Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ağustos '10

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
708
 

Habersiz almak

Habersiz almak

Bir kuruma müdür olarak atanan kişinin ilk yapacağı iş demirbaşları teslim almaktır. Hele bir okula müdür olarak atanmışsanız A, B, C demirbaşlarında yazılı olan kalemleri ürkütseniz takkelerini sayamazsınız. A sınıfı demirbaş defterine katı ve dayanıklı olanlar, B sınıfı demirbaş defterine kitaplar, C sınıfı demirbaş defterine de haritalar yazılır. Bazı iş bilir yöneticilerin çalı süpürgesini, hatta kuru sabunu bile katı diye demirbaşa yazdığı görülmüştür. Demirbaşlar yöneticinin namusu gibidir, öyle bakılır öyle korunur.

Gelelim 1970’li yıllarda yaşanmış bir demirbaş öyküsüne.

Yönetici olarak çalıştığım okulum, daha modern araçlarla donansın, çağa biraz daha ayak uydursun diye her sınıfa birer termometre aldım. Bu araç hem medeniyet göstergesi olacak, hem de bu araçla ölçülen hava sıcaklığı sınıfa asılan hava durumu levhasına işlenecekti. .

Bir gün beşinci sınıfları okutan öğretmen, ”Benim sınıftaki termometre kaybolmuş. Bu konuda bir bilginiz var mı“ diye sordu. ”Bilgim yok” dedim. Termometreyi kimin alabileceği konusunda bir gözlem yapmak için sınıfa girdim. Öğrencilere birkaç soru sordum. Termometrenin altındaki sırada, yeni naylon seraları olan bir öğrenci oturuyordu. Mavi mavi gözlü bu öğrencimiz ailenin en büyük çocuğuydu. Termometreyi onun alabileceğini düşündüm.

İyi ama bunu nasıl kanıtlayacaktım.

Bulmuştum. Yaşlı bir öğretmenimden öğrendiğim yöntemi uygulayacaktım. Ertesi gün elime bir ıstampa alıp sınıfa girdim. “Sevgili çocuklar, sınıfınızın demirbaşı olan termometreniz kaybolmuş. Bu termometreyi biriniz evinizdeki seranın ısısını ölçmek için götürmüş ve geri getirmeyi unutmuş olabilir. Elimde gördüğünüz bu ıstampayı, araç odasındaki masanın üstüne koyacağım. Herkes o odaya yalnız girecek ve başparmağını ıstampaya basıp tekrar bu odaya gelip yerine oturacak. Mürekkepli parmağınızı avucunuzun içine kapatın, yumruğunuzu sıkın ve ben aç demeyince de açmayın. Ellerinize tek tek bakacağım. Ben baktıktan sonra da gidip yıkayabilirsiniz. Bu termometreyi kim evine götürüp de getirmeyi unuttuysa, ıstampadaki mürekkep yalnız onun parmağına bulaşır. Eğer termometreyi almadıysanız parmağınıza bu mürekkep hiç bulaşmaz” dedim.

Herkes tek tek gidip ıstampaya parmağını basıp geldi. Ben kontrol etmeye başladım. Avucunu açıp elinde mürekkep lekesini gören ”vallahi de billahi de ben almadım öğretmenim” deyip ağlamaya başlıyordu. Ben de “Ağlamayın, elinize mürekkep bulaşmış olabilir. Ben kimin bu işi yaptığını parmağınızdaki mürekkebin şeklinden anlayacağım” dedim.

Parmağına bakma sırası mavi mavi gözlü öğrenciye gelmişti. Avucunu zor açıyordu, açmak bile istemiyordu. Eli çekingen, çekingendi, hatta terlemişti bile. Sonra parmağına baktım hiç ama hiç mürekkep yoktu. Tamamdı, bulmuştum.

“Termometreyi alan bu sınıfta yok” diyerek sınıftan çıktım.

Ertesi gün mavi gözlü öğrenciyi saklıca odama çağırdım. Eline bir beyaz dosya kağıdı tutuşturup ”Üstüne kırmızı boyayla demirbaş numarası yazılmış termometreyi sizin naylon serada görmüşler. Şimdi koşa koşa gidip onu bana getireceksin. Termometreyi seradan alırken kimse görmesin. Onu güzelce şu verdiğim kağıda sar, koltuğunun altına koy ve bana getir, haydi koş” dedim.

Yöntemim ama doğruydu ama yanlış. Ama on dakika sonra benim demirbaş numaralı termometrem masamın üstündeydi.

Mavi mavi gözlü öğrencime “Başkasına ait bir şeyi almanın, emeksiz kazanmanın ve mal edinmenin ne kadar kötü bir şey olduğunu” uzun uzun anlattım. O küçüktü, küçücüktü. Anlatmak istediklerimi belki çok iyi anlamıştı.

“Yılanın başını küçükken ezdiğim” ya da ”Ağacı yaş iken eğdiğim” için mutluydum.

Kuru, kart ağaçlara, hangi yöntemi uygularsak uygulayalım pek eğilmiyorlar da…

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Recai hocam kusura bakmayın ama sizin öğrenciler de çok da safmış hani. Bir de termometre sınıftan daha çok serada işe yaramaz mı, aslında çocuk yararlı bir iş yapmış işe yaramayan sınıftan almış işe seraya götürerek işe yarar hale getirmiş. Sizin burda ödül vermeniz gerekirdi, yani ben böyle düşünüyorum hocam. Saygılar ve selamlar hocam.

Haydanlı 
 18.10.2010 13:58
 

Kutlarım, Zekanın tecrübeyle birleşmiş hali...Çocuk için de onur kırıcı bir durum oluşmamış. Siz unutamadığınıza göre, mavi mavi gözlü çocuğumuz! bugün koskoca adam olmuştur ama o da unutamamıştır. Selam ve saygılar...

Yurdagül Alkan 
 28.08.2010 15:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 154
Toplam yorum
: 138
Toplam mesaj
: 38
Ort. okunma sayısı
: 507
Kayıt tarihi
: 16.02.09
 
 

Recai Şahin: 1941 yılında Fethiye- İncirköy'de doğdum. İlkokul köyümde, ortaokulu Fethiye'de okud..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster