Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ağustos '06

 
Kategori
Ankara
Okunma Sayısı
1946
 

Hacettepe’de “kurtlarla dans”

Hacettepe’de “kurtlarla dans”
 

Hacettepe Üniversitesi’nin merkez kampusunda, hatırlayabildiğim kadarıyla tıp ve eczacılık fakülteleri, sağlık meslek yüksekokulu gibi birimleri bulunur, bizim bölüm de dahil olmak üzere diğer fakülte ve bölümlerin çoğu Eskişehir Yolu üzerinde bulunan Beytepe kampusunda yerleşiktir.

Tıp fakültesinin içinde bulunan modern salonları ki en büyüğü M Salonu’dur, o yıllardaki mütevazi öğrenci bütçelerimiz için bulunmaz soyal ve kültürel faaliyet fırsatları yaratırdı bize.

Ne filmler, konserler, paneller takip etme şansını yakaladık orada. Programlardan çıktıktan sonra Beytepe’ye son otobüs olan 22,30 seferine daha zaman varsa, soluğu; spor salonunun hemen yanından indiğimiz meşhur “öğrenci sokağı”nda alır ve ya okey partisi yapar ya da birer bira ile midye tava patlatır keyifle dönerdik Beytepe’de bulunan öğrenci yurduna.

Hacettepe-Beytepe arasında çalışan belediye otobüsleri –özellikle de mesai saatlerinden sonraki seferlerde- sanıyorum EGO’nun en eski, antika modellerinden seçilirdi. Arka beşliye oturmak zorunda kalırsanız her an ani bir frende kendinizi şoför mahallinde bulabilirdiniz. Bu otobüslerin istisnasız her birinin alt döşemeleri delikti ve asfaltı seyrede seyrede yolculuk yapılırdı.

Beytepe’ye yaklaştıkça, otobüsün içinde; kampusun nizamiye kapısını geçtikten sonra yerleşke binalarının bulunduğu merkeze kadar olan dik yokuşu, otobüsün çıkıp çıkamayacağına dair bahisler oynanırdı. Karlı kış günleri, otobüsler genelde bu yolu çıkamaz ve kar maskeleriniz ve kar ayakkabılarınız yoksa “yandım Allah” derdiniz.

Merkez kampusun M salonunda izlediğim programlar arasında bir “Safiye Ayla Konseri” vardı ki; ölmeden, kendisini canlı performansı ile takip edebilme şansını yakalamıştım. Nilgün Abışka ile muhteşem bir müzik ziyafeti sunmuşlardı bizlere.

Yine, Hacettepe Üniversitesi Türk Musıkisi Korosu’nun, inanılmaz bir programıyla mest olmuş, program bittiğinde salondan çıkmak istememiştim.

Vizyona girdiği yıl çok ses getirmiş olan ve Kevin Costner’ın çıkış yaptığı film “Kurtlarla Dans”ı da bu salonda seyretmiştim. O ne muhteşem bir filmdi, o ne müthiş bir film finaliydi, hala bugün gibi canlı belleğimde. Film biterken, mosmor gökyüzüne uzanan yalçın kayalıkların tepesinde uluyan kurt ve fondaki Tanrısal film müziği, her birimizi birer kızılderili çadırına fırlatıp atıvermişti sanki.

Sahnenin ihtişamından etkilendikleri için mi yoksa muziplik olsun diye mi bilinmez; salonun arkalarında oturan iki kişi başlamışlardı kurt gibi ulumaya. Nasıl da yıkılmıştı salon gülmekten.

Sonra, çıkmış salondan ve cam gibi açık gökyüzünde binlerce yıldızın altında Beytepe durağına yürümüştük. Tüm otobüs, filmi konuşuyordu. Aracımız, güzergahında bulunan Tandoğan Meydanı’ndan devam edip Anıtkabir’i dolaşırken çevresinden, gözlerimiz ise cam gibi Ankara gecesinde ışıl ışıl yanan Anıtkabir’in muhteşem manzarasını seyre dalmıştı.

Avrupalıların “Bozkurt” dedikleri, adına kitaplar yazdıkları Ulu Önder’in ebedi istirahatgahı, o gece bana daha bir anlamlı geldi. Dünya en büyük ve en anlamlı Kurtlarla Dansı’nı galiba Anadolu’da yapmıştı. Ve O, ışıl ışıl yanıyordu işte vatan toprağında, ilelebet hiç sönmemecesine.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 922
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3628
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster