Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
759
 

Hakkını Vereceksin!

Hakkını Vereceksin!
 

Sadece kendin için; kendi ruhunu beslemek adına… Tüm algıların açık yaşamalısın. Tadıyla, kokusuyla, dokusuyla, sesleriyle, hissederek. Kendin için en iyisini keşfetmeye çalıştığın bir yolculuğa çıkmışsın gibi düşün.

Deniz kenarında otururken, denizdeki mavinin tonlarını, griyi, yeşili , hatta kahverengiyi fark ediyor musun? Dalgaların büyüklüğünden tuhaf, ürküntüyle karışık bir haz alıyor musun? Dingin bir denize bakarken, o sakinlik, senin ruhundaki fırtınaları da dindiriyor mu? Havadaki iyot kokusunu hissediyor musun? Bulutların suya yansımalarını izleyip, küçüklüğünde yaptığın gibi, yine “bulutları bir şeye benzetme oyunu” oynuyor musun kendi kendine? Rüzgârla yüzüne vuran küçücük tuz zerreciklerini hissedip gülümsüyor musun? Uzaktan geçen bir yelkenliyi görüp onun içindekileri ve nereye gittiklerini tahmin etmeye çalışıyor musun? O teknede olup gitmeyi düşünüyor musun ya da?

İnsanlarla ilişkilerinde karşındakinin gözünün içine bakabiliyor musun? “Nasılsın” dediğinde laf olsun diye değil de, gerçekten merak ettiğin için soruyor musun? Elini uzatıp, ellerini sıkıca tutuyor musun avcunda? Kollarınla kocaman sarmalıyor musun üzgünse ya da mutluysa? Anlattıklarını dinliyor musun? Yoksa “lafını bitirsin de, ben de söyleyeceklerime başlayayım” telaşında mısın? Onlar için endişeleniyor musun? Bazen yanlarında sessiz, sadece dinlemek için var mısın? Gülümsemenin gücünü biliyor musun?

İş yerinde çalışırken, yapabileceğinin en iyisine ulaşmaya çalışıyor musun? Yaptığın işin öneminin farkında mısın? Her meslek, kendince önemlidir. Bakkal, avukat, tamirci, doktor ya da çöp toplama işçisi. Senin işin önemlidir, iyi yaptığın, hakkını verdiğin müddetçe. Bu, senin için de önemli mi? İşin ve ürettiklerin verimli olduğunda, işten çıkarken “bugün iyi şeyler yaptım” diyebiliyor musun? İşine saygı duyuyor musun? Kendini geliştirmenin keyfini biliyor musun?

Kapıdan tam da içeri girmek üzereyken, burnuna gelen evinin kokusunu içine çekiyor ve rahatlıyor musun? Üstünü değiştirip de her bakışında bir kere daha hoşuna giden abajurun sıcak ışığında televizyon izlemenin keyfinde misin? Cama vuran yağmurun sesini dinlemek için dikkat kesiliyor musun? Pencereden sokak lambalarının ıslak sokaklardaki yansımalarını izliyor musun? “İyi ki güvende olduğum bir evim var” diye düşünerek şükredip, evi olmayanlar için üzülüyor musun? Kahvenin kokusunu, tadındaki acılığı, avcundaki sıcaklığını hissediyor musun? “Gece biraz daha saat ilerlese de bir Fado dinlesem” diyor musun? Müziğin sesi odalarında dolaşırken, sen keyifle izliyor musun melodinin akışını?

Sevdiğinle yan yana yatmış, tam da uykuya dalmak üzereyken, yüzünü boynuna gömüp de kokusunu içine çekiyor musun? Sarılmanın sıcaklığını seviyor musun? Gece uyanıp da üzerindeki yorganı o üşümesin diye düzeltiyor musun? Beraber film izlerken, ayağının usulcacık ayağına değdiğini hissedip, seviniyor musun için için? Özleyebileceğin birisinin varlığından memnun musun? Cep telefonunda ismini görünce, az sonra sesini duyacağın için heyecanlanıyor musun? Konuşmadan, gözlerinle anlıyor musun onu; ya da kendini anlatabiliyor musun?

Yemek yaparken, müzik dinlerken, yolculuk ederken, dostlarla sohbette, film izlerken, kısaca yaşamaktayken o “an “ın hakkını veriyor musun?

Sen, çok zenginsin aslında, farkında mısın?

Ümit Culduz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir kaç defadır üst üste ne kadar bunaldığımızı, bir şeylerin ne kadarda üst üste geldiğini anlatan sersenişlerimizle dolu yazılar yazıp, okuyorum. Tam da bunların ağırlığı üzerime çökmüşken bu yazınızla karşılaştım. İçime sular serpildi. Ferah, ılık neşeli... ve güzellikleri tekrara çağırabilmeme ön ayak oldunuz. Teşekkürler. Yüreğinize sağlık. Sevgi ve ışıkla, Ayna getirdiniz bana

Ayna 
 08.04.2007 9:52
Cevap :
Sevgili Ayna; zaman zaman bu tip duygusal kısırdöngülere giriyoruz hepimiz... Adına da "gündelik koşuşturmalar " diyerek rahatlatıyoruz kendimizi; olması gereken buymuş gibi. Ben artık kötü şeylerden şikayet etmek yerine, güzellikleri bulup çıkartmayı tercih ediyorum kendi adıma. Size de bir nebze olsun ivme verebildiysem, bugünüm de bir işe yaradı demektir:) Sevgimle...  08.04.2007 19:24
 

kısa metrajlı bir hfilm gibi geçti zaman, anımsatmaların için teşeşkkürler, gülmeyi özlemişim buğün ve gülümsettin. sevgilerimle..

erol aslan 
 07.04.2007 13:27
Cevap :
Bu anımsatmalar, kendime de gerekiyor bazen. Herkesin bu hatırlatmalara gereksinimi oluyor. Seni gülümsetebildiysem ne mutlu bana... Teşekkürler...  07.04.2007 23:33
 

soru işareti ile biten tüm cümlelerde kendimi sorguladım. Ve maalesef birçok soruya hayır cevabı buldum kendimde. Gerçi yazının böyle biteceğini tahmin edebilseydim gerçek sonuç bu olmayabilirdi:). Kendimle yüzleştirdiniz beni. Günlük koşuşturmalardan, büyük sorunları, mutlulukları yaşayabilmekten meğer ne çok an' kaçırıyormuşuz. an'ın farkına varabilmek ümidiyle...sevgiler..

Düş 
 18.03.2007 13:49
Cevap :
Sevgili Düş; Günlük koşturmacalarımızla yaşamı kaçırdığımız anlar hepimiz için oluyor ne yazık ki...Bazen daha farkında olsak bile çoğunlukla akıntıya kapılıp sürükleniyoruz. Oysa ki hiç unutmamamız gereken bir şey var ki o da yaşamın hızla geçtiği ve anların tekrarı olmadığı. Mutlu olabilmek için de büyük hedeflerin gerçekleşmesine gerek yok, minik şeylerden de keyif almak gerek. Kafa yorup yazımın konusu hakkında düşündüğünüz için teşekkür ederim. Hepimizin daha farkında yaşamlar sürmemiz dileğimle. Sevgilerimle...  18.03.2007 16:36
 

içim ısındı. Başak' a katılıyorum yazın sıcak çikolata etkisinde. Bir iki saat önce 2.5 yaşındaki Yasemin' le bir kafeye gittik. Orada sarı renkli küçük bir kuş vardı. Kızım olmasa belki dikkatimi bile çekmezdi. Fakat Yasemin kuşla abartısız 15 dakika kadar konuştu. İşte kendi dilinde anlaştı galiba. Çığlıklar attı, güldü, gözlerini kocaman açıp hayretler etti. Eminim ki kuşla birlikte olduğu her anı dolu dolu yaşadı. O zaman düşündüm ki, çocukken yani çok daha saf ve temizken "an" ların ve "ayrıntı" ların kıymetini biliyor gibiyiz. Büyüyüp kirlendikçe, beynimizi hırs ve ihtiraslara, "edinme" arzularına teslim ettikçe yaşamdan ayrılıyoruz. Adına "yaşamak" denemeyecek bir çarkın dişlilerinden birini oluşturuyoruz. Oysa o çocuk hep var. Sadece atıl bir köşede oturtup susmasını söylüyoruz. Onu karşımıza alıp biraz dinlesek, yaşamaya da başlayacağız gibi geliyor. Ataol Behramoğlu' nun "yaşamaya dair" isimli şiirinde öğütlediği gibi. Bu arada İdil de çok tatlı. Sevgiler...

Lale Beşe 
 18.02.2007 16:12
Cevap :
Sevgili Lale... Böyle güzel yorumları okuyunca utangaçlığım tutuyor. Ama beğenilmesinden de çok yoğun bir haz duyuyorum. Yazdıklarının hepsine katılıyorum.Günlük yaşam denen şu koşuşturmada duygularımızı köreltiyoruz. Bir daha bu anları yaşayamayacağımızı bir an için düşünsek, daha duyarlı oluruz sanırım. Yasemin'i o güzel yanaklarından öpüyorum. Not: İdil , ablamın kızı. Yaklaşık 9 aydır Amerika'dalar. Burnumda tütüyor. Ablamlar da burayı takip ediyorlar. Eminim yazdıklarını okumuşlardır:) Tekrar sevgiler...  18.02.2007 16:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 1402
Toplam mesaj
: 249
Ort. okunma sayısı
: 1639
Kayıt tarihi
: 04.10.06
 
 

30 yıldır Antalya'da yaşıyorum. Akdeniz Üniv. Tıp Fakültesi mezunuyum. "Tıbbiyeden her şey çıkar, ar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster