Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '10

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
481
 

Ha bu Ahmet, nasil akil etti da, ha buraya evi kondirdi?!

Ha bu Ahmet, nasil akil etti da, ha buraya evi kondirdi?!
 

Fırtına Deresinin fırtına adamı, evinin girişinde...


Rize’nin Çamlıhemşin İlçesinde, yerleşim alanlarında SİT’in kaldırılmasını isteyen vatandaşların, pankartlı, sloganlı tepkileri, bir piknik havasında geçiyor.

Yöre halkı, zaten hep bu SİT yüzünden bir türlü büyüyemedi, Ev yapımında herkes, kendi kafasına göre takıldı. Ortaya acayip şeyler çıktı. İlçenin Topluca Köyünden bir vatandaş, yoldan 42 metre yukarıda, sivri bir dağın tepesine inşa ettiği tek katlı evinin çatısını, rüzgardan korumak için, çelik halatlarla eve bağladı. Evin rüzgardan uçmaması için de, arka tarafta inşa ettiği duvara, yine çelik halatlarla duvara monte etti. Karayolu ile ulaşımı sağlamak için de, sorunu, bir teleferik yaparak çözdü,.

6 ayda bitirdiği evi 70, teleferiği de 7 milyara maleden Ahmet Kesti “Gürültüden, patırtıdan uzağım. Evin her penceresinden çeşitli manzaralar seyrediyorum kuşbakışı.” diyor.

Giriş katında 4 odası, çatıda salonu bulunan evin ilk katına soba kuran Ahmet Kesti, evin üst kısmını ısıtabilmek için de, sobanın üst kısmına gelen tavana, bir metre çapında bir delik açarak, buraya dairesel delikli bir metal oturtarak, çocukların düşmesini önlemiş oldu.

Sobaya su kazanı monte eden Kesti, kazanı su tesisatına bağladı. Soba yandığı müddetçe, banyo ve lavabolarda devamlı sıcak su elde etti. Soba borusu da döşeyerek küçük bir davlumbaz vasıtasıyle dumanı toplayarak, dumanı dışarıya tahliye etti.

“Böylelikle SİT konusunu çözdüm diyen Topluca Köyü sakini Ahmet Kest, Güneşin, yeşilliğin, dünyanın tadını çıkarıyorum” dedi.

İşte. Bölgenin kaderine kafa tutan Ahmet Kestin’in hikayesi bu. Köprübaşı Köyündeki Hasan Uzun’un derdi de şu: “ Bir evde 10 kişiden fazla yaşayamadığımızdan, kardeşlerimle şu an ayrıldık. Ev yapmağa karara verdik. Evimizi yaptık. Peşinden SİT kanunları karşımıza dikildi. İmar projesi olmadan, burası nasıl SİT alanı ilan edilir, anlayamadım” dedi.

SİT’e hayır diyerek Fırtına Vadisinin SİT alanlarına karşı birlikte yürüten Çamlıhemşinliler, hazırladıkları tabutu, duasını okuduktan sonra, köprüden dereye attılar.

Fırtına Deresi sakinleri “ Yayla, otlak, olarak kullanılan alanların SİT kapsamından çıkarılması isteyerek ilçe girişinde toplanan Çamlıhemşinliler, köy muhtarları, bazı siyası parti temsilcileri ve 1500 kişilik grup, slogan attılar, pankart açtılar, ilçe merkezine yürüyerek “ Biz yöre halkı, beton yapılaşmaya gitmiyoruz. Arsa darlığı, çok katlı yapılaşmayı zorunlu bir hale getiriyor. Burada yaşayan insanlara yaşama şansı vermeden koruma olmaz” dediler.

Fakat her şeye rağmen, gözler, Karadenizlinin zekası, şu anda bir atar damar gibi Topluca Köyünde dağın tepesindeki evde atıyor. Yöre halkı “ Ula ula, haçen ki bu Ahmet Efendi, ha buni nasil akil etti de, ha buraya bu evi kondirdi” demekten de kendini alamıyor.

Ahmet Kesti, vadideki güneşsizlikten kurtulmak için, köylülerin eleştirisine de aldırmadan bu evi, dağın tepesinde, 6 ayda tamamladı. Üstelik de bu ahşap ev; Karadeniz manzaralı, dünya ile arası kesik, konforlu, havadar, sarp tepeli, ulaşımı sağlanmış, fırını olan, sofrasında has mısır ekmeği eksik olmayan, yoğurdu, balı, yağı mutfağında mevcut. Ve bu ev, hem Fırtına Vadisine, hem Ardeşen, hem de Pazar İlçelerine bakıyor. Daha ne?!

Geriye ne kalıyor? Kestane pişirmek, ayakları uzatıp televizyon seyretmek. Fırtınaların o tatlı uğultusunu dinlemek. Kışın da buğulanan camların ardından, karlara bulanmış çamların tepesinden, derinlere doğru manzarayı seyretmek. Sobada kaynayan demliğin inceden inceden fısıltını dinlemek, mangalın altında uyuyan, sırtı ateşten sapsarı kesilen evin kedisinin, sırtını sıvazlamak..

Oh keka!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Biz de böyle bi ev yapsaaaak. Sobasında kestane pişirip yesek... Ahmet arkadaşı kutlamak lazım. Hem zekasından, Hem cesaretinden, kendine güveninden ötürü. Sizin de sımsıcak yüreğinize sağlık. Fotoğraflara bayıldım bu arada. İçimi ısıttı Soğuk Ankara akşamında.

Mavi. 
 06.12.2010 18:54
Cevap :
Cesaret, güven ve zevk...Üçünü güzel birleştirmişsin. Ha, neyi unutmuşsun bakiiim? Ah, ah. Evin koskoca kedisini... Bak bakim, mangal altına mı girmiş. Oh, kestaneler de pişti. Kediye de verelim, yazık, bıyığı büyümez sonra... Selamlar. Sıcacık bir yorumdu. Şimdiden karları erittin oradaki zirvelerde.  06.12.2010 21:22
 

Doğal hayatı korumayan zihniyeti nefretle kınıyorum... Şu fotolara bakınca insanın oralarda olası geliyor... Karadenizlilerin ince kıvrak zekasına da hayran olmamak elde değil... Sevgilerimle...

Sema Sener 
 04.12.2010 3:20
Cevap :
Oo, benim vefalı dostum gelmiş ta Amerikasından. Oralarda da simit sarayları var mı? Bari akıl verseydin biraz. B. Ada'daki gibi simit tostları var mı?. Neyse, " Okullarda Doğal hayatı koruma dersleri " koymalı. Öbür dünyaya göçen İzmirli Gazeteciler için fidanlar dikilmişti. On senelik o büyüyen ağaçları, bir Ziraat işçisi, onlarca ağacı, ortalarından budayarak kesip atmış. Buradaki Gazeteci arkadaşlar ayağa kalktıydı. Ve bir anı. Sen hiç ormanda geceledin mi? Çeşme yolunda sol taraftaki orman içindeki "Çınar Palas" ın açılışına davetliiydim. Röportaj yaptık ( 23 yıl önce) Gece, de, isteyen kaldı. Çınar ağacının ana çatalları arasına ev yapmışlar. Asansörle çıkılıyor. Çınarın hiç bir dalını kırmamışlar. Ağaç evde, terasta uyurken, kahkahalarla gülmeme uyanmış arkadaşlar. Sonra anlatıyorlar. Gülmeme sebep, bir kuş. Gelmiş, sabah sabah, ayağımın tabanını gıdıklıyor.(Muhakkak, nasırları gagalıyordur) Bir kuş tarafından uyandırılıyorsun hem de neşeyle. Mis gibi hava. Durum keka. SLM.  04.12.2010 11:16
 

aklına sağluk uşağun. Sizin de elinize sağlık, gülümsedim...

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 03.12.2010 17:54
Cevap :
Karadenizliler... Belli oluyorlar....  03.12.2010 19:03
 

bu ahmet sakin bizim balci ahmet olmasin! Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 03.12.2010 12:58
Cevap :
Sen daha, bu sualini sormadan, Ahmet, hemen ballanmış baksana. Cevabını vermiş aşağıda " Heeepsi akıllı" diyor. Bay Newyorker. Taaa oralardan uzanıp uzanıp, beni kandırıyorsun. Baksana ortaya çıkmadı şu senin amcaoğlu Mustafa. Unuttuysan, hatırlatayım. Hani onunla röportaj yap diyordun. Editörmüş Milliyet Blogda. Valla İdareye dilekçe de verdim. Orada öyle biri yok ki, ses çıkmadı sizin Mustafadan. Sen, hayal görüyorsun anlaşılan. Taaa oralardan uzanıp uzanıp insanları kandırmasan olmaz mı? Bula bula bizi mi buldun yani? Senin hakkından Balcı Ahmet gelsin, ne diyeyim. Selamlar.  03.12.2010 13:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 901
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster