Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
225
 

Haberler reyting tadında

Yazılı ve görsel medyamızdaki çok seslilik son günlerde içinden çıkılmaz bir hal aldı. Her kanalın farklı yaklaşımları ki bu gayet doğal çünkü her birisi temsil ettikleri kitlenin sözcülüğüne soyunmuş öncülerdir, olayları değerlendirme yada eleştirmedeki sınırları zorlama gayretlerini anlamak mümkün değil. Ama bu eylemlerin altına birde temiz bir Türkiye için imzasını atmıyorlar mı işte o zaman sinirleri depreşiyor insanın.

Fark gözetmeksizin gündem teşkil eden her olaya karşı takındıkları tavırlar, gerçeği yansıtmaktan daha çok kendi kanal ya da gazetelerinden okunmuş ya da izlenmiş olma kaygısı taşıyor. Bu da haber ya da gelişen olayın taşıdığı önemi yada gerçekliği ikinci plana itiyor. ‘’haber değeri taşımayan haberlerden’’ oluşan bir kaos izliyoruz her akşam haberin merkezlerinden.

Hafızalarınızı zorlayın biraz ; Dağlıca karakolumuz basıldığı zaman, emekli paşalardan geçilmiyordu haber kanalları, arka planda bölgenin coğrafik haritasından oluşturulmuş bir fon , taktik ve stratejik senaryolar üzerinden olayın kritiği yapılıyordu. Eleştiri okları her haber kanalı ve gazetede farklı hedeflere ama aynı ortak amaçla yöneltiliyordu. Olayın acı yüzü ise, sadece şehit anne ve babalarının yüreğinde yaşıyordu. Biz ise 30 yılı aşkın süredir engellenemeyen terörün – sanki nedenini bilmiyormuşuz gibi – ‘’ihmal’’ ihtimali olup olmadığını tartışıyorduk tv kanallarında . Haber alma özgürlüğümüz , gerçekleri gösterme amacının acımasızca önüne geçmişti.

Ne gariptir ki Dağlıca’da ki köy okulunda okuyan kız çocuğunun eğitim hakkının SÖZDE SAVUNUCUSU olabilmeleri için Dağlıca karakolumuzun terör örgütü tarafından basılması gerekti. Ama o kız çocuğu olaydan on gün öncede oradaydı ve bu kadar çok haber değeri taşımıyordu okulunun kapalı olması yada kurşun yeri kalem tutmak istemesi. Irak sınırında ki köylerimizde hala eğitimi aksayan, yetersiz şartlarda okuyan sayısız evladımız var. Onlarında gündemde ön plana çıkabilmeleri için köy yada karakollarının basılması mı gerekiyor ?

Bu ve benzeri haberlerin sayısı o kadar çok ki. Esas olan , yaşanan her ne olursa olsun, hakikati ararken önyargılı olmamaktır. Yapıcı ve olumlu girişimler daha sıhhatli sonuçlar doğurmuştur her zaman.

Uzaklardan, Hindistan’dan bir hikaye ile vedalaşalım bugün ;

Ranga Guru ( renklerin ustası ) Hindistan’da yaşan bir ressamdır. Bir öğrencisi bitirdiği bir çalışmasını götürüp değerlendirmesini ister. Guru resmi inceler ‘’benim için sen artık bir ressamsın ama halkın fikride önemli ‘’ der. Öğrencisine resmini alıp şehrin en kalabalık yerinde sergilemesini , resminin yanına bir kırmızı kalem koymasını ve resmini görmeye gelenlerden gördükleri her hatanın üzerini çizmelerini istemesini söyler. Öğrenci denileni yapar ve birkaç gün sonra resmini sergilediği yerden almaya gider. Ama birde bakar ki resmi kırmızı çizgiden tanınmaz halde. Çok üzülür ve resmini alıp Guru’nun yanına döner. Guru öğrencisinin üzgün halini görünce üzülmemesini ve aynı resmi yeniden yapmasını ister. Öğrenci resmi tamamlayınca yeniden aynı sergiye götürmesini ancak bu kez resmin yanına bir palet dolusu yağlı boya ve fırçalar bırakmasını ister. Ve öğrencisine , resminin yanına da ‘’lütfen bu resimde hatalı gördüğünüz yeri şuradaki malzemeleri kullanarak düzeltiniz’’ yazan bir kağıt bırak der.

Öğrenci birkaç gün sonra yeniden sergiye gider ve çalışmasına bakar hayretle. Resminde tek bir değişiklik dahi yoktur. Bir anlam veremez ve doğruca Guru’nun yanına gelir resmiyle beraber. Guru öğrencisine dönerek ;

-Sen ilk serginde insanlara eleştirme fırsatı verdin ve insanoğlunun hangi konu olursa olsun ne kadar acımasız olduğunu gördün. Yaşamı boyunca resim yapmayanların dahi hedefi oldun.

-Oysa ikinci seferde onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin. Yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak bilgi ve yetenek ister. Ve gördün ki hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi.

Emeğinin karşılığını senin ne yaptığını anlayamayan insanlardan alamazsın. Emeğini bilmeyenlerle paylaşma ve onlarla tartışma…

Hikayemiz burada bitiyor. Şimdi birilerinin başını ellerinin arasına alıp uzun uzun düşünmesi lazım. Haber yapabilme adına olaylar üzerinde elimizdeki ‘’kırmızı kalemi’’ sonuna kadar kullanırken, sadece gerçekleri gösterebilme adına ‘’fırça ve boyalara’’ ne kadar dokunuyoruz ?

Saygılarımla,

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 444
Kayıt tarihi
: 02.01.09
 
 

1970 yılı doğumluyum. Erzurum Atatürk Üniversitesi Zıraat fakültesi mezunuyum. Hayata hep ara..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster