Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Aralık '19

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
743
 

Hakikat Yaşamı

Halife kimseye karışmaz, yön vermez, kimseyi zorla selamlamaz, hiçbir itikatla kayıtlanmaz.

Beş duyuyu yaşar ama bizim gibi tâbi olarak değil.

Ruhuna bir şey yükleme gayretinde olmaz çünkü beyni otomatikman gelişir, bu nedenle bir çaba göstermez.

Çünkü O, dünya hayatında cennete girmiştir.

Halife olmadıktan sonra, ister ‘evcil’ insan ol, ister ‘eşref-i mahluk’ ol ya da ister ‘vahşi hayvan’ ol, sonuç bir şeyi değiştirmeyecektir. Her yol Allah'a çıktığına göre ve "Allah var Onunla birlikte hiçbir şey yok” hadisi çerçevesinde; ‘yaşam’ her karşılaşılanın hakikat olduğunu anlamak ve onu idrak etmekle gerçekleşebilir. Hakikat ehli, tasavvuf ehli veyahut şeriat ehli denilen şeyler hep mecazi yaklaşımlardır. Eğer var olan TEK  varlıksa; dostluk da bir metafordur. Hz. Muhammed'in “Eğer ben dost isteseydim, Ebu Bekir’i kendime seçerdim” anlatımı da Allah bana yeter noktasına işaret eder.

Her noktada, her zerrenin potansiyelini hiçliğiyle açığa çıkaranın, sonsuz ve sınırsız olduğunu müşahede etmek, yalnızca hiçlikle mümkün olabilir. Çünkü her noktada var olan, hiçlikle vardır; ancak hiçlikle sonsuzluk ve sınırsızlık algılanabilir. Algılayan ve seyreden zaten kendisidir, O’nun dışında ikinci bir varlık yoktur. Bu yüzden yani ikinci bir varlığın olmaması sebebiyle hakikat noktası vardır. 

Hakikat epifizden açığa çıkan bilgiler demektir, bunun dışında kalanlar ise hep çöp bilgidir. Burayı iyi düşünün!!! ‘Hayatınızı çöp bilgilerle geçirmektense içe dönük bir şekilde, hatta iç ve dış kavramı olmaksızın yaşamanın yolları olmalı ve bulunduğumuz yolda emin adımlarla ilerlemeliyiz. 

Hayatımızda var olan parazitler, yaşadığımızı düşündüğümüz sevgiler, sevgisizlikler, öfkeler, kırgınlıklar hepsi O’nun dilemesiyle var olmuştur. Bu nedenle bunlar için üzülerek, sıkılarak, dertlenerek hayatı kendimize zindan etmenin bir anlamı yoktur. Ayette;“Evliya için üzüntü, sıkıntı ve mahzunluk oluşturacak herhangi bir şey yoktur” deniyor. Bunu iyi anlamak gerekir. Evet belki tanıdığımız hiç kimse veli değil ama eşref-i mahluk olarak hayata devam etsek bile, bu bizim için kolaylık anlamına gelir. Bu bize ‘Bühl’cennetinden ‘Hakikat cennetine’ ilerlememizi sağlayan tekamülü oluşturarak, o idraki var etmemizi sağlayacaktır. Bu hususa dikkat edelim! 

Şimdi dikkatli bir şekilde dışarda hakikatle ilgilenmeyen insanlara bir bakın. Fakat şunu da aklımızda bulundurmalıyız ki o insanların başına bir olay geldiğinde inanın bizlerden daha iyi bir konuma geçebiliyorlar. Bunun yanında da biz çok daha kötü bir duruma düşebiliriz. Bunun için bizlere yaşamı kolaylaştıranlar, bu işe vesile olanlar için Allah'a şükredelim. ‘Akışa şükretmek’ bizlerde birçok açılımlara neden olacaktır. 

Fakat bu yaşananlara rağmen; hala sen ve ben, ben ve rabbim, ben ve Allah gibi kavramlar bizlerde mevcutsa; bunları algılasak dahi ancak evcil bir hayvan ya da çok güzel bir eşref-i mahluk olarak yaşamımıza devam ederiz. Hakikat ehli şirk ehli olamaz  ama hakikat ehli diye söylenen şey de bir mecazi anlatımdır. Bundan dolayı normlarda yaşayanın ötesinde; beklentisiz bir hayat sürerek; nedensiz, niçinsiz, nasılsız bir hayatı benimseyerek; etrafla meşgul olmayarak; bulunduğumuz ortamın bir ahır-kahvehane olmadığı düşüncesiyle yaşamalıyız. 

Tasavvuf yaşantısını seçenin; insanı tedirgin eden öğelerden, şiddete baş vurucu birtakım sert eylemlerden uzak bir yaşam formatı seçerek; bu yaşantıyı da zorlamayla değil isteyerek gönüllü bir şekilde ortaya koymalı. Yalnızca bilgi hamalı olmakla iş bitmez, bu yaşamı sevgiyle ve aşkla harmanlamak gerek. Bu arada,' birini seviyorum' dediğiniz zaman bunun ne manaya geldiğini de çok iyi anlamalıyız. 

Sevgi, paylaşımla beraber, yalnızlıkla da içselleştirilip onu hissetmek demektir. Sevgi, dert paylaşımı değildir! Eğer yaşanan şey gerçek sevgiyse, dertlerimizle onların yüküne yük bindirmeyiz. Sevgi, beşeriyetten insanı kurtaran muazzam bir hissediştir. Eğer bu söylediklerimiz bizlerde mevcutsa, kendi kendimize yetebiliyorsak; bizde yani özümüzde olan bizi yetiştiriyor demektir. Zaten dışardan birisinin bizi yetiştirmesi-yaşatması imkansızdır! Bu yüzden Resulullah; “Dışsallıktan içselliğe geçin,  dışarda mevcut olan her şey sizde mevcuttur” diyor.  Bir uygulayabilsek!

 

Ahmed  F. Yüksel

10 Aralık 2019 / İstanbul

https://www.facebook.com/ahmedfyuksel

https://www.instagram.com/ahmedfyuksel/

https://twitter.com/ahmedfyuksel

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Muhteşem. İnsanı kendine getirici bir yazı.

Volkan Tolga 
 19.12.2019 15:57
 

Günümüz insanının sorgulayan kısmı, bir çok farklı yoldan Hakikati arıyor. Hakikat yaşamının nasıl bir hal olduğunu gayet net açmışsınız. Taklidin ötesinde, orijinalliği temsil eden özgürleşmiş Beynin, yaşam tarzını tarif etmişsiniz. Dolayısıyla tüm kabullerden arınmış, hakikatini hapseden unsurlardan özgürleşmiş kişinin, Kendini tanımasıyla birlikte Hakikatin „KENDİ“ olduğunu hissetmesidir, bu yaşam. Egosal benliğinden arınmış olan, bilinçli olarak dünyalık olaylara kendini kaptırmadan seyreder. Tek olanı tarif etmeye çalışan o kadar çok kelime ve anlatım kullanılmışki, burada imdada yetişen “Allah var, Onunla birlikte hiçbir şey yok” hadisi olabilir. İşte bu hadisi içselleştirmek, farkındalığını yaşatır, insana, fıtratı elverirse. Egonun kabullerden aranmasıyla farkedilen Hiçlik Noktası, tüm varolanın Hakikat Noktasını oluşturuyor. Bu Noktada İnsan artık kendine cehennemi yaşatabilecek varsayımlara dayanan çöp bilgiyle, epifizden açılan Hakikat bilgisini ayırt eder olur; Şefaat Kendinden Kendine olur artık. Sevgiyi, klasik anlamda bilinenin çok ötesinde, egoyu pes ettiren, insanı yine Kendine yönelten bir hissediş olarak tarif etmissiniz. Samimiyetle yönelenlere, kendimizdeki Üst adı hissedip, Hakikati yaşamamız kolaylaştırılmış olsun. Teşekkür ederim. Saygılarımla

Türkan Gündüz 
 11.12.2019 18:05
 

öyle insanlar var ki hakikat yaşamı algısı içinde olmadan dedikodu ortamından uzak duran ;öyleleri var ki en sevdiğini yakınındakini kaybetse bile Allah verdi Allah aldı diyebilecek iman hali ile bulunan, sonuçta uyarı bizim yanı başımızda durmakta ,necm suresi 39.ayet durmakta 'insan için yalnızca kendisinden açığa çıkanların sonucu oluşacaktır.'' bunun getirisi olan yaşam boyutu her an bizlerle beraber, tabi ki hakikat yaşamının olmazsa olmazı yazınızın püf noktası sevgi ve aşk ile yaşamın yoğurulması.. hepimize nasip ola teşekkür ederiz

Enis Guller 
 10.12.2019 13:31
 

Muhteşem bir yazı..bir yaşamın özü sanki... Arayıpta bulamayacağın çok şeyin kelimelerle sana yol göstermesi.. Teşekkür ederim

Mustafa Sezgin 
 10.12.2019 11:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 611
Toplam yorum
: 1979
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10240
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Araştırmacı Yazar.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster