Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ekim '11

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
1068
 

Hakkari'den gelen kara haber, yüreklere düşen kor ve siyasilerin klişe söylemleri

Hakkari'den gelen kara haber, yüreklere düşen kor ve siyasilerin klişe söylemleri
 

Artık korkarak acar olduk  gazete sayfalarını...

Yine bir kaçırılma haberi...

Yeni bir şehit haberi ... 

Ne acı bu klişeyi bir defa ve her defa görmek ... 

Şehit haberi ile sarsılırken, tüm sosyal paylasım sitelerinde herkesin kinini öfkesini kusup küfürle karısık söylemlerde bulunması.

Gazete manşetlerine taşınan içindeki dramı es gecen, haberi sıradanlastıran başlıklar...

Şehit haberlerinden sonra tutulan gün-lük yaslar...

Siyasilerin terörü kınama söylemleri...

Artık bu klişeyi gördükce sinirlerim alt üst oluyor yaşanan acı yetmiyor gibi oturdukları yerden sürekli demogoji yapanlara karşı öfkem kat be kat büyüyor...

Bu acıklamalardan ikisi varki gercek anlamda bir trajedi.

‘’Başbakan Tayyip Erdoğan, artarak devam edecek terörle mücadelede ‘demokrasi-güvenlik dengesinin asla zedelenmeyeceğini’ belirterek, “Anne karnındaki bebeğe, savunmasız insanlara saldıracak kadar gözünü kan bürümüş örgüt militanlarının, Güroymak’ta da 4 yaşındaki yavruyu katletmeleri, nasıl bir panik ve çaresizlik içinde olduklarını göstermektedir” açıklamasında bulundu.’’

Ve herkesin yüreğine su serpti.

Üzülmeyelim sevinelim yani 24’ten 26 ya cıkan şehit haberleri 4 yaşındaki yavruyu katledilmesi nisan ayından beri giderek artan   

Dörtken  sekiz, sekizken onüç, onüçken yirmidört, yirmialtıya cıkan şehit haberleri  ve hatta artık saldırının savunmasız sivil halka inmesi aslında nasıl bir panik ve çaresizlik içinde olduklarını gösteriyordu, bu acıklamayla yüreklerimize soguk sular serptiniz Sayın Başkan.

Bu  söylemlerine ek olarak Hakkari'de meydana gelen terör saldırılarına ilişkin Sayın Cumhurbaşkanımızdan da çok sert o acıklama gelir

‘İntikamı çok ağır olacak’

Yine o klişe bir gider bin geliriz, şehitler ölmez, kanları yerde kalmayacak ve o olmazsa olmaz söylem ‘’ bıcak kemiğe dayandı’’...

Ama ay geçmiyorki o şehit ölüyor o şehidin annesi babası, karısı, daha kokusuna doymadıgı kundaktaki bebegi o şehit haberiyle hergün birdaha ölüyor, kanları yerde kalmayacak deniliyor bilanco kat kat artarak dahada kötü bir hal alıyor, hergün bir başka annenin yüreğine ateş düşüyor hergün bir aile kahroluyor, hergün bir acılı baba kahrından mahvoluyor.

Bıcak kemiğe dayanıyor dayanmasınada, yeter artık o bıcak kemiğe dayanana dayana sızım sızım sızlıyor kemikleri şehitlerin...

Artık bırakın o günübirlik kin nefret öfke dolu klişe söylemleride ölen şehitlerin acısını, annelerinin yürek acısını, babalarının gözyaşlarını, kocasız kalan eşlerin yürek buruklugunu, babasız kalan evlatların dramını, içinizde, yüreğinizde gercek anlamda yaşayın. İntikam acı olacak diyip her öfkede bir aileyi mezara koymaktan vazgecin.

Sıfır terörle ülke yönetimini devralan iktidarın döneminde işte acı bilanco

2000 yılında 0 şehit, 2001 yılında 0 şehit, 2002 de 13 şehit, 2003 de 21 şehit, 2004 de 73 şehit, 2005 de 92 şehit, 2006 de 121 şehit, 2007 de 118 şehit, 2008 de 150 şehit, 2009 da 135 şehit, 2010 da 141 şehit

Ve 19 ekim 2011 24 şehit haberi....

İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın Temmuz 2009 start verdiği Demokratik Açılım’dan itibaren, 2 yıl 5 aylık süreçte bugün verilen 24 şehitle beraber toplam 234 asker ve 24 polis olmak üzere 258 güvenlik görevlisi şehit oldu.

Demokratik açılımın sizle ifade ettikleri nedir bilmem ama kanlı bir açılım yapıldığı aşikar.

Ramazan ayında gelen şehit haberleri ileArtık bıçak kemiğe dayanmıştır diyorum ‘dediniz. Gerci bunu sizden öncekilerde söylemişti siz ilk değildiniz ama, Ramazana hürmeten biz şu anda sabrediyoruz ama Ramazanın bitiminden sonra bilesiniz ki bu ülkede barışın miladı, bu barış ayıyla beraber, bu dayanışma ayıyla birlikte çok daha farklı olacak’ dediniz  

Evet cok farklı oldu, çünkü şehit haberlerine kaçırılan öğretmenler, doktor polisler eklendi ve son şehit haberleri en cok şehit veren 4. Saldırı başlığıyla manşetlere taşındı.

Siz hala ‘saldırının savunmasız sivil halka inmesinin aslında pkk nın nasıl bir panik ve çaresizlik içinde olduklarını gösteriyor’ yanılgısı içinde olmaya devam ede durun. ‘ intikamımız acı olacaktır acıklamaları yapa durun, durun durmasına da artık yanılgılarızla, açılım hatalarıyla kaybedilen hayatları görmekten bu ülke yoruldu.

Bilanço ortada, kanla silahla bu sorunun çözülmeyecegi apacık ortada.

Bu kahredici savaş ateşini söndürmek yerine körükle gitmekten vazgecin artık .

‘Analar ağlamasın’ dı söyleminiz, analar kan ağlıyor,  artık bu acıyı gercek anlamda yaşayın, yaşayın ve intikam ateşinin  daha cok ailenin yüreğini kanattığının farkına varın, her öfkede daha cok masum gencin öldüğünün daha cok hayatın karardıgının lütfen artık farkına varın.

Bu defa farklı bir acıdan ifade edeceğim.

Yakınlarını kaybedenlerin acısını şu sürede en iyi siz anlarsınız, kısa bir süre önce en yakınınızı kaybettiğinizde size oy veren %50 aglamadı sadece, gazete manşetlerine taşınan o gözü yaşlı evladın fotografına, inanın oy vermeyen büyük bir coğunluğunda yüreği burkuldu. Kaybedilen bir anne ve annesine kaybeden bir evladın göz yaşlarıydı yürekleri burkan.

Şu sürede en iyi siz anlarsınız yakınlarını kaybedenlerinin acısını. Emin olun oy vermeyen büyük cogunluğunda yüreklerini burktu o gözyaşlarınız.

Evlat acısı acıların en büyüğü derler, hiç bir acıya benzemezmiş hele hele gencecik bir evladın askerden donmesini bekleyen ve evladı ile ilgili gelecek planı yapan bir anne babanın , çocugunun ölüm haberi ile yaşadığı dram, acıların hiçbiri ile kıyaslanamaz ama şimdi lütfen o annenin o babanın o evladın acısını kendi acınızmış gibi hissedin ve öfkeyle hareket etmenin kan dökmenin bu meseleyi çözmeyip daha ağır bilancolara sebep verdiğinin farkına varın.

Her bıcak kemiğe dayandı söyleminde daha cok kan döküldü. Her dökülen kanda, kanınız yerde kalmayacak intikamımız acı olacak söylemlerinizde  daha cok şehit verildi daha cok yuvaya ateş düştü.

Artık silahların sesi değil barışın sesi konuşsun, artık gelecege yönelik umutları olan o pırıl pırıl genclerin umutları bir saldırı haberi ile yok olmasın.

Her öfkede bir insan ölmesin.

Lütfen artık sözde değil özde barış dili konuşulsun. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öyle masaya yumruk vurmakla olmuyor bu işler,herkes oturduğu yerden ahkâm kesiyor ve ne yazık ki, yine orduya mâl ediyorlar sonuçları,dinlerken deliriyor insan.Hiç oraya gitmemiş,coğrafyasını bilmeyen insanlar, niye neden diye sormaktan başka bir iş yapmıyorlar. İşte eski ama gündemi aynı bir yazı ŞEHİTLER ÖLÜR /YILMAZ ÖZDİL -------------------------------------------------------------------------------- ŞEHİTLER ÖLÜR ... Altı yaşındaydım. İhtiyar bi komşumuz vardı. 90 küsur... Vade doldu. Vefat etti. Dün gibi hatırlıyorum... İlk kez tanışmıştım ölümle. Yas ilan edilmişti mahallede. Televizyon açmak yasak. Radyo kısılacak. Teybe hiç dokunma... “Duyulur, ayıp olur” deniyordu. Yüksek sesle bile konuşulmuyordu. Herkes fısır fısır. Sokağa çık ama... Sakın top oynama. Anneler toplanırdı, komşu evinde. Babalar toplanırdı, kapı önünde. Ve, cami... “İnsan”a yakışır bir vakar. Sessizlik, usul usul gözyaşı, başsağlığı dilekleri, dostlar sağ olsun temennileri, sonra hep birlikte mahalleye dönüş... Hüzün korteji. * Yatağında, eceliyle son nefesini veren 90 küsur yaşındaki komşularımızı bile böyle uğurlardık... Hatırlarsınız. * E bakıyoruz bugün... Tivilerde şarkılar, türküler. Radyolar şen şakrak. Kim kimi düdükledi, tam gaz. Maçlara devam. Hâlâ, parite marite filan. * Bıyıkları terlememiş fidanlar onar onar düşüyormuş, hikâye. Sen bak borsa düşmesin. * Şehitlerin cenazeleri henüz toprağa verilmedi, Ankara’da Somali için yağmur duası yapıyorlar iyi mi... Sinem Kobal’ı törenle Madrid’e uğurlamıştık, Nihat Doğan, Ajda, Sertab Erener ve Muazzez Ersoy’u da Başbakanımızla beraber Mogadişu’ya uğurluyoruz hayırlısıyla. * (Balık Ayhan’ı Kaddafi’ye, Ciguli’yi Barzani’ye, Kiboş’u da Beşar Esad’a gönderdik miydi, tamamdır bu iş.) * Ne diyelim... Allah içinize sindirsin kardeşim. * Bayrama kadar iki pusu daha yersek, yılbaşı şenliklerini bile öne çekeriz tahminim. Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil

SAHAFÇA 
 20.10.2011 13:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 58
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 3308
Kayıt tarihi
: 16.11.10
 
 

Mersin Üniversitesi Turizm Otelcilik Konaklama işletmeciliği mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster