Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '08

 
Kategori
Üniversiteler
Okunma Sayısı
434
 

Hadi arkadaşlar, Türban takarak geriye beyin göçüne...

Hadi arkadaşlar, Türban takarak geriye beyin göçüne...
 

Başbakanımız Sayın Erdoğan, Erbakan Hocanın yıllar önceki Almanya performanslarını hatırlatırcasına Köln Arena’da 20 bin kişiye seslenerek, yapılan tüm bilimsel analizlerin sonucu olarak! Türban yasağının, Türkiye’de beyin göçüne yol açtığını belirterek, ülkemizde yaşayan insanların aydınlanmasının ve topluma bilimin hakim olmasının önündeki tek engeli de bizlerle paylaşmış oldu!

Bu tespitten sonra artık, Türkiye’de uzay çağının açıldığından adımız gibi emin olabiliriz!

Doktora ve doktora sonrası eğitimim için ben de Almanya’da 9 yıl kaldım, ancak bunun nedeni, burada dinimi yaşamam yönünden her hangi bir baskı görmem değildi.

Benim orada bulunmamın ve uzun sürede kalmamın nedeni, Ankara’nın göbeğinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde yeşil bayrak açacak düzeye kadar ulaşan muhafazakarlaşmanın benim ruhumda ve aklımda oluşturduğu baskılardı. Eminim ki bu durum yurtdışına çıkan bir çok bilim insanı için böyle olmuştur. Yani, toplumda yaşanan muhafazakarlaşma ve yaşanan ekonomik sorunlardan dolayı, kendilerini yurtdışına atmış, bir gün hizmet etme hayalleriyle yanıp tutuştukları vatanlarından uzak kalmak zorunda kalmışlardır.

Yurtdışında okuyan kızların durumlarının, Beyin Göçüne girip girmediği konusuna gelecek olursak eğer; yurtdışına okumaya çıkan Türbanlı kızların çoğunluğu aynen, Sayın Başbakan gibi maddi durumları ezilen halk yığınlarından çok çok iyi olan burjuvazinin türbanlısını temsil eden ailelerin kızlarıdır. Bu burjuvazi sınıfına ait olmayan ve yıllardır bu burjuvazi tarafından kullanılarak, Türban sömürüsüne maruz bırakılan saf Anadolu ailelerinden hiç birisinin kızlarını eğitim alması için, hele hele maddi imkanları yokken ve o imkanları gittiği yerde kendisi yaratması şartken, yurtdışına yollayacağına inanmıyorum. Elbetteki yaşanan aile baskıları sonucu kapanmak zorunda kalan ve ailelerinin geçmişte sahip oldukları dar kalıplardan ötürü eğitim hakları ellerinden alınan kızlarımızı da bir kenara bırakıyorum.

Türkiye’den olan beyin göçünü böylesi bir olaya bağlama yetisinde olan Sayın Başbakan’ı gerçekten tebrik etmek gerekir! Demogojinin de böylesine sadece şapka çıkarılır! Demek oluyor ki Türkiye’nin asıl sorunu sadece ve sadece Türban yasağıymış, bunu bugüne kadar göremeyen bizlere yuh olsun! Tanrım sen benim aklıma mukayyet ol, bu tür insan üstü felsefi yaklaşımlar karşısında çıldırmamak elde değil.

Sanırım Sayın Başbakan, kendilerinin tuzaklarına düşerek bugünleri yaşayan ve hayatlarını karartan zavallı kızların sorununu çözmek isterken, ülkenin üreten bütün kesimlerini de kilitlediğinin farkındadır. Farkında değilse de bence en kısa sürede bunun farkına varacaktır.

Kendisini bu konuda dolduranlar ve Özal’ın yoluna sokmaya çalışanlar kimlerse, sanırım onların tuzağına düştü ve hala o tuzakta olduğunun farkında değil…

Sayın Başbakan artık şunu kabul etmelidir; toplumsal aklımız, duygularımızın önüne geçmediği sürece Avrupalılarla sağlıklı ilişkiler kuramayız. Yerimiz o zaman Ortadoğu olur diyeceğim ancak orası da artık bizim önümüze geçiyor, Cumhuriyeti içten yıpratan kendi insanlarımızın sayesinde… Baksanıza, Dubai Şeyhi El Maktum’un dahi eşinin başı açık ve El Maktum’u, geçenlerde simokinin içinde ve silindir şapka ile fotoğraflamışlar.

Sanırım bizim en büyük şanssızlığımız, kendisine Özal’ı örnek alan ve yıllardır Suudilerin kontrolünde, Araptan çok Arap olma çabası içerisinde olan insanlar tarafından yönetilmemiz.

İşte Mustafa Kemal Atatürk ve Özal-Erdoğan dönemleri arasındaki en önemli fark budur. Özal ve Erdoğan ne yazık ki 300 yıl önce ulemaya sormayı bırakan insanlarla (Aydınlanmış Avrupalılarla), duygu kanallarıyla iletişim kurmaya çalışmışlardır, Tanrının bize verdiği aklı bir kenara bırakarak… Bu da, bizleri sürekli iletişimde olduğumuz akıl frekansında düşünen batılar karşısında zayıf düşürmektedir, aynen, Osmanlı’nın çöküşüne yol açan gelişmelerin yaşandığı dönem gibi…

Umarım artık bu gerçekler görülür ve Mustafa Kemal Atatürk’ün “memleket meselelerinde aşırı duygusallık, vatana ihanettir” sözünü hatırlayıp, ona göre davranış sergilerler, ülkeyi yönetenler ve yönetmeye aday olanlar…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili dostum, yurt disi gozlemlerine ve yorumlarina katiliyorum. Bu arada beyin gocu meydana gelmis ya...o durumda yakinda hissedilir bir beyin gocunun tersine olan versiyonunu gorecegiz demektir. Aslinda belli bir ideoloji ile yetismekte bir suru eleman goruyorum etrafta...onlarin zamani simdi...herhalde geri doneceklerdir diye dusunuyorum. Sevgi ve selamlarimla.

Biraz 
 12.02.2008 18:11
Cevap :
sen merak etme sevgili dostum, onlar dönse bile Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyetine hizmet edecekler... sen içini rahat tut... Sevgiler...  12.02.2008 18:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 184
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 891
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

Kimim? Nereden gelir, nereye giderim?29 Kasım 1970 tarihinde Türkiye'nin Doğu-Batı geçiş yolunun en ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster