Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Kasım '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
392
 

Güzel şeyler?

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "PKK konusunda güzel şeyler olacak" deyince aklıma nedense hemen "Acaba hangi taraf için, Türkiye Devleti için mi yoksa PKK için mi?" sorusu geldi.

Daha sonraki gelişmeler "Güzel şeylerin" aslında PKK için olduğunu kanıtlar nitelikte. PKK, yıllarca silahla yapamadığını "güzel şeyler" sayesinde son dönemde rahatça yapmaktadır.

PKK' lılar kahramanlar gibi seçim otobüslerinde tur atmakta, emekli generaller aylarca içeride hapis yatarken PKK' lılar 15 dakikada serbest kalmakta, gaziler madalyalarını iade etmekte, şehit anneleri çocuklarının boşa öldüğü hissine kapılmaktadırlar.

Herşey A.B.D' nin bölgede yeniden şekillendirmeye çalıştığı bir dizaynın ürünüdür. A.B.D Irak'ı bölmeyi yıllar öncesinden kafasına koymuş ve bunun en kolay Kürt' ler aracılığı ile olacağına göre hesap yapmıştır. Bu amaçla Irak'ı böldükten sonra kuracağı kukla hükümetin piyonları olarak Talabani ve Barzani' yi belirlemiş ve oyun dışına ittiği APO' yu paketlemiştir.

Ancak evdeki hesap çarşıya uymamış, T.C devleti bu şansı lehine kullanmayı becerememiş ve APO yeniden sahneye çıkmıştır. Apo' nun teröristleri Kuzey Irak yönetimine sorun olmasın diye bu kezde onları Kandil'den uzaklaştıracak "Kürt Açılımı" devreye sokulmuştur. Bu açılımın başarılı olma şansıda yok gibidir. Çünkü DTP' liler daha ilk günden zafer çoşkusuna kapılarak anlayışı en kıt olan ortalama bir Türk' ün bile aklını başına getirecek ağmaklık yapmıştır.

Geçmişte yaşananlar göstermiştir ki; A.B.D, gelecek 20-30 yılı başarılı şekilde planlarken uygulamada tamamen başarısız olmaktadır.

Irak'ı kolayca işgal eden A.B.D şimdi buradan kaçmanın yolunu aramaktadır. Çünkü savaşlar ordular yenilince değil, halkın direnme gücü kırılınca kazanılmaktadır.

Irak'ta halkın direnme gücü halen ayaktadır. Türkiye' dede 25 yıldır süren PKK ile mücadelede bu direnme gücü varken son yıllarda bu kırılmak istenmiş ve önemli ölçüde kırılmıştır. Yandaş medya bir gün orduyu, bir gün laik kesimi, bir gün cumhuriyeti topa tutmaktadır.

Tüm bunlar olurken hesaba katılmayan şey; emperyalizmle yatağa girenin elinde genelde emperyalizmin cinsel organından başka bir şey kalmadığı gerçeğidir.

Kurtuluş Savaşında Vahdettin direnmek yerine teslimiyeti ve emperyalizmin planlarını uygulamayı seçmiş ve kaybetmiştir. Günümüzde de birileri "güzel şeyler" seçerek kaybedebilir.

Bu mücadeleyi, rüzgarla aynı yönde hareket edenler değil, rüzgara karşı duranlar kazanacaktır. Rüzgara direnenler tarihte saygıyla anılırken, rüzgara boyun eğenlerin "hain olup olmadıkları" tartışılacaktır.

Bu şahsiyetler hain olmasa bile emperyalizmin oyunlarını göremeyip kendinin yaptığının doğru olduğuna inandırılmış, öngörüsüz ve çapsız insanlar olduğu ortadadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazılı ve görsel medyada bu konular o kadar gereğinde fazla tartışılıyor, o kadar halkı bölecek biçimde ele alınıyor ki, insana hem bıkkınlık geliyor, hem de bu işin arkasında yine İngiliz ve Amerikan parmağı var, dedirtiyor! İkisi de kötü bizim için. Çünkü Türkiye bu tartışmalarla hem bölünüyor, hem de yine kaygan bir zemine sürükleniyor. Ve her tartışmaya katılmak, onu çekip uzatmakla bu ateşe bir odun attığının farkında olmuyor kimseler. Yine, kimsecikler kalkıp şunu sormuyor kendi kendilerine: Bu tartışmaların sonu nereye varacek ve 1980 darbesini hazırlayan ortam oluşunca bizim hâlimiz n'olacak?! O günlerden ders almış biri olarak, yangına benzin taşıyan hiçbir yazı yazmadım, tartışmaya girmedim! Herkesi şuna ikna etmeye çalıştım: Hiçbir şey medyada konuşulduğu gibi değil. Kapalı kapılar ardında, sunulan senaryodan daha farklı biri oynanıyor. Oyun bittiğinde, sahnede bölünmüş, harabeye dönmüş bir Türkiye ve yetim bebekler kalacak. Herkesi bu bilince davet etmek lazım. Saygıyla...

Mehmet Sağlam 
 16.11.2009 21:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 35
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 416
Kayıt tarihi
: 26.10.06
 
 

1968 doğumluyum. Üniversite mezunuyum.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster