Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '16

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
475
 

Hakemle oynama çocuğum

Hakemle oynama çocuğum
 

Facebook'un en yararlı yönü geçmişle aramızda bir köprü oluşudur bence. Eski sevgilileri, senelerdir görüşmediğimiz mahalle arkadaşlarını bulabilme imkânı vardır. Komşu kızı "Saniye'yi" bulursun, onun sayesinde "İsmail'e", "Tombik Kemal'e" ve "Gülseren'e" ulaşırsın.


"Tombik Kemal" rahmetli olmuştur, "İsmail" yuvarlanıp gidiyordur işte. Çocuğu olmamıştır "Gülseren'in" ama mutludur.

Valla bana sorarsanız "Facebook" dedikleri bence budur!

"Kayıp Dostlar Bürosu" desem, yeridir!


***

İşte böyle ben, yine maziyi araştırırken çok tanıdık bir isme rast geldim Facebook'ta.

Değerli editörümüz Başak Hanım'ın sayfasındaydım.

Ne mi yaptım?

Şaaaak diye, "Arkadaşı ekle" butonuna bastım!

Siz deyin düşüncesizlik, ben diyeyim bir anlık gaflet ve şaşkınlık! Milliyet Blog Sitesi'ni ve sistemini az çok tanıyan, yeri geldiğinde bununla övünen kıdemli bir üye olarak bu hatayı yapmamalıydım ben. Üye olmadan önce MB'yi 3 ay incelemiştim ama değerli editörümüzün Face' teki sayfasını incelemeden şaaak diye "Arkadaşı ekle" butonuna basıvermiştim işte.

Başak Hanım'ın face'teki "arkadaş" listesi oldukça kısıtlıydı ve Milliyet Blog'tan tek bir arkadaşı yoktu. En azından ben göremedim. Herkes (Her MB üyesi) iyi niyetli olsa da bu hatayı yapabilirdi ama ben yapmamalıydım. MB'deki kıdemime, tecrübeme gölge düşürdüm.

Baltayı taşa vurmuştum sizin anlayacağınız ama çabuk uyandım. Bir insanı "hayır" veya "evet" demeye zorlamak yapılacak bir iş değildi. Sayfasını biraz incelesem yapmazdım ben bu hatayı. İnanın bana hiç yakışmadı. İnsanın kendini "ayrıcalıklı" hissetmesi başlı başına bir rezalet! Hissetmese de böyle bir "görüntü" vermesi bile bağışlanır gibi değil. Mahçubum, üzgünüm o kadar işte.

Ama Allah için, çabuk fark ettim.

Tek yapabildiğim onu zor duruma düşürdüğüm için özür dilemek oldu.

Özrümün kabulü ise tek tesellim oldu!

E peki; Başak Hanım MB üyelerini arkadaş listesine kabul etseydi, neler olurdu?

Bu soruyu da siz yanıtlayıverin efendim. "Hani yani empati empati!" Üye sayısı da 10 bini geçti!

7/24... Milliyet Blog! Üstüne üstlük Facebook üzerinden Milliyet Blog! Çekilir nane değil be! Allah düşmanımın bile başına vermesin! Öf be! Çin işkencesi gibi  dostlar! Ben ki didişmeyi severim ama bir yere kadar. Editör olsam üç gün bile dayanamam valla, Ne ülen öyle ""vır vır da vır vır"! Şikâyet, şikâyet, şikâyet! Asfalyam atar ve pis dalarım üyelere, yeminle. Düşünmesi bile tüyler ürpertici! Katil olurum, "Wandet" diye beni ararlar, başıma ödül koyarlar! Şimdi bile, bulsalar bir kaşık suda boğacaklar!

Hakemin gözüne gözlük! Tamam anladık gözlük!

Al o düdüğü de bir de sen öttür bakalım "dürrük"! (Dürrük ne yaaaa? Ne diyon len sen?)

Öttürebiliyorsan tabi! (Bakın nasıl sinirlendim şimdi.)

Şaka bir yana efendim şaka bir yana... (Nah şaka, nesi şaka? Kıvırma Culduz, hasbi ol!.)

Yani, toparlarsak efendim. ( Şimdi oldu işte.)

***

Malumunuz, "editöre laf sokuşturmak" artan bir hızla devam ediyor. Bu durum da genellikle benim yüzümden oluyor ve farkındayım elbette. Görünürde bana yükleniliyor ama hedef editörler, yani Başak Hanım. İnce ve kıvrak bir diplomasi yürürlükte ama oldukça minder dışı, sinsice!

Bu saptamama itirazı olan parmak kaldırabilir tabii!  (Yeni şehirli (sade vatandaş)kardaşınız alayınıza "avam" dedi geçenlerde, "Şehir Kulübüne" üye olmadığınız için, Yaleppi şükür dediniz ve kendisini şakşakladınız. Ama müstehak size!)

Ara Not: Ne kadar da üzülüyorum sizler adına bir bilseniz!

Sitedeki "Dostlar Grubu" üyeleri, bu konuda oldukça başarılı! (Ne kadar övünseler azdır.)

Ben istediğim kadar yırtınayım, "Hakemle oynama daaa,  az buçuk harbi ol" diye feryat edeyim., Nafile!

Memur kafası, basmıyor işte! (Lütfen üzerinize alınmayın.) Alışmış "Allah ömürler versin efendim" söyleminin gölgesizliğine. Virane!

Ve zavallı, biçare!

Maydanoz gelmiş kereviz gidiyorlar! Bin yılda bir "haykırmak" pervasızca... Onlardan beklenemez!

Bin yılda bir insan olmak...

Akıllarının ucundan bile geçmez!

Ülen bin yılda bir "iki kere iki dört eder de" be! "Kral çıplak" de be! De ki dişimi kırayım, de ki dokuz tombalak atayım ama nerdeee?

Culduz'un Allah bin türlü belasını vere! İki yakası bir araya gelmeye!

Hep yandan, hep kıyı kenardan! Sinsice!

Bir "yaptırım" bekliyorlar, editörlerden. Mümkünse CEZAYİ!

Yürekleri soğusun yeter ki!

Ülen bu ne biçim vicdansızlık, bilmem ki!

Papatyayı ezmek, bülbülü öldürmek ve piyanoya çivi çakmaktır bu be! Var mı ötesi?

Ben diyeyim "kifayetsizlik", siz deyin "aciziyet"!

Avukatlığa soyunacak değilim!

Bir ""sükut" varsa açıklamasını yapmak bana düşmez, anlayan anlar!

Rahmetli babam "Hakemle oynama çocuğum" derdi, ben yuvarlak meşin peşinde koşarken ve eklerdi, "Yeteneksiz futbolcular hakemle oynar," diye... Ve ben onca yıl futbol oynadım, tek bir kart görmeden.

Maç bitince ister yen, ister yenil, rakibin elini sıkabilmek çok önemli ve hatta hakemin elini.

Ağzım laf yapar ama "Yazıda olan yazıda kalır," felsefesini bir türlü anlatamadım ben bazı üyelere. Bu da benim kifayetsizliğim olsa gerek!

Beni anlıyorsunuz, değil mi?

Not: Yazı başlığı değerli üye Celal Çelik'in (Murakami) "Hayatla oynama çocuğum" başlıklı o nefis deneme yazısından tırtıklanmıştır. "Deneme" nasıl yazılır, söz konusu yazıyı okumakta sayısız yararlar vardır. Bir zahmet efendim:;

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mükemmel yazılara yorum yazmak her yiğidin harcı değil.Söylenenler yazınızın gölgesinde kalacaktır. Ben bu riski alamam.

Kerim Korkut 
 27.03.2016 19:49
 

Ne yorum ne yorum yanıtı; olmamış hafif kalmış. Ergenlerin diyaloğunu anımsatıyor. Tabii ki taraflar şakalaşmıyorsa. Bazen Mustafa Atilla Bey'in derince espri halleri vardır ve hoştur anlamak için sakin kafa lazımdır; ama sen Culduz esprin bile bazen tırmalıyor. Bu sefer ben bir şeyler bulamadım yani yazı da fena bozulmuştur. Selam Cumartesi Pazar gri bulutlardan sonra bugün güneş yüzünü Berlin'de gösterdi ya...şükürler olsun

Alev Meisel 
 14.03.2016 13:06
Cevap :
Hoş geldin abla... Yani Sema Hanım yazmasa Berlin'e geldiğini öğrenemeyeceğiz. Sürprizleri seviyorsun, vesselam:)  15.03.2016 16:46
 

Adını bilerek yanlış yazıyorlar.Klavyede U harfi mi yok.Sebebini ben tahmin edebiliyorum. Wanted mi olacaktı,aklımda öyle kalmış.Selamlar

Gılgamış Kavasoğlu 
 12.03.2016 23:37
Cevap :
Belki de bu şekilde "tatmin" oluyorlardır, İsmail Bey. Ben pek dert etmiyorum ama sonuçta bir "çocukluk" halleri sergileniyor ve bu da yaş ortalaması yüksek sitemize pek yakışmıyor. Katkılarınız için teşekkür ederim. Selamlar.  15.03.2016 16:49
 

Yorumuma verdiğiniz cevap için teşekkürler ancak yorumumdan çıkarttığınız anlama itirazım var. Benim editörle aşırı bir diyalog beklentisinde olduğum ve hedefimde siz değil Başak hanım olduğu iddianızın hiç gerçekçi olmadığını söyleyebilirim. Kaldı ki hedefimde siz bile olmazsınız çünkü ben kişiler hakkında değil, daima düşünce ve fikirler hakkında yazarım. Editörle diyaloğum ancak MB da hakızlığa hukuksuzluğa maruz kaldığım zaman söz konusu olur ve o zamanda söyleyeceğimi sizin veya başka bir üyenin sayfasında yapmam aksine direk ve aracısız olarak editörü muhatap alırım. Dolayısıyla kast ettiğiniz gibi bir acayiplik en azından bende veya benim yorumumda yok. Benim MB'da en mutlu olduğum anlar Editörlerle herhangi bir sorunum olmadığı günlerdir. Bu nedenle de bırakın aşırı diyalog beklentisini, benden uzak Allah'a yakın olsunlar derim. Kaldı ki bir mecburiyet hasıl olmadığı zaman blog kategorisinde yazı yazdığımda vaki değildir.

Matilla 
 12.03.2016 17:14
Cevap :
Birinci yorumunuzu silmedim, Mustafa Bey, sayfamda duruyor. Bana bazı sorular soruyorsunuz, muhatabınız benim ama siz "Bu soruları Başak Hanım yanıtlamalıdır," diyorsunuz.
Sorarım size; bu yaklaşımınızı nasıl değerlendirmeliyim ben?
Bundan da anlaşılıyor ki muhatabınız ben değilim ve benim verdiğim yanıtlar sizi tatmin etmez.
Görünen o ki editörlerden yana bir hayli dertlisiniz. Mümkündür tabii, haklı da olabilirsiniz. Onlar hakkında söyleyecek şeyleriniz olabilir.
Ama sonuçta bu sayfa bana ait. Yazılarıma gelen yorumları benim yanıtlamam gerekiyor. Editörler adına fikir beyan edemem, Mustafa Bey.
Haklarında ne düşünüyorsam oturur yazarım sadece.
Sizin klavyeniz güçlü ve siz de yazabilirsiniz elbette.
Umarım sizi aydınlatabilmişimdir. Katkılarınız için teşekkür ederim. Selamlar, saygılar.  15.03.2016 17:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 312
Toplam yorum
: 4634
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1577
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster