Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Aralık '07

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
395
 

Hababam sayılan, Varsayılan vatandaş...

Hababam sayılan, Varsayılan vatandaş...
 

Hani sayılan, ama nüfus sayımında ama oy kullanırken ama vergi verirken, işte o vatandaş, yani siz ben falan...

Genel olarak tüm yıl içerisinde şu ya da bu sebeple hatırlanan, bazen sosyal bazen ekonomik tercihleri, nedenleri, sonuçları ve ileride ne olabileceği veya ne olması gerektiği gözlemlenen, incelenen, irdelenen rakamlar ve şekillerin yardımıyla benimsetilen vatandaş...

Homo Statisticus

Almanca/Fr/İng Homo statisticus

Homo statisticus istatistik adamı demektir. Bu terimi literatüre sokan Fransız iktisatçısı Jean Romeuf'tür.

Homo statisticus bir matematiksel 'varsayım'dır. Geçinme indekslerinin hesabına esas tutulan teorik tüketici tipini temsil eden bir kavram; Tüfe-Tefe ve saire ile geliri-gideri, günlük-haftalık-aylık-yıllık harcamaları, ‘O’ matematiksel varsayım olduğundan danışılmayan, başkaları, hayat uzmanları, ekonomi uzmanları tarafından tespit edilenlerden sebep, bazen Ahmet, bazen Mehmet, ayıp olmasın diye Ayşe-Fatma’da katılan durum...

Hani sınıfları katmanları olan toplumumuzda, ortalama yada aşağıdan > yukarıya doğru tanımlanan, ben sen o, biz siz onlar durumu...

İşin içerisine sınıf tanımı girince, ister istemez hatırlanan “Hababam sınıfı” ve toplumumuzda bıraktığı izler sebebiyle kabullenilmiş, benimsenmiş, tiplemelerini bol kahkahalı etki-tepki > ortamında ezberlediğimiz, yarı hayal yarı gerçek, Homo Statisticus’larımız...

Yıl sonu olunca; malum, yılın ne getirdiği ne götürdüğü ile alakalı ama ekonomik ama sosyal ama ulusal ama uluslar arası bilanço ve saire...Ülkemizin ulusal istatistik kurumunun açıkladığı “İstatistik Adam” verileri; “1 dolar altı günlük kazancı olan vatandaşımız yok” hatırlatması ya da kulağa su kaçırtması, “Afrika’da doğmak ve o 1 doları mumla aramak da vardı hani, yani istatistik adam, hııı...” gündeme, gündem konusu olduğunu zanneden kişiye, hatırlatma anlamında açıklanan rakamlar.

Burada devreye gündeme bağlılık ilkesi giriverir..

Gündeme bağlılık ilkesi

Almanca Verbindliche Tagesordnung

Fransızca Soumission a L'ardre du jour

İngilizce Submission to Agenda details

Yani istatistik adamda olduğu gibi ithal bir kavramdır, ekonomideki açılımı; Anonim ortaklıklara ilişkin TTK ilgili maddesi ve fıkrası uyarınca "Gündemde gösterilmeyen hususlar müzakere olunmaz" bu hükümde yer alan ilk öğretide "Gündeme bağlılık ilkesi" olarak adlandırılmıştır.

Ekonomik anlamda ulusun bir anonim ortaklık olduğunu varsayarsak >, varsayılanla ilgili gündemi oluşturanın ne olduğunu da kavradıysak, istatistik adam görüntü var ses yok durumunda olsa da, asıl olan gündeme bağlılık ilkesi ve ona sıkı sıkıya sarılmak olduğu için, gündemde gösterilmeyen hususların müzakeresini talep etmek, Hababam sınıfında kimin işi idi bir düşünün isterseniz...

Siz onu düşünürken, Düşünürün biri, bilinen ve kabul görmüş biri, Maslow'a göre "Güdüleme" / Motivasyon olarak da kullanıyoruz...

Almanca Motivierung

Fransızca Motivation

İngilizce Motivation

...olan ithal kavram; temel fizyolojik ihtiyaçlar, Güvenlik ihtiyaçları, sevgi ve gruba ait olma ihtiyaçları, Sosyal statü ihtiyacı, Kendini geliştirme ve yaratıcılık ihtiyacı şeklinde, beş grupta toplanır.

Takip eden diğer düşünür Herzberg, hizyen teorisi adıyla teşvik araçlarını inceleyerek bu kavramı geliştirmiş, Lawler-Porter-Nadler gibi düşünürler ümit (Beklenti) kavramı adı altında sistematik güdüleme kavramını ilerletmiş, Crony ve Smith koşulsallık kavramı aşamasına taşımıştır...

İlk iki grup işte o 1 doların altına düşmeyen, düşmeme başarısı gösteren istatistik adamın kavramı-ödülü yada diğer bir değiş ile motivasyonu oluyor. Ondan sonraki gruplar, gündemde olmayan hususları dikkate almayan, görüşmeyen, sıkı sıkıya bağlı kalanların motivasyonu oluyor. Bu durum bazen kazalara da sebebiyet vermiyor değil hani... Mali kaza...

Almanca Finanzielle Gerichtsbarkeit

Fransızca Juridiction financiéra

İngilizce Financial jurisdiction

Evet bu da ithal bir kavram..!

Adli ve idari kaza > yanında “ Mali Kaza “ ya da “ Vergi Kazası “ denilen ve vergi anlaşmazlıklarını çözümleyen bir yargı sistemi vardır, bazılarının başına gelir, çalışır da.

Vergi anlaşmazlıkları özellikle yükümlülük, ceza kesme ve vergi tahsili konularında ortaya çıkar.

Bu tür anlaşmazlıkların genel ya da özel mahkemeler yetkisindedir, ülkelerin mali kaza sistemlerine göre değiştikçe bizde de ithal olması sebebiyle değişir elbette.

Bu anlaşmazlıklar, çözümü güç teknik konuları içermesi nedeniyle >, çeşitli ülkelerde bağımsız mali kaza sistemi kapsamına alınmıştır. Bazı ülkelerde ise genel mahkemeler vergi anlaşmazlıklarını da çözme görevi yüklenmiş; bazılarında ise hakem mahkemeleri niteliğinde mali yargı düzenlemesine gidilmiştir ama aslına bakarsanız asıl olan kamuoyu yani istatistik adamın vicdanıdır.

Ama ne hikmet ise burada da farklı bir > kavram, farklı bir sebep ile devreye girer, biz her ne kadar seçenek desek de, görüntü var ses yok olunca... Opsiyon...

Almanca/Fransızca/İngilizce Option

Dar anlamda bir konuda seçme hakkına sahip olma anlamında kullanılan “ Opsiyon “ karşılığında eskiden “ hakkı hıyar “ deyimi kullanılırdı.

Ticarette bir malın satıcısının belirlenen satış koşulları çerçevesinde alıcıya tanıdığı düşünme, karar verme süresi anlamına gelmektedir. Hani dedik ya anonim bir ortaklık gibi bakmak lazım, ekonomik anlamda, mali açıdan...

Bankacılık ve sermaye piyasasında “ Opsiyon “ borç senetlerinin karşılığının ilgili bankaya ödenmesi için vade tarihinden itibaren iki iş gününü kapsayan süreyi ifade eder olsa da, ödenmedikten sonra ne ifade eder...

Turizm alanında “ Opsiyon “ kavramı farklı bir içerik kazanmıştır. Turizmde, belli bir tarih için vapur, uçak, otel ve sair önceden ödeme yapmadan koşullu olarak yer ayırtma “ Opsiyonlu “ anlamında kullanılsa da, görüntüye verilen opsiyon ne ifade eder...

Uluslar arası hukukta ülke topraklarının bir kısmının kaybedilmesi > halinde, bu toprak üzerinde yaşayan halka önceki devlet ile yeni devletin uyrukluğunu seçme hakkının tanınması (droıt d’option) anlamını < deniyor="" ya="" ırak’ın="" kuzeyine="" kuzey="" ırak,="" oluyor="" ya="" diyarbakır’ın="" adı="" amed="">> ifade etmekteyse; erozyondan, üretimden, kaliteden, verimlilikten, kendini besleyebilen nüfus olmanın önemini anlattığınız kitle, dolar-euro opsiyonuna bağlamış gidiyorsa, etnik-kültürel kimlik gazını almış gidiyorsa, yüzyıldan fazla bir süredir her türlü uluslar arası hileye evet diyerek başına gelenlerin kabahatini kendinde değil karşısında arıyorsa, sunduğunuz opsiyon/lar ne ifade eder...

Yapılan bir şey ne olursa olsun, fayda değil zarar yaratıyor ya da zarar olmasa da fayda yaratmıyorsa, doğru olduğunu nasıl savunursunuz..?

Yüz yıla yakın süredir ama biraz az ama biraz fazla, özellikle son otuz yıldır, yaratabildikleri hiçbir fayda olmadığı halde, sürekli zarar olsa da, hala doğru gibiymiş tavrına nasıl bir opsiyon sunulur..?

Varsayılan vatandaş, istatistik adam, mali açıdan bu anonim ortaklığın ortağı olsa da, görüntü var ses yok olunca, benimsetilen gündem ve gündeme bağlılık ilkesi gündem dışını reddediyorsa, Maslow motivasyon dediğini biz güdüleme olarak kullanıp, beklentileri kullanarak geleceğe koşullandırılan bir istatistik adam, adli-idari-mali kaza yapsa da opsiyon bol olduğundan, aslında başka bir ismi/sıfatı daha vardır...

Nedir?

Hani “Hababam sınıfında kimin işi idi bir düşünün isterseniz...” demiştim ya!

Hıı?

Hangisiydi sizce?

...?

Güdük Necmi...

..?!?!

Saygılarımla

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 53
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 1668
Kayıt tarihi
: 09.08.07
 
 

"Beklentiler denizinde boğulmaktansa, gerçekler ve gerçekleşenler nehrinde yıkanarak arınmayı tercih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster