Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ekim '15

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
132
 

Hain Kürtler ve Ceza Parkı

Hain Kürtler ve Ceza Parkı
 

izlenmeyi hakkeden bir yapım


Önce AKP’nin İzmir Milletvekili bir zat, HDP’ye bilinçli oy verenler haindir dedi. Ardından AKP’nin esas Genel Başkanı Erdoğan, 550 milli ve yerli vekil isteğini bize tebliğ etti. Yetmedi. En sonunda aynı partinin Genel Başkan Yardımcısı titri ile konuşan eski ülkücü Selçuk Özdağ, HDP’yi destekleyen aydınları açıktan tehdit etti. Hem de öyle böyle değil, yargılanacaksınız dedi. Ülke seçime değil, HDP ile savaşa giriyor sanki.
 
Seçime giderken, yeni korucu ve özel harekatçı polis kadrosu açılıyor.  Polise ‘vur’ emri veriliyor. İç Güvenlik Yasası ülkenin üzerinde efil efil esiyor. Kürtler, seçilmişleri de dâhil olmak üzere tutuklanıyor. Yargısız infazlar hayatın rutini haline getiriliyor.  Bütün bu karanlığa rağmen, demokrasi lafları egemenlerin ağzından düşmüyor. ABD Vietnam’ı işgal ettiğinde, orada da demokrasi ve özgürlük lafları Nixon’ın ağzından eksik olmuyordu. Oysa savaş karşıtları, üniversite öğrencileri, kadınlar savaşı protesto ediyorlardı. Beyaz Saray bu protestolara acımasızca saldırıyordu. Ohio Üniversitesi’nde protestolara katılan 4 öğrenci infaz ediliyordu. Nixon, McCarran Ulusal Güvenlik Yasasını (bizdeki İç Güvenlik Yasası’nın benzeri) yürürlüğe koydu. Bu yasa ile Başkan Meclisten onay almadan olağanüstü hal ilan edebilir, polis de şüpheli gördüğü herkesi alıkoyabilir, tutuklayabilir, silahla etkisiz hale getirebilirdi. Amerikan aleyhtarı görülenlerin özel mahkemelerde yargılanması da unutulmamıştı.
 
Yönetmen Peter Watkins tam da bu dönemde, her şeyi göze alarak 1971 yılında Ceza Parkı (Punishment Park) adında yarı belgesel kurmaca bir film çekti.  Film, özel mahkemelerde yargılanan aydınların, sanatçıların, komünistlerin, savaş karşıtlarının duruşmalarını anlatır. Duruşmalardaki diyaloglar, Amerika’nın özgürlük mitini yerle bir eder. Burada yargılananlar kafadan 15-20 yıl cezaya çarptırılır. Amerikan Senatosu’nun aldığı bir kararla, bu insanlara ıslah olma(!) şansı verilir. Ceza alan mahkûmlar isterlerse ceza parkında dört gün kalıp, hapis cezasından kurtulabilirler. Doğal olarak herkes ceza parkı cezasını tercih eder. Ceza parkı cezasında, suçlu kabul edilenler çölün ortasında, 92 Km uzakta bulunan ABD bayrağına ulaştıklarında af edileceklerdir. Su, yiyecek verilmez. Mahkumlar yolculuğu çıktıklarından 2 saat sonra polisler araçları ile takibe başlayacaktır. Yakalandıklarında eski cezalarını çekmek üzere hapse yollanacaklardır. Ülke vatansever ve hainler olarak bölündüğünden, polisler de onları hain olarak görmektedir ve sınırsız silah kullanma yetkileri vardır. Yönetmen Watkins böyle bir iklimde olayların nasıl bir yere varacağını çarpıcı bir şekilde izleyene aktarır. Doğaldır ki film kısa süre sonra yasaklanır.
 
Ceza Parkı filmi: Bayrak metaforunun öne çıkarıldığı, Kürtlerin partisine oy verenlere hain denildiği, polisin sınırsız yetki ile donatıldığı, muhalif olanların yargılanmakla, öldürülmekle tehdit edildiği, savaş karşıtlığının suç sayıldığı, olağanüstü hal ilan edilen şehirlerin olduğu ve bütün bunlardan dolayı kimsenin hesap vermediği Türkiye’yi adeta anlatıyor. Bütün bu olan bitenin içinde yer alanlar: bu dokunulmaz iktidarın, bu bize karanlık onlara aydınlık zamanların sonsuza kadar süreceğine inanıyorlar. Yolsuzluklardan, silah kaçakçılığına kadar uzanan envai çeşit suçun zamanla unutulacağını düşünüyorlar. Susturmaya çalışıyorlar. Herkesi hizaya getirip, adına milli diyecekleri totaliter bir ülke yaratacaklar.
 
Almanya’da 40 tane Nazi İleri Askeri Okulu vardı. O okullarda spor derslerine, vücudunuzun üzerinde tasarruf hakkınız yoktur, vücudunuzun üzerinde sadece Führer’in tasarruf hakkı vardır sözü ile başlanırdı. Tarih dersinde öğrencilere: kendinizi geleceğe iyi hazırlayın, Führer 1000 yıl sonrasının planlamasını yapıyor denilirdi.  Bunlar milli olan Nazi Almanya’sını yaratmışlardı. Alman Irkı Koruma Kanunu çıkarmışlardı. O milli Türkiye’yi yarattıkları gün Eseyan, Mahcupyan, Miroğlu, Metiner, Ensarioğlu gibiler Türk Irkını Koruma Kanununa uymayacaklar ve ilk etapta 2. derece imtiyazlar ile yaşayacaklardır. Sonrasında 2. derece imtiyaza sahip olanların başına neler geldiğini de bir zahmet kendileri okusunlar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 67
Toplam yorum
: 533
Toplam mesaj
: 128
Ort. okunma sayısı
: 1633
Kayıt tarihi
: 11.08.07
 
 

Adıyaman'da doğdu. ilk ve ortaöğrenimimi yatılı bölge okullarında okudu. İzmir 9 Eylül İktisat Fa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster