Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Eylül '09

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
770
 

Ha? (2)

Ha? (2)
 

Bağdat Caddesi.

(Bilmeyenlere dip not: Bağdat Caddesi; İstanbul'un, pahalı kafeleri, mağazaları, arabaları ile ünlü caddesi. Bazılarının gösteriş için, bazılarının gerçek anlamda belirli tarzlara sahip olduğu ve/veya olmaya çalıştığı yer.)

Her zamanki gibi araba ve insan trafiği gayet yoğun. Ben hızlı hızlı, kaldırımdan yürüyorum. Fosforlu belediye kıyafetinden giymiş, kepli bir 'amca' da başka bir 'amca'ya, park için manevra yaptırıyor: 'SAĞ YAP, SAĞ, TOPLA, GEEEEELL GEEL, GEEELLL, gelin, geliniz, gelir misinizzzz...' Bunu duyunca ve sahneyi görünce, beni yine alıyor bir gülme! Bu sefer yalnız değilim ama; 'manevracı amca'yla göz göze geliyoruz, onu da alıyor bir gülme!

***

Selâmsız Mahallesi.

(Bilmeyenlere dip not: Selâmsız, İstanbul'un ünlü ve tipik çingene mahallelerinden biri, filmlik...)

Sabahın 8'i falan, nereden baksanız. Pırıl pırıl ama keskin soğuk. Nefesinizi görebiliyorsunuz.

Derme çatma baraka evlerden birinden bir velet fırlıyor. 4 yaşlarında. Teninin karalığı, geninden geldiği kadar kirinden de geliyor, belli. Bu soğukta, cıbıl vaziyette fırlamış sokağa, pipisini sallaya sallaya yalınayak koşuyor. Üzerindeki tek şey petrol rengi bir ceket; yemek, çöp, sümük kurularından, rengi alacalı olmuş. Kolları falan küçük gelmiş zaten. Boyu da öyle; pipisi yetmiyormuş gibi çıplak poposu da arkadan çıkıvermiş kabak gibi. Ama önündeki düğme, itinayla iliklenmiş, lütfen! Bir de boynunda papyon arıyor gözümama ı ıh!

Yokuş yukarı koşuyor çocuk. Tam o esnada, her geçişimde hala ayakta durabildiğine şaşırdığım barakadan, bir çığlık! Bir ayağı çıplak, diğer ayağında parlak topuklu bir terlikle, allı morlu eteğiyle anası fırlıyor peşinden. 'Gel ulan buraya o... çocuğu!' Çocuk, zafer kahkaları atarak koşmaya devam ediyor...

Onlara bakacağım diye, kafam iyice sağa çevrilmiş. Bir yandan da yokuş aşağı yürümeye devam ediyorum. Sol taraftan iki yeni yetmenin gelmekte olduğunun farkında değilim haliyle...

Önümden santim farkla geçiyorlar, kafamı çevirmemle burun buruna gelmemiz bir oluyor. Sanki biraz önceki bıcırığın, büyümüş halleri. Geçip giderken, daha büyük olanı bağıra bağıra konuşuyor: 'Lannn, bu hatun benim eski manitaya benzemiyor mu?' Sabahın o saatinde etraftan geçen tek hatun benim, demek ki benden bahsediyorlar! Bir de ileride bir kedi var, bir de yukarıda hala pipisini sallayarak koşturan veletle, peşindeki anası var. Orada, birazdan bir dayak kokusu alıyorum ben zaten!

Başım yavaşça, yine sağ tarafa çevriliyor; bu sefer de bana laf atan yeni yetmelere bakmaya başlıyorum onlar uzaklaşırken. Yokuş aşağı yürümeye de devam ediyorum.

Biraz sonra daha küçük olan, diğerine yanaşıyor, sözde belli etmeden bana bakıp, dirseğiyle de arkadaşını dürtüyor: 'Hikmet Abi lan, senin hiç manitan olmadı ki!...'

***

Sevgiler, selamlar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Muhteşem! 10 numara 10! Dolu dolu bir hayat öyküsü okudum... sevgi ve saygımla...

yeşilsoğan 
 08.09.2009 14:02
Cevap :
Kimin hayatının öyküsü? Benim mi onların mı? Onlarsa hangi onlar, bensem hangi ben? Kedininki de olabilir. :)) Teşekkürler, sevgiler, selamlar.  15.09.2009 2:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 162
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 925
Kayıt tarihi
: 20.09.08
 
 

Yazmak sorumluluk istiyor. Zor iş, başka bir alem. Yaşamın ta kendisi gibi. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster