Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mart '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
171
 

Güzel sanatlar

Güzel sanatlar
 

Deniz gören, kıyıya yakın, cümle kapısının trafiğe kapalı bir caddeye açıldığı, iki adımda ayaklarını suya sokabildiğin, tenha, müstakil olmadı çiçekli balkonu geniş, sobalı bir eve taşınmaya meylediyorum...

Ev sahibi efendiden biriyse kira da olur!

 

Gece vakti aklıma gelenlere bak!

Bizim mahalle de tenha sayılır oysa... Sokaktan ara ara geçen araçların motor gürültülerini, aşka gelip yüksek sesle şarkı söyleyen yanık sesli komşumu, kime ait olduğunu bilemediğim horlamaları saymazsak “çıt” yok...

Sabahları ötüp bize “ha yaşa” dedirten, gül cemalini göremediğimiz, bitişik balkonlardan birinde gizli gizli bakıldığından şüphelendiğim gizemli horozumuz bile var...

 

Balkonda horoz mu beslenirmiş, uyduruyorsun diyeceksiniz...

Eve geldiğinde hem renk, hem karakter değiştiren, bukalemuna bakan fakat baktığının bukalemun olduğundan bihaber insan var!

 

Öyle bir evin kirası kaç para acaba?

Hem neden kiraya versinler ki? Kendileri oturur... Belki çok zenginlerdir... Olamaz mı? Belki babalarından kalan denize bakan evlerin kiraları ile geçiniyorlardır... Belki bu yaşlarına kadar hiç çalışmamışlardır... Sıkıştıkça evlerden birini satıyor, para bitene kadar günlerini gün ediyorlardır...

Laf benimki de, o kadar evin kirasını toplayan adam sıkışmaz ki!

Belki hayat en çok onları sıkıştırıyordur...

Bilinmez ki!

 

 

Neyse... Edirne’de ellili yaşların sonlarında, görmüş geçirmiş, defalarca geçtiği feleğin çemberi ile arkadaş olmuş, mukallit, ağzı laf yapan bir ağbim var, ismi Mustafa...

Yetmiş beş yaşında bir arkadaşı ile minibüse biniyorlar...

Muavin geliyor...

Mustafa ağbi parayı uzatıyor arkadaşını işaret edip; “ iki öğrenci” diyor...

Muavin bir paraya, bir Mustafa ağbiye, bir yetmiş beş yaşındaki adama bakıyor...

“Yahu” diyor “ Sizin nereniz öğrenci?”

Mustafa ağbi kükrüyor; “ yahu kardeşim, okumanın yaşı olur mu?!”

Minibüstekiler basıyor kahkahayı...

Muavin afallıyor...

Beş dakika sonra hangi bölümde okuduklarını soruyor... Yetmiş beş yaşındaki adam gülerek cevap veriyor;

“ Güzel sanatlar!”

 

 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, senin bu yazıların var ya! Çok iyi geliyor. Hani dünya yıkılsa yanımızdan akıp geçen derenin sesini hala duymaya devam edebiliriz. Selamlar olsun

TC kaan kartal 
 09.03.2012 12:38
Cevap :
Çok teşekkür ederim Sevgili Kaan, selamlar : )  10.03.2012 21:24
 

Gülcü, hiç güleceğim yokken nasıl güldürdün beni, bi bilsen!.. Senin Mustafa ağbin hiç yaşlanmaz arkadaş. Onunla arkadaş olan da yaşlanmaz. Şu ev... hani; araba geçmeyen sokaktan, alsam mı, kiralasam mı dediğin. Bulursan bi haber sal. Bi çayını içmeye geleyim. He mi? Hadi, sağlıcakla kal hep.

hazandagüzeldir 
 09.03.2012 10:06
Cevap :
Nasrettin Hocanın canı çorba çekmiş de o esnada kapı çalmış, gelen elinde tasla komşunun oğluymuş... Ona benzedi durumumuz! : )   10.03.2012 21:26
 

Şu soğuk, dört duvarlı yaşamlarımızı; güzel mekanlarda yeşillendirmeyi kim istemez ki?Ve tabiki yine çok güzeldi hayatı anlatışınız.Sevgiler...Saygılar...

Berna AYTAC 
 09.03.2012 10:00
Cevap :
Çok teşekkür ederim, selamlar : )  10.03.2012 21:30
 

Mustafa Ağabi ve 75 lik delikanlı çok yaşasın bee yaa...geceden beri gülüyorum...eyvallah...

nedim üstün 
 09.03.2012 7:50
Cevap :
75’lik güzel sanatlar öğrencisi ile tanışma imkânım olmadı henüz... Onlarla yetmişliklerin süslediği sofralarda sohbet etmek var... : )  10.03.2012 21:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1280
Toplam yorum
: 7730
Toplam mesaj
: 187
Ort. okunma sayısı
: 1093
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster