Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '20

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
74
 

Haklı Çıkma Diyaloğu

Hava güzel. Ocak ayının kış etkisi altında kalan günü, acemi toynakları ile baharı karşılayan tay gibi koşturmamıza sebep olduğu için neşeyle karşıladık. Neşe ulaşabildiğimiz enerji potansiyeli olarak süptil algıda  “maddenin katı-sıvı-gaz hallerine oranla daha ince,yüksek hızlı ve yoğunluğu daha az maddeleri niteleyen bir sıfat” olarak ölçümlenir. Edebi şuurda ince ve naif, açıkyürekli sevecenlikle karşılık vererek şahlandırıyoruz. Sevişgezen ruhun kabiliyeti aslolmak değil midir?

Gün erkeninde etrafa ilgi, merhamet dağıtarak, rastlaştığımız iyi yüreklerle selamlaşıp kısa sohbetlerle hal hatır sorarak ve kimilerinin saygı beklentisini karşılayarak, tanımadığımız insanlara göz ucuyla sevecenlik ileterek dolaşmaya başlamışım çoktan. Her köşe başında bir kedi, sokak aralarında köpekler, havada su kuşları, kaya güvercinleri, kargalar, dallarda yeni bahara hevesli ışkınların temaşesi, usuldan eser rüzgar… Yaşamak güzel şey be kardeşim diyen şairlerin eksilmeyen nefesi, kahve kokusuna karışan yosun ve iyot kokusu…

Rahatsızlık duyumsamadan oturduğum kıyı kahvelerinin birinde bir sandalyeye ilişmiş, masaya döktüğüm öteberilerin arasından kağıt kaleme uzanıyorum, şuur geçişine hazırım. Yazmak şuur geçişlerine hazır olmayı gerektirir ya hani, o bakımdan. Dikkaaaat!

Haklı çıkma diyaloğu hakkında birkaç tespitte bulunmuştum, birbirimizi açımlamakta işe yarayacağını düşündüğüm için söze getirmek çabasındayım. O sırada telefona bir ileti geldi, arkadaşım tam da o konuda bir duyumsamasından bahsediyordu. Yazmayı bırakıp aradım. Uzun uzadıya konuştuk ve doğal olarak konuşunca yazacaklarımız döküldü kozasından. Yazacaklarınızı konuşurken peşi sıra bakarsınız  ya uçuşmalara. Konuşmuş olmak menuniyetsizlik değil , öteki şuurdan getirdiklerimiz gerçekleşmiştir, o sebep konuştuğumuz gibi yazamayız.  Gelin arkadaş olalım. Arkadaşıma söylediklerimi buradan paylaşayım, tanış oluruz böylece.

Sosyal yaşantı, iş, siyaset, çevre… derken iletişimlerde sıklıkla tanık olduğumuz  haklı çıkma diyalogları; anlamak ve değer vermek değil, anlaşılmayı ve değerli kılınmayı bekleyen nüanslardan kaynaklı. Bu nedenle ısrar ve iddiacı bir tutumla öyle olmadığımızı kabul ettirmeye çalışırken buluruz kendimizi. Ortada ciddi anlamda genelleme, niyet okuyuculuğu, önyargı, suçlama ve türevleri vardır. Hiç birimize ait değildir, hiç kimse sahiplenmek istemez. Diyaloğun oluşması için gerekli rol dağılımı pek adil olmayacaktır. O rol illa birine düşecek. Öne geçmek, üste çıkmak, yöneten olmak, üstün gelmek için canhıraş(!) çaba harcayanların arasından usulca sıyrılıp “neme lazım”cı olmadan kendi haline dönmek muazzam bir hal. Gerçek ilgi alanlarınızla meşgul olabileceğiniz saatler edinirsiniz. O bunu dedi, bu şunu dedi, bu niye dedi, o niye söyledi, öyleydi, böyleydi, şöyleydi… Sonuç beklentisi bitimsizdir. Kısa keselim. İnsanlar tanışmaları haklı çıkma diyalogları ile sürdürürken kimimiz ya hiç tanışmıyoruz yada birilerinin hakkımızda ne düşündüğünün bir önemi yok. İnsanlık denilen bir bütün var. O bütünle diyalogda , herkese en tanıdıklarından daha tanıdıkmış gibi davranıyoruz. Olur olmaz bir zamanda, yerde ve sebepsiz… İnsanlardan ilgi ve yakınlık beklentisi içinde olduğumuzu düşündüren eylemlerimizin aldığı ilgi ve yakınlığın bedelini en adi, aşağı duygu ve düşüncelerini kırmaya çalışırken ödüyoruz. Muhabbet insanlarının çoğalması temennimizdir.

Taşıdığımız kültürel mirasımız, yolumuz ise uzun. İçinde olduğumuz hikayenin kurucuları bizlere saf ve temiz bir gelecek açarak dünyadan geçtiler. Yürekten sevmekle mükellefiz yeryüzünü ve olabildiğimiz her yerde saflığın sahnesinde başrol alacağız. Gülümseyeceğiz usulca, öylesine. Hiçbir söz söylemeden anlatabildiklerimizi saatlerce konuşup anlam dünyasının periyodlarına salacağız, tutulsunlar diye.

Öyle işte. Aynı çağdan geçiyor olmamız ,aynı tamamlanma ekseninde dönmediğimiz için, diyaloglara muhtaçtır. Diyaloglara muhtaç olmayanların vazifesi kim bilir hangi diyardadır?

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 197
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 75
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

Hepimiz birbirini tamamlayan yazma gayretimizle buradayız. Sizlerle paydaş olabilmek için  Yayınlan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster