Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '09

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
4615
 

Halk okulları, eğitim seferberliği, hep birlikte, el ele

Halk okulları, eğitim seferberliği, hep birlikte, el ele
 

Sayın Milli Eğitim Bakanımız ile;

Aileden sorumlu Sayın Devlet Bakanımızdan müşterek isteklerimizdir:

Şöyle ki; İlk ve orta dereceli okullar açıldı, öğrencilerimize, velilerimize ve eğitim camiasına hayırlı uğurlu olsun.

Ulusların, muadillerinden geri kalmamaları hatta daha ileri gidebilmeleri ancak uygulanan "eğitim seferberliği" sayesinde olabilmektedir.

Eğitimin aileden başlayacağı fikrinden hareketle, öncelikle ailelerin ele alınması, ailelerin yani anne-babaların eğitilmesi şarttır. Anne-babada varsa, sosyal iletişim, toplum bilinci ve kültürel bilgileri çocuklarına aktarabileceklerdir. Peki, anne-babada bir şeyler yoksa, çocuklarına hangi bilgileri verebileceklerdir?

Her ev, mini bir okuldur ama öğretmeni olursa... İşte bendeniz, evdeki öğretmenlerin yani ana babaların eğitilmesi konusunun ele alınmasını arzu etmekteyim. Vaktiyle çeşitli sebeplerden dolayı eğitim görememiş olabilirler veya orta derecede hatta yüksek eğitim de almış olabilirler. Burada sözü geçen eğitimin okullarda öğretilen okuma-yazma, tarih, coğrafya, matematiksel dört işlem veya geometri, trigonometri, paraboller vs. değil de, toplum içinde davranış biçimleri, mantıklama gibi temel yaşam kuralları hakkında anne babaların eğitilmesinin gerekli olduğuna inanmaktayım.

Çocuklar fotoğraf makinası gibi, ne görüntü alırlarsa onu verirler. Toplumumuz ne yazık ki bu konuda, tahminlerin de ötesinde çok çok gerilerde. Bu sabah Güllük tarafında işlerim vardı. 100. yıl caddesi ile Güllük caddesinin kesiştiği köşede, Aydın Kanza parkında güzel şeyler düşleyerek 10-15 dakika bankta oturdum. Park çok güzel, yemyeşil, çimler, ağaçlar, yeni sulandığı için de tatlı bir serinlik var.

Biraz gözlemledim insanlarımızı. Bir baba, okul öncesi yaşlardaki oğlunu sol eliyle tutmuş, sağ eliyle de burnunu, (özür dilerim, ) anladınız. Az ilerde genç bir anne, kucağındaki çocuğunun ağzını, burnunu sildiği kağıt mendili yola atıp, yürümeye devam etti. Oysa sık sık çöp kutuları konulmuştu. Yaşlıca bir amca, ağaçlardan birinin gövdesine doğru tükürdü. Kısa zamanda gördüklerim bunlardı.

Eve geldim, yolun karşısındaki apartmanda karı-koca öğretmen emeklileri, tahminen 50-55 yaşlarındalar. Kocaman halıyı balkondan sarkıtmışlar, bir kişilik iş değil, ikisi birden beraberce silkeliyorlar. Tabii bu silkeleme ile, alt kattakilerin balkonlarını kirlettiklerini düşünemiyorlar mı acaba?

Medeniyet, markalı giyim veya lüks eşyalar kullanmakla olmuyor, gelişmişlik, beyinlerimizde, düşünce sistemimizde oluyor. Bir başka balkonda, ana yola karşı asılmış çamaşırlar. (görüntü kirliliği.) Yüksek volumlu müzikle geçen bir aracın yaptığı, gürültü kirliliği. Gecenin ilerlemiş saatlerinde, balkonda şakur, şukur tavla sesleri, galibiyetle yükselen maganda neşeleri, komşulara yapılan düpedüz saygısızlıktır. Bir Alman vatandaşının eşofmanıyla, balkonuna bile çıkmadığını duyduğumda, derin düşüncelere dalmıştım. Ya bizde?

Yaz gecelerinde, trafiği kapatarak sokaklarda yapılan çalgılı, oynamalı, horonlu sokak düğünleri. (Davetli de olsam sokak düğünlerine katılmayı, kendime saygısızlık olarak addederim.) Bu sokak düğünlerinde hoperlörün sesi sonuna kadar açılmakta, gece saat 24.00 sınırı da aşılmakta çok zaman. Burası Antalya, turizm şehri. Sabahın dördünde, beşinde işlerine gitmek üzere, evlerinden çıkanlar var. Hastası var, uyuyanı var, bebesi var, Sokak düğünleri çok ilkel, Türkiye'nin vitrini deniliyor, Antalya'ya yakışmıyor. Valiliğin izin vermemesi gerekir diye düşünüyorum.

Gelelim ana konumuza, doğal olarak eleştiriden hoşlanmayız. Ama yapıcı olanları kabul etmemiz lazım. Bir çoğumuz mantık özürlüyüz. Acaba, doğruyu biliyoruz da, işimize gelmediği için mi uygulamıyoruz.

Çocuğuna tembihlediği, yasakladığı şeyleri kendisi yapıyorsa, o tembih ne kadar inandırıcı olur?

Bazen düşünürüm "biz neyi iyi biliyoruz" diye. Bana sorarsanız, en iyi bildiğim şey, "hiç bir şeyi bilmediğim" derim.

Doğru olan şeyleri bilmek ve uygulamak. İşte esas olan budur.

Doğru olan şeyler nereden, nasıl öğrenilecek? Yurt çapında büyüklerin bilgi eksiklerini tamamlamak için açılacak HALK OKULLARI ile bu eğitim seferberliği köklü bir şekilde, başlayacak, Dünyaya örnek olacaktır. Bu halk okullarında yeni evlenecekler için sınıf, anne-babalar için ayrı sınıf olmalıdır. Hatta büyükanne, büyükbabalar için bile düşünülebilir. Böylelikle ailelerimiz de daha uzun ömürlü, sağlam temellere oturmuş olur. Bu fevkalâde önemlidir zira ulusların bekası sağlam ailelerle gerçekleşecektir.

"Halk okulları" fikri uzun zamandır zihnimi işgal ediyordu. Bu sınıflarda yetişkinlere, geniş kapsamlı bir program uygulanmalı, mesela, çalışarak emeğin karşılığını kazanmak, bütçe idaresi, ödenebilir borçlanma, ev içi pozitif ilişkiler, sağlıklı beslenme, hastalıklar, ilk yardım, motivasyon, eşlerin birbirlerine görevleri, devlete karşı görevlerimiz, ev ekonomisi, mantıksal kurgulamalar, tedbirli olabilmek. Daha aklıma gelmeyen hayatı kolaylaştıracak pozitivizm.

Bu bilgiler, "HAYATA DAİR" adı altında açılacak bir televizyon kanalında, skeçler halinde halkımıza sunulabilir. Ama bizim halkımız nedendir bilinmez, faydalı şeyleri izlemekten kaçar. Böyle bir gereksinimi halkımızın da istemesi lâzımdır.

Geri kalmış ülkeler sıralamasında bazen yer alışımız, vatanını seven, milletini seven, bölünmez bütünlüğümüze çok önem veren birey olarak benim gururumu incitiyor. Dünya Lideri Büyük İnsan, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ün şu sözlerini kendime düstur edindim, "TÜRK, ÇALIŞ, GÜVEN, ÖVÜN." Çalışınca insana güven geliyor, çalışıp yarınlarına güvenen insanın da övünmek hakkıdır.

Hanımlarımızın eğitilmesi konusunda, 05.08.2009 tarihinde Sayın Nimet Çubukçu hanımefendiye gönderdiğim mailim ile ilgili herhangi bir cevap alamadığımı da belirtmek istiyorum, Bunu işlerin yoğunluğu ile ilişkilendiriyorum. Bugün, bu isteğim, sadece hanımların değil, tüm erişkinlerin eğitimi üzerinedir.

Birey olarak fazladan bir şey istediğimizi düşünmüyorum. Tahakkuku durumunda Türkiye'mizin nelere önderlik edeceği, nasıl yükselen yıldız olacağını düşünmek hiç de zor değil.

Konuyu ciddiyetle ele alacaklarını düşündüğüm bakanlarımıza derin saygılar...

Siz okuyanlara da gönül dolusu selamlar...

Gül Alkan

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu doğrultuda çeşitli programların hayata geçirilmesi ve sistemli olarak katılım sağlanması oldukça yararlı ve akılcı olacaktır.

Bulutevi 
 10.11.2010 15:40
Cevap :
İlknur hanım, Blogumu okuyabildiğiniz için teşekkür ederim. Ailelerin özellikle annelerin eğitilmesi, devlet-vatandaş işbirliğinin yanı sıra fikrî ve fiilî katılımlarla olacaktır, (yorumunuzla hemfikiriz.) Selamlarımla...  10.11.2010 17:53
 

Sayın Yurdagül Hanım, yazınızda çok önemli noktalara değinmişsiniz ve tespitlerinizin çok doğru olduğunu düşünüyorum. Çocuklar doğal olarak yetiştirildikleri evlerde hayatlarının en önemli devresinde (0-6 yaş) gördükleri davranışları sorgusuz olarak doğru kabul edip ona göre şekilleniyorlar. Anne ve baba, en iyi terbiye ve eğitimi çocuklarına doğru davranışları ve uygulamaları birebir örnek olarak kazandırabilir. Bu noktada ebeveynlerin çocuklarını topluma en iyi şekilde kazandırabilmek için fedakarlık yapmaları gerekiyor. Bazı ebevenyler doğru olanın ne olduğunu bildikleri halde onları uygulamak çaba, zaman ve enerji gerektirdiği için çocuklarına değil de kendilerine öncelik verdiklerinden çocuklarına çok büyük zararlar vermektedirler. Son olarak toplumun çekirdeği olan aile kurumuna layığı ile katkı sağlayabilmek için eşlerden her birinin evlilik yükümlülüklerini yerine getirebilmeleri amacıyla gerekli donanıma sahip olmaları gerekmektedir. Bu doğrultuda çeşitli programların hayata g

Bulutevi 
 10.11.2010 15:37
Cevap :
İlknur hanım, çocuklar ayna gibidir, gördüklerini uygulamalarıyla yansıtırlar, anne ve babasını model (ayna) alıp zamanla anne ve babanın kopyası olurlar. Eğitim denilince işte bunun için öncelikle anne-babaların eğitilmesi gerektiğini vurgulamak istiyoruz. Eğitim sistemimizde de belirgin çarpıklıklar gözlenmekte. Ebeveynlerin ki ayrı üniversiteden diploması olsa da; "toplum kaidelerini, toplum davranış biçimlerini" ve konularıyla ilişkin mantıklamalar yapamadıktan sonra eğitimin ve diplomaların kıymeti neyi ifade eder? Toplumca el ele verip kendimiz için, toplum için, ülkemiz için birşeyler yapmanın milli bir görev olduğunu düşünüyorum. Konuya duyarlılığınız ve düşünce sisteminiz için sizi kutlarım. Kendi zevk-i sefasından kalmayan, özveri ne demektir bilmeyen, zamanını çay-kahve, pasta-börekli sohbetlerle geçiren anneleri ve kahvehanelerde, kız-papaz oyunlarıyla vakit öldüren babaları kınıyorum. Sizin zihniyetinizdeki kişilerin çoğalması dileğimdir. Selam ve Sevgilerimle...  13.11.2010 14:53
 

Blogunuzu maalesef ben önermedim. Tarafsızlık durumundan dolayı kimseyi de önermeyeceğim. Ben sadece fikir babasıyım. Size tekrar bol şanslar. (Not öneriyi yapan kişiyi blogumdaki yorumdan görebilirsiniz)

kurşunkalem 
 11.11.2009 16:18
 

Bir önceki yorumumda blog numarasını yanlış yazdığım için özür diliyorum. Konuyu blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=209651 'dan takip edebilirsiniz. Bol şanslar.

kurşunkalem 
 08.11.2009 17:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 330
Toplam yorum
: 5747
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1675
Kayıt tarihi
: 09.04.09
 
 

Özel bir finans kuruluşundan emekliyim. Hayatın her aşamasını acısıyla tatlısıyla yaşamış biri ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster