Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mayıs '10

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
10833
 

Güzel popolu kadınlar diyarı. Rio

Güzel popolu kadınlar diyarı. Rio
 

THY Sao Paulo’ya direk uçuş başlattı, ben de planımı yaptım. Çölde kutup ayısı yine bizi buldu ve gideceğim hafta Rio’yu sel bastı. 100 ölü. Vazgeçmek yok. Uçakta arkamda Hande Ataizi. Yağmura tedbir yanında da şemsiyesi. Ama Hande sabıkalı, hostesler yanına yaklaşamadı 13 saat. İnişte telefonda aynı cümleyi 3 defa tekrar etmesinden anladık ki enişte Brezilyalı. Brezilya’da Portekizceden başka dil bileni bulmak güç. Bulursanız da takviye yani 3 kez tekrarın yanısıra el, kol, mimik hatta resim de gerekli. Bu nedenle 7 senedir tek kelime Türkçe öğrenemeyen Fenerbahçeli Alex’e kızmamalı. Irsi demek ki. 80’lerde rehber yokluğundan biz ispanyolcacıları koşarlardı Portekizli gruplara. Onlar her dediğimizi anlar ama biz onların ne dediklerini anlamazdık. Hala da öyle. Brezilyalılar ise sanki ben anlıyormuşum gibi nasıl noktasız, virgülsüz, nefessiz konuşuyorlar anlatamam. Hani bunların bi “şalteri”, "bi dur kardeşim" düğmesi olmalı diye düşünüyorsunuz. 300 kişilik uçaktan ilk ben çıktım. Bana bakan gümrük memuru Türkiye’de de antrenörlük yapmış efsane “Didi” den başladı. Hikaye bittiğinde havaalanında benden başka kimse kalmamıştı bizim uçaktan. Anlatabildim mi sorunu? Olmadı mı? Peki 2. krizimi anlatayım. Kiraladığım araba gelmedi. 20 dk’lık telefon kartı aldım. Şirketi aradım. 3. kartta şirketle anlaşabildik. İlk gece konaklama Sao Paulo’da. Ertesi gün kısa bir şehir turu, sonra ver elini Rio de Janeiro (anlamı ocak ayı nehri). Yeahh. İşte hayat burada; Kum, deniz, güneş, yemek, doğa, egzotik meyve ve içkiler, futbol, eğlence, güzel popolu ve güzel ayaklı kızlar. Bilgilisinden önemli not; sırrı, her ikisinin de sürekli açıkta olmasıymış. Kısaca mutlu yaşam için her şey burada. Sel-mel hikaye. Unutulmuş bile. Millet plajda, barda, diskoda, restoranda. Bize benzerlikleri de yok değil. En komiğime gideni de oradada mevcut dolmuş muavinleri. Yemin ederim dolmuştan kafayı çıkartıp şöyle bağırıyorlar; “Copacabanaaa... de la costa” Yani “sahilden copacabana” (İstanbullular bilir Sahilden Bostanciyeaaa dolmuşlarını) Copacabana plajı muhteşem. 6 kilometre uzunluğundaki nefis kum plajı, içinde ışıklandırmalı futbol, voleybol sahaları, barları, plajda seyyar satıcıları, hemen yol yanındaki kafelerde oturup, joging yapan, mini şort veya bikinili kızları seyrederek hoş saatler geçirilebilecek mekanları. Akşamları ise çeşit çeşit fahişeler sıralanıyor caddede. Zencisi, beyazı, sarışını, melezi ve de dünyaca ünlü “dönme”leri. Akbulut. Sen çok yaşa. O da "bu saatten sonra biz de dönmeyiz" demiş ya. Brezilya’nın Transseksüelleri o kadar güzeller ki kadından farkını ancak “şemsiye” belirliyor. Harbi kadın olan fahişeler kadın olduklarını vurgulamak amacı ile şemsiyelerini açarak müşteri bekliyorlar. (Aman Hande!, bir yanlış anlaşılma olmasın!)

Kendilerine sadece meraktan sorduk. Umarız başımıza bir iş gelmez.
- Quanto costa usta? Yani, “Kaç para?”
- Karşı soru geldi. Ne kadar süre?
- Sana ne! Sen Kahya mısın mısın?
- Ne kahyası...? Söylüyoruz işte; Açılış 30 dakika ve 50 Real, 45 dk 75, saati 100 ve 2 saati 150 Real (1dolar=1,8 Real) Ne bu ya. Kolunda! taksimetremi var.
Gerçi sonra düşündüm de, aslında bu taksimetre olayı çok mantıklı. Nerde trak orda bırak. Kaç yazdı? Al. Byeee. Bizim Türkler gibi “zebbaha gader” muhabbeti yok. Bazen, hani isim vermeyeyim de işimiz bozulmasın, oraya buraya yurtdışına bayi turları yaparız ya, bir türlü anlamam 60 yaşındaki adamın, dilim varmıyor kelimeye ama elin …..…. ile sabaha kadar odada kalmasını. Ne var amca ya, n’aparsın sabaha kadar? Bırak Allah aşkına kandıramazsın kimseyi… Mavi haplar da kurtarmaz. Ne konuşursunuz, nasıl anlaşırsınız o da meçhul. Onu bırakın, işi abartıp 3 gün kıza otel odasında el koyanları var.
Sabah gelir ağa;
- Kardaş. Bi söylesen de benim odaya kahvaltı tabağı yollasak
- Niyekine? Otur ye işte burada.
- E bizim hatun odada
- Orospu yani?
- Yok öle deme yiğenim. Artık halvet olduk. Yengen sayılır.
- E sal gitsin amca. Bak bir sürü çeşidi var burada
- Olmaz.! Sen şu Osmanı görüyon mu? Hani şu yeşil gravatlı. O bizim oradaki rakip firma.
- Eee?
- Bırakırsam n’apar yapar bulur bu kadını…
- Bulur veeeee … Rezil eder seni bu adam. Ben yolluyorum odaya yengenin 3 günlük kahvaltısını da, yemeğini de..

Hazır elim deymişken “L’uomo” ve “Monte Carlo” erkek klüplerini anlatmam lazım. Kız kısmısı lütfen bir sonraki paragraftan devam etsin. Öncelikle, klübe kayıtlı birinin referansı olmadan içeri giremiyorsunuz. İlk etap soyunma odası. Size bir anahtar ve bir dolap veriyorlar. Tüm üst baş çıkıyor. Siz, bornoz ve terliklerinizle Fin, Türk hamamının yanı sıra buhar banyosu bölümüne geçiyor ardından arzu ederseniz masaj yaptırabiliyorsunuz. Rio masajı yada biz buna Rio tarzı masaj diyelim. Burada anlatmam. Laf uçar, yazı kalır... Daha sonra her marka krem, parfüm, kokulu sabun ve bazı arkadaşlar gibi salaksanız! traş bıçağı ile bakımınızı tamamlıyorsunuz. Son etap clubhouse bölümü. Mekanın bir prensibi var. İçerideki showgirls sayısının yarısı kadar müşteri alıyorlar. DJ’in samba, rumba, rock tarzı müziği ile erotik dans eden showgirl’ler, barda veya koltuklarda egzotik içkinizi yudumlarken sizi taciz! edebiliyorlar. Klübün bazı müşterileri ise vi-ay-pi… Bornozlarının renginden anlaşılıyor. Pembe. Kalsın! Avantajları; Tüm kızların pembe bornozun önünde referans yapmaları ve yarı fiyatına içki. Rio'nun hep güzel yanlarını anlattık. Birde kötü yanı var şehrin. Tehlikeli. Asla üzerinizde sahte de olsa takı taşımayın. Ne saat, ne kolye ne de bilezik. Güpegündüz, bir anda favella'lardan yani kentin varoşlarından gelen 5-10 çocuk pirana balıkları gibi etrafınızı sarıyor ve kolunuzdan saatinizi, cebinizden cüzdanınızı alıyor. Başınıza gelirse sakın direnmeyin, panik de yapmayın, çocuklar ne isterse verin. Diyelim bir başkasını soyulurken gördünüz, dümdüz yürüyün. Çaresi?; Cüzdan, pasaport ne varsa oteldeki kasaya. Cepte sadece o gece harcayacağınız bar, restoran parası olacak. Onu da üçe beşe bölün. Ben böyle yere yani Rio’ya asla gitmem demeyin. Gidersiniz.. Dünyanın en güzel 2. şehri burası. Görmeden ölmeyi de asla düşünmeyin!
Rio’ya gitmek için birkaç neden;
- Deniz kum güneş isteyenler için başta Copacabana, İpanema, Leblon ve Barra da Tijuca gibi muhteşem plajları var,
- Eğlence isteyenler için başta LAPA ve Leblon bölgesi tatmin edici
- Erkeklerini bilmem ama dünyanın en güzel kızları burada.
- Futbol, Müzik, Dans. Brezilyada bu üçlüyü hayatınızın içinde hissedeceksiniz.
- Alışveriş için hediyelik eşyalar, yağlıboya resimler ve özellikle pırlanta ucuz (Stern mağazası) Bir anektod; bir alana bir bedava promosyonuna kapılarak, bir karısına bir de sevgilisine aynı kolyeden alan arkadaşımın gazabını hatırlıyorum. Akmerkez s-cafe’de tesadüfen karşılaşan bu iki kadın birbirlerine nerden aldınız? diye sorarlar veee…… Offf off. Arkadaşımın cezası, 40’ından sonra hayata yalnız ve sıfırdan devam etmek. Devam. İstatistiklere göre her iki Brezilyalıdan biri dans okuluna gitmiş, gidiyormuş. Zaten Rio festivali de bu dans okullarının gösterisi ile doğmuş. 70-80 seçkin dans okulu 45'şer dakikalık geçit töreni düzeninde, juri önünden geçiyor. Halkın çoşkusu da hesaba katılarak karnaval birincisi seçiliyor. Velakin bu dans okulları konusunda gözlemim şudur; Mektepliler o kadar kurallarla dans ediyorlar ki, dans, sanki ruhunu kaybediyor. Oluyor sana Ront veya modern Folk. Her şey show’a dönük yani. Bu nedenle bana okullular sanki dans ederken eğleniyor gibi değil de “bakın biz ne güzel dans ediyoruz” diye sağa sola hava atmaya çalışıyorlarmış gibi geliyor. Kalabalık pistlerde çok eğlenirim mekteplileri seyrederken. Bir ki üç sol, iki adım öne, iki adım ge... küüt çartptın işte!. Haha. N’aber? Ne bilim. Kıskanıyor da olabilirim onları. Gerçi ben de okulu denemedim değil. Küçük ablamın bunalım dönemlerinde birlikte Tango dersi almıştım. Aklımda tek kalan, o kadar kızın arasında olmama rağmen birini bile tavlayamadığım. Kurs bitince öğrendim ki hem soyadı benzerliğinden hem de çok kavga ettiğimizden bizi karı koca sanmışlar. Pööh! Umurumdaydı.

Aklıma takılanlar;
- Arabaların büyük bir çoğunluğu “Alkol” ile çalışıyor. Yolda kaldın, gir bara, dök votkayı çalışsın.
- Biralar genelde 1 litrelik şişelerde.
- Havasından mıdır suyundan mı bilinmez ama etlerinin tadı biraz farklı. Aynen sebze ve meyveleri gibi.
- Feijoada popüler yemeği ama içinde domuz ve Hindistan cevizi yağı kullanmaları bize uygun gelmeyebiliyor
- Her mahallenin bir restoranı var. Mahalleli kadın-erkek, çoluk-çocuk her akşam bu restoranlarda.
- Açık büfe restoranlarda fiyatlandırma kilo ile. Kaç gram yediysen o kadar para ödüyorsun
- En popüler içki, kristal şeker ve lime ile yapılan Caipirinha, Çakma Mohito diyebiliriz.
- Eğlence de Beyoğlu’nu arıyorsanız rotanız LAPA, Rio festivali kopyası da Plataforma’da

Nereleri görmeden dönmeyeceğiz?
The Statue of Christ the Redeemer ( Kurtarıcı Isa Heykeli ) :

Dünyanın en ünlü görülmeye değer yerlerinden biridir. 600mt'lik dağın tepesine tramvayla yukarı çıkabilir ve çok güzel bir Rio de Janeiro panoramasına sahiptir.. Her gün sabah 09.00 aksam 06.00 arasında açıktır. Sugar Loaf Mountain ( Şeker Kamışı Dağı ) :
Teleferiklerle harika bir manzaraya sahip olan Rio de Janeiro' nun en tepe noktasına çıkarır Maracana Stadium ( Maracana Stadyumu ) :
200.000 kapasiteli dünyanın en büyük Maracana Stadyum'u Eğlence için;
Plataforma:
Rio karnavalının showları var. adresi Rua Adalberto Ferreira, 32 / Leblon, bunun dışında eğlence için Mistura Fina, Club Six, Loco, Mariuzinn, Sacrilegio, Casa de Matriz, 00 ve Bombar'ı tavsiye ederim. Hepsi taksi şoförleri tarafından bildik yerler. Alışveriş için;
Rio Sul, Fashion Mall ve Latin Amerika’nın en büyük alışveriş merkezi Barra Shopping alışveriş zevkinizi tatmin edecektir.

Resimler için; http://picasaweb.google.com.tr/baracudacem/Brezilya#
Tur için; 6 Günlük tur millerle 369 € http://www.baracuda.com.tr/TurDetay.asp?id=545

Detaylar;
Brezilya Federal Cumhuriyeti Güney Amerika'da yer alan, kıtanın en büyük ve en kalabalık ülkesidir. Uzun bir Atlas Okyanusu kıyısı vardır. Komşuları, güneyden kuzeye: Uruguay, Arjantin, Paraguay, Bolivya, Peru, Kolombiya, Venezuella, Guyana, Surinam, Fransız Guyanası'dır. Brezilya Bayrağındaki sarı, topraklarından çıkartılan altını, mavi denizi ve yeşil ormanları temsil eder. 1500 yılında Portekizli denizci Pedro Alvares Cabral tarafından keşfedilen Brezilya, Portekiz kolonisi iken 1822 yılında bağımsızlık ilanından sonra Brezilya İmparatorluğu ve 1889 yılında ise başkanlık sistemiyle yönetilen Brezilya Federal Cumhuriyeti haline dönüşmüş. Resmi dili Portekizce olan Brezilya’da başkan, milletvekilleri, senatörler, valiler, belediye başkanları, eyalet ve şehir meclisleri üyeleri dört senede bir yapılan seçimlerle belirleniyor. 110 milyon seçmenin katıldığı 2002 yılı seçimlerinden itibaren tüm bölgelerde elektronik seçim sandıkları kullanılmaya başlanmıştır.
Nüfusu 1 milyonun üzerinde on üç şehri olan Brezilya’nın en büyük şehirleri Sao Paulo (11 milyon) ve Rio de Janeiro’dur (6,6 milyon).
Kişi başına gelirin 13.000 dolar olduğu nüfusunun %81’i Katolik, %18’i Protestan, %1’i ise Müslüman ve Musevidir. Beş kez Dünya şampiyonu olduğu futbolun yanı sıra voleybol, basketbol, tenis, yüzme, plaj voleybolu, sörf, otomobil yarışları ve yelkencilik Brezilya'nın Dünya çapında başarılar elde ettiği spor dallarıdır. Ayrıca Capoeira ve samba, özellikle ülkenin Afrika kökenli kültürünün, bütün dünyada dikkat çektiği folklorik etkinlikleridir. Dünya Futbolu'na önemli oyuncular katmıştır ve katmaktadır. Yüzölçümü: 8.514.877 km², Nüfus: 200.000.000, para birimi Real, 1 Dolar=1,80 Real, Saat farkı : Yaz aylarında 6 saat, kış aylarında 4 saat, Resmi dil: Portekizce, Sıcaklık: tropikal bir iklim hakimdir. Araklıktan-Marta kadar süren yaz ayalarında sıcaklık 25- 40 derecedir. Kış aylarında ise, 20-30 derecedir

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 194
Toplam yorum
: 150
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 4220
Kayıt tarihi
: 23.01.07
 
 

Kayseri doğumlu, 1977'den beri Sektörde (Otel, Çarşı, Yurtdışı Acente, Profesyonel Turist Rehberi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster