Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '08

 
Kategori
Ramazan
Okunma Sayısı
330
 

Haddini bil kardeşim!

Haddini bil kardeşim!
 

Başlığı görünce, “Ahmet Yılmaz kime kızmış bu kadar acaba” diye merak edip yazımı tıklayacak arkadaşlar hayal kırıklığına uğrayabilirler. Çünkü sinirlendiğim, kızdığım, özellikle de haddini bildirmeye niyetlendiğim kimse yok.

Ramazan vesilesiyle bir yazı serisine başladım. “Allah kimleri sever, kimleri sevmez?”

Dünkü ilk yazıda “Allah müsrifleri sevmez” demiştim. Biliyorum blog okuyucularını ilgilendirecek güzel bir konu değil… Zaten okunma sayısı bunu açıkça gösteriyor. Ama, ben yine de yazılmasında fayda olduğunu düşünüyorum.

Bugünkü konu başlığımız ise “Allah haddi aşanları sevmez.”

*****

Bu benim tespitim değil, Kur’an’dan bir âyet. Üstelik aynı cümle 3 yerde tekrarlanıyor. (Bakara 190, Mâide 87 ve A’râf 55)

Kur’an’ın yorumlanması, bugüne kadar maalesef sadece din bilimleriyle uğraşan insanlar tarafından yapıldığı için, her konu evirilip çevirilip cennete cehenneme bağlanmış, âdeta bu bir alışkanlık haline getirilmiş.

Oysa söylendiği gibi İslâmiyet eğer kıyamete kadar insanlığın ihtiyacını karşılayacak en son ve en mükemmel dinse, onun kitabında yazanlar, bugünkü hayatımızda da bize yol göstermeli. Bunun için, günümüzün bilim dallarında uzmanlaşmış kişiler de tefsir konusunda din bilginleriyle ortak çalışmalılar.

O zaman âyetlerin anlamları çok daha açık bir şekilde bize ışık tutacaktır.

Allah’ın haddini aşanları sevmemesi de sanki dinî konularla bağlantılı olarak anlatılmış. Ancak aklı başında olan herkes, böyle bir cümleyi okuduğu zaman, dünyadaki bütün işlerimizde de bu emrin uygulanabilir olduğunu görür ve uygulanmasını ister.

Haddini aşan insanı kim sever ki… Bu bir anlamda kurallara karşı gelmek, insanlara ve topluma saygısız davranmakla eşdeğerdir. Kültürel, ekonomik, sosyal her alanda, herkesin sahip olduğu birikime göre hareket etmesi, kendini ona göre yönlendirmesi gerekir değil mi?

Biz de bunun böyle olmasını istemez miyiz?

Sözgelimi bir okulda, öğrenci öğrenciliğini, öğretmen öğretmenliğini, idareci idareciliğini bilmezse, herkes haddini aşıp üstüne vazife olmayan işlere burnunu sokarsa, işler nasıl yürütülebilir?

Bu örneği istediğimiz her kuruma, her konuya ve olaya uygulayabiliriz.

*****

Öyleyse işçi, memur, esnaf, bürokrat, siyasetçi, sendikacı, kadın, erkek, genç, yaşlı, gazeteci, blogcu… herkes yerini, görevini ve haddini bilecek…

Çünkü sadece biz değil, haddi aşanları Allah bile sevmiyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İdeal insan, mükemel insandır. Mükemelliğe ulaştığımız an zaten her şey tamamdır. Bu yüzden Allah din bağlamında bize iyiyi kötüyü, yanlışı doğruyu tek tek anlatmış ve yapılacak yapılmayacak işlerin sınırlarını çizmiştir. Yasalar, görgü kuralları, ahlak anlayışı, günümüzün "etik" değerleri, hep insan için çizilen birer sınırdır. Bizim için sınırsızlık diye bir kavram olamaz elbette. Ama kendimize ayrılan sınırlarda dilediğimiz gibi at koşturabiliriz. Sınırları genellikle dar geldiğinden dolayı değil de, yasağı çiğnemenin verdiği hazzı tatmak için ihmal ederiz. İşte burada da yine karşımıza kurallar, yasalar çıkar. Başımızın belaya girmemesi için yaratıcımızın verdiği öğütlerden biri de mümkün olduğunca sınırlarda pek dolaşmamamızdır. O zaman elbette tehlikeden daha uzak oluruz. Sınırı çizenler, bunun ihlalinde verilecek cezaları da belirlemişlerdir. Adalet uygulanırsa, suçlu cezasını hakkıyla çekerse, insan suçtan daha uzak kalmayı da başarır. Katkınız için teşekkürler selam ve saygıla

Ahmet YILMAZ 
 03.09.2008 11:10
 

başlığı görünce dediğiniz gibi meraktan değil ama,sınırsızlığı sevdiğim için bu haddin neresinde kalmak gereğini nasıl tayin edebileceğimi merak ettim.Bir de açıkçası ,kendi kendime .Benim sınırlarımın bittiği yerde başkasınınki başlıyorsa ,arada sınır varsa bunu nasıl belirleyeceğiz.biri kendi sınırını bilebilirmi,diyelim kendini kaf dağında sanıyor?Bence böylelerine haddini bildirmek gerek ama hoş görüyle.Hatta ona daha çok değer vererek ki yükseldikçe düşmersi daha hızlı olsun.Kısaca herkese her istediğini söyleyen ve yapan kişii ,İstemediği sözlerle ve hareketlerle karşılaşmayı kendiliğinden seçmiştir.Haddim olmayarak katıldım yazınıza .Saygılarımla..Hayırlı Ramazanlar ..

ütopik 
 03.09.2008 1:35
Cevap :
İşin en zor tarafı bu tabii... İnsanın kendi kendine sınırını tayin etmesi en büyük erdem. Asıl olan herkesin bunu kendi aklı, vicdanı ve düşüncesiyle yapmasıdır. O zaman ne olur, her ihtimale karşı herkes kendi payını daha küçük tutar, başkalarına daha çok imân tanır. Samimiyetle yapılan bu hareketin adı, sevgidir, saygıdır, hoşgörüdür, anlayıştır, (uzatın uzatabildiğiniz kadar) yani "insanlık"tır. Şöyle bir örnek verelim. Aynı kaptan 5-6 kişi yemek yiyorsunuz diyelim. Aşağı yukarı sizin yiyeceğiniz sınırlar bellidir. Ancak erdemli bir insan ille de göz kararı sınıra kadar dayanmak yerine, kendine daha az pay biçer ki, bir açgözlülük (saygısızlık) durumu ortaya çıkmasın. Herkes aynı şeyi yaptığında yemeğin çok bereketlendiğini görürsünüz. Halbuki herkes, "benim şuraya kadar yemem lazım, azıcık da şuradan apartsam" anlayışını uygularsa, ortaya çıkacak durum bellidir. Tıpkı bugün yaşadıklarımız gibi. İnsanın kendi sınırını kendi tayin etmesi ideal olmakla birlikte uygulaması çok zordur.  03.09.2008 10:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 944
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster