Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ekim '06

 
Kategori
Kozmetik
Okunma Sayısı
1372
 

Güzelliğin on para eder mi?

Güzelliğin on para eder mi?
 

Daha güzel olmak ister misiniz? Ya da daha daha güzel??? Bir çok insanın buna vereceği cevap "evet" olacaktır. Bunun son noktası nedir peki? Neden daha güzel olmak istiyoruz? Belki de güzelliğin, günümüzde bir çok kapıyı açan bir anahtar olduğunu kavradığımız içindir. Elbette, bu anahtarı kullanıp kullanmamak kişisel bir tercih. "Güzelliğin on para etmez. Bu bendeki aşk olmasa" demiş Aşık Veysel... Güzelliğin, karşıdaki insanda uyandırdıkları, bu kavramı önemli kılıyor bir şekilde. Güzellik kavramının, yaşamlarımızda ne kadar önemli bir rol oynadığını, hepimiz yaşayarak öğreniyoruz ya da bize öğretiliyor, biz istesek de, istemesek de...

Geçen akşam "Extreme Makeover" isimli bir program seyrettim. Kısaca anlatayım. Kendi fiziksel özelliklerinden, bir şekilde memnun olmayan insanlar, programa başvuruyorlar. Hepsi de çok "mutsuz" ve "umutsuz" görünüyorlar. Sonra, bir takım estetik cerrahlar, bu kişileri inceliyorlar. Sonra da burnunu, çenesini, gözlerini, göğsünü, poposunu, dişlerini, kısaca aklınıza gelebilecek heryerlerini düzeltiyorlar!!!! Diyet, kuaför ve kılık kıyafet düzenlemesinden sonra da, limuzinlere bindirip (çünkü onlar artık güzel ve limuzine binmeyi hakkediyorlar!!), ailelerine bir film yıldızı edasıyla sunuluyorlar... İnsanlar çığlıklar atıyor, deliler gibi alkışlıyorlar.. İşte o anda, tamamen fiziksel olarak yenilenmiş olanın yüzünde öylesine gurur dolu bir ifade dolaşıyor ki.. Gözleri ışıl ışıl.. "Artık ben de güzelim. Beni yepyeni bir hayat bekliyor. Savulun ben geliyorum" diye düşüncelerini paylaşıyorlar, onu izleyenlerle. Değişen ne?? Sadece dış görünüm. Ama dünyaları değişmiş gibiler. Yokluğu bu kadar mutsuz eden güzellik, onlara ne kadar mutluluk getirecek??

Bu güzellik konusu uzun süredir kafamı kurcalar zaten. Eski güzellik kavramlarının yerlerini yenilerinin aldığı, yeteri kadar yazıldı çizildi zaten. Ama problem şurada başlıyor. Hem toplum kendi içinde, hem de görsel ve yazılı basının olayı pompalamasıyla, güzellik, aynı zamanda ciddi bir sektör haline geldi. Zayıflatıcı haplar, selüliti yok ettiği iddia edilen kremler, kırışıklıkları önleyici ürünler, dudak dolgunlaştırıcılar ve elbette estetik cerrahi... Bu, özellikle de kadınlara dayatılan bir durum. Her zaman temiz ve bakımlı olmak, her kadın ve de erkeğin kendisiyle ilgilenmesi, elbette olması gereken bir durum. Ama sadece bunlar yetmiyor. Özellikle kadınların, daima ince, selülitsiz, uzun bacaklı, iri göğüslü, kırışıksız vs. vs. olması bekleniyor. Uzun bacak ne kadar önemli olabilir ki; eğer bir atlet değilsen??? Eğer bu sayılan özellikleri taşımıyorsanız da, ayna karşısında kendisine umutsuzca bakan ve bedeniyle barışık olmayan kadınlar haline dönüşüyorsunuz. Her zaman daha güzel ve zamanın yıpratmalarından uzak, biyonik bir kadın olmanız dayatılıyor size. Siz, hiç bir erkek dergisinde "Hadi beyler! Yaz geldi,şu popoyu göbeği bir eritelim!!!" şeklinde bir yazıyla karşılaştınız mı? Erkekler tarafından yazılan güzellik kanunları, bir şekilde kadınları da etkisi altına alıyor.

Kurallarını erkeklerin koyduğu bu kanunlar, elbette "göbeksiz erkek balkonsuz ev gibidir!!" ya da "kadınlar, kel erkekleri daha seksi bulur!!!" gibi süslemelerle de, erkek dünyasında korkunç bir özgüven fırtınası estiriyor. Öyle ki, kadınlar kendi aralarında konuşurken bile kadın vücudunun "daha estetik" olduğu konusunda birleşirler. Bu, elmayla, armutu karşılaştırmak gibidir. Çünkü, gerek anatomik yapı olarak, gerekse sert hatlarıyla, düzgün bir erkek vücudu da en az kadın kadar estetik ve güzeldir. Ya, kadınların, daha çok kadınlara bakması durumu?? İşte onu hiç anlayamam:)) Rakiplerini gözaltında tutma içgüdüsüdür büyük olasılıkla.. Ve egoları tavanlarda gezen bir takım adamlar, kendi hallerine bakmadan, hep en güzel, en seksi ,en bakımlı kadınları isterler yanlarında. Bir süs bebeği gibi. Haa ,bu tarz kadınlar da, onlarla paraları için beraber olur genelde. Simbiyotik bir yaşam sistemi örneği.

Güzelliğin, "geçer akçe" olduğu şu günlerde, yaşamdaki yatırımlarını sadece güzellik üzerine kuran bir yığın genç kadın var ortalıkta.. Her gün de yenileri ekleniyor. Güzel, ama boş.. Çünkü onlar, okullarda okurken öğretmenleri ve arkadaşlarının "onun ne kadar güzel" olduğunu söylemeleriyle büyüdüler. Sonra iş ararken bu durumun, onlar için avantaj olduğunu gördüler. Erkekler tarafından hemen farkedildiler. Ve bu zaafı da sonuna kadar kullandılar, kullanmaktalar. Ama salt güzelliğin yetmediğini, onlar da elbet bir gün gelip anlayacaklar. Eğer anlamak isterlerse...Ya da gene zaman öğretecek!!!!

Bir de tam tersi kadınlar da vardır... Fiziki güzelliklerin gelip geçici olduğunun farkında olan ve bununla övünmeyi anlamsız bulan. Elbette kendine bakan ama asıl beynini güzelleştirip zenginleştirmeye çalışan, bedeniyle barışık olan kadınlar. Çünkü aslolan salt fiziki güzellik olsaydı, bugün tip olarak daha vasat görünen!!! kadın ya da erkekler dünyanın en güzel insanlarına tercih ediliyor olmazdı.

Elbette, estetik cerrahiye karşı değilim. Son derece önemli durumlarda devreye girdiğinde, gerçekten de mucizevi sonuçlar vermekte çünkü. Örneğin; yarık damak-dudak problemi olan bir bebekte, meme kanseri yüzünden göğsü alınmış bir kadında ya da vücudu yanmış bir genç kızda... Ama onun dışında insanların bedenleriyle bu kadar uğraşmasını cidden anlayamıyorum. Zamanın bize getirdiği deformasyonları en aza indirmek için dengeli beslenme, spor, huzurlu bir yaşam tarzı ve en önemlisi aynaya baktığında kendimize gülümseyebilmemiz, bizi zaten dünyanın en güzel insanı haline getirir bence....

Kendisiyle barışık bir insandan daha güzel bir şey düşünemiyorum:) Ya siz???

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Siz son cümlede gayet açık yorumlamışsınız güzellik kavramını. Yazılarınızın bir yada ikisini okumuştum bu gün tamamiyle inceleme fırsatım oldu. Sizinde kendinizle barışık bir insan olduğunuz inancındayım. Aslında yorumun dışına çıktım ama, yazılarınızın bir kısmını daha okumak için kaydettim. İçten yazılarınızın devamını bekliyorum. Sevgi ve saygılar.-Işıl-

Işıl 
 08.05.2007 10:16
Cevap :
Sevgili Işıl... Güzelliliğin, kendini kusurlarınla sevmek ve gülümsemeyi bilmekten geçtiğine inanıyorum. Böyle yaşayan bir insanın da çirkin olabileceğine inanmıyorum. Evrensel ya da zamansal güzellik tanımlamaları beni ilgilendirmiyor. Kendimle barışık olma konusunda oldukça fazla yol aldım. Tabii ki bu süreç her zaman devam etmeli. Güzel ve beni onore edici yorumunuz için çok teşekkür ederim. Ben de en kısa zamanda sayfanıza ziyarete geleceğim:) Sevgilerimle...  08.05.2007 12:22
 

yanlış bir tıklama sonucu bu yazına geldim ve okudum. Kurallları erkekler koymuyor aslında kural koyucu da, uygulayıcıda, yargılayıcıda kadınlar. Eşitliğe inanıyorum. Yazıda da belirttiğin gibi rekabet sonucu veya başka duygular olabilir. Ama bir yerde okumuştum bayanlara en çok bakanlar ve inceleyenler yine bayanlarmış. Fiziki özellik mutlaka bir etkendir o nedenle de kadın ve erkek boy boy, tip tip ve huy huy yaratılmışız. Her insan güzeldir özünde sadece gülmek yeter. Gülen çirkin birisini gördün mü ve tanıyor musun? Mutlaka bir sempatiklik katıyor çehresine... gülen yüzlere diyelim.

erol aslan 
 31.03.2007 18:05
Cevap :
Bu görüşüne katılmıyorum ne yazık ki... Eğer dediğin gibi kuralları koyan kadınlar olsaydı, hiç bir kadın selülitlerini, saçlarındaki beyazları, vücudundaki tüyleri dert edeceği bir sistemi dayatmazdı, emin olabilirsin...Hiç bir konuda eşit olmadığımız gibi bu konuda da değiliz ne yazık ki... Ortalık , göbeğini gülerek sıvazlayan erkeklerden geçilmiyor çünkü... Gülümsemekle ilgili yazdıklarında hemfikiriz ama:) Gülümseyen bir yüz her zaman güzeldir. İnsanın içini ısıtır. Herşeyden önce kendimize gülümseyebilmeliyiz...Yorumun için teşekkürler...  31.03.2007 21:01
 

Sizin gibi estetiğe karşı değilim..sadece bunun abartılmasına karşıyım..bende bir ameliyat geçirdim çünkü gerçektende sorunluydum..bunu belli bir zamana kadar takmasamda sağolsun insanlar hiç unutturmadılar bana..şimdi daha mutluyum :)

ilknur ?en 
 30.01.2007 11:52
Cevap :
Sevgili İlknur , Gerçekten bir de sizin söylediğiniz tipte insanlar vardır değil mi? Siz takmazsınız, ama bir şekilde sürekli -örneğin burnunuzu yaptırıp yaptırmayacağını- sorulup durulur bıkmamacasına...Estetiğe karşı değilim. Sadece zorunlu durumlarda yapılmasını daha doğru buluyorum..Onun dışında, kendinden tanrıça yaratma çabalarının, mutsuzluk ve tatminsizlik yarattığını düşünüyorum. Katkınız için teşekkürler. Sevgilerimle.  30.01.2007 13:28
 

Merhaba, sonuç olarak "kendisiyle barışık bir insandan daha güzel bir şey düşünemiyorum demişsiniz" ya, "ben de" diyorum sadece. Benzer temada bir yazı da ben yazmıştım hatta, "Size amca diyebilir miyim abi" başlıklı... (şimdi reklamlar!) Elinize sağlık. ("Elinizden sağlık" mı demeliyim aslında?!) Çok selam..

Murakami 
 19.10.2006 17:27
Cevap :
Reklamını:)) yaptığınız yazınızı az önce okudum.Cidden benzer konulara değinmişiz.Eee aklın yolu bir ne de olsa ,değil mi? Katkınız için teşekkürler ve sevgiler:)  19.10.2006 19:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 1402
Toplam mesaj
: 249
Ort. okunma sayısı
: 1638
Kayıt tarihi
: 04.10.06
 
 

30 yıldır Antalya'da yaşıyorum. Akdeniz Üniv. Tıp Fakültesi mezunuyum. "Tıbbiyeden her şey çıkar, ar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster