Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
524
 

Hakılymışım…

Hakılymışım…
 

Ara sıra yazılarımda iktidar tarafından bakınca saf veya zekâ özürlü olarak mı göründüğüm hakkında şüphe ettiğimi yazar dururum. Bu konuyu sık sık dile getirmemin nedeni aslında o görüntüleri kendime ve benzer düşünce içinde olanlara yakıştıramadığım, yanlış algılıyor olmak temennisinde olduğumdandır. Ancak son günlerde yaşanan bazı olaylar benim öyle algılamadığımı, gerçekten o taraftan bakınca öyle beyin özürlü gibi göründüğümüzü bir kez daha anladım.

Sayın maliye bakanı lütfetmişler alkollü içeceklerin vergisini neden astronomik bir şekilde yükselttiklerini açıklamışlar. Maliye için sigara veya içkiden alınan vergilerin hiç önemi yokmuş. Maliye bakanı insanımızın sağlığını düşünüyormuş. Yaaa, gördünüz mü bakın birde ülkede gelişme yok denir. Ülke değerlerini vatandaş düşünmesin diye babalar gibi satan maliye bakanından sağlığımızı düşünen maliye bakanına geldik. Yakında evlerimizin içini hatta yatak odalarımızı bile denetleyecek bakanlarımız olursa şaşmayalım. Onlar bizim sağlığımızı düşünüyorlar.

Böyle şeylerin şakası bile güzel değil. Maliye bakanı sanki maliyemizi güllük gülistanlık etmiş, cari açık değil fazlamız var, vatandaş vergi denen şeyi unutmuş, kayıt dışı diye bir konu hiç kalmamış, maliye bakanımız da artık insanların sağlığını düşünmeye başlamış. Şimdi kalkıp da İstanbul belediye başkanı biz toplu taşıma zamlarını insanımızın sağlığına katkı için, yürümelerini sağlamak için yapıyoruz dese her halde haksızsın diyecek halimiz olmayacak.

Bir diğer insanlarla alay konusu da füze kalkanı meselesi. Türkiye’ye kurulacak füze kalkanı sistemi kime karşıdır dersiniz? Sanırım Papua Yeni Gine’ye karşı değil. Elinde güçlü silahlar bulunan Rusya ve İran’a karşı. Bu iki ülkede bizim iyi ilişkiler içinde olduğumuz komşularımız değimli. Ülkemize kurulması söz konusu olan füze kalkanına “evet” denirse akla iki düşünce gelecektir.

1) Aslında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Rusya ve İran gibi komşuları ile dost değildir, takiye yapıyor.

2) ABD nin o kadar güdümündedir ki, onun emri olunca komşuluk , dostluk gibi kavramları geri plana atıyor.

Ben, hükümetimizin her iki şıkta belirttiğim hükümet olmadığına inanmak istiyorum.

Okyanusun öbür tarafından gelip de benim ülkeme füze kalkanı kurmaya kalkan bir ülke beni değil kendini düşünüyordur. Böyle şeyler hangi ülke olursa olsun yarardan çok zarar getirir. Bunu görmek için de öyle çok akıllı zeki falan olmaya gerek yok. Sıradan zekâ sahibi herkes anlar. Görülen o ki, bizim hükümet, ikinci maddede tanımladığım biçimde hareket ediyor. Bunu halka dürüstçe söylese yine neyse. Bakınız bu kalkana karşı neler talep etmişiz.

-İstihbarat NATO üyesi olmayan ülkelerle özellikle de İsrail ile paylaşılmasın

- İstihbarata Türkiye'nin doğrudan erişimi olsun

- İstihbarattan doğacak her tür karara Türkiye de müdahil olsun.

İlk madde insanı hem düşündürüyor, hem güldürüyor. İsrail ile paylaşsan ne olur, paylaşmasan ne olur. Washington topladığı bilgileri İsrail’e aktaramaz mı? Burada amacın İsrail’e kızan oy deposunu kandırmaktan başka bir şey olmadığı kesin. Zaten ABD de bu isteğe olumlu bakmış. Yani biat edenlerin sırtı sıvazlanacak.

Diğer iki maddeye ise ABD sıcak bakmıyor. Muhtemelen sonuçta kabul edilmeyecek. Ama gerine gerine “bilgileri İsrail’in almasına izin vermedikkkkk” diye nutuklar atılacak.

Ve biz aptal yerine konmaya devam edeceğiz.

31/10/2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Peki biz bunu yermiyiz..... O'nu ileriki günlerde hep beraber göreceğiz.... Amerika aklı sıra stratejistleri aracılığıyla TÜRKİYE'yeye ŞAH çekti. MAT etmenin peşinde.... Eh tabi ŞAH'ı gördük.... Ama ROK yapma ihtimalimiz var.... VEZİR'de dimdik ayakta ve hiç de salak değil..... Zira onunda uluslararası arenada GOLDEN MASTER diye tanınmış stratejistleri var...... Bu da bir tür diplomatik savaş sayılır.... Neyse olayı satrançtan kurtaralım.... Yani Amerika diplomatik olarak diyorki, siz sınırlarınızın ötesine gitme teşebbüsünde bulunduğunuz taktirde sizin önünüze bu tür sorunları NATO üyesi olmanız hasebiyle çıkartma hakkımı saklı tutarım.... Eğer bu savunma sistemlerini siz almazsanız ben bu savunma sistemlerini KUZEY IRAK'a yerleştirir ve bunun bir ucunu da size karşı çevirir yönetim ve denetimini de İsrail'in insafına bırakırım..... Ama Amerika dahi olsa.... C.I.A.'da bu işleri organize eden stratejistleri dahi olsa.... Pirince oynarken korkarım elindeki bulgurdan olacak....

Atila SARUHAN 
 07.11.2010 0:07
Cevap :
Merhaba, İnşallah sizin dediğiniz gibi olur. Saygı ve selamlar...  09.11.2010 16:48
 

Yani Osman Ağabeyim, burada ilmi siyaset denilen bir faktör var... Uluslar arası görüşme ve antlaşmalarda karşılıklı çıkarlar esastır. Bunu yazınızda belirtmişsiniz. Doğru El Hak Doğru..... Ancak siyasetin başka faktörleri de vardır. Ne gibi....??? Mesela Amerika bizim dostumuz.... Tabii müttefikimiz.... Okyanus ötesinden, bu bölgede hesaplar yapmaya çalışan bir ülke..... Dikkat ediniz.... Bir meseleyi kapatıp, hemen diğer meseleye geçip TÜRKİYE'yi sıkıştırmaya çalışan bir "DEĞERLİ DOST" Eh tabi geçmişte attığımız kazığı da unutmalarını bekliyor değiliz..... Cehape'nin bu günkü durumunu da acizane bu dostun cehape içerisindeki varlığına bağlıyorum..... Hata etmiş olabilirim.... Buradaki hata payımı saklı tutarak bu cümleyi sarf ettim zaten.... Her neyse konumuza dönelim..... Aslında burada Amerika'nın oynamak istediği oyun belli..... Ama biz o oyuna bir şekilde düşermiyiz o kadar kafamız çalışıyormu onu test ediyorlar..... Yersen yani diyorlar....

Atila SARUHAN 
 06.11.2010 23:58
Cevap :
Merhaba, Füze kalkanlarını ülkemizde kabul ettik. Benim gibi akılsıza biri bunun neresi bizim yararımıza anlatsa diyorum. Bence ABD ile aramızdaki ilişki iki dost ilişkisi değil, emir komuta ilişkisi gibi. Saygı ve selamlar..  07.11.2010 15:56
 

Şahsen ben olsam asla ve asla füze kalkanına evet demezdim.Şahsen ben olsam hiçbirine taviz vermezdim.Şahsen ben asla önlerinde eğilmez bir daha da İsraille işbirliği bile yapmazdım.ben Türkiye olsam bir daha asla hiçbir ülkeye güvenmez sadece kendimi garantiye alırdım...Dilim yandı ve böyle işte...

DERİN, SADE VE KARIŞIK... 
 31.10.2010 22:32
Cevap :
Merhaba, Uluslararası ilişkilerde güven, dostluk yoktur. Karşılıklı çıkar ilişkileri ve ya satılmışlık vardır. Bunlardan hangisi olacağınıda o ülkenin yönetenlerinin karekteri belirler. Saygı ve selamlar...  01.11.2010 8:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1508
Toplam yorum
: 5843
Toplam mesaj
: 265
Ort. okunma sayısı
: 1608
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster