Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
367
 

Hala ve çok mu?

Hala ve çok mu?
 

Cep telefonunun mesaj uyarısını duydu. Uzandığı yerden kalktı gitti masadan aldı telefonu.

- Hala ve çok mu?

Ne fark ederdi ki artık?Yorulmuştu, yıpranmıştı, yıkılmıştı, dağılmıştı.Ne fark ederdi? Daha şimdi ağlıyordu O’nu özlediği ve geri gelmeyeceğini bildiği için.Daha şimdi ağlıyordu O’nun kendisini deneme tahtası olarak kullandığı için. Kadını esiri etmişti adam. Hayatın tüm intikamını kadından alıyordu. Kinini, intikamını nefretini kadına kusuyordu. Ne yapsa olmuyordu kadın. İyisini de denedi olmadı, kötüsünü de. Hep suçluydu. Hep suçlu. Ne cevap vereceğini bilemedi mesaja. Ya da cevap vermemelimiydi acaba? O kadar yaralıydı ki ne yapsa anlamsız geliyordu şimdi kadına.

Yüreğinin sesini dinlemeye karar verdi son bir kez. Olacakların gerçekten O’nu son keze götürdüğünü bilemeden. Tuşlamaya başladı cevabını.

- Evet hala ve çok!!!

- Neden İnanmıyorum peki?

İşte yine acıtıcı bir soru. O halde , küllenmeye çalışan bir yarayı niye kaşıyorsun be adam? Derdin ne senin? Acıtıcı soruya acıtıcı bir cevap gerekirdi. İşte yine savaş başlamıştı.

- Bilemem. Benim de sana inanmadığım için olmasın?

- Aptal !!!

- Sensin!!!

Gitti yine yattı kadın. Öfkesi göz yaşlarını dindirmişti en azından. Kuzeni aradı. “Msn e girersen seninle konuşmak istiyorum” diye. Kalktı açtı bilgisayarını. Adam da Msn deydi. Engellemeyecekti elbet. Hiçbir zaman kimsyi engellememişti.

“Ölümlü dünya beni üzdüğünüz yeter. Listemde kalmak isteyenler bana mail atsın.3 gün kaldı.” Yazıyordu.

Kaşınıyordu işte kadın , adamın dediği kadar vardı “Aptal” dı .Dayanamadı yazdı.

-Kalbinde kalmak isteyenler ne yapacak peki?

-S...tir olup gidecek.

-O halde neydi o?

- Ne neydi?

- Hala ve çok mu?

- Defol?

- Neden bunu yapıyorsun?

- Ben yokum artık hadi güle güle?

- Zaten yoktun ki kendin çıktın.

MSN kapandı.

Panikledi kadın. Bu işte bir gariplik sezinliyordu.Ya da karşısındaki olan enerjisini de tüketmek için ona kasıtlı yapıyordu bunu.Cebini çaldırdı uzun uzun açılmadı. Evi çaldırdı açılmadı.

SMS attı.

- Bana bak ne oluyor? Benimle konuşmak istemiyorduysan niye kaşıdın? İstiyorduysan bu tavrın ne?

- Defol!!! Hepinizden iğreniyorum.

- Bana bak ne oluyor? Sen bir haltlar karıştırıyorsun!!

İşini yitirmiş, eşini yitirmiş, çocuğundan ayrı, sevgilisi ile kavgalı bir adam son zamanlarda abuklaştıysa da eğer insanın aklından normal düşünceler geçmiyordu. “Ölümden öte köy yok!” MSN nikindeki yazı buna dönüştü. Belli kasıtlı yapıyordu. Kadın buna kayıtsız kalamayacaktı yine de. Belki bir şey yakalar umuduyla adamın yazdığı siteye girdi orada da “ölümü beklerken çaresizce aynı zamanda kurtarılmayı da beklemek” gibi anlamsız sözlerle karşılaştı. İyice tedirgin ve iyice çaresiz hissediyordu kendini. “Ne yapmam gerek?” İi şık vardı önünde ya kayıtsız kalacak gidip uyuyacak ya da ciddiye alıp harekete geçecekti.

“İyice sinirleri bozulmuş artık. Kızım sen bu işi çoktan bitirdin aldırma” diye düşündü. Aldırmadan edemiyordu. Dayanamadı tekrar çaldırdı telefonunu. Almadı telefon. “Kasıltı yapıyor senin enerjini alıyor kolay kolay bir şey yapmaz kendine!” dedi kadın. Yine de tedirgindi.”Ya yaparsa!” “Yapar mıydı acaba? O kadar güçsüz müydü sevdiği aşık olduğu adam. Yoksa çok mu zeki idiyde zekasını mı taşıyamıyordu artık. Çok zeki olup her şeyin farkında olmak ama hiçbir şey yapamamak, kabullenememek de hayatı zor kılıyordu insanlara. Zeki olup elinden hayata dair hiç bir şey gelmemesi tam bir ruhsal işkence değimliydi?

Msn de de yoktu adam. Sms gönderdi.”Bana bak ne oluyor? Sen bir haltlar karıştırıyorsun bana kafayı yedirtme ne olur !bak polisi arayacağım aç şu telefonunu!”

- Güle güle!!!

Allaha ısmarladık demiyordu.Güle güle diyordu. Kadın o kadar panik halindeydi ki anlamını kavrayamıyordu “Güle güle” demenin. Giden biri ”Allaha ısmarladık” derdi oysaki.

- Aç şu telefonunu adam gibi konuşalım bak polisi arayacağım yoksa!

- Defol arasan da aramasanda umurumda değil polis de sen de!

- Yapma ne olur aç şu telefonunu

- Beni rahat bırakın hepinizden iğreniyorum.

Saat sabaha karşı dört suları olmuştu bu meyanda. Bir cep bir evi çaldırıyordu kadın ve her iki telefon da açılmıyordu. Avukat olan kuzenini aradı. Polisi bir ara istersen cevabı aldı ve polisi aradı. Hem de birkaç sefer. Telefonlarını adresini verdi. Kendi gidemiyordu. Akyaları gitmeye yetmiyordu. Gideceği ve karşılaşacağı şey onu sonsuz derecede ürkütüyordu. Perişan olmuştu ağlamaktan. Hayatının hiçbir döneminde kendini bu kadar çaresiz ve korkak hissetmemişti. Gelecek olan haberden korkuyordu. Neyse ki geçen ne iyi ne de kötü bir haber vardı , kötü bir haberdense hiç haber gelmemesi bile içini rahatlatıyordu.Saat 07:00 olmuştu. Dayanamadı evi tekrar aradı. Karşı tarafta alo diyen sesin kime ait olduğunu çıkaramadı. Birisi “Alo” diyordu ama ki olduğuna aldırmadan sayıp sövdü telefona , karşıdaki ahizeyi kapadı. Hala kim olduğunu çıkaramamıştı sayıp sövdüğünün. Tekrar aradı. Açılmadı yine telefon. Polisten de ses soluk çıkmıyordu. Muhtemelen oydu diye düşündü telefonu açanın ve son mesajını gönderdi.

-İntihar ettin sandım. Aklım başımdan gitti. Öyle sanayım diye de bunu özellikle böyle yapıyorsun. Git diyorsun. Ben zaten yokum ki zaten çoktan gittim ki , dönmeye de hiç niyetim yok .Lütfen iyi olduğunu bilmek istiyorum sadece. Sana şimdiye dek hiç bir kötülük yapmadım. Aksine iyilik yaptım. Ve yaptığım her iyilikten ben zararlı çıktım. Zarar gören benim diye mi bütün bu nefretin. Söylesene bu yaptıklarını hak edecek ne yaptım ben? Sen gerçekten hastasın ve ne yazık ki ben senin için hiçbir şey yapamıyorum. İstesem de yapamıyorum. Sana yalvarıyorum çocuğunun başı için artık uzak dur benden!!!

Ertesi gün saat 14:00 gibi geldi kafasındaki bütün soruların cevabı. Telefonunu açtığnda sadece alaycı bir gülümsemeyle yatndi. İnsanın insana yaptığnı, insanın insana yaşattığını hiçbir varlık bir diğerine yaşatmıyordu. Doğanın vahşiliğinde elbette ki bir yaşam ve varolma kavgası vardı da bu yaşanananlarda ne var olma ne de yaşam kavgasına dair bir acımasızlık vardı. Bu yaşananlarda egonun, bencilliğin, kişisel duyguların tatmininden başka hiçbir temel yoktu. Ne diye yaşanmıştı ki, o telaş , o korku, o perişanlık, o gelgitler ve o endişe!!! Ne adına? Yetecekmiydi peki bu açıklama kadının içindeki kaosu dindirmeye.

- Çok içmişim. Etmişim. Kustum. Yediklerim, berbat bir duygu. Özür dilerim olan biten her şey için.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İyi ki kadın bırakmış o adamı.. Başka birşey söylemeye gerek yok sanırım.Sevgiler M:

Kalbin Ritmi 
 11.11.2007 8:20
Cevap :
:) Ben de sevgilerimi sunuyorum. İnsanları kendilerine bağlayanlar da bırktıranlar da yine insanlardır.Hoşçakalın.  11.11.2007 9:49
 

bazıları için herşey bu kadar basit olabiliyor işte.Siz ona değer verirken,o sadece kendine değer veriyor.Haketmeyen insanlara sunulan sevginin bedelidir bu.Yüreğine sağlık canım,yine keyifle okudum.Sevgiler...

emel dedeoglu 
 24.09.2007 13:06
Cevap :
güzel yorumlarınız için çok teşekkürler  24.09.2007 14:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 167
Toplam yorum
: 320
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1812
Kayıt tarihi
: 20.04.07
 
 

01/06/1967 Rize/fındıklı doğumlu olmama rağmen doğum yerimi hiç görmedim. Türkiye'nin hemen her ilin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster