Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Haziran '07

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
1253
 

Hadi beni baştan yarat

Hadi beni baştan yarat
 

Gün içinde bin parçaya ayrıldığımı hissediyorum. Aklım, ruhum, yüreğim, düşüncelerim farklı bir yana elim, ayağım, gözüm saçlarım farklı bir yana gidiyor gibi geliyor… Bazen işlerim aklımın gerisinde kalıyor, bazen de aklım işlerin gerisinde… Aptal aptal bakıyorum monitöre o zaman. Neyi yapacağımı bilmediğim için değil… Hangi sırayla yapacağıma karar veremediğim için…

Önümde yapılması gereken işlerin sıralandığı ajandam ve yanına kocaman harflerle yazılmış bir not “ACİL”… Tamam, anladık… Bu işlerin hepsi acil ama on elim yok ki benim… Koştur koştur hazırlıyorum toplantıya yetişecek olan harita çizimlerini… Yanına raporlarını eklediğim zaman işlem tamam olacak. Hepsini hazırlayıp koyuyorum önüne… Bakıyor tek tek hazırladıklarıma ve kaşlarını çatıyor “Benim istediklerim bunlar değildi.” … Gözlerim kocaman oluyor o vakit. Pek sevimsiz olurum bu gibi zamanlarda. Hemen kendi el yazısıyla bıraktığı notu koyuyorum önüne… Susuyor… “Olsun, benim istediğim bunlar değildi” diyor… Peki… Önceden bu gibi durumlara çok bozulurdum. Şimdilerde biraz alıştım gibi :)) Sonuç olarak bana söylenenleri yapıyorum.

Sonra başlıyor hızlı maraton... Proje akış çizelgesi hazırlayıp iş bölümü yapıyorum. Sonra bu işleri paylaşıyoruz arkadaşlarımla. Hepimiz elimizden gelenin en iyisi yapmaya çalışıyoruz… Ama birini bitirmeden daha acil denilen bir iş konuyor önüne… Hadi şimdi parçalara ayrılma… Tam işine konsantre olmuşken “ hadi çabuk yarın ihaleye giriyoruz, dosya hazırlanacak” diye sürpriz pasta geliyor önüne… Hopp tüm işler bırakılıp ihale dosyasına başlanıyor…

Tam kendini ihale dosyasına kaptırmışken “Seda Hanım, patron sizi çağırıyor” diye sesleniyor arkadaşım… Gidip baktığında yanında misafiri olduğunu görüyorum ve hemen konuya giriliyor… “ … Bey’e acilen şu yerle ilgili çizim ve doküman gerekiyor. Hemen hazırlar mısınız? ”… Acaba kulaklarımdan çıkan dumanı görüyorlar mı?

“Sen şöyle iyi, böyle çalışkan” olmalısın tarzında sözler duyuyorum hep. Ya da “bugünlerde dalgınsın biraz kendini toparlasan”, “ Bahar rehaveti çoktan geçmeliydi bu ne hal” gibi bir sürü söz. Oysa ben kendimi hem çok iyi hissediyorum hem de gayet iyi çalışıyorum. En azından biten işler bunun göstergesi diye düşünüyorum.

Çizimler hazır, ihale dosyası hazır ve hepimiz yorulmuş biçimde evlerimize gitmek için hazırlanıyoruz… Gergin olunan zamanlarda söylenen o kelimeler hiç değişmeden geliyor “Elinize sağlık arkadaşlar. Bugün hiç bir şey yapmadık ama napalım”… Acaba biz hiç çalışmıyorsak bu kadar iş nasıl yürüyor ve bitiyor anlamıyorum. Neyse ki kırdığı gibi gönül alınması bilinen bir yerde çalışıyorum.

Dedim ya bazen parçalara ayrıldığımı hissediyorum. Aklımı ofiste unuttum mesela, düşüncelerimi de tam çıkarken masanın üzerinden alıp, attım çantamın içine… Az önce arkadaşım aradı, yüreğimi de onda unutmuşum… Ruhumu öğle tatilinde Fulya’ya emanet etmiştim. Onu da almam gerekli…

Şimdi ajandama yarın yapacaklarımı yazıyorum. İlk sıraya yazdım, tüm parçalarımı toparlayıp koyacağım önüne… Madem iyi olmam gerekiyor, madem kafanızdakinden farklıyım deyip koyacağım tüm parçaları ve “Hadi beni baştan yarat” diyeceğim. Sıra kalabalık ama sen acele etme… Dilediğin gibi ver şekli. Nasıl olsa personel değil bir robot gerekiyor…

Fotoğraf : Tarık Aytaç Gürbüz

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

merhaba dost, ben robot gülçin blogunuzu okudum sizinde bir robot olduğunuzu anladım :)) canım zaten ben 1,5 yıldır seni sende beni tanıyorsun aynı şeyleri paylaştığımızıda çok iyi biliyoruz... gelmeyen kargodan bile seni sorumlu tutar bu zihniyetler. ama ben artık takmıyorum kafama çünkü daha önemli işlerim var stresten dökülen saçlarımı nasıl geri çoğltabilirm araştırması yapıyorum... sanırım bizim patronlardan uzak durarak ne dersin:))) sevgilerle eline sağlık

Gülçin 
 15.06.2007 13:37
Cevap :
Aslında normal insanlardık bundan kısa süre önce. Fakat iş yaşamı böyle yaptı. Şimdi şekercim anlamadım ben biz mi tuhafız yokda patronlarımız mı? :))))))) şu saç dökülmesine bir çözüm bulduysan banada söylesene :))) Kucak dolusu sevgiler canım  15.06.2007 14:54
 

blog değil olmamış Hoşsada:P Bu aralar bloglarında çok düşük cümleler ve imla hataları var dalgın mısın sen yoksa:P Boşver sen onları da aklıma geldi şimdi sana fıstık ikram eden komik amca ne yapıyor:)) Bak Hoşsada güzel kızsın vesselam benden sana çözüm. Bul zengin, yakışıklı bir koca çalışma. Onun parasını ye. Ne böyle elalemin ağız kokusunu çekiyorsun:)) Hepsi şaka şaka sakın bana kızma. Bu adamlardan iş hayatında çok var onlarıda kafana takma:)) Sevgiler

Haşim Arıkan 
 14.06.2007 21:26
Cevap :
Tamam tamam kabul ediyorum imla konusunda kötüyüm ve düşük cümlelerimde var :(((( Valla o komik amcayı göremedim son zamanlarda. Hımm şimdi çözüme gelince... Ya benim için evlilik çok erken ( yok artık seda kocaman kız oldun dediğinizi duyar gibiyim)... Bu arada zengin yakışıklı ve bunun yanında benim aklıma, yüreğime hitap eden erkek modeli tedavülden kaldırılmış.. O yüzden bende kendimi işime verdim :))) Yani paşa paşa çalışacağım :)) Bu klasik patron modellerine rağmen. Sevgilerimle  15.06.2007 11:14
 

Şu son bir aydır senden beterim be Sedam. Herşey karman çorman, birbirine dolaşık. Yap yap bitmez. Neyse ki burası özel sektör değil. Senin çalıştığın yer Özel sektör galiba. Sen gel bir de bizim haritacılarımıza bak. Bankamatik memurları (hepsi değilsede bazıları) Nasıl olsa sırtını dayamış devlet babaya oohhh gerisini düşünme gelsin maaşlar. Canım çok güzel özetlemişsin. Sevgilerimle

Abla 
 14.06.2007 13:01
Cevap :
Sevim ablacığım valla bir yoğunluktur ki gidiyor. Herkes yayından fırlayacak ok gibi. Sinirler gergin. haliyle bu birbirimize yansıyor. Ama ne olursa olsun ortada bir emek var ve saygı duyulmalı buna. Kucak dolusu sevgilerimle  14.06.2007 18:40
 

Nasıl da değişiyor kişi zamanla/ Guç o güç değil hız o hız değil/ İnançlar sarsılmış, umutlar yitik/ Bu kirli çağ bizim çağımız değil/ Yeşiller, maviler kapkara olmuş/ Yorgun eller, ayaklar, yollarsa yokuş/ Ne açan güller var, ne öten bir kuş/ Güneş o güneş değil, yıldız o yıldız değil/ Kökünden bir kurt girmiş ağaca/ Yapraklar perişan, dal paramparça/ Daha çok aldanacagiz yaşadikça/ Anlasana bu ilk aldanışımiz değil...Ümit Yaşar Oğuzcan'dan...Yorum şiirin kendisi,selamlar can dosta...

Ahmet AYDIN 
 13.06.2007 18:16
Cevap :
Nasılda değişiyor kişi zamanlar değil mi can dost? Aldanışlar hayatımızın her alanında... Teşekkür ederim bu güzel şiirli katkın için.Sevgiler, selamlar can dosta  14.06.2007 18:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 194
Toplam yorum
: 2196
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1455
Kayıt tarihi
: 04.08.06
 
 

1981 yılında aslında istenmiyor olsam da geç alınan karardan dolayı hayattayım:)) Haritacıyım ve işi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster