Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ocak '16

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
554
 

Hacizli bloglar

Hacizli bloglar
 

Bobiler.org'tan


Kardan Adam nickli blog yazarı, günlerdir başına oturamadığı bilgisayarını açıp maillerine bakınca irkildi. Avukattan gelen e-postayı tekrar okuyunca yüzüne sıcak bastı, kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. ‘’Yorum, borç, blog, icra, takibat, haciz, avukat masrafı’’ vs vs; derin bir nefes alıp arkasına yaslanarak sakinleşmeye çalıştıktan sonra, çekmecesinde duran ajandasını çıkardı, sayfaları çevirdi ve buldu...

Mail atan avukatın yazdıkları ne yazık ki doğruydu. Kendisine yedi kez yorum yazan Falih Rıfkı ÇAMLIBEL adlı blog yazarına borçlanmış ve on günde yazdığı otuz bloğuna cevap verememişti. Hesap makinasını çıkarıp bir kaç işlem yaptıktan sonra üç kere yedinin yirmi bir olduğunu mırıldandı ve gözlerini kısarak ‘’Eğer bu hataya düşmeseydim, bundan sonra yazacağım on iki bloğuma da yorum alacaktım; tüh...’’ diye hayıflandı.

Bloğun kendi iç matematiğini çözen ama borçlarını genellikle unuttuğu için kasa defterine hep zarar yazmak zorunda kalan yazar, alel acele hazırlanıp evden çıkarak avukatın yolunu tuttu.

Avukat Şemsettin Bey karşısına oturttuğu misafirine bakarak sordu;

- Size nasıl yardımcı olabilirim?

‘’Ben şeyim’’ diye kekeledi; ‘’Ben blogdan Kardan Adam.’’

‘’Haaa evet’’ diye samimi bir gülümsemeyle yüzüne baktı avukat. ‘’Tanıdım sizi. Sadece kışın blog yazan arkadaşsınız siz.’’

‘’Evet’’ diye kekeledi ve ekledi;

- Yazları da Denizde Dalga nickiyle yazıyorum aslında.

İlgiyle dinleyerek başını sallayan avukat; ‘’Anlıyorum’’ diye mırıldandı.

- İki ayrı nickle girip vergiden tasarruf ediyorsunuz.

- Öyle de diyebiliriz. Bazen kendi kendime yorum da yazabiliyorum bu sayede.

- Evet, mantıklı. Kendi kendinize tartışıp ana sayfada daha fazla görünmek çok mantıklı ve akıllıca. Tartışmayı görüp ayırmak için araya girenleri de olaya dahil ederek yorumları patlatmak, daha çok tıklanmak... Harika bence...

- Bir nickim daha var aslında ama onu henüz olaylara dahil etmedim. O yüzden adı bende saklı kalsın.

- Elbette, nasıl isterseniz. Peki ben size nasıl hitap etmeliyim sevgili Kardan Adam?

- Kardan Adam diyebilirsiniz, çünkü bu isimle yazdığım blogda sorun yaşıyorum. Diğerlerinden hiç kimseye bir borcum yok. Bana attığınız maili okudum apar topar geldim. Uzlaşabiliriz diye düşünüyorum, dilerim öyle de olur.

Avukat Şemsettin Bey ciddi bir şekilde başını sallayarak kalktı ve dosyaların durduğu raftan kara kaplı bir klasörü alıp yeniden yerine oturdu. Sağ işaret parmağını tükürükleye tükürükleye sayfaları çevirdi. ‘’ Niye bu kadar borçlandınız müvekkilime?’’ diye sordu kısık ve yumuşak bir sesle.

‘’İnternetim kesikti’’ dedi diğeri.

- Tam yedi yorum borcunuz var ve gelen tebligatı da dikkate almamışsınız.

- Tebligat?

- Size feysten mesaj atmış müvekkilim, uyarmış. Yorumlarıma karşılık vermezseniz bir daha yazmam size demiş. Küserim demiş. Önerdiğim yazarlardan silerim demiş.

- Dedim ya internetim kesikti, üç gün önce açıldı. Okumadan yorum yazmak istemedim. Zaman da kısa olunca, haliyle otuz blog, az değil...

‘’Okumak mı’’ diye güldü avukat;

- Yahu bırakın Allah aşkına sayın Kardan Adam; sanki siz okuyarak mı yorum yazıyorsunuz normalde?

- Yani, çoğunlukla...

- Peki size yorum yapan herkesin yazdıklarınızı okuduğuna inanıyor musunuz?

- Öyle olduğunu umut ediyorum.

Arkasına yaslanan Şemsettin Bey alt dudağını büzerek süzdü dava ettiği adamı, eliyle çenesini sıvazladıktan sonra gülümsedi.

- Bakın beyefendi, değişik adlarla blogda istediğinizi yazabilir; arzu ederseniz kendi kendinize yorum yazıp kendi kendinizle kavga edebilirsiniz. Hatta başkalarının yazılarının altına çift kişilikle yazıp kendinizle de çelişebilirsiniz. Bunlar tamamen sizin tasarrufunuzdadır emin olun benden de bu konuda laf çıkmaz. Fakat tıklanmak, ana sayfada yer almak, daha çok yorum almak için ya da adını henüz koyamadığım bilmem hangi güdünüz ise artık onu okşamak için yaptıklarınıza bakınca bu işi ticerete döktüğünüz aşikar. Bu durumda aldığınız yorumların da borç olduğunu biliyor olmalısınız.

- En kısa sürede borcumu öderim emin olun.

Avukat hesap makinasını alıp bir kaç işlem yaptıktan sonra ‘’Biliyorsunuz ki üç kere yedi yirmi bir beyefendi’’ dedi.

‘’Evet’’ dedi diğeri.

Şemsettin Bey yeniden daldı hesap kitap işlerine. Makinadan çıkan sonuçları yazıp alt alta ekledi, yazdı çizdi, bakıp düşündü;

- Yarın akşama kadar müvekkilimin yirmi bir bloğuna yorum yazacaksınız, otuzunu da önerilerinize ekleyeceksiniz. Yoksa Editör Önerileri’ne giren yedi bloğunuzu haciz ederim. Vaktim yok derseniz, ben size yardımcı olabilirim. İlk üç bloğu başlığa göre sıralıyorum. Diğerlerini bunlara göre yazabilirsiniz.

Başlık: Hangi Balık Ne zaman Yenir

Yorum: Çok faydalı bir yazıydı sevgiler saygılar Kardan Adam

Başlık: Kaz Dağlarında Piknik

Yorum: Piknik güzel şeydir. Sevgiler saygılar Kardan Adam

Başlık: Albert Camus Yabancı ve Absürtizm üzerine

Yorum: Allah kötü niyetli yabancılardan korusun Sevgiler saygılar Kardan Adam

‘’Tamam’’ diyerek ayağa kalktı Kardan Adam.

- En kısa sürede hallederim emin olun.

‘’Avukat masrafları da var tabi’’ dedi Şemsettin Bey;

- Takdir edersiniz ki biz de ekmek yiyoruz bu işlerden.

- Peki onu nasıl şey ediyoruz?

‘’O iş kolay’’dedi Şemsettin Bey gülümseyerek.

- Ben blogdaki Vejeteryan Kuzu’yum, hani o otlu yemek tariflerini yapan. Dört yorum da ben isterim.

‘’Ama ben hiç sebze sevmem ki’’ dedi Kardan Adam.

- Et severim ben. Sebzeye nasıl yorum nasıl yazarım? Bana hiç uymaz.

‘’Uysa da yorum, uymasa da yorum, yoksa hacizi korum’’ dedi Avukat.

Kardan Adam o günden sonra, haşlanmış ısırgan otlarının üzerine dökülen sızma zeytin yağı gibi dolaşarak kaldırdı bloglarındaki hacizi. Bu sayede çok uzun ömürlü oldu. En sert kışlarda Akdeniz iklimi gibi ılık ve yağışlıydı, en kurak havalarda ise nemli Karadeniz iklimi gibi yayla tadı verdi insanlara. Gerektiğinde katı, gerektiğinde sıvı, gerektiğinde gaz oldu. Madden hep oldu ama asla cisim olamadı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aslında her yazılan bir çağrı duygusudur;okuyun,düşünün ve eğer eksikleri varsa tamamlayın,yanlışları düzeltin ve fazlalıkları da kendi heybenize koyun anlamındadır.Yazılanlar okunup yorumlandığında ancak bütünlüğüne kavuşurarak okuyucusunun bilincinde şekillenir bir yazının düşüncesi.Yoksa sayfa üzerinde zamanla kararır ve verilen emekle anlamsızlığa bürünür.Okunanla elde edilen düşünce daha da derinleşerek akılsal sezgilerin güçlenip geri yansımasıyla herkes bundan faydalanır.Öylesine ki bazı bloglar bazen duygularımızı kışkırtıp hislerimizi alevlendirir.Sıcak ve dostça,insanî iletişimler kurmamızı sağlar...Her şey bir yana da bazen öylesine güzel bloglarla karşılaşırım ki,ama okuma oranını gördüğümde üzülürüm.Ama yine de öneri ve yorumlarımız hiç de şahsi bir çıkar gözetmeden içten ve samimi duygulanımlarıyla kendi incelik ve nazaketinin özgürlüğünde kalmalı diye düşünürüm...Eleştirel olmasına rağmen bir öykü içinde yumuşatılmış dertleşme tadında bir yazıydı...Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 25.01.2016 14:14
Cevap :
Çok teşekkür ederim Abbas Bey. Ama anladım ki insanlar eleştirilmekten hoşlanmıyor. :)) Selamlar saygılar.  25.01.2016 17:31
 

Blog ortamını mizahi bir öyküyle ele almışsınız, düşündürdü güldürdü... Tatil dolayısı ile çok yazı okuyup yorumlayamayacağımı düşünüyorum daha çok çocuklarıma vakit ayırmalıyım, ama vakit buldukça da okuyup sevdiğim yazı ve beğendiğim yazarlarımızın yazılarını yorumlamaya çalışacağım. Okumadan sırf yorum yapmış olmak için yorumlamak akıllıca değil! Bu arada epeyce de yorum borçlandım gibi görünüyor :)) Selam ve saygı ile...

emine gezkin 
 25.01.2016 11:12
Cevap :
:))) Teşekkür ederim Emine Hanım, selamlar.  25.01.2016 11:56
 

Sait Faik, Orhan Veli şiirleri için şöyle diyor; "Bir delikanlı Orhan'ın şiirlerini okumuşsa içi titremeden, gözü yaşarmadan insana, ağaca, kuşa, taşa, toprağa, Istanbul'a bakamaz, kaldırımına tüküremez, ağacını kesemez; sokakta kendi halinde, sakalı agarmış, paltosu yırtık ,üfürsen uçacak bir adamın - Süleyman Efendi budur diye- eline sarılmadan edemez."Ne yorum ama değil mi? Tüm hacizleri kaldırır cinsten. Süleyman efendi bu değil mi :)) Harika bir blog yazısı. Görüşmek dileğiyle...

SAYHAN 
 24.01.2016 22:31
Cevap :
Sait Faik'le Orhan Veli'nin arkadaşlığı hakkında çok şey okudum. Oldukça enteresan bir arkadaşlıkları var. Her ikisi de içmeyi seven insanlar ama her nedense sohbetin sonunda kırılan hep Sait Faik oluyor. Orhan Veli çok katı Sait Faik'e karşı. Nereden nereye geldi konu değil mi sayın yazarım her neyse. :)) Siz benim tam da sevdiğim yerden girdiniz mevzuya belki de o yüzden. Elbette ki tüm hacizleri kaldırır bu yorum. Bu arada çok samimi olarak şunu bir kez daha ifade edebilirim -ki öykülerinize yorum olarak da yazmıştım- öykü yazmakta çok iyisiniz. Eminim yayınlamadıklarınız da vardır; dergilere göndermenizi öneririm. Çok teşekkür ederim. Görüşmek dileğiyle, sevgiler selamlar.  24.01.2016 23:26
 

Okumadan, anlamadan yorum yazmaktan ve önermekten çok çekinirim. Fakat devamsızlıktan sınıfta kalabilirim. Yalnız biz kadınların çoğumuzun, iç ve dış uğraşlarını, sorumluluklarını, yirmi dört saati yirmi beşe çıkarabilmek için nasıl bir çaba harcadığımı(zı) bu arada da yazabilmek için önce okumak anlamak, anladığını yorumlayabilmek sonra zaman, emek, özen, dikkat yani kafayı bulunduğu yerlerden toparlayıp klavye başına getirebilmek gerek bunun da ne demek olduğunu bilen biliyor. Yazma konusu ise güzel yurdumda istemediğiniz kadar çok ancak seçimi zor. Beyefendi arkadaşlarımdan bütün bunları göz önüne alarak hakkımızdaki değerlendirmelerini yapacaklarını umuyor bu emeğinizi tebrik ediyorum. Selamlar

Cemile Torun 
 24.01.2016 21:45
Cevap :
Elbette Cemile Hanım. İki küçük çocuk da bizim evde var, sizi çok iyi anlayabiliyorum. Bırakın yazmayı, kitap okumak için bile bazen izin almak zorunda kalıyorum ev halkından. Selamlar, saygılar. Çok teşekkür ederim.  24.01.2016 23:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 1057
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1784
Kayıt tarihi
: 18.02.11
 
 

Hacettepe Üniversitesinde Arkeoloji eğitimi aldım, ardından Anadolu Üniversitesi İşitme Engellile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster