Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ocak '09

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
1146
 

Hababam sınıfı- Her devrin gençlik nostaljisi

Hababam sınıfı- Her devrin gençlik nostaljisi
 

Geçen akşam televizyonda seyredeceğim bir kanal ararken, HABABAM SINIFI filmlerinden birine rastladım. Artık ezberlememize rağmen, şuraya da bakayım, bundan sonra şu olacaktı derken, takılıp, orada kaldım.

Kendisi de eski bir öğretmen olan Hababam sınıfı’nın yazarı Rıfat Ilgaz’ın romanını okuduğum yıl 1966 idi. O tarihlerde filmleri henüz çekilmiş olmadığından, Hababam Sınıfı’nın romanı da çok satıyordu. Bugün bile onca filmine rağmen, zevkle okunacak bir romandır. Daha sonra 1972 yılında Kadıköy’de Ulvi Uraz ve arkadaşlarından, tiyatro eseri olarak izlemiştim ama doğrusu, filmlerdeki kadar gülmemiştim.

Sonraki yıllarda filme çekildiğini, bu filmlerde oynayan kuzenim Cem Gürdap’tan (Tulum Hayri) öğrenmiştim. 1975 yılı idi. Diyarbakır’dan. Askerken izine gelmiştim. Ona Karaköy vapur iskelesinde rastlamıştım.

-Ne haber Cem? Nasılsın, ne yapıyorsun?

-Ben filmde oynuyorum.

-Yaa. Ne filmi bu?

-Hababam sınıfı diye bir film. Benim gibi isimsiz gençler var. Okul filmi

-İyi, sevindim. Para kazanıyor musun bari?

-Ya az bişi almıştım, gömleğin şu üst cebine koymuştum

-Eee

-Onu da kaptırmışız. Çekmişler.

Diğerlerinden ne kadar aldı bilmiyorum ama kuzenim, ilk Tulum Hayri rolunden beş kuruş para kazanamamıştı. Aslına bakarsanız, yıllarca oynayan bu fimden, Kemal Sunal ve Şener Şen’den daha karlı çıkan da yoktu. Telif hakkı da yoktu. Amerika’da ve İngiltere’de olsa, bu kadar yıl oynayan fimde rol alanların hepsinin zengin olmuş olabileceğini duymuştum. Bizim Tulum, Gölcük’te, Marmara depremine kadar bir benzincide boğaz tokluğuna çalışırken, toplam sayısı yedi olan çocukları babalarını seyrederek büyüdüler, filmler hala oynuyor ve onu da ne yazık ki geçen yıl kaybettik. Ne yazık ki , cenazesinde sanat dünyasından ve bu filmlerde oynayanlardan Hayta İsmail rolunü oynayan oyuncudan başka hiç bir kimse yoktu. Bu da madalyonun başka yüzü.


Ben Rıfat Ilgaz’ın romanını okurken, Haydarpaşa Lisesi’ninde, yatılı öğrencilerin yaşanmış olaylarının, abartılarak yazıldığını canlandırırdım aklımda. Anlatılanlara göre, o yıllara ve o olaylara en uygun okul orasıydı sanki. Çok büyüktü ve o tarihlerde Anadolu yakasının tek Lisesiydi belki de.

Bu filmler iyi ki yapılmış. Bence en büyük başarı da Ertem Eğilmez'in. O nasıl bir yönetmenmiş ki, o oyuncuları, oynadıkları tiplere bu kadar uygun seçip, nesillerce, hayranlıkla, ilk günkü gibi seyrettirmeyi başarmış. Filmlere neşe katan müzikteki isabet ayrı bir konu. (Melih Kibar’ı rahmet ve saygıyla anıyorum) Filmlerdeki oyuncu kadrosu ise, bir daha sinema tarihinde, bu kadar başarılı olamayacak, Türk sinemasına bir daha benzeri gelemeyecek isimlerdir.

Hayatını eğitime adayan bir Kel Mahmut’u, kendini eğitime adamış bir öğretmeni, okul müdürünü, ancak Münir Özkul bu kadar güzel canlandırabilirdi. O ne büyük ustaymış. O İnek Şaban rolünü , Dünya’da hiç kimsenin bu kadar güzel oynaması mümkün değil. Başlıbaşına olay. Halit Akçatepe, Kemal Sunal, Adile Naşit. Şener Şen, Kadroya bakar mısınız?...

Bu fimlerin hepsinin içindeki veya sonundaki mesajlar beni etkiliyor. Filmler sadece komedi filmi değil. Zaten bunca yıl izlenmesinin sebebi de bu. Öğrenciler haylaz ama şeytan değil. Hepsi gerektiğinde birbirinin yardımına koşuyor. Kel Mahmut onlarla anlaşamıyor ama onların adam olabilmesi için çalışıyor. Velilerinin ilgisizliğini örnek veriyor. Öğrenciler, öğretmenlerine ve Kel Mahmut’a karşı yaptıkları bütün şakalara ve gizli savaşa rağmen, onları seviyorlar. Filmlerde mutlaka bu sevgi unsuru ekleniyor araya. Öğrenciler ile öğretmenler arasında yine de gizli bir sevgi var. Şaka var, sabır var, haylazlık var, saflık var, saygısızlık yok.

Hababam sınıfı filmlerinden hangisini seyrederseniz seyredin, Liseyi bitirdikten sonra, isterse aradan 40 yıl geçmiş olsun, mutlaka o günlere gider, bir daha geri gelmeyecek, o tertemiz okul ve gençlik günlerinizi hatırlar, kendinizden bir şeyler bulur, onca komediye rağmen, yine de hüzünlenirsiniz.

O filmlerde yıllarca bizi güldüren, bu gün aramızda olmayan Adile Naşit, Kemal Sunal, Ertem Eğilmez’ Domdom ve bizim Tulum Hayri’yi saygı ve sevgiyle anıyorum. Mekanları cennet olsun.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 459
Toplam yorum
: 146
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 922
Kayıt tarihi
: 15.01.09
 
 

İstanbul doğumluyum.. İstanbul'un  tramvaylı döneminden bu şehirde yaşıyorum. Gençlik yıllarında ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster