Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mart '17

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
557
 

Habercinin sınırsız yorum hakkının iktisadi temeli

Habercinin sınırsız yorum hakkının iktisadi temeli
 

Haber sunumlarında sınırsız yorum hakkı sahibi spikerler


Televizyon yayıncılığı pahalı bir iştir.

Ulusal çapta yayın yapabilmek büyük yatırım maliyetleri gerektirir.

Girişimciler bu yatırım maliyetlerine, daha büyük getiri beklentisiyle girerler.

TV yayıncılığının belli başlı getirisi reklam gelirleridir.

TV yayıncılığının reklam dışında gelir olanakları da vardır.

Kapitalist ekonomilerde, TV yayıncılığı yapan girişimcilerin TV dışında başka ekonomik faaliyetleri de vardır.

Bu kesimler yayıncılıktan başka ayrıca sanayi, ticaret, inşaat, finans vb. başka pek çok alanda  faaliyet yürütürler.

Dünyanın başka pek çok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de yayın kuruluşlarına sahip olan kişi ve kuruluşların yayıncılık dışında başka alanlarda faaliyet yürüten pek çok şirkete ve işletmelere sahip oldukları bilinmektedir.

TV yayıncılığı yapan kuruluşların sahiplerinin aynı zamanda holding, banka, büyük sanayi ve ticari işletmelere hakim şirketlere sahip olduklarının örnekleri pek çoktur. İsimlendirmeye gerek yoktur.

Bu faaliyetlerin her biri ülkenin genel ekonomik ve siyasi iklimiyle ve dolayısıyla ülke yönetimlerinin çeşitli tercihleriyle doğrudan etkileşim içindedir.

Bu girift ilişkiler ülke yönetimiyle yayıncılık çevrelerinin karşılıklı çıkar birlikteliklerini beraberinde getirir.

Özetlenen girift ilişkiler ağı yayıncılığı, halkın bağımsız ve tarafsız olarak aydınlatılması idealinden uzaklaştırıp ekonomik güç sahibi kesimlerin çıkarlarını önceleyen reklam ve propaganda aygıtına dönüştürür.

Tasvir etmeye çalıştığımız bu gerçeklik TV yayıncılığına, yayın kuruluşunun malikine reklam geliri dışında doğrudan ve dolaylı başka gelir kapıları aralar.

Tüm bu anlatılanlar ve reklam geliri eksenli TV yayıncılığının her anı çok kıymetlidir.

Bu kıymet TV’lerin reklam maliyetlerinin ana belirleyicisidir.

Öyle ki, örneğin akşam yayın kuşağında ulusal çapta yayın yapan belli başlı bir TV’nin bir saniyelik reklam fiyatı binli liralarla ifade edilebilmektedir.[1] Düz hesap 1000 TL olduğunu varsayalım.

Yani, TV yayınlarının dakikasının geliri, ya da bir başka ifadeyle maliyeti (yaklaşık) 60 bin liradır.

Şöyle de söyleyebiliriz. Akşam yayın kuşağında bir saatlik reklam yayını yapmak yayıncıya 3.6 milyon TL kazandırır.

İşte televizyon yayıncılığının saniyesinin kıymeti böyle anlaşılır.

Bu nedenledir ki, her canı isteyen istediği TV kanalında boy gösterip istediği kadar gevezelik yaparak eğlenme olanağına sahip değildir. TV’nin zamanı son derece kıymetlidir.

Ancak hiç birimizin dikkatlerinden kaçmayan bir husus vardır.

Saniyesi bile bu kadar kıymetli olan televizyonların ana haber bültenlerini sunan kişilerden bazılarının bu sürenin verimli kullanılması konusunda hiçbir kısıtlılıkları yoktur.

Güncel ünlü 2 örnek verecek olursak;

Ahmet Hakan ve Fatih Portakal… ve diğerleri!

Görevleri ana haber bültenlerini sunmak olan bu  ayrıcalıklı kişilerin bu görevler için kendilerine bırakılan süre konusunda hiçbir sorunları yoktur.

Bu kişiler sundukları her bir haberin öncesinde keyiflerine göre uzun bir girizgah yaparlar, haber sunumu esnasında istedikleri noktada açıklama yapar, açılım getirir, över, eleştirir, espri yapar, kızgınlık ifade eder, üzüntü bildirir, kınama veya takdir etme haklarını kullanırlar… vs. haberin bitiminde de kendilerine göre bir yorum getirir, yargılama yapar, ekran başındaki kişileri dilediklerince etkileyip yönlendirdiklerinden emin olduktan sonra yeni habere geçerler.

Habercilik yapmak görüntüsü altında ekrana çıkarılan bu kişilerin, sundukları haberin konusu ne olursa olsun mutlaka bir fikirleri vardır.

Her konunun uzmanıdırlar adeta…

Bilmedikleri hiçbir konu yoktur ki, sundukları haberle ilintili olarak yorum yapmıyor olsunlar…

Her biri her gün ekranda en az 1 saat süre kullanırlar.

Yani her birinin TV malikine maliyetleri kaba hesapla her bir haber bülteni başına yaklaşık 3.5 milyon TL’dir. Bunun yıllık milyar TL’li rakamlara tekabül edebileceği açıktır.

Bu kıymet kendilerine bol keseden kullandırtılır.

Peki, neden?

Sorunun cevabı, yukarıda özetlenen girift ilişkiler yumağının ortaya çıkardığı mantıkta gizlidir.

Yayıncılık faaliyeti yürüten işletmeye maliyetlerini kabaca ortaya koymaya çalıştığımız bu ve benzer kişilerin işletmeye yükledikleri bu maliyetten daha büyük getiri sağlama güçleri olmalıdır bu bol keseden zaman kullanabilmelerinin temelinde.

Bilinmektedir ki,  kapitalistin televizyonu, kapitalistin iktisadi imparatorluklarını üzerlerine bina ettiği bireylerin iradelerine nüfuz edebilmeyi de sağlayarak reklam geliri dışında  çok daha büyük ve çok başka getiriler elde etmeye de yarar.

Sebep bunlar olsa gerek.

 

Kenan IŞIK

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 432
Toplam yorum
: 639
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2428
Kayıt tarihi
: 16.05.07
 
 

Mülkiye mezunuyum. Emekli müfettişim. Ankara'da yaşıyorum. S'oligarşi isimli kitabı yazdım. Kitap..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster