Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ağustos '07

 
Kategori
Basketbol
Okunma Sayısı
515
 

Hakem taraf tutmalıdır!

Bu yazıyı, bugüne kadar yönetmiş olduğum ve taraf olamadığım takımlara atfen bir kişisel eleştiri olarak kendime yazıyorum. Sizlerle de paylaşmak istedim.
Hakem taraf olmalı mıdır?
Dünyadaki bütün üst seviye hakem kliniklerinde hakem eğitmenleri hakemlerin tarafsızlığıyla ilgili şu noktanın altını çizer. Hakem müsabaka esnasında taraf olmalıdır.” Evet yanlış okumadınız. Hakem taraf tutmalıdır. Hakem o gün sahada kazanmak isteyen, “dürüst oyun” ruhuyla rakibine üstünlüğünü kuran takımın maçı kazanmasına yardım etmelidir. Ancak bu yazıdan sadece “hakem taraf tutmalıdır” cümlesini alırsanız tabii ki konu artık suiistimal edilmeye açıktır.

Hepimiz katılacağı bir nokta, gerçekten de tribünden maç izlediğimizde, tüm faul, ihlal ve kural dışı hareketleri rahatlıkla görürüz ve sahadaki hakemlerin bunları nasıl göremediğine şaşarız. Bunun sebebi, sahadaki hakemin bazen bir antrenör ve oyuncunun kendini maça kaptırışı gibi neden orada olduğunu unutmasından kaynaklanmaktadır.
Hakem, nihayetinde bir insandır ve o da, tansiyonun yükseldiği, heyecanın doruk noktalara çıktığı anlarda, oyunu okuma, oyunu değerlendirme gibi gerçek anlamda üst düzey psikolojik yetiler gerektiren durumlarda bazen içgüdüsel bir şekilde olayları akışına bırakabilir veya saniyeden daha az bir sürede değerlendirmesi gereken bir duruma tepki vermekte geç kaldığı için bizim tribünden “bu faul kaçar mı, bu ihlal çalınmaz mı, sportmenlik dışıydı” dediğimiz duruma sebebiyet verir. Oysa hakem, onu görmüş ancak o kadar kısa süre içerisinde olayı muhakeme edemediği için beyin ve dudak arasındaki o bağlantı kurulamamış ve oyun devam etmiştir. Bu durumlarda düdük çalamayan hakemlerin kendilerini savunurken kullandıkları “En iyi düdük çalınmamış düdüktür” deyişi de, hakemlerin artık kendinin bu yetiyi kazanmayacağını kabullendiğinin bir göstergesidir. Üst düzey hakemlerde ise bu artık bir otomatik yeti haline gelmiştir ki bunun da aslında bazı sakıncaları vardır. Bu konuya başka bir yazıda yer vereceğim.
Tekrar hakemin taraf olma konusuna dönersek, yukarıda bahsettiğim maça dalma veya kendini maça kaptırma halini hele bir de maçın geneline yayarsak işte o zaman hakemleri ve oyunu asıl tehlike bekliyordur. Rakibine haksız güç kullanarak, kural dışı fauller yaparak “zor iyi oyunu bozar” felsefesiyle maçı kazanmak isteyen takımın, hakemler ve rakibinin üzerinde üstünlük kurmasına izin vermemeliyiz. İşte burada taraf olarak devreye girmeliyiz Bu tür takımlar taraf olmayan hakemlerle maçlarını rahat bir şekilde kazanırken, oyunun ruhuna aykırı hareketlerine izin vermeyen ve taraf olan hakemlerle daima sorun yaşıyorlar. Tüm bunları yazarken bir oyuncunun “hocam ben bütün sene aynı bu şekilde oynadım ama sadece senin maçında 5 dakikada 4 faul aldım” deyişini hatırladım ve bunun iyi bir örnek olduğunu düşünüyorum. Maalesef maçlarda taraf olamıyoruz. Çünkü bizler hakem olarak maçın üstümüze kalmamasını sağlamak için iki tarafa da eşit mesafede duruyoruz. Bu kolay olanı. Oysa ki zor olan, o gün sahada iyi oynayan, kurallara uygun bir şekilde mücadele eden takımı ve oyuncuları korumaktır. Ancak hiç birimiz “Hiçbir şey basketbol oyunundan daha önemli değilidir.” felsefesini uygulayacak kadar kendine güvenemez. Örneğin, Kobe Bryant veya Dirk Nowitzki örneklerini ele alalım. Eğer hakemler bu oyuncuları korumazsa bu oyuncuların çift haneli sayılara ulaşması mümkün değildir.
Taraf olan hakem, maçı kimin kazandığı veya kaybettiğiyle ilgilenmez. O iyinin, güzelin, haklının kısaca BASKETBOLUN tarafıdır. Ancak o zaman iyi hakem olunur.
Bunu başarabilmek için, hakemler oyunun dışında kalabilme, asıl görevimiz olan oyunu kontrol etme, takımların haksız kazanımlar sağlamasını engellemek gibi konularda kendilerini sürekli motive etmelidir. Bunu bazen topu oyuna geç vererek, molalarda takım arkadaşlarını motive edip, oyuna dalmalarını engelleyerek, kendilerini sürekli bu alışkanlığı kazanma konusunda telkin ederek başarabilirler. Yoksa hakemin tek görevi sahaya çıkarak ihlal ve faul düdüğü çalmak değildir. Bu sadece hakemliğe yeni başlayanlar için geçerli bir seviyedir ve bu seviye ne kadar çabuk geçilirse o kadar başarılı hakem olunur.
Hakeme sınıf atlatan seviye, hakemin artık oyunun tansiyonunu, akışını, gidişatını hissettiği, yönlendirdiği ve yönettiği seviyedir.

Saygılarımla,

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Türkiye'de spora, özellikle de basketbola gönül vermiş; basketbol emekçilerini bir çatı altında toplama, onlara birikim ve deneyimlerini paylaşma ortamı sağlarken bir bakıma da eğitme görevini üstlenmiş bir FORUM ( www.basketbolforum.com )yöneticisi olarak, burada paylaştığınız değerli izlenim ve düşüncelerinizi üyelerimizin de görebilmeleri amacıyla blog linkinizi verdiğimi bildirmek istiyorum. Sevgilerimle.

Muharrem DOĞAN 
 14.08.2007 20:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 750
Kayıt tarihi
: 01.08.07
 
 

Uluslararası Tekerlekli Sandalye Basketbol Hakemiyim. Sizlere hakemlik ve tekerlekli sandalye basket..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster