Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mart '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
363
 

Hakaret Yetkisini Nereden Alıyorsun?

Hakaret Yetkisini Nereden Alıyorsun?
 

hakare kime yapılırsa yapılsın iyi değil


Hakaret Yetkisini Nereden Alıyorsun? 

Hürriyet Gazetesi yazarı Rahmi Turan, köşesinde bir ‘masal’a yer verdi. Bu masal Milletin %70’ne hakaret etme amacıyla kaleme alındığını düşünüyor, inanıyorum. 

Eşekler alınmasın! 

BUGÜN pazar. Size eğlenceli bir masal anlatacağım. Hikâyeyi bilen varsa lütfen bağışlasın. 

Ülkenin birinde padişah, her kimin devlete bir hizmeti, vatana bir yararlılığı olmuşsa ona madalya vermeye karar vermiş. 

Padişahın, herkese nişan dağıttığını gören inek “Nişan asıl benim hakkım” diyerek koşa koşa sarayın kapısına gelmiş; “Padişaha haber verin” demiş “Bir inek kendisini görmek istiyor.” 

Kapıcıbaşı, ineği başından savmak istemiş ama olayı duyan padişah: 

“Gelsin bakalım, bu da nasıl bir inekmiş?” diye ineği huzuruna çağırmış; “Böğür bakalım inek, ne böğüreceksin?” 

İnek “Padişahım” demiş, “duyduğuma göre nişanlar dağıtıyormuşsun. Ben de nişan almak istiyorum. 

Padişah “Hangi hakla?” diye bağırmış “Sen ne yaptın ki? Memlekete nasıl bir yararlılığın dokundu da sana nişan verelim?” 

O zaman inek “Efendimiz” diye söze başlamış “bana nişan verilmesin de kimlere verilsin? Ben daha insanlara ne yapayım? Etimi yersiniz, sütümü içersiniz, derimi giyersiniz. Gübremi bile bırakmaz, kullanırsınız. Teneke nişan için daha ne yapayım?” 

Padişah, ineğin isteğini haklı bulmuş ve ona ikinci dereceden bir nişan vermiş. İ 

nek sevinçten hoplaya zıplaya saraydan dönerken katırla karşılaşmış. 

Katır, ineğin padişahtan nişan aldığını öğrenince coşmuş, dörtnala saraya varmış: 

“Padişahımız efendimizi göreceğim” demiş. 

Muhafızlar “Olmaz!” demişler ama katır inadı bu… Diretmiş de diretmiş… Durumu padişaha iletmişler. O da “Gelsin bakalım katır kulum da…” demiş. Katır, padişahın elini eteğini öptükten sonra nişan istediğini söylemiş. Padişah sormuş: “Sen ne yaptın ki nişan istiyorsun? 

“A hünkârım, daha ne yapayım? Savaşta topunuzu, tüfeğinizi sırtımda taşıyan ben değil miyim? Barışta çoluğunuzu çocuğunuzu sırtımda götüren ben değil miyim? Ben olmazsam işiniz tamamen bitiktir.” 

Katırı haklı bulan padişah “Katır kuluma da birinci dereceden bir nişan verilsin” diye ferman eylemiş! Katırda bir sevinç, bir sevinç… Dörtnala saraydan dönerken eşekle karşılaşmış. Durumu öğrenen eşek de heveslenmiş hemen: 

“Dur öyleyle, padişahımıza gider, bir nişan da ben alırım.” diyerek dörtnala saraya koşmuş. Saray muhafızları “Deh” demişler “Çüş” demişler ama eşeği bir türlü atlatamamışlar. Sonunda padişah eşeği kabul buyurmuş: “Sen ne dilersin ey eşek kulum?” 

Eşek de madalya dilediğini bildirmiş. Padişah canı burnuna gelip kükremiş: “Ulan eşek… İnek etiyle, derisiyle, gübresiyle bu memlekete, bu millete hizmet etti. Katır dersen, savaşta, barışta yük taşıdı, bu vatana hizmet etti. A eşek, ya sen ne iş gördün ki, bir de kalkmış, eşekliğine bakmadan nişan istersin? Söyle ne halt ettin?” O zaman eşek, keyifle sırıtarak: 

“Aman padişah efendim” demiş “size en büyük hizmeti eşek kullarınız yapmıştır. Eğer benim gibi binlerce eşek kulların olmasaydı, siz saltanat sürebilir miydiniz? Dua edin biz eşek kullarına ki, bizim gibi eşekler var da, siz de bu tahtta oturabiliyorsunuz!” Padişah, bu eşeğin öyle her eşek gibi teneke nişanla gözü doymayacağını anlamış: “Ey eşek kulum, haklısın!” demiş “Senin sayende ben bu makamdayım. Senin bu çok yüksek hizmetini karşılayabilecek bir nişanım yok. Sana ölünceye kadar, ahırımdan bol ot ve kış aylarında da kömür bağladım. Ye ve saltanatım için her gün anır! (Rahmi Turan: Hürriyet) 

Yukarıdaki yazıya ayrıca bir yorum yapmaya gerek yok. Bu Anadolu insanı (Memleketi düşmana ezdirmeyen Atatürk’ün, Nine Hatunlar’ın, Kazım Karabekir’lerin, Hey Onbeşli Onbeşliler’in torunları) bu yazıyı hangi zihniyetin kaleme aldığını çok iyi biliyor. Ama müsaade ederseniz acizane birkaç düşüncemi belirtmek istiyorum. 

Bana göre bu yazı aleni bir şekilde hükümete yönelik bir yazı. "Kış aylarında kömür" edebiyatı adresi tam anlamıyla tarif ediyor. Düpedüz bir hakaret bu. Bu yazının Oktay Ekşi’nin yazısından hiçbir farkı yoktur. Bu adam da caminin duvarına …….Hiç kimse okuyucusunu aptal (özür dilerim) yerine koymasın. Okuyucu artık her şeyin farkında. 

Hiç kimse bu memleketi yönetenlere hakaret etme hakkına sahip değildir. Bu ülkeyi yönetenler bu milletin demokratik yollarla seçtiği insanlardır. Millet adına bu ülkeyi bütün dünyaya karşı yönetmekteler. Beğenmediğimiz yanları mutlaka vardır. Zaten onun için sandık üç ay sonra önüne gelecek. Kardeşim beğenmiyorsan üç ay sabret ve sandıkta hesabını sor. Böyle utanmazca, pervasızca eleştirmek, hakaret etmek senin neyine? Bu cesareti, bu yetkiyi nereden alıyor sayın yazarımız? "Basın özgürlüğünü" istediğini yazma, yalan haber üretme, çamur atma, hakaret etme özgürlüğü olarak mı biliyor sayın yazarımız. Bu memleketi babasının çiftliği olarak mı görüyor acaba. 

Kendi düşünce yapısına uygun partilere oy vermeyen vatandaşa tepeden bakma, onları aşağılama geleneği ülkemizde Tanzimat’tan beri süregelen bir alışkanlık oldu. Vatanını seven, ülkenin geleceğini şahsi çıkarları üzerinde gören, milli ve manevi değerlere önem veren temiz kalpli seçmene ‘Bidon kafa, aptal, eşek ve göbeğini kaşıyan adam’ yaftaları yakıştıran bu zavallılar caminin duvarına ….ye ……ye duvarın üzerlerine çökeceğinin farkına henüz varamadılar. Bugüne kadar yaptıkları yanlarına kar kalan bu zavallıların milletten gerekli tokadı yeme zamanları geldi. Yıllardır gazetelerini aldığımız, televizyonlarını izlediğimiz ve kendilerini zengin ettiğimiz müstakbel “kelaynaklar” bir bir tedavülden kalkacaklar. Bu millet sizin sürünüz değildir. Bu illete tarih boyunca yan bakanları bu millet nasıl alaşağı ettiyse sizi de tarihin tozlu sayfaları arasına gönderecektir. Şunun şuasında üç ay kaldı. 

Hiç kimsenin yaptığı hakaret yanına kâr kalmamalı. “Eşekler alınmasın” ifadesinden kimin alınacağı zamanla belli olacak. Kem söz her zaman sahibini bulur. 

İsmet Yalçınkaya 

Başarı Sınav Danışmanlığı 

Ve Test Üretim Bürosu 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Elerinize sağlık. Öneriyorum. Bu tür düşünce içinde olanlar hep ve heryerde aynı. İşleri güçleri yaftalamak. Her defasında bir korkak gibi imalarda bulunmak. Ortak özellikleri, hayvanları kendi yazılarında devamlı kullanmalarıdır. Lafı ancak böyle çarptırırlar. Korkak oldukları ve düşünme güçleri buna yettiği için devamlı halkı ikinci sınıf vatandaş yerine koyarak onların ödedikleri vergiyle Balo, parti vb düzenleyerek saltanatlarını devam ettirirler. Ayıptır, günahtır, yazıktır. Koskoca yazar bunlar. Hiç utanmaları yok. Saygılarımla.

DurmuşGüler 
 14.03.2011 21:38
Cevap :
İlginize teşekkür ederim. Türkiye kalkınıyor, gelişiyor. Dünya insanının kalkınmış ve demokrasisini insan hakları temelinde tamamlamış bir Türkiye'ye ihtiyacı olduğuna inanıyorum. Anadolu medeniyet ve kültürünün en iyi ihraç edilecek bir değer olduğuna inanıyorum. Bu uğurda herkes safını belli etmek zorundadır. Ya demokrasiden yana olacağız ya da birilerinin yaptığı gibi takoz olacağız. Millet takozları ortadan kaldırmayı çok iyi bilir. Artık Atürk'ün gösterdiği "muasır medeniyet hedefini bilimsel manada gerçekleştirmek zamanı gelmiştir.  15.03.2011 13:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 137
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 1470
Kayıt tarihi
: 23.06.08
 
 

1963 yılı Trabzon Of doğumluyu. Emekli Öğretmenim Eğitimle ilgili konulara ilgim uzun yıllar önce..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster