Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ağustos '15

 
Kategori
Alışveriş - Moda
Okunma Sayısı
393
 

Halk Ozanı Fehmi Gür

Halk Ozanı Fehmi Gür
 

Fehmi Gür


Arapgirli şairler denilince ilk akla gelen Fehmi Gür’dür. Fehmi Gür’ün şiirleri yıllarca “Arapgir Postası’nda yayınlanmıştır. Türkiye için Âşık Veysel neyse Arapgir ve yöresi için de Fehmi Gür odurÂşık Veyseli dünyaya ve Türkiye’ye şair Ahmet Kutsi Tecertanıtmış. Onu Şarkışla’nın Sivrialan Köyü’nden çıkararak gönül gözüyle dünyayı görmesini; duygularını, düşüncelerini dizelere rahatça dökmesini; o dizelerin günümüze değin unutulmadan gelmesini sağlamıştır.”Arapgir Postası” kurucusu Nevzat Sezer de Fehmi Gürün elinden tutarak Arapgirli’ yle buluşturmuş; dünyaya açılmasını sağlamıştır.

Fehmi Gür,1917 de geçirdiği çiçek hastalığı yüzünden Âşık Veysel gibi üç yaşındayken gözleri görmez olmuştur. Şiirinden. Dört kardeşinin olduğu ortaya çıkıyor

Dört kardeş içinde kadersiz çıktın
Ne duruldun ne de bulanık aktın
Yaşın elli sekiz cefalar çektin
Şu fani dünyadan doy Fehmi Fehmi


Fehmi Gür 13 yaşına geldiğinde bu sefer de Babası Mehmet’i kaybederek yetim kalır. Anası Esma kadın 13 yaşındaki Fehmi’ yi ve 7 yaşındaki küçük oğlu Seyfettin’i alarak Arapgir İlçe merkezine yerleşir.

Her iki şairin de gözleri görmez; ancak duygu yüklü olan bu ozanlar, duygularını insanlarla paylaşmanın yolunu şiirde bulmuşlardır. Ülkelerini, ülkelerinin insanlarını severler. Birbirine düşman duruma gelen insanları dostluğa, barışa yöneltirler. Âşık Veysel, kavgayı, us (akıl) dışı, bilim dışı yaklaşımları bırakmamızı; planlı, programlı çalışarak ileri ülkeler seviyesine çıkmamızı istiyor ve diyor ki:

 

Çalışalım kurtulalım buhrandan                                               

Nedir senlik benlik usandım candan                                                     

Irkımız, neslimiz aynı bir kandan                                       

Yurdun yaralarını saralım kardeş

        

Yürüyelim Atatürk’ün izine                                                                   

Boş verelim bozguncular sözüne                                                            

Göz atalım şu dünyanın hızına                                                               

Yürüyüp hedefe varalım kardeş

 Veysel ,”Azim, fikir, amacımız bir olsun herkes birbirine kız versin alsın” diyerek her türlü ayrılığın son bulmasını diliyor: (Tahir Kutsi,1973,s.12)

Veysel’in sözleri kanun dışı mı?                                                    

Mantığa uymazsa kesin başımı!                                                             

Bana düşman etmiş vatandaşımı                                                           

Sebebi ne ise soralım kardeş

Ülkesini sevmek, böyle olur. Bu sözlere ekleyecek başka bir şey var mı? Kısa, öz, içtenlikli. Günümüzde kaç şair, kaç yazar, kaç politikacı böyle düşünüyor? Veyseller, Fehmi Gürler yok artık. Halkın içinden çıkmış; halkla bütünleşmişler, halkın dertlerine, acılarına, sevinçlerine ortak olmuşlar; geniş halk yığınlarının özlemini, sevgisini ve acılarını dile getirmişler. Bu konuda, halk ozanlarının ortak yönleri vardır. Halk şiiri, halkın içinden yetişmiş kişilerin ya da adları bilinmeyen halk sanatçılarının hece ölçüsü ve özel biçimlerde ortaya koydukları manzum ürünleri kapsar. Halk şiiri geniş halk yığınlarının özlemini, sevgisini ve acılarını dile getirir. Türk halkı köyündeki çobanından, sarayındaki padişahına kadar şair ruhlu; duygulu bir millettir. Yüreğinden geçeni dile ve tele döken binlerce halk ozanı bu milletin bağrından çıkmıştır. Onlar, dağ yamaçlarında açan, renklerin en alımlısını sergileyen narin kır çiçekleri gibidir. Bu çiçekler, ne kimsenin desteği ile yaşar, ne su ne gübre ister, ne de kimilerinin evlerinde el bebek gül bebek misali saksı içlerine oturup köşeleri süslerler. Onlar ince, narin, kırılgan gelincik çiçeklerinin türevleri gibidir kendi hâllerinde ömürlerini tüketip kaybolup giderler(Mehmet Yardımcı) Fehmi gitmiş, ama şiirleri yaşıyor. Başka bir deyişle Fehmi Gür, şiirlerinde yaşıyor.

Fehmi der ki yaram derin elleme

Yamacımda durup zülfün telleme 

 Sen bizi bu kadar cahil belleme

Dilimizde sohbet de var söz de var

Doğan Kaya’nın belirttiği gibi Fehmi Gür’de Ruhsatî’ nin önemli etkileri görülmektedir. Bana göre Fehmi Gür, Ruhsatî ‘yi okumamış, görmemiş, tanımamıştır. Etkisi değil de ortak yönleri, duyguları, düşünceleri, yaşam koşulları vardır. Ruhsati 'nin dili sadedir ve şiirlerinde zorlama yoktur. Hece, durak, uyak ve rediflerde titiz davranmış, anlam bütünlüğüne dikkat ederek daha akıcı ve güçlü şiirler söylemiştir. Şiirinde aynı sözcükleri kullanmamaya özen göstermiş tekrara düşmemiştir. Sadece anlatımı güçlendirmek için bu yolu kullanmıştır. Şiirlerinde betimlemeye oldukça fazla yer verir. Köy ozanı olduğu için ağız özelliklerine oldukça bağlı kalmış fazlaca yöresel sözcükler kullanmıştır.

Şiirinin başlıca konuları; halkın duyguları, inançları, düşünceleri, dertleri, istekleri gibi toplumsal ve ferdi konulardır. Şiirleri genellikle köy hayatının özelliklerini yansıtmışlardır. Duygu ve düşünce evreni köydeki izlenimleriyle doludur. Aşkı beşeri ve ilahî olmak üzere ikiye ayrılır. İki aşkı da konu alan şiirler yazmıştır. Taşlama ve eleştiriye dayalı şiirleri oldukça fazladır. Şiirlerinde doğa da önemli bir yer tutar. Din ve ahlak konusunda da bir şeyler söylemeyi unutmamıştır  (Vikipedi,2 Ocak 2008).Ruhsatî’ yle Fehmi Gür’ün şiirlerindeki söyleyiş benzerliğini şu dörtlüklerde       görüyoruz.

Ruhsatî:                                                           Fehmi Gür:

Yâr beni düşürdün dilden dillere           Otur da karşıma çıkart kalemi
İncitme sevdiğim gel yavaş yavaş        Ben söyleyim sen de yaz yavaş yavaş                       Yönümü döndürdüm garip illere             Başımızdan geçen derdi elemi
Göründü gözüme yol yavaş yavaş        Nokta noktasına düz yavaş yavaş

Fehmi Gür
’ün, şiirlerinde Karacaoğlan, Kerem, Emrah, Bayburtlu Zihni, Âşık Veysel ve Âşık Ferrahî’nin önemli etkileri görülmektedir

 

 Karacaoğlan                                                                                                             

Gözyaşlarım yeryüzüne saçıldı,             

Bahar geldi yaylalara çıkarlar  

Bahar oldu yayla yolu açıldı.                 

Yel vurdukça elvan elvan kokarlar

Fehmi Gür

Yel esti de karın bendi seçildi.               

Yola girmiş sular gibi akarlar 

Yol oldu, güzelim bizim illere                                        

Bizim köyün gelinleri kızları

Emrah                                                 

Bu meral bakışın ey per-i suret

Çok açtı bağrımda yara gözlerin

Bilmem huri midir yoksa ki afet

Yakar baktığını nâra gözlerin gözlerin

 

Dilden işvelenip mestane süzer

Gamzelerin oku bağrımda gezer

Bir kez iltifatla eylese nazar

Olur şu gönlüme çare gözlerin gözlerin

Fehmi Gür

 

Düşem yollarına bulum izini,                                                                         

Aklım yâr peşinde zay oldu gitti.                                                          

Kaldıram nikabı, görem yüzünü,                                                               

Bölündü ciğerim pay oldu gitti.

 

Mecnun isen var git Leyla’nı ara,                                                  

Dünyadan göçmeden, yakıldım nâra;                                                     

Ruz-u şeb başladım feryad ü zara                                                  

Gözlerimin yaşı çay oldu gitti                           

Emrah da Fehmi Gür de Türk halk edebiyatı nazım şekillerinden “koşma”yı yeğlemişler. Dörtlüklerdeki uyak düzeni de özdeş. Her iki ozanın dörtlüklerinde de aşk teması işlenmiş; sevgili yüceltilmiş. Sevgiliye ulaşmanın zorlukları dile getirilmiş. Başka bir deyişle platoniktir.(Gerçekte var olmayan, düşte kalan, hep öyle kalması istenilen aşk) “Mecnun isen var git Leylâ’nı ara,”dizelerinde “Leylâ ile Mecnun”a gönderme yapan Fehmi Gür, böyle bir aşkın niteliklerini de belirtmiş. Divan şairleri gibi aşkın ateşine yanmış. Emrah’ı da aynı ateş yakmış. Her iki ozan da Arapça, Farsça tamlamaları kullanmış. .Divan şairleri de aşk konusunu, gönül, dilber, zülüf, gül, bülbül gibi sanatlı sözlerle süsleyerek işlemişlerdir Oysa halk ozanlarından Karacaoğlan’da, Köroğlu’nda, Dadaloğlu’nda, Âşık Veysel’de bu tür tamlamaları görmüyoruz.

 

Ruhsatî                                                        Fehmi Gür

Bir vakte erdi ki şimdi günümüz             Zaman ahir zaman oldu dediler

Ayak belli değil ser belli değil                Zarar belli değil kâr belli değil

Bir gül-i ra'nâya olduk mübtelâ              Sonbahar yapraklar soldu dediler

Bülbül belli değil har belli değil              Bahçe belli değil bar belli

(Şiir No: 181)                                           (Şiir No: 52)

 

Değerli araştırmacı Yrd. Doç. Dr. Ramazan Çiftlikçi’ nin, titiz bir çalışma sonucu yayımını sağladığı Arapgirli Halk Şairi Fehmi Gür adlı kitapta yer alan 150 şiirden 13’ü, Âşık Ruhsatî’nin kullandığı ayakla söylenmiştir. Âşıklar, ustamalı deyişleri söylerken, daha çok çevresinde iz bırakmış âşıkların veya ustasının ya da kendisinden önce yaşamış meşhur halk şairlerinin deyişlerini de söylerler. Öyle an gelir ki, gençliğinden beri ustalıkla söyleyen şair, zihninde yer eden sözleri ve kafiyeleri kendi şiirlerinde kullanmaya başlar.(Doğan Kaya,turkoloji.cu.edu.tr/.../dogan_kaya_ayak_ruhsati.pdf?)

Halk ozanı, halkın sevincini, acısını, sorunlarını dizelerine yansıtır. Ruhsatî ve Fehmi Gür,dizelerinde; ayağın, başın; zararın, kârın belli olmadığından yakınmaktadırlar. Genç halk ozanları, kendilerinden önceki ozanlardan etkileniyorlar; olayları, olguları kendilerinden önceki ozanlara benzer yorumluyorlar dizelerinde.

Halk ozanı, halkın duygularını, benliğinde yaşatır. Duygularını dizelere döker. Ozan, şiirinin düşünce örgüsüyle ve duygusal yapısıyla halkın düşünüş, duyuş, sezgisinin aynası oluyor. Ozan, toplumun acılarını, dertlerini sırtında taşıyan sanatçıdır. Mehmet Ergönül de “Şiir, hem ozanın hem de yazıldığı çağın resmidir” diyor.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba sevgili Hocam, Malatya /Arapgir'den Halk ozanı Fehmi Gür'ü tanıtmanıza sevindim. Malatya'da halk ozanlarımızın bir beldesi ve harman olduğu yerdir.Fehmi Gür'de Aşık Veysel gibi has ve temiz bir halk ozanıdır.Çile içinde büyümüştür. O da hayatın içinde zorluklarla mücadele etmişir. Belli aynı kaderi paylaşmıştır. Sevgili Aşık Veysel'i de saygıyl ve rahmetle anıyorum. Bu tanıtmanızdan dolayı da teşekkürler...Elinize sağlık, ömrünüzü bereket...

Abdülkadir Güler 
 25.08.2015 21:09
Cevap :
Abdülkadir Bey,Fehmi Gür konusundaki katkılarınız için teşekkür eder; selam ve sevgilerimi iletirim.  27.08.2015 10:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 321
Toplam yorum
: 1161
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1767
Kayıt tarihi
: 04.12.12
 
 

Hüseyin BAŞDOĞAN, 1942'de Malatya- Arapgir'de doğdu.Arapgir Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster