Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Şubat '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
164
 

Halim Selim (sıradan bir insanın sıra dışı yaşamı - (Elli üçüncü-- devam edecek)

Halim Selim (sıradan bir insanın sıra dışı yaşamı - (Elli üçüncü-- devam edecek)
 

Sıradan insanlar


Ocakçının söyledikleri aklına geldi yine öfkelendi. Yerine oturdu, içinden saymaya başladı. Çünkü “nineci” ona “tosunum bi şeyi gızasan içinden sayı say” demiş Halim de “kaçı gadar sayıcen?” diye sorunca ninesi “nezman öfken geçese ozmana gadar say. Sen nasıl olsa ilk mektebi bitirdiydin” demişti.
 
Bu aklına gelince “yattın yer cenned mekan olsun ninecim” dedi. Ninesini hatırlayınca biraz sakinleşmişti.
 
Onunla yaşadığı günler aklına geldi “ne günledi be!?” dedi.
 
Tabi burada ebenin kızıyla köy katibinin kızını hatırlamıştı. “Kimbilir nerlededirle?” dedi.
 
Birden patronu aklına geldi “onlara da musallad olan biri var mı acıba?” dedi. Öfkeden dişleri adeta kitlenmişti. “Bi habarım olsun. Onlara musallad olan kim olursa olsun; isderse ferişdahın oğlu olsun. Şart osun onu parça pinçik ederin” dedi. Bunu derken önünde bulmaca çözdüğü gazeteyi parçalayıp atmıştı. Yine kendine geldi. “Şu işleri bi gören, ilk işim o gızları arımak olucek” deyip kalktı yere attığı kağıt parçalarını topladı ve tekrar yerine oturdu.
 
Yeniden ninesinin tembih eddiği gibi saymaya başladı. Elliye geldiğinde yatışmıştı. “Valla şu ninecim emme gafalı garıydı. Bak elliye gelince övkem geçdi” deyip gülümsedi.
 
Bu sırada patronu gelmişti. Halim’i gülümser görünce “ne o gocoğlan keyfin yerinde” dedi. Halim ayağa yalnız bu sefer biraz gönülsüz kalktı. “Hiç aklıma bi şey geldiydi de” dedi. Onun bu gönülsüzlüğü Yavuz beyin dikkatini çekmişti. “Noluyor sana hasta falan mısın?” dedi. Halim birden “sen kayassımın b..k herif. Yedin b..klara öğrendim de ondan öfkeliyim” diyecekti. Kendini tutup “hiç patron, dün benim bi arkıdeşi öldürdüle de, ona canım sıkılıyo” dedi.
 
Yavuz bey “engibek” olmuştu. Aslında çok korkak biriydi. Ona buna höthötlenmesi biraz parası vardı da ondandı. Daha Halim gibi birine çatmamıştı ve Halim’den ilk günden beri ürküyordu.
 
Onu elinde mektupla gördüğünde önce çok şaşırmış ve korkmuştu. Mektubu okuyunca rahatlamış ve korkusu geçmişti. Mektubu gönderen mütahit eski bir tanıdığı idi. Bir iki sefer birlikte iş yapmışlardı. O sıralar, Yavuz bey bu kadar namussuz değildi. Daha yeni yeni palazlanıyordu. Mütahit aslında çok mert biriydi. O cinayeti de mecbur kalıp işlemişti. Yoksa karıncayı incitmezdi. Halim için “çok mert ve saf bir delikanlı, ona her şeyini güvenebilirsin. Cahil, mahil; ama çok zeki biri. Yalnız neden bilmem çok namus düşkünü” diye yazmıştı. O sebeple “nasıl olsa cahil biriymiş, benim işlere burnunu sokmaz, onun bu zebellah gibi görünüşü de işime yarar” diye düşünüp işe almıştı. Ancak “yalnız nedense çok namus düşkünü” kısmını göz ardı etmişti.
 
Ondan sürekli korkup çekiniyor, bu sırada içinden “salak herif o senin adamın. Karnını sen doyuruyorsun. İnsan hiç yanında çalıştırdığı adamdan korkar mı, o senin köpeğin sayılır” diye kendini teselli ediyor, “yalnız dikkat etmezsen, köpek bile seni dinlemez, döner ısırır” diye de kendini uyarıyordu.
 
Şimdi bu durgunluğundan ürküp “acaba bir şey mi duydu?” diye düşünmüş “Hiç patron dün benim bi arkıdeşi öldürdüler” derken ki sakinliğinden de çok endişelenmişti.
 
“Ha öyle mi? Bilmiyordum. Başın sağ olsun. İstersen sen bu gün git dinlen” dedi.
 
Halim önce “yok patron gidmeyen” diyecekti. İçinden “sakin sakin düşünmem lazım. Şindi bi de o garı gelirse zıvanadan çıkarın” diye düşündü. “Çok sağ ol patron. Valla gidip accık yatsam eyi olucek” dedi. Ve gitmek için davrandı.
 
Patron “önce benim kahveyi söyle, sonra git” dedi. Arkasından “sen ayakkabıcıya uğradın mı?” dedi. Halim “şindi babıcını dedirtme” diyecekti, kendini tuttu. “Uğrumadım patron” dedi.
 
Yavuz bey içinden “Allah Allah, adama ayakkabı diktiriyoruz. Nerdeyse al babucu gö...ne sok diyecek” derken “sen giderken uğra, sıkıştır. Böyle olmuyor, azcık yakışıklı ol” dedi. Bu sırada elinde olmadan Halim’e biraz yılıştı.
 
Halim “acilesi yok, uğrarın” deyip çıktı. Yavuz bey arkasından bakıp kalmıştı. “Buna ne oluyor böyle yahu? Acelesi yokmuş. Daha dün nerdeyse zil takıp oynucaktı” dedi. Sonra “herhalde arkadaşına çok üzülmüş. Ne de olsa arkadaş arkadaşdır” dedi. Gelen, gideni göreyim diye kapısını açık bırakıp yerine oturdu. Çünkü başka elemanı yoktu.
 
İçinden “bunun g..ü gittikçe kalkıyor; yanına birini da almalı. Bu çok şımarırsa gö..ne bi tekme vururum” dedi. Ama hemen kendine “b.k vurursun, adam dev gibi” dedi. Sonra “tekme vurmam da münasip şekilde kovarım” dedi. Halim’in arkadaşının öldüğü aklına geldi. İçinden ölümüne bu kadar üzüleceği bir arkadaşı veya kendi ölünce onun için bu kadar üzülecek bir arkadaşı olup, olmadığını düşündü. Öyle hiçbir arkadaşının olmadığını düşününce, birden kendini yapayalnız hissedip ürktü. Şu anda insan yanı ortaya çıkmıştı. Ama o yanı çok sürmeden silindi gitti. Çünkü o kadar aşağılık biriydi ki hiç kimse için iyi bir şey düşünmezdi. Hatta kendi için bile aynıydı. Çok kere kendi kendine “acaba benden aşağılık biri var mıdır?” der sonra gülerek “ben kendime bile kazık atmıdan duramam” derdi.
 
Gerçekten öyleydi. Neyse bu sırada Halim aşağı indi, kahveyi söyledi. Ocakçının yüzüne bir şey diyecek mi diye baktı. Sonra çok sakin bir şekilde iş hanından çıktı. Kafası o kadar meşguldü ki ocakçının “bizim oğlan neriye böyle?” dediğini bile duymamıştı.
 
Ocakçı arkasından “abo adam barut gibi” dedi.
 
Bu sırada Halim ayakkabıcının önüne gelmişti. Ona uğramadan geçiyordu. Ayakkabıcı “hayrola delikanlı, bi selam sabah da mı yok?” deyince durdu. “Hay ağzına salık dayı… Bene yılladır ilk deliganlı deyen sen oldun. Biz de deliganlılıg meliganlılıg galmadı, emme yine hoşuma gitti. Kusura bakma dalgınlık, yoğusam uğrecedim” dedi.
 
Ayakkabıcı içinden “cahil mahil, amma laf etmesini biliyor” deyip “gel senin ayakkabıyı gösdereyim, az bişeysi kaldı” dedi. Halim meraklanmıştı “hadi yavu bi baken” dedi ve ayakkabıcının dükkana girdi.
 
Ayakkabıcı onun ayakkabısını gösterince küçük dilini yutacaktı. Gerçi tam bitmemişti ama Halim böyle ayakkabıyı rüyasında bile görmemişti. Hayalindeki ayakkabıdan bile çok güzeldi. İçinden “hadi bakalım bu babıcı geymicen, isdimeyon de sıkıysa” diye geçirdi. Ayakkabıcıya “valla eline sağlık dayı… Valla ben bugudar güzel oluceni beklimiyodum” dedi. Ayakkabıcı “ee patronun öyle tembih eddi. Benim adama bi ayakkabı dikicen, başka kimsede olmuycak dediydi” dedi.
 
Halim ayakkabıcı patrondan bahsedince birden suratını astı. Ayakkabıcı “noldu beğenmedin mi?” deyince Halim “yok dayı çok beyendim de, birden aklıma dün ölen arkıdeş geldi. Keşki o da görseydi dediydim, ondan” dedi. Ayakkabıcı “ya öyle mi? Başın sağ osun hasta falan mıydı?” diye sorunca Halim “yok canım sapasağlamdı. Puşdun biri bıçaklayıb öldürdü” dedi. Ayakkabıcı “ya öyle mi? Yazık olmuş. Başın sağ olsun” dedi. Halim içinden “böyle yalan söyleyip durmak da zor oluyor yavu” diye düşünüp “sağol dayı, ben şindi giden. Sonra bitince alırın, hadi bene eyvallah” dedi ve dükkandan çıkıp pansiyona yollandı.
 
Bu sırada ayakkabıcının dükkan komşusu merakla gelmişti. Ayakkabıcıya “hayırdır komşu, kocaoğlan ayakkabıyı beğenmedi mi yoksa? Keyfsizdi” dedi. Ayakkabıcı “yok çok beğendi. Keyfsizliği dün bi arkadaşını bıçaklamış öldürmüşler de ondan. Sağ olsaydı da o da görseydi dedi;arkadaşına çok üzülüyor” dedi. Komşusu “ya öyle mi? Garibim demek ona üzülüyor” derken ayakkabıcı dükkana girmişti.
 
Bu sırada komşusu da merakla “ne olmuş?” diye soran öteki dükkan komşularına yanına biraz da bir şeyler katıp anlattı.
 
Hem ayakkabıcı, hem dükkan komşuları “bizim de ölümüne böyle üzülecek bir arkadaşımız var mı?” Veya “biz ölünce ölümümüze böyle yana, yakıla üzülecek; üzüntüsünden ömründe ilk defa giyeceği güzel bir ayakkabıya sevinmeyecek kadar bize değer veren bir arkadaşımız var mı?” diye düşündüler. Hiç birisi de ‘şu arkadaşımız öyledir’veya ‘biz şu arkadaşımız için aynı üzüntüyü duyarız’diyemeyip, kendilerini yapayalnız hissettiler.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 182
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 226
Kayıt tarihi
: 12.02.13
 
 

Sanat Enstitüsü yapı bölümünden 1967 yılında Denizli'den mezun oldum. Buca Mimar Mühendislik Özel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster