Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
489
 

Ha domuz ha kuş! Ne fark eder

Ha domuz ha kuş! Ne fark eder
 

Aylardır gündemden düşmeyen daha doğrusu gündemi unutturmak amacıyla sürekli canlı tutulmaya çalışılan bir konumuz var. “Domuz gribi”. Geçen senelerde kuş gribi vardı. Sonra Kırım kongomuz şimdi de domuz gribimiz var. Eh seneye Allah büyük! Hayvanımız bol, bir isim arkasına bir hastalık yapıştırırız nasıl olsa.

Domuz gribi hakkında pek çok şey yazıldı çizildi hala da devam ediyor. Sonunda ben de yazdım işte. Ama benim amacım domuz gribi değil aslında benim sorunum kandırılmamız. Ticari olarak kullanılmamız.

Tabi bir hastalık var ortada, ha maymun ha domuz adının önemi olmayan bir mikrop. Ama bu mikroplar hep var zaten. Yani ilk kez bu sene mi hasta oluyoruz? Bu sene mi hastalıklardan ölüyoruz? Ölüm sadece domuz gribi ile mi önem kazandı? Bunca fabrika atığı bunca pislik vs. varken hasta olabileceğimiz şimdi mi korkuttu? Her sabah işime otobüsle gidip geliyorum. Tabi bazen araç değişikliği yapabiliyorum. Neden mi? Zamanında gelmeyen trenler, iki otobüs yolcusunu bir otobüse sığdırmaya çalışan şoförler yüzünden elbette. Yani geldiğiniz araçla geri dönerseniz şanslısınız. İstanbul’da oturup da kalabalıktan nasibini almayan kimse var mıdır zaten? Neyse konumuz bu değil zaten. İşte bu kalabalığa birde hastalık eklenince siz düşünün ne olduğunu. Büyük şehirde yaşamanın verdiği başka bir hediyede alerjiler olsa gerek.

Son yıllarda yapılan araştırmalarda alerjilerin artış gösterdiği söyleniyor. Benimde çok dikkatimi çekti. Eskiden “alerjim var” denildiğinde dudak bükerlerdi. Ama şimdi her üç çocuktan biri alerjik üstelik ailesinde genetik olmayanlar bile buna dâhil. Yani bu demek oluyor ki her üç kişiden birinin elinde mendil var ve hapşırıyor. Bu üç kişinin arasında bende varım. Ama inanın artık elimde mendil tutmaya yâda hapşırmaya utanıyorum. Çünkü bu domuz gribi vakası insanlara öyle aktarıldı ki. Grip değil de veba yaşıyoruz sanki. Bakın şimdi size farklı taşıma araçlarındaki insanların hastalığa bakış tarzını da yazacağım. Otobüslerde insanlar birbirlerine değmiyorlar. Pencereler sonuna kadar açık. Herkes birbirinin gözünün içine bakıyor. Kazara öksüren olursa bütün dikkat o kişinin üzerinde burun çekmek hapşırmak yasak adeta. Nerdeyse aforoz edilip otobüsten atılma durumuyla karşı karşıya kalabilirsiniz. Yakında herkes cebinde rapor taşırsa şaşırmamak lazım. Oysaki tren otobüsün belki de üç beş katı kalabalık. Herkes rahat, pencereler öyle sıkı kapalı ki doğuda yaşıyoruz sanki dışarıda diz boyu kar var sanırsınız. Herkes üst üste istif konumunda, nefesler rahat hapşırmak vs serbest. “Savaşlar bile yıkamadı bizi domuz gribi mi yıkacak? Hem atın ölümü arpadan olsun. Aidis, hepatit vs hastalıklardan bile korkumuz yokken gripte neymiş” ifadesi takınan insanların tümü doluşmuş sanki trene.

Gelelim işin ticari kısmına, el sabunlarında ve anti bakteriyel jellerde patlama var. Jellerin fiyatı artmış durumda. Anlamadığım yıkanmayı bilmeyen bir milletiz biz. Şimdiye kadar tüm toplu taşıma araçları leş gibi kokmuyor muydu? İbadethanelerimize bile giderken çorap değiştirmekten kaçmıyor muyduk? Ne oldu da birden temizlik hastası olduk? Televizyonlar el yıkama konusunda madem bu kadar etkiliydi de niye kimse seyret miyordu? Bayramda yapılan röportajlarda “el sıkışıp öpüşüyor musunuz?” şeklindeki sorulara verilen cevaplar tam bir komediydi. Hatta bir beyefendi “ben elimi tarif edildiği gibi 20 sn yıkıyorum” dedi. Dikkat ederseniz “tarif edildiği gibi” ne bu yemek tarifi mi? Oyun mu? Yıkamak yeni öğrendiğimiz bir şey mi? Komik değil mi? Aslında aramızda kalsın ama evet galiba. Yani el yıkama âdetimiz olmadığı için bize bunu birinin öğretmesi gerekiyordu.

Kimsenin ağzından başka hastalık lafı çıkmıyor. Hepatitler ya da vs bulaşıcı hastalıklar değil de illa domuz gribi bizi hasta edebilir. Niye kandırılıyoruz niye? Niye bizi bu kadar kullanmalarına izin veriyoruz? Havadaki onca mikrop varken bunların hepsinden korunmak için temizliğe sürekli olarak ihtiyacımız varken neden yalnızca grip var diye el yıkıyoruz? Tamam, domuz gribinin önünü aldık artık bitti diyen biri çıkarsa inanın her şey unutulacak. Jeller yine raflarda kalacak. El yıkamak yine hayal olacak. Şimdi herkes birbirinin doktoru konumunda, herkes birbirinin burnunu kontrol ediyor. Günden değiştirmek isteyenler çaba bile sarf etmiyorlar. Bizi vurabilecekleri noktalar belli nasıl olsa.

Buradan uyuyanlara seslenmek istiyorum. Uyanın artık! Uyanın! Yaşadığımız sürece mikroplar var olacak tabi ticari mikropları saymıyorum(laboratuar keneleri mesela) ve biz bunlardan korunmak için her daim temiz olmak zorundayız. Bunun için reklamlara ya da vs yayın organlarına ihtiyacımız yok. Temizlik doğduktan sonra kazanılan bir alışkanlık sürekli daimi… Olması gereken yani! Mikroplardan korkmalı ve korunmalı ama iki ayaklıların bizi içine düşürdüğü kaostan daha çok korunmamız gerek sanırım.

Sevgiyle ve sağlıkla kalmamız dileğiyle…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kuş gribi kanatlı hayvanlardan insan bulaşır. Domuz gribininse sadece adı domuzdur. domuzdan bulaşma değildir. İnsandan insan en hızlı ve kolay bulaşan virüs tipidir. diğer grip türlerine göre alt solunum yollarını daha çok sevdiği için öldürücü olabiliyor. İşin ticari yönünü kınayacak olursak sağlık sektörünü toptan devirmek gerekir. Aşı en koruyucu önlemdir. prtakal, limon, soğan, bakteri öldüren sabunlar falan fasa fisodur. Zaten bu bakteri değil virüs. Ayrıca virüsü öldürmek için değil elden def etmek için el yıkanır. Buna da sabun yeter. Bu tür viral ve bakteriyel salgınlar zaman zaman zirve yapabilmektedir. Mesele sadece kaç kişi ölecek hesabı değildir. Trafikten her gün 15 kişi ölmektedir. Şimdi trafik kuralları işe yaramıyor diye onları hiçe mi sayalım? Bu H1N1 virüsü de her hastalık kadar öldürüyor işte diyerek aşı olmayalım mı? Bu mantıkla kızamık, verem, çocuk felci aşısı da olmayalım bari...

Muharrem Soyek 
 04.12.2009 12:24
Cevap :
Çok güzel söylemişsiniz benim anlatmak istediğim tam da buydu. El yıkamak için yada temiz olmak için virüse falan ihtiyacımız yok bunu zaten yapmalıyız. Sadece gereksiz abartılar çok saçma çünkü hastalığın büyüğü yada küçüğü olmaz hepsi önem taşır. Saygılar ve yorumunuz için teşekkürler  04.12.2009 15:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 39
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 678
Kayıt tarihi
: 23.10.09
 
 

İstanbul'da yaşıyorum. Bilgisayar Eğitimi veren bir firmada satış ve organizasyon görevi yapıyoru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster