Şimdi git ve dışarıda seni bekleyen kadınla görüş. Merak etmemesini, O’nu affettiğimi, içgüdüsel duygularla hareket ettiğini bildiğimi ve Aydın’la birlikte mücadeleye kaldığı yerden devam etmeleri gerektiğini, ayrıca Aydın’la da görüş ve düşüncelerimi onunla da paylaş, ona da aynı şeyleri ilet, önemli olanın mücadele olduğunu, mücadele biterse, hepimizin insan olarak yaşamamızın da, evliliklerimizin de bir anlamı olmayacağını, mücadele arkadaşlarıma güvendiğimi söyle. ”Ali’nin eşi, eşini görüş kabininde bırakarak, üzgün ama “yüreği umutla dolu” bir ruhla, dışarıda kendisini bekleyen kadınla görüşmek üzere görüş kabininden ayrıldı.

21/06/2010

Abdullah DAMAR

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 167
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 832
Kayıt tarihi
: 04.01.08
 
 

Gaziantep' te öğretmen olarak görev yapmaktayım. Son olarak Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster