Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mart '10

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
938
 

Haber vereyim dedim

Geleceği görüp, fal merakımı püskürten kim varsa televizyonlarda baylar ve bayanlar…

Ben, ben diyen herkes merakla bekliyor geleceğin bilinmez yollarındaki gizemi!

Enerji fazlası ile coşanlar, akşamdan taktıkları şarjları ile size enerji veriyorlar mı yoksa?

Spirituel âlem…

Başka bir âlem…

Bir de gurupları var bu âlemin…

Mesela farkın-dalık gurubu gibi…

Yahu, kim farkında, kim farkında değildir bu yaşamın diye bir araştırma yapsak, eminim yüzde elli kişi; farkında; dünyadaki hızlı değişimin…

Ya geriye kalan yüzde ellilik bölüm?!

O da ALLAH’A emanet…

Farkındayım, farkındasın, farkında…

Fiil çekimi gibi oldu ama?

Çekim yasası gereği dilbilgisi kuralları işliyor…

Çekti beni çekim yasasından gelen çekimin gizemli bir o kadar da tanıdık gelen sürprizle sarılmış gelenleri…

Burada kâinlik yok, önyargı da yok… Öngörü var ama?

Spirituel âleme icabet etmek isteyen, buluyor yolunu ve o bulduğu yolda; neler var, neler…

Maydanozlu köfteler…

İnsanoğlu daha iyi olma yollarında…

İyi mi olur, kendini mi veya başkasını mı orasını siz düşünün gayri?!

Falan filan…

Nedir bu falan filan…

Falancanın evi arabası var ama bir tane daha almış…

Nerden geliyor bu değirmenin suyu?!

Orası, falan filan…

Duygular, gelecek enerjiye emanet…

O halde?

Emanete hıyanet olmayacağına göre; emanet edelim kendimizi yeni ama diyalektiği olan ve bir o kadar da analitik olana değil mi ama?

Geçen bir akşam, Habertürk de Hülya Avşar’ın programına konuk olan Mustafa ona ait olan bir kendine düstur edindiği söylenmiş güzel sözler, listemize ekledi.

“Başarı için ömürlerinin bir bölümünü bedel olarak ödemeyenler, başarısızlığın bedelini ömür boyu öderler…”

Doğru söze ne denir?

Doğru denir.

Zira başarıya ulaşan insanlara baktığımızda; emek ile kol kola girmiş çalışmak yatıyor bu kazanılacak melikenin altında.

Hani her taşın altında buzağı aramak deyimi de boşa söylenmemiş oluyor bu durumda…

Velhasıl bakış acısı, darı barındırmıyor, genişi, larj’ı (esnek- geniş)’i pekâlâ yolunda ilerletiyor…

Bu kadar haberden sonra, gelelim aşk ile olmazsa olamazlı haberlerimize:

Aşk, nedir?

Aşk kaç kişiliktir?

Kaç türlü aşk vardır?

Şairler yazmış, aşka dair ne varsa ama bu gök kubbe de aşk için söylenecek çok söz var…

Gazetelerde 60’ında aşk, manşet…

Aşk’ın yaşı var mı ki?

Birçok ünlü 60’ını geçmiş hanım sanatçımız, var ama eskiden gibi laflar etmiş…

Nebahat Çehre’nin çok güzel ve katıldığım bir tespiti var:

“Aşk artık büyük ikramiye yakalamak gibi. Bana çok uzak duruyor bir sevgilim olma ihtimali…”

Haklı mı güzel Nebahat Çehre?

Haklı sayalım…

Gerçi bendenizin de daha kırkında olmadan; değil elektriği, trafosu atmıştı ama; aşk’ı salt ikili ilişkilerde görmediğimden olacak, şu hayatta; aşkı hak etmiş her ne varsa âşık oldum…

İktisada gir, doktor çık. Valla bir iktisat mezunu olarak merakımı mazur görün…

Yani şimdi mezunlar, doktor olmak için ne yapacak?

Hadi canım sizde…

Her işin profesörü ayrı… Ayrı…

Hani peşimize takılmış yaşam Koçları var ya?

Bunlar, neyin nesi Allah’ını severseniz?

Parası olanın sesi olmasın sakın?

Şadıman Şenbalkan

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 558
Kayıt tarihi
: 05.10.08
 
 

İşletrme  ve sosyoloji okudu, halen Ege Üniversitesi İktisat Fakültesi Yüksek Lisans  öğrencisidi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster