Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Kasım '12

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
50750
 

Hadım- İğdiş- Burulmuş

Hadım- İğdiş- Burulmuş
 

Mısır'da hadım duvar resimlerine bile yansımıştır.


Başlık bile yetti değil mi? Siz, aslında gerçek olan ve sevimsiz bir konuya değineceğimi hemen anladınız. Muhteşem Yüzyıl, Bir Zamanlar Osmanlı gibi Osmanlı’yı konu alan diziler günümüz insanına pek çok şeyi hatırlatırken yeniden hadımlığı da hatırlattı. İnsanlar neden böle bir şeye gerek duydu da bunu buldu?  Sadece Müslümanlar kullandı sanıyoruz. Aslında Uzakdoğu’da da, Mısır’da da, Bizans’ta da kullanılmıştır. Namus sadece kadına yüklenmiş bir olgudur. Yüklenen namus da yüzyıllar boyu iki bacak arasında aranmış. Erkek, kendini kadının namusunu korumak zorunda olduğuna inandırılmış, inanmış, inandırmıştır. Oysa günümüzde pek çoğumuz biliyoruz ki namus demek cinsellikle ölçülemez. Kişi de kendi namusunu korumak konusunda kendi seçtiği şekilde davranır. Neyse biz bunları bırakalım da bize nasıl hadımlığın girdiğine bir bakalım.

Sözlük anlamı olarak bakıldığında Hadım: kısırlaştırılmış erkek anlamını taşımaktadır. Sonradan ya da doğuştan olabilir. Müslümanlar kadınlarının namusu için onları Hareme sokmuşlardır. Haremde sadece kadınlar çalışınca dış işlerle de kadınlar ilgilenmek zorunda kalmışlardır. Haremde çalışan kadın dışarı işlerine bakınca iş gereği yabancı erkeklerle sık sık görüşmek durumda kalmıştır. Bu da Hareme zinayı taşımıştır. Bunu çözmek için erkek çalıştırmak gerektiği tespit edilmiştir. Bu sefer de yıllar boyu erkek görmeyen kadın gönlünü çalışan erkeklere kaptırmıştır. İşte bu muhteşem (!) buluş bu noktada konuya karıştı! Kim akıl etti? Kim bu akla ziyan buluşa onay verdi?  Bilinmez! Fakat İslamiyet bu işleme karşıydı. Hz. Muhammed’in bu konu hakkında kesin olarak (altını çize çize) söylediği sözler bulunmaktadır. Osmanlı, İslamiyet’in gereklerini yerine getirmekte yüzyıllar boyu oldukça doğru bir yol izlemeye çalışmıştır. Osmanlı kendisi hadım etmemiştir. ‘’O zaman ne yapmalı?’’ sorusu akıllara geldi. Bu ihtiyacını hep başka yerlerden karşılamıştır.

Kurtuluş Ortadoğu ve Uzakdoğu’dan geldi. Haremdeki kadını korumak için Hadım Harem Ağaları bulundu. 15. Yüzyıl ortalarına kadar hadım ağalar ortalıkta yoktu. Ama çözüm olarak bulunan şahane buluş (!) sayesinde Harem rengarenk oldu. Ak( Beyaz) ve Kara (Arap) Harem ağaları Haremde görmeye başlanmış. Bu işlemlerin nasıl yapıldığı ile ilgili tarih kitapları vardır. Bu kitapları kimler yazdı? Bu kitapları yazanlar konunun mahremiyeti nedeni ile hep takma isim kullanmıştır. İsterseniz (biliyorum biraz şiddetli şeyler yazacağım) bu işlemin detayına bir bakalım.

Hadım Edilme Yöntemleri

3 çeşitte yapılan işlem oldukça kanlı (acılı) bir yöntemdir. Kanamanın durdurulma yöntemi ise yapıldığı ülkeye göre değişir.

Sandalılı veya Tamamen Tıraşlı: Penis ve yumurtalar tek bir hareketle keskin bıçak, pala v.s. ile kesilir. Kesilen bölgeye teneke veya ahşap tüp yerleştirilir. Yarayı dağlamak için kaynar yağ dökülür. Hasta taze tezek yatağına yatırılır. Sadece süt ile beslenir. Hadım edilen kişi ne kadar genç ise yaşama şansı o kadar çok olur. Cinsel dürtüleri hiç yoktur. Ergenlik çağından önce yapılmış ise ses de ince kalır. Daha kadınsı hatlar korunur.

Penis Kesilerek Hadım:  Adından da anlaşıldığı üzere sadece penis kesilir. Yumurtalar korunur. Bu da hormonların çalışmasına engel olmaz. Döl verme yeteneği olduğu halde hadım şahıs yardımsız cinsel ilişkiye giremez. Konunun ortasına atladım farkındayım, ama sarayda cinselliği akla getirecek yiyecekler bile (salatalık, patlıcan, kabak v.s.) dilimlenmeden saray mutfağına sokulmazdı. Ama bilerek ve isteyerek sakat bırakılmış insanların hormonları çalışmaya devam etti!!!!

Burularak Hadım Etmek: Testisler kesilerek veya ezilerek yapılan işlemdir. En sık rastlanan klasikleşmiş bir yöntemdir. Sabit tutulan bir taş üzerine yerleştirilen cinsel organlar (bazen penis de olayın içine girer) bir başka taş ile ezilerek fonksiyonu kaybettirilir.

Kitaplarda yer alan bir yazıyı aynen vereceğim; erkeğin göbeğinin hemen altından, bacaklarının baldır kısmı beyaz bandajla sarılır. Hadım edilecek kişi sırt üstü yatırılır. Dezenfektan amaçlı acı biber karıştırılmış su ile üç kere yıkanır. Orak biçimindeki bıçak ile hem testisler hem de penis mümkün olduğu kadar dipten kesilir. Penis bölümündeki kanala gümüş bir iğne veya metal çubuk sokulur. Daha sonra yara soğuk suyun içine yatırılmış kağıtlar ile sarılır. Bandajlama yapıldıktan sonra Hadım kişinin her iki koluna giren iki Bıçakçı tarafından kişi birkaç saat yürütülür. 3 gün sonra (hala hayatta ise!) sıvı verilmez. (böylelikle idrar yapma problemini çözmeye çalışmışlar. Sanırım operasyondan birkaç gün önce de sıvı tüketimi yapılmamaktadır.) 3. Günün sonunda bandajlar açılır. Hasta tuvaletini yaparken kan gelmez ise iyileşmiş(bence kurtulmuş!) sayılır. Eğer kanama olursa hasta birkaç gün içinde ölür. (hala yaşayabiliyorsa! Ölüme bu acı bile yeter!) diye anlatılmaktadır. (Meraklısına N. M. Penzer- Harem kitabında daha neler var neler?)

Ayrıca Prof. Dr. Nurhan Atasoy da Haremin bilinmeyenlerini açıklamıştır.  Nurhan Hoca’m diyor ki ‘’bazı hadım edilen kişilerin operasyonu başarılı olmadıysa cinsel uzuvları tekrardan büyümüş. Hatta 2. Mahmut zamanına ait bir efsaneye göre 3 harem ağasının penisleri tekrar büyümüş, padişah bu mucizeyi görünce ağalara para verip azat etmiş.’’

Detaylı bilgiler veren kitaplarda okuduklarımı sizlerle paylaşmak bana acı verdi. Aynı duygular içinde olmanız için bu yazı bile yetmiş olabilir. Hadımlar erkek doğup, erkeklikleri ellerinden alınmış (sakat) insanlardır. Özgür olup hadımlığı seçen erkek yoktur. Açlık ile mücadele eden bazı cahil aileler hem kendi hem de çocuklarının kurtuluşu için bu yöntemi seçerek çocuklarını aslında başka bir zorluk içerisine sokmuşturlar. Küçük çocuklarını hadım ettirip, köle tacirlerine makbul(!) bir ürün olarak satmışlardır. Her halde arkasından da ‘’İnşallah saraya ağa olasın!’’ diye dua da etmişlerdir. Bazı yaşı büyümüş çocuklar ise kurtuluşun bu esaret olduğu düşüncesine sürükleniyorlardı. Böylece esaretin bir başka boyutunu seçen erkekler de vardı.

Görüntülerinde de büyük değişiklikler olurdu. Saç-tüy dökülmesi, ses incelmesi, aşırı yağlanma, kadınsı ses ve tavırlar v.s. görülür. Bu değişimi kabul ediyorlardı. Ergenlik öncesi burularak veya sandallı yöntemleri ile hadım edilen şahısın cinsel isteği yoktur. Unutmamalı ki bu erkekler cinsel isteklerini kaybetmelerine rağmen, sevgilerini, kalplerini de hadım ettirmiyorlardı. Saray içerisinde hadımların yaptığı evliliklerden de bahseden belgeler bulunmaktadır.

Hadım ağalar girdi de Harem cinsellikten arındı mı? Cinsel sorunlardan dolayı kadınlarda tedavi amaçlı kullanılan yöntemler ve vibratörler (  Kökünün Hipokrat’a, İbn-i Sina’ya dayanan) haliyle o dönemde de kullanılıyordu. İşte bu yöntemler Hadım ağaların cinselliğini sınırlı olsa da yaşamasına yardımcı oldu. İlişkiye nasıl girdikleri hakkındaki bilgileri paylaşmayacağım. Oldukça detaylı olarak anlatılan kitaplar ve minyatürler var. Bu minyatürler gerek Osmanlı’da gerek Ortadoğu’da gerekse Uzakdoğu’da gerekse Mısır’da bulunmaktadır.

İşte erkekliğinden soyundurulmuş Ak Ağalar ve Kara Ağalar Osmanlı Haremine böyle girdiler. Yani Osmanlı satın aldığı esiri hadım ettirmemiştir. Bu operasyonu yapmalarını da İslam Hukuku engellemiştir. Ama bu bir özür değildir. Çünkü Hadım piyasasının canlı kalmasına ve çok hareketli olmasına sebep olmuşlardır. Balkanlar, Trakya v.s. ülkelerde (Bizans da bu suça ortak) de oldukça yaygın bir hal almasına sebep olmuştur. Bilindiği üzere Hadım esirler çok para etmekteydi. Hadım olarak alınmış erkekler bir dizi eğitimden geçirilirdi. Din olarak Müslüman olmayanlar İslamiyet’i seçerlerdi. Eğitimleri tamamlandıktan sonra da padişah (daha şanslılar), paşa, beylerin Haremlerine sahip çıkıp, dışarı işleri görmeleri için göreve gelirlerdi.

Her hangi bir evde Harem ağalığına getirilmiş kişinin tek umudu saraya hediye edilmek olurdu. Çünkü daha önce de yazdığım Harem yazılarından hatırlayacağınız gibi sarayda mevkice yükselmek üzerine kurulmuş bir sistem vardı. Daha zeki, becerikli, donanımlı olan Hadım Ağalar burada göz doldurup, sadrazamlık makamına kadar yükselebilirdi. Böylelikle hem maaşı, hem rütbesi artar, hem de biraz da olsa özgürlüğü tadardı. Hadım Ali Paşa, Hadım Sinan Paşa, Hadım Mehmed Mesih Paşa gibi sadrazamlık mevkisine gelmiş isimler sayılabilir. Biraz evvel saydığım paşalar Pomak’dır. Yani Ak Hadım Ağalar sınıfına girer. Kara Ağalardan da Kethuda Kara İbrahim Paşa, Sadrazam Kara Davud Paşa, Sadrazam Kara Murad Paşa v.s. sayılabilir.

Neyse ki modern çağımızla Haremler ortadan kalktı. Böylelik de Hadım operasyonları tarihe gömüldü. Ben bu durumdan memnunum! Ya siz? Ya Hadımlık kalkmasaydı ne olurdu bu milletin hali? Kim seçerdi çocuğunu Hadım ettirmeyi? İki erkek çocuk annesiyim, Allah’ım korusun! Kim kendi isteği ile Hadım olmayı seçerdi?

Hayatta sizi iyi seçimler bulması dileği ile…

 

 

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu bilgi bolluğunda boğulmuş yazı için teşekkür ederim,ilgiyle okudum.

Beymihdar 
 29.11.2012 3:45
Cevap :
Umarım beğndiniz. Ben teşekkür ederim. Vakit ayırıp okuduğunuz için Saygılarımla:)  29.11.2012 13:12
 

Her şeyden önce sağolun:) Ama pek çok ülkede zaten bunlar üzerine ninilerle (Ukrayna)büyütülen çocuklar var:( Hepsini tek başımıza yapmadık, bazıları da seçti. Enderun haremin içinde eğitim yeridir. harem ağaları da eğitilmeden asla işbaşına gelemez. İsterseniz konu birleşsin diye harem yazılarımı bir gözden geçirin:) Sevgiyle kalın:)

ece er 
 28.11.2012 14:57
 

İçim burkula burkula okudum. Kara Afrikanın kaderi kendisinden de karaymış. Hadım geleneği herhalde devşirmeciliğin bir başka çeşidi olmalı. Ancak, kim söylüyor, neye dayanarak söylüyor bilmiyorum ama ben ailelerin çocuklarını hadım ettirdiğine inanmıyorum. Zira köleliğin tüm hızıyla sürdüğü zamanlarda savaşlarda ele geçirilen köle ve esir insanların çocukları ellerinden alınıp hadım işlemine tutuluyor, sonra fahiş fiata satılıyordu. Bu ve benzeri daha pek çok neden yüzünden Asurdan da, Osmanlıdan da, diğer imparatorluklardan da hep nefret ettim. Bir yazarın dediğini anımsıyorum. Osmanlı dağıldığında saraylardaki pek çokhadım ağası aç susuz sokakta dilenmek zorunda kalmışlar. Öğretici bir yazıydı. Elinize kolunuza sağlık.

hazandagüzeldir 
 27.11.2012 22:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 781
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 3844
Kayıt tarihi
: 23.09.12
 
 

16- 06- İstanbul'da doğdum. Tatbiki Güzel Sanatlar Tekstil Ana sanat dalı Moda tasarımı bölümünde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster