Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '13

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
247
 

Hakiki edebi eser, -mış gibi edebi eser

Kurgusallık taşıyan edebi metin üzerine eleştiri yöneltebilmek amacıyla, kurgusal edebi metin yazmayı iki tarza indirgeyebiliriz.

Bunlardan birisi gerçekten edebi bir metin olarak edebi metin yazma tarzıyken, diğeri -mış gibi yaparak görünüşte edebi bir metin olarak edebi metin yazma tarzını temsil edecek.

Belli bir yaşa gelmiş, belli bir eğitim almış ya da belli bir hayat pratiğinden geçmiş, az buçuk dilselliğe yatkınlığı olan bir kimse, edebiyat üzerine derin bilgi ve düşüncelere sahip olmasa da, diğer sosyal ya da sanatsal alanlarda özellikli bir kültürü ve birikimi olmasa bile, -mış gibi yaparak görünüşte edebi bir metin olarak edebi metin yazma tarzıyla bir eser ortaya koyabilir, başkalarını bunun bir eser olduğuna ikna edebilir ve yazarım diye kendini tanıtabilir.

Böyle bir yazarın burada yapması gereken, bu sayılan özellikleriyle birlikte, yazma uğraşısını sabırla sürdürmesidir. Başladığı şeyi bitirebilmesidir. Zor olan yazma sabrıdır, bunu yaptığında gerisi kolaydır.

Böyle bir çalışmayı kolay kılan -mış gibi yazıyor olmaktan çıkar. Mış gibi yazmayı, yukarıda saydığım özellikte olan herkes yapabilir. Sıradan bir insan çok rahatlıkla pek çok olayı zihninde yaratabilir, yaşadıklarını yazısında aynen tekrarlayabilir, onlarıı  değiştirebilir, gördüklerini aynen aktarabilir, onları değiştirebilir, basit düzeyde yaratmanın sınırı yoktur ve bunu herkes yapabilir.

Başladığını bitirecek azimde bir insan, bir yerden başlayarak, bir kaç yüz sayfa sürecek olaylarla, kişilerle kurulu bir metni rahatlıkla kotarabilir.

Peki, belli bir nitelikle ve temel olarak azimle bir kaç yüz sayfa yazmış bir kişininin eserini biz neye göre edebi eser olarak kabul edeceğiz?

İlk sayfası ve son sayfası olmasını mı?

Bir başı ve sonu olmasını mı?

İçinde bazı olayların ve kişilerin olmasını mı?

Bir yayınevinin basmasını mı?

Temel olarak bunların hiçbiri değil.

Herkes yazı yazabilir, ama sadece bazı tarzlarda yazı yazıldığında ona, şiir, öykü edebiyat vs. denir.

Burada yaptığımız ayrım daha ileri bir ayrım. Görünüşte edebi olan ama -mış gibi olmaktan fazla bir şey olmayan şiir, öykü, edebiyat eserlerini ayırıyor.

Gerçek bir edebi eserde yazarı yazar yapan esas yazarlık niteliği, yazarın uydurma keyfiyetiyle ortaya çıkan şey değil, uydurma keyfiyetiyle ortaya çıkan şeyin içsel tutarlılığı, nedensel illişkiler zorunluluğudur.

Evet, formül şu. Yazarı yazar yapan, yaratma ya da diyelim uydurma yeteneği değildir. Yazarı yazar yapan, tutarlı ve nedensellik ilişkileriyle belli bir içsel zorunluluğa tabi olması gereken yaratma ya da diyelim uydurma yeteneğidir.

Siz üçyüz sayfa uydurabilirsiniz, binlerce olay ve kişi yazabilirsiniz, ama bir başkası, yüz sayfa yazar, içinde bir kaç olay ve kişi vardır, sizin yaptığınızdan çok daha edebi bir eser yazmış olabilir.

Önemli olan boş beleş uydurmak değildir. Bir olay ve kişiye yer verdiğinizde, tüm diğer olay ve kişiler, o olay ve kişi ile zorunlu, gerekli, yeterli bağlantılara, nedensel etki ve sonuçlara tabi olmalıdır.

Ancak bu da yeterli değildir, -miş gibi görünüşte edebi eser yazmaktan sizi kurtaracak olan.

Bütün bu zorunlu, gerekli, yeterli bağlantılara ve nedensel etki-sonuç ilişkilerine tabi olaylar, kitabın son sayfasına gelindiğinde, anlamlı bir bütünlüğü oluşturuyor olmalıdır. Bu öyle bir bütünlük olmalı ki, ne eksik ne fazla anlatılmış olmalıdır. Kitabın soy sayfası yazıldığında ortaya çıkacak, bütün söylenenlerden mürekkep, onlardan çok daha fazla olan bir şey olmalıdır.

Nasıl ki, biz bir cümleyi yazarken, pek çok kelime yazarız ve bu kelimelerin her birinin kendi başına bir anlamı vardır ve ancak cümle tamamlandığında bambaşka bir anlam ve deyiş ortaya çıkarsa, onun gibi, bir eser bittiğinde, bu ister şiir, ister öykü vs. olsun, son nokta konduğunda belli deyişi olan bir anlam ortaya çıkmalıdır.

Bir metni edebi kılan budur.

Siz sadece yaratma ya da uydurma keyfiyetinizle bir sürü olayı kafanıza göre bağlayıp ve kitabın son sayfası bittiğinde, ortaya yeni bir anlam bütünlüğü çıkmayan bir kitap yazdığınızda, o tamamiyle içi boş ve değersiz bir iştir, ve bunu en sıradan bir insan bile, zor olan başlayıp bitirme azmini gösterdiğinde, kolayca yapabilir.

Ve hiç kuşkusuz, iyi yapıt sanılan yapıtların bile ya da içindeki bazı bölümlerin bu sorundan mustarip olduğunu söylemek, önemsiz bir olasılığı ortaya çıkarmak değildir.

Evet, bir edebi eser, içsel zorunlulukla örüldüğünde ve son nokta konduğunda ne eksik ne de fazla olan bir şey olarak ortaya çıkıyorsa bir başarıdır ve edebi eseridir.

Kendini yazar yerine koymak için, deyim yerindeyse, boş beleş uydurduğu onlarca sayfalık martavalları okuyarak kimsenin boş egosunun nesnesi olmaya gerek yok, açık gözlü ve sert eleştirel olmak her zaman iyidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 467
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1001
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye düş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster