Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mayıs '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
280
 

Güzelleme

Güzelleme
 

Karanlık yollardan geldim. Yorgun argın geldim. Çok yaralandım, içim acıdı.

Güneşi gününü aşmış, sıcak bahar günleri. Her bir koku, her ışık bir şeyler hatırlatıyor bana çocukluğuma, geçmişime dair. Daha fazlasını anlatmak güç, çoğunluk hüzün, bazen de sevinç.

Yaz gecelerini, yaz günlerinden daha çok sevdim aslında, yazı da kıştan fazla. Bahar sabahlarını da hepsinden fazla belki. Sokaklarda şarkı söylemenin bizi heyecanlandırdığı günlerde, büyük umutlarla hayata bakıyorduk. Yaşadıklarımız, o günü anlamlı, özel kılmak, farklı olmasını sağlamak içindi pek çok defalar. Hayaller, heyecanlar, daha çok yapmayı kurduklarının mutluluğu.

Şimdi pek çoklarına göre çok genç, bazılarına göre çocuk da olsam, o eski heves, o eski heyecan, güç yok içimde. Etrafımdaki insanlara, yaşıtlarıma bakıyorum, pek de farklı değil durumları. Ömrümüzün o en genç, en hareketli dönemini geçirdik galiba. “Şimdi” de güzel aslında ve eminim on sene sonranın “şimdi”sinde de güzellikler olacak o yaşımla ilgili. Öyleyse bu gelip üzerime çöreklenen yitirmişlik hissi de ne? Bir ömür böyle mi geçecek yoksa? Yani on sene sonra da bu günler için mi özlemlerim olacak?

Yine çocukluğumdaki gibi ağaçlara tırmanabilmek, parendeler atabilmek, futbol oynarken yorulmamak isterdim. Günler geçiyor. Her gün bir şeyler katıp, bir şeyler götürüyor bizden. Baharlardan, yazlardan bir öncekinin nasıl geçtiğini hatırlamadığımız kara kışlardan geçiyoruz. Önceleri günlerin yerini haftaların, sonralarıysa ayların aldığı tek düze döngülerle birlikte akıp gidiyor hayatımız. Başlarda edinmek için çabaladıklarımız sonra bizim sahibimiz oluyor.

Bir yandan da sürekli bağlanıyoruz. Eski yerlere, eski insanlara bağlanıyoruz. Ömrümüzün bir kısmı da onları arayarak, onlara kavuşmak isteyerek geçiyor. Oysa her şey değişiyor. Yani ne o aradığımız, özlediğimiz eskisi gibi ne de biz. Onların peşinden koşarken şimdikileri eskitiyor, kaybediyoruz. En doğrusu , en güzeli şimdiyi yaşamak; bunu da erdemli bir şekilde yapmak; gerisi de fasa fiso galiba.

Evlerin üzerinde martıların uçtuğu bir sahil şehrinde elinde şarap hamakta sallanmak ne kadar güzelse, güneşli bir günde kısıp gözlerini, yalatıp yüzünü rüzgara ve o anı yalnızca o anı düşünmek de hiç de aşağı kalır değildir aslında. Sonra o eski şiir;

"... An ki fıskiyesi sonsuzluğun

Keşke yalnızca bunun için sevseydim seni." *


* Gece Bitkilerinden, Cemal Süreyya

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ağızda oldukça hoş tatlar bırakan bir yazı. Aşağı yukarı hepimizin hissettiği gibi... Bende çok değerli bir şair ve yazarla zengişleştirmek istiyorum bu yorumu. Yazının son bağlamına ithafen, yani ana konuya ithafen. #9472028 !? "ömür dediğin üç gündür / dün geldi geçti, yarın meçhuldür/ o halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür" Sevgilerimle.

Ayrıntıda gezinmek 
 25.05.2007 0:06
Cevap :
Sevgili Ayrıntıda gezinmek; Yorumuna teşşekkür ederim. Ali Poyrazoğlu'na, Bülent Ortaçgil'in 1991 tarihli Zamana Sıkışmış adlı şarkısıyla yanıt veriyorum; Dün bir ip geçirmiş boynuma, yakalamış sımsıkı Ardımdan sesleniyor: "Sen hiç bırakma bizi!.." Dünü dinle, unutma sakın! Onu çözmek zorundasın Yarın ellerimden tutmuş, koşuyoruz ardarda Yollar yollar boyunca, hep bulutlara doğru Yarını dinle, unutma sakın! Onu görmek zorundasın Bugün omuzuma çökmüş,sevimli ama çok ağır Tepemden bağırıyor: "En güzel an budur!.." Bugünü dinle,unutma sakın! Onu yaşamak zorundasın  25.05.2007 19:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 333
Kayıt tarihi
: 25.02.07
 
 

Çok fazla yazacak şey yok aslında. Doğdum, büyüdüm, okul, okul, okul. Bir şeyler düşünüp, bir şeyler..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster