Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ocak '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
226
 

Hafıza denen arıza!!!

Hafıza denen arıza!!!
 

ARŞİVE BAK GÖR KENDİNİ !


HAFIZANIZ SİZİ YANILTIYOR !!!

Şimdi arkanıza yaslanın ve bu yazıyı sakin bir kafayla okuyun. Ben buna düşünerek okuma derim. Düşündüğünüz zaman beyninizin en yararlı bölgeleri işe koyulur çünkü….


Beyni bir ofis olarak görelim şimdi. Müdür Zeka…En iyi çalışan birim o. İleri görüşlü, dakik, hata kabul etmiyor, hata yapmıyor vs..vs..

Kapıda onun sekreteri mantık oturuyor. Müdürüne çok bağlı, her dediğini tam anlamıyla yapıyor, hatta bazen ona akıl bile veriyor.

Diğer odaları da duygu, idrak, bilgi, kültür ve hormonlar paylaşıyor. Buraya kadar her şey çok iyi. İletişimi sağlayan gri üniformalı minik adamlara nöron deniyor. Beynin yaşamsal hücreleri…

Ama bu ofisin çok büyük bir handikapı var…
Bu yaşanan zamana çok az açılan bir kapı ve onun ardındaki arşiv odası. Burada işler çatal, çünkü arşiv denen bellek çok hantal. Kayıtlarını çok geç değiştiriyor, ve bizi eski yargılarımıza saplantılı bırakıyor.

DİYELİM HÜLYA AVŞAR…

Ülkemizin güzellik simgesi…idi bir zamanlar. İşte bu idi takısını arşiv odası hala kayıtlara geçirmedi. Hülya’nın beyninde de durum bu. Şimdi o sertleşmiş hatları, artık eskisi kadar dikkat çekmeyen gözleri, kısacık boyu, kısacık saçlarıyla eskinin mirasını yiyen sıradan bir kadın. Ama arşivlere sorarsak o hala eski resimleri yolluyor bize; gözümüzün önüne el çabukluğuyla çektiği bir perdeden…

Nice şöhret bu tembel ve eski malzemeleri kullanan arşivin sayesinde ayakta hala. Türken Şoray’ a bir bakın. O güzelim yüz hatları albümin şişkini yanaklar altında bütün karizmasına veda etmiş. O dolgun dudaklar şimdi yine dolgun ama, sönmeye yüz tutmuş iki kırmızı balon gibi birbiri üstüne binmiş. Kilo desen Roma imparatorlarının giydiği harmaniye bluzlar altında eski zamanlardaki ilkel Afrika kabilelerinin senelik yağ ihtiyacını karşılayacak seviyede.

Peki erkekler…Kadir İnanır mesela. Gençlik gidince bütün çizgiler kaba saba bir kalemle yeniden çizilmiş. Hem ıstırap, hem nefret içeren bu çehre belirmiş. Yıllarca uykusuz kalmış gibi de huzursuzluk dolu. Ah nerede o asil bir hüznün yumuşacık ve sıcacık dalgalar halinde içimize akan mimikleri, gülümseyişleri ve kendini ifade edişleri.

Beynimizin arşivi bize bu çehreleri yolluyor hala.
Yenilerin üzerine eski fotoğrafları yerleştiriyor; beynimiz bizi aptal yerine koyuyor.

Zeka mantık, arada bir işe karışıyor, şu arşivi bir düzenlesek diyorlar ama, günlük işleri o kadar çok ki, zaman kalmıyor.

Bu arşiv insanın kendisine de büyük sahtekarlıklar yapıyor. Örneğin ben, resmim şimdiki zamana ait. Ama ben ona baktığımda 20 yaşımı görüyorum. Arşivimin çektiği perde var göz bebeğimle mercek arasında. Retina bu işlere bakmıyor.O harıl harıl bu günkü görselleri kaydediyor. Arşivin şu hantallığın bilse, onun bir nostaljikolik olduğunu anlasa, hiç kendini yormaz bile. Gördüğü her şeyi dinlene dinlene yollar beyne. Örneğin biz de şu anda Tayyip Erdoğan yerine Adnan Menderes’ i görüyor olabiliriz. Hatta biraz daha tembel olsa retinamız, biz hala Atatürk’ ü de görebilirdik.
Aman Allah korusun bu noktada. Düşünebiliyor musunuz; retina birden toparlanıp çağımızın görsellerine avdet ettiğinde düşeceğimiz şaşkınlık, hüzün, azap, kaygı, korku…Hangi kalp bu vurguna dayanır, sorarım size ?

Dahası bir bilgi bu arada; Retina görüntüleri beyne ters olarak yollar; beyin bunları düze çevirir. Ama bazı beyinler görüntüyü ters çevirmeyi unutur, her şeye tersinden bakar.Bu bilgi de benden size bir kıyak…

Neyse , konuya çark: Şimdi şöhretler bu arşivlere oturup kalkıp dua etsinler. Örneğin Robert Redford Ahlaksız teklif filminde arşivimizin yardımı olmadan gözümüze gözükseydi o kaymaklı lokum Demi Moore’ u değil bir milyon, HZ Süleyman’ın hazinelerini serse bile elde edemezdi.

Demek ki beynimizin bellek ayağı, aslında yanılgılarımızın kaynağı. Şöhretlerin yediği de işte bu hantal belleğin kaymağı.

Beynimizin bu eşsiz ama kapasitesinin 9 da 1 ile çalışan ofisinin daha ne kusurları var. Bunu da eğer bu yazı ilgi görürse devamında anlatacağım.

Kıssadan hisse; sadece güzellikte değil, her şeyde beyninizdeki arşive çok güvenmeyin. Örneğin önümüzde belediye seçimleri var. Önünüze gelecek sandığa bakarken gözünüzün arkasındaki perdeyi çekip atın. Çünkü önemsiz şeylerde belki çok zararlı değil ama geleceğimizi ilgilendiren konularda arşive çok bağlı kalmak kör olmakla aynı anlama gelir…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Harika bir konu ve harika bir anlatım. Devamını getirin lütfen. İyi ki beynimiz teri düze çeviriyor. Ama aynen dediğiniz gibi resimleri hala tersten görenler mevcut. Ve tabi ki; arşiv konusunda yerden göğe haklısınız. Hatta bazen; bilerek ve isteyerek arşivi aynen eski haliyle tuttuğumuz da bir gerçek. Buna "geçmişte yaşam" da deniyordu sanırım:) Kaleminize sağlık.

Emine Supçin 
 16.01.2009 8:42
Cevap :
Siz de harikasınız. Devam edeceğim. Okuduğunuzu bilerek. saygılarımla...  16.01.2009 12:17
 

Merhaba...İstihbaratçılar çok sağlamcı insanlardır. Şöyle bir istihbarat ilkesi vardır: "Gördüklerinizin yarısına, duduklarınızın da hiçbirine inanmayın; gördükleriniz bile 'ham haberdir', duyduklarınızın ise 'haber değeri bile olamaz'... Bunlar, yazdığınızı bloğun içeriğinde bir yere konabiliyorsa,bloğunuza katkım olsun. Selamlar.

cdenizkent 
 15.01.2009 17:43
Cevap :
YAZDIKLARINIZI BURAYA AYNEN ALIYORUM. bÜTÜN KALBİMLE KATILIYORUM. ÇOK TEŞEKKÜRLER...Gördüklerimiz ve duyduklarımız Merhaba...İstihbaratçılar çok sağlamcı insanlardır. Şöyle bir istihbarat ilkesi vardır: "Gördüklerinizin yarısına, duduklarınızın da hiçbirine inanmayın; gördükleriniz bile 'ham haberdir', duyduklarınızın ise 'haber değeri bile olamaz'... Bunlar, yazdığınızı bloğun içeriğinde bir yere konabiliyorsa,bloğunuza katkım olsun. Selamlar.  16.01.2009 12:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 94
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 597
Kayıt tarihi
: 04.10.06
 
 

1950'lerden sonra doğan her dünya insanı gibi, ardında pek çok takıntıyla gelen geçmiş zamanı, bilim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster