Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mayıs '19

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
116
 

Haçlılar'dan Hayır Beklemek

Haçlılar ve Bankacılık

Haçlı zihniyetinin bugünkü bankanın altyapısın bundan yüzyıllar önce kurduğu bilinmektedir. Ortadoğu’da Kudüs’e gelen hacılar, deniz yolculuğu esnasında yanlarında bulunan paraları korsanlara kaptırmamak üzere yaptıkları bir çeşit anlaşmanın ürünü olarak Paris’ten Bin adet altını X tarikatına teslim eden hacı ya da şövalye Kudüs’e gidene kadar yanına günlük işlerini görecek kadar parayı alır, geri kalan miktarı da Kudüs’te teslim alırdı. Yapılan anlaşmaya göre; Kudüs’te belli bir komisyon karşılığında farz-ı misal bin altına karşılık dokuz yüz altını aynı şekilde Kudüs’te teslim alırdı.

Kudüs’ten tekrar Paris’e dönerken tekrar Kudüs’te teslim edilen altın karşılığında verilen bir senet Paris’te tekrar komisyon düşüldükten sonra sahibine iade edilirdi. Yani güvenlik kaygısı nedeniyle kişi Paris’ten çıkıp Kudüs’e gidip hiçbir harcama yapmadan dönse dahi Paris’te teslim edilen 1000 altın önce dokuz yüze, 900 altın da 810 altına düşmüş olurdu. O zamanlar Hıristiyan tarikatlarınca işletilen sistem zamanla öyle büyüdü ki devletleri etkisi altına aldı. Osmanlı’ya karşı Roma Katolik Kilisesi’nin altınları zamanında tam saha hem de en etkili savunmayı yaptığını, Avrupa’dan Türklerin kovulmasının altında söz konusu altınların yattığını tarihçiler belgeler.

Yolların güvenli olmaması aracıların işinin özünü oluşturduğu gerçeğinden hareketle, para taşıyan hacıların ya da lordların derhal korsanlarca soyup soğana çevrilmesi ile organizasyon arasında camcı ile cama taş atan çocuklar ilişkisi basitçe bir bakış açısı olabilir ama neden olmasın. (1)

Avrupa gelişimini Rönesans’a ve gücünü kilisenin organizasyon gücüne ve parasına bunlardan daha da önemlisi bilimle dinin bir şekilde çıkar ortaklığına borçlu olduğunu bilenler, Avrupa’da ilk sömürgecilerin Portekizliler, ardından İspanyollar, sonrasında ise Hollandalılar olduğunu kabul ederler. Hollandalılar da aynı şekilde bankacılık sistemine bank-note kavramını getirerek finans dünyasının hayrına bir iş yapmışlar. Şöyle ki Hollanda’ya gelen denizciler, sömürgelerden, Endonezya’dan ta oralardan getirdikleri altını bir depoya teslim ederler, bunun karşılığında da “bank-note” denilen bir senede altının miktarı yazılırdı. Yani kâğıt para altına endeksli para kavramının Hollanda sömürgelerinden başlayan bir süreç sonunda geliştiği çeşitli kaynaklarda yer alır. Daha sonra para ve ticaretin merkezi İngiltere’ye kaymıştır ki yüzyıllardır dünyayı kasıp kavuran gücün arkasındaki süreçte İngilizlerin önemli taktik ve çalışmaları yer alır.  Halen dünya para piyasaları Londra’dan yönetilir, zaman zaman ülkemizin siyasi aktörleri de İngiltere’ye finans kuruluşlarıyla borç anlaşmaları yapmak için giderler. Buna yatırımcı tanıtımı, finans kuruluşlarıyla görüşme dense de bu işin bizim anlamadığımız birçok yönü olduğunu kabul etmek lazım. Ancak çok karmaşık gibi görünen şeylerin aslında çok da karmaşık olmadığı sadece şifrelendiği kabul edildiğinde al-ver ver-al operasyonlarının adı bir şekilde binlerce sayfalık dokümanlarla ne yazık ki bizim gibi sıradan insanların anlayamadığı bir şekle dönüşmüş buna bilim dalı, bilim denmiştir.

Gerçek çok daha basit ve yalın olmalıdır. En azından para veren siz ya da ben olsaydım soracağım soru kısaca şu olurdu: Benim bu işten kazancım ne olacak? O halde 1 no’lu bağıntı daima karını artırmak isteyen kuruluşların başvuracağı yöntem olacağına göre, bizi en çok kim taşlıyor bilmek için çok zeki olmak gerekmemektedir değil mi?

Bir aile reisinin yapabileceği en kötü ve en onur kırıcı şey; o aileyi düşman aileden borç isteyecek duruma getirmektir. Söz konusu aile reisi ailesini düşmanına muhtaç kılmakla yapabileceği en kötü şeyi yapar. Aslında bu durum toplum içinde son derece ayıplanır bir davranış şeklidir.

Haçlılar ve zihniyetiyle mücadele edilecekse bunun her alanda olması şarttır, elzemdir. Zihniyet ne eskidir, ne de ölmüştür, nasıl ki 1. Dünya arifesinde Osmanlı İmparatorluğu’nun parası ödenmiş savaş gemilerinin parasını iade etmediği gibi,  sırf İngiltere’ye karşı savaş ihtimalinden dolayı gemilere el koymuş bir devlet ve zihniyet dün neyse bugün farklı olması mümkün değildir. Elbette, Amerikan Board, İngiliz Board’ın faaliyetlerinin Ortadoğu’yu ne hale getirdiği, İngiltere diye bir devlet ortada yokken, birbirleriyle bir şekilde komşu ve sonrasında aynı ülkenin halkları olan, Türk-Ermeni, Türk-Yunan savaşlarını da aynı şekilde değerlendirmek lazımdır. Aynı şekilde bitmeyen kanın da bir şekilde borç veren kurum ve kuruluşlarla alakası vardır ve bu alaka her Türk vatandaşı kadar, Rum, Yunan hatta Ermeni gözünü açıp durumdan pay çıkarmakla açığa çıkabilir, çıkabilirdi dememek için dua etmek mi lazım!

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 978
Toplam yorum
: 138
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 217
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster