Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Haziran '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
311
 

Güzellikler hızla giden aracın altındaki yola benziyor

Güzellikler hızla giden aracın altındaki yola benziyor
 

Çağ yangını diyordu ve ne güzel tespit ediyordu, çağ yangını yakıyor hepimizi. Elimiz kolumuz bağlı sevmekten ve sevilmekten uzakta yaşıyoruz. Kalbimiz kırık, tat alamıyoruz hayattan. Öğretilmiş şeyleri yaşamaya çalışıyoruz, biz küçükken merak ve hayretle izlediğimiz insanlardan olmaya çalışıyoruz. Olduğumuz zaman bize boş geliyor, samimiyet eksiği bütün mutluluğumuzu etkiliyor.

Roman okumak istiyorum, eskiden okuduğumda dünyadan kopardım ve kendimi o büyülü kaf dağında huzurlu hissederdim ama şimdi nedense okuyamıyorum da.

Ruya gibi uçan yıllar deyip duruyorum, bir şarkı dilime yapışmış kalmış atamıyorum.

Ruya gibi uçan yıllar, durun durun biraz.

Durmuyor ama durmadığı gibi bizi de ezip geçiyor.

“Bir gömlek diktirdim kolu düğmeli

Herkes kaderine boyun eğmeli.”

Bizim buralarda hayat işte böyle yaşanıyor. Alaturka diyorum sonra hayatımız alaturka. Aman zaten alaturka, değişmeyecek bizim bu kaderimiz vesselam. Zengini zengin gibi değil fakiri fakir gibi değil.

Sonra aklıma hüzünlerim geliyor, ne kadar çok hüznümüz var, kendime dair bir şeylere üzülmeye vakit yok adeta. Yaşamaya vakit yok, ne aşkı, ne mutluluğu ve belkide Hilmi Yavuz haklı; bize en yakışan şey hüzündür,

“Hüzün ki en çok yakışandır bize

ve belkide en çok anladığımız” .

Neye üzüleyim, sekiz yiğit vurulmuş ona mı yanayım, kimse için değer taşımadıkları aşikar olan bu gençlerin hesabını kime soracağımızı bilemeyişimize mi yanayım. Onların anneleri babaları acıyı içleştirmek zorunda kalacaklar, yaşamları onların boğazına düğüm düğüm duracak hep. Zaten ateş düştüğü yeri yakıyor ve Allah’tan rahmet dilemekten başka hiçbir şey yapamıyor olmak ne acı.

Bir acayip ülke bizim ki: Dün Konya’da yürürken Selçuklu belediyesinin yol yapım çalışmasını gördüm, tam bir buçuk aydır uğraşıyorlar bu Aydınlık Evler Mahallesinde. Bir türlü bitiremiyorlar, kimse hesap sormuyor, o yetkililer nasıl yatıyorlar, nasıl uyuyorlar, hiç gece akıllarına o yollar gelmiyor mu?

Yollar berbat, yollar daraldı, yollar bozuldu, asfalt kayboldu, kaldırım bozuldu. Zaten artık belediye bir şey yapacak mı, beni bir korku sarıyor. Aman yapmasalar, yine mahvedecekler, eskisi gibi kalsa, demeye başlıyorum.

Bir gariban çocuk yola inse ve bir trafik canavarı gelip o çocuğu alıp gitse aramızdan. Sanki kim takar, kime hesap sorulur, dava açacak makam bile bulamazsın, sen sevmekten bahsediyorsun be kardeş, öyle mi? Her yerde aynı sıkıntılar ülkemin ufuklarında ışık zannettiklerimiz zifirleştiriyor dünyamızı.

Hüzünlü gurbet, bizimkisi hem de öz vatanında gurbette yaşamak bunun adı. Arabesk bir hayat, alaturka bir hayat ama burada can pazarı var, burada canın kıymeti yok boşu boşuna kaybolup gitme var. Kimsenin hesap soramadığı acayip bir sistem var.

Bir sürü genç kaybolup gider bu ülkede. Ne yazık ki gösterime girmiyor bu film, hiçbir sinemada oynamıyor ve aslında bu hayatın filmi de yapılmıyor.

Bir kalp kırgınlığı, ter kokulu bedenlerin arasında yarınlar arayıp durma savaşı bizim ki.

Kim anlayacak derdimizden, evet basit bir yanıt, kimse anlamaz.

Güzellikler hızla giden aracın altındaki yola benziyor, çok çabuk geçip gidiyor ve sonrasında kadim toprakların bilmem nerelerde yazılmış tiyatroları oynanıp duruyor. Fikret Başkaya haklıydı, bu az gelişmişliğin sürekliliği idi ama anlatamadı, anlatamaz da…

Kim anlatabilir ki?

Sarılığı hiç geçmiyor sanki bizim toprakların yapraklarının…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 514
Kayıt tarihi
: 21.11.06
 
 

Ben bir özel şirkette Basın Halkla İlişkiler Müdürü olarak görev yapıyorum. İktisat ve Turizm okudum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster