Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '13

 
Kategori
Dünya Şehirleri
Okunma Sayısı
2649
 

Halifax'ta yaşam

Halifax'ta yaşam
 

Public Garden


Halifax:Nova Scotia’nın başkenti

Nüfus:Yaklaşık 400.000 kişi

Yüzölçüm:5.500 km2

Halifax’ın nüfus ve yüzölçümünü Bornova ve İzmir ile karşılaştıracak olursak; İzmir’in yarısı kadar olan bir alanda Bornova kadar nüfusun yaşadığını söylemek yanlış olmaz. Ayrıca; herkesin müstakil evlerde yaşadığını, buna rağmen ne kadar ferah bir yerleşim yeri olduğunu da eklemek lazım.

Müstakil evler dedim ya. Evlerin ön bahçelerde çit vb. sınırlayıcı herhangi bir unsur yok. Herkes bir diğerinin bahçesindeki bütün güzelliklerden nasibini alıyor. Oradan otobüs ya da araçlarıyla geçenler de. Arka bahçeye geçişte isteyenler tel örgü ya da ahşap malzeme ile sınır çekmiş. Alı al moru mor çiçekler var her yerde. Her evin bahçesi park kadar güzel. Sincaplar etrafta cirit atıyor.

Kent merkezinde yüksek bloklar ve iş merkezleri var. Soğuk iklim olması nedeniyle bu iş merkezleri arasında yer üstünden ve kot farkı olan yerlerde de yer altından geçişler var. Adeta metro gibi. Yer altından yürüyorsunuz ve diğer binanın bilmem kaçıncı katından çıkabiliyorsunuz. Böylece çalışanlar ya da diğer binalarda işi olanlar olumsuz hava koşullarıyla karşılaşmadan bir binadan diğerine rahatlıkla geçebiliyorlar.

Yağmur bol burada. Böyle olunca da etrafta sararmış tek bir ot dahi yok. Çok sayıda göl var ve her birinin etrafı koyu yeşil çimenlik ve ağaçlık alanlarla çevrili. Oturan, koşan, frizbi oynayan, kano yapan, yüzen, balık tutan onlarca insan var her gölün etrafında. Havayı güneşli gören her yaştan insan göl kenarlarına akın ediyor.

Pek çok büyük park var. Bizdeki gibi adı büyük kendi küçük değil parkların, gerçekten büyük. Kent içinde hektarlarca yeşil alan var. Biri bitiyor, bir diğeri başlıyor. Kimisi golf için tahsis edilmiş, kimisi beyzbol alanı, kimisi açık yüzme havuzunun da bulunduğu, bisiklet ve kaykaycıların akrobatik hareketler yapabildiği alanlar (skatepark), kimisi amatör futbolcuların oynayacağı futbol sahası, kimisi halkın kendi ürününü yetiştirdiği hobi bahçeleri, kimisi tasarım harikası olan yeşil alanlar… Dedim ya biri bitiyor, biri başlıyor (FOTO-PARK).

Kanadalılar okumaya çok meraklılar. Hemen herkesin elinde bir kitap ya da elektronik kitap. Otobüse ya da feribota binen hemen herkes çantasından kitabını çıkarıyor ve okumaya başlıyor.

Halifax’ı diğer yerleşim alanlarına bağlayan, okyanus üzerine kurulu iki köprüsü var. Köprünün bir yanı yayalar için, diğer yanı bisikletliler için ayrılmış. Gelişmiş diğer ülkelerde olduğu gibi burada da bisiklet kullanımı oldukça yaygın. Kask takmak zorunlu. Otobüslerin önünde bisikletler için ayrılan bölüm var. Bisikletle seyahat edenler, istedikleri zaman bisikletlerini otobüsün önündeki bölüme yerleştirdikten sonra otobüse biniyor ve seyahatlerine otobüsle devam ediyor. İnmek istediklerinde de bisikleti otobüsün önündeki bölümden çıkarıyor ve yollarına yeniden bisikletleriyle devam ediyorlar. Aynı şey feribot için de geçerli. Karşı kıyıya feribot ile geçmek isteyenler bisikletleriyle birlikte feribota binebiliyorlar. Yolculuğun sonunda bisikletleriyle yollarına devam ediyorlar. Araç yollarında da bisiklet için ayrılmış bölümler bulunuyor. Eğer yol müsait değilse araç sürücülerine “bisikletlilerle yolu paylaşmalarını hatırlatan tabelalar” görüyorsunuz. İşte o zaman bizdeki meselenin bisiklet yolu olmaktan çok kültür meselesi olduğunu kavrıyorsunuz hemen.

Otobüslerin ön tarafı bir tuşla hafifçe aşağı iniyor; yaşlılar, hastalar, engelliler, çocuk arabası olanlar rahatlıkla binebilsinler diye. Herkes bindikten sonra yeniden bir tuşla olması gereken yüksekliğe geliyor.

Otobüsün içinde ön sıradaki koltuklar yan yerleştirilmiş. Buralar; çocuk arabasıyla ya da tekerlekli sandalyeyle binenler için ayrılmış.

Cepte ya da çantada taşımaya elverişli haritalar bastırılmış şehir ile ilgili. Nerede alışveriş merkezi var, nerede park-yeşil alan-göl var, üniversite nerede vb. gibi kente ait ne varsa bu haritalarda görebiliyor, bu alanlara gitmek için hangi otobüsü seçmeniz gerektiğini de yine bu harita üzerine işlenmiş olan otobüs numaralarından anlıyorsunuz. Ayrıca; hangi otobüsün hangi saatte, hangi durakta olacağını gösteren küçük kitapçıklar hazırlanmış. Haritaları da kitapçıkları da otobüslerden ya da şehrin çeşitli bölümlerinden ücretsiz temin edebiliyorsunuz.

Otobüslere her gün gazete bırakılıyor, otobüse binenler de ücretsiz olan bu gazeteleri okuyarak güne başlıyorlar. Sokak ve iş-alışveriş merkezlerinde de gazete yine ücretsiz olarak dağıtılıyor. Bu gazetede yerel haberler, belediye etkinlikleri, sosyal-kültürel etkinlikler kadar ülke genelini ilgilendiren haberler de yer alıyor ve elbette reklamlar yer alıyor.

Soğuk iklim dedim, hava genelde kapalı dedim ama binalarda güneş pillerini görmek İzmir’in güneşli gün sayısını düşününce içimi acıtıyor. Var olan güneşten sonuna kadar faydalanıyor Kanadalılar. Çevreye olan duyarlılıkları güneş enerjisi kullanmayla sınırlı da değil üstelik. Burada geri dönüşüm çok önemli. Geri dönüşüme çevre korumak dışında gelir kaynağı olarak da bakıyorlar. Her evde ambalaj atıkları, kağıtlar ve organik atıklar ayrı toplanıyor. Gelen çöp kamyonu da bunları ayrı ayrı topluyor. Sokaklarda, iş ve alış-veriş merkezlerinde de çöp kutuları 4 üniteden oluşuyor. Kağıtlar, plastikler, camlar ve organik olanlar.

Müsait olan yerlerde yağmur suyu toplamak için sistemler kurulmuş. Çatıdan bir boru vasıtasıyla toplanan yağmur, yer altında depolanıyor. Bu kadar çok yağmur yağan yerde böyle bir sisteme neden ihtiyaç duyduklarını varın siz düşünün.

Bir önemli detay da burada umumi tuvaletlerden ücret alınmıyor. Turistik alanlarda da otobüs ve feribot terminallerinde de. Ayrıca; eğer bir yerde kuyrukta uzun süre beklemişsen ve hava sıcaksa hemen etrafınıza şişe suyu dağıtan kişiler geliyor. Ücretsiz. Bizde nasıl olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

Başıboş kedi ve köpek yok etrafta. Sahipli köpekler de tamamen sahiplerinin sorumluluğunda. Tasmalarının çıkarılarak dolaştırılması yasak, buna dair tabelalar var her yerde.

Halifax, Doğu Kanada'nın üniversite merkezi olarak görülüyor. Halifax’ta Dalhousie Üniversitesi (Dalhousie University), Saint Mary's Üniversitesi (Saint Mary's University), Mount Saint Vincent Üniversitesi (Mount Saint Vincent University), King's Koleji (University of King's College), Atlantik Teoloji Okulu (Atlantic School of Theology), NSCAD Üniversitesi (NSCAD University) ve Sainte-Anne Üniversitesi'nin (Üniversité Sainte-Anne) Halifax yerleşkesi bulunmaktadır. Biz araştırmalarımızı buranın en köklü ve en büyük üniversitesi olan Delhousie Üniversitesi’nde yaptık.

Bu bilgileri paylaşmaktaki maksadım, gelişmiş ülkelerden kendi kentimiz için neleri örnek alabiliriz sorusunu sormak ve sonuca ulaşmak. Geçirdiğim 3 ay bana bir insanın kendi ülkesinde yaşamasının ne kadar önemli ve özel bir durum olduğunu hatırlattı. Altın kafeste de olsa bülbül vatanını nasıl sayıklıyorsa ben de aynı duygularla kaleme aldım bu yazıları.

Sevgiyle kalın.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 518
Kayıt tarihi
: 02.12.09
 
 

Çevre Bilimi Uzmanı – Peyzaj Mimarıyım. Yüksek lisansımı çevre sorunları ve biyokütle enerjisi üz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster