Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ekim '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1444
 

Halka açık yerlerde öpüşülür mü?

Halka açık yerlerde öpüşülür mü?
 

Buı sabah gazetemi açtığımda okuduğum bir haber beni alıp çok uzun geçmişime, anılarıma götürdü ve bir olayı sorgulamama sebep oldu.

Haberde dün Etiler'de bir lokantada bir çiftin toplum içinde uygunsuz sayılabilecek şekilde öpüşmesinden dolayı garsonun müdahalesi ve tarafların savunmaları anlatılıyordu. Gazetenin köşe yazarı da bu konuyu okuyucunun kararına açmiş ve 'Jüri sizsiniz, kararı , siz verin.'diyordu.

Bu olayı okuyunca yıllar önce başıma gelen ve  iki farklı ülkede, iki farklı tepki ile karşılaştığım olaylar geldi. Bunları siz okurlarımla paylaşmak istedim.

Bundan 50 yıl kadar önce idi. Eşim ve ben o zaman 17 -18 yaşlarında Üniversiteye yeni başlamış iki genç çocuktuk. Tabii o zaman arkadaşız. O gün ki bir kasım günü idi , havanın ılık, derslerin boş olmasını fırsat bilip bir kaçamak yapmak istedik. Eminönü'nden vapura binip Küçüksu'ya geldik. Genciz, hava güzel, karnımız acıktı ve susadık. Sahildeki mütevazi çay bahçesinde bir çay içelim dedik. Yanına da iskeledeki simitçiden simit almıştık. İkimiz de öğrenciyiz ve bütçemiz daha fazlasına izin vermiyor. Neyse biz sahilde oturup çaylarımızı içerken sanırım havadan, manzaradan etkilendik erkek arkadaşım elimi tuttu. Biz elele deniz kıyısında martıları, akan denizi , geçen gemileri seyretmeye başladık ki birden tepemizde bir garson belirdi. Gayet aşağılayıcı bir ses tonu ile bize 'Burası aile çay bahçesi, burada bu şekilde oturamazsınız, hemen kalkın, gidin.'dedi. Düşünün ben 17 yaşındayım, arkadaşım 19. Ve sadece elele oturuyoruz, öpüşme falan yok, Zaten o yaşta , o senelerde öpüşme demek evlenme demek. Birden kendimi filmlerde seyrettiğim genelev kadınları gibi hissettim. Uğradığım hakaretten birden ağlamaya başladım.Ve hemen kalkıp çay bahçesinden uzaklaştık.

Yukarda anlattığım olay 50 yıl önce İstanbul'da ve Boğazda geçiyor, dikkat ederseniz.

Anlatacağım ikinci olay yukardaki olaydan yıllar sonra gerçekleşti. 1996 lı yıllarda küçük kızım ile onun eğitimi için Paris'te yaşıyoruz. Bize para yetiştirmek için çalışmak  zorunda olan eşim ayda bir kere 3 gün gelebiliyor Paris'e. Gene böyle bir gelişinde evdeki yemek masası kırıldı. Masa almamız lazım ama arabamız yok. Ev eşyaları satan mağazalar evimize uzak. Düşündük ,bir büyük mağazadan masa alalım , dönüşte metro ile getiririz. Ben metroda böyle eşya taşıyan kişilere rastlamıştım daha önce. Evimiz de metro istasyonuna yürüyüş mesafesinde olduğundan metro çıkışı eve taşırız aldığımız masayı diye düşündük. Neyse biz masayı aldık, metroya bindik. zavallı eşim ıkına sıkına taşıyor masayı. ben de ucundan yardım etmeye çalışıyorum. Metrodan indik, Eve giderken eşim birden  yoruldu ve masayı yakındaki bir duvara yasladı ve biraz dinlenmek istedi. Onun o garip ve fedakar hali, birden içimde öylesine büyük bir sevgi yarattı ki , dinlenen eşimi sarılıp yanağından öptüm. Öptüm ama birden ya gören olursa diye endişelendim. Ne de olsa Türk vatandaşıyım. 50 yaşlarında iki insanın yolda öpüşmesi pek hoş karşılanmasa gerek. Ben eşimi öptüm, birden bir alkış sesi duydum. Masayı dayadığımız duvarın öte tarafında bir iş yeri varmış. Alkış sesine kafamı kaldırdığımda işyerindeki bir sürü hanımın pencereden bizi izlediğini ve alkışladığını farkettim. Hanımlar bu güzel sevgi gösterisi karşısında duygulanmış ve bizi alkışlıyorlardı.

Yukarda iki ayrı olay ve ve iki ayrı tepki. Biz Türkiye'deyiz. Her ülkede belli davranışlar farklı tepki ile karşılanır. Umuma açık bir lokantada oturmanın da bir kuralı vardı. Gösterilen tepkiyi hemen değişen hayat şartlarına bağlamamak gerek. Zira İstanbul'da 50 yıl önce de iki genç elele oturuken tepki alıyordu. Evet şu anda ülkemizde belli şeyler değişme durumunda ama her olayı buna bağlamamak gerek. Paris'te iki genç sokak ortasında öpüşür ve yaşlı, genç herkes bu aşkı mutlulukla seyreder ve geçer. Ama ülkemde bu tür davranışlar hoş karşılanmayabilir.

Toplum içindeki davranışlarımıza dikkat etmek bizim insan olarak görevimiz bence.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Arkadaşım, güzel bir yazı sağ olunuz. Ülkemiz de ki davranışlar yabancı ülkeleri çoktan geçti. Metroda, otobüste insanların gözü önünde dudak, dudağa öpüşenler, hatta daha ileri giderek elleri ile orasını burasını elle yenlere çok rastlar olduk. Kimse de sesini çıkartmıyor. Selam ve sevgiler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 23.10.2013 16:08
Cevap :
Çok haklısınız Nahide Hanım, maalesef toplumda bu tür olaylar arttı. Çocuklarımıza, torunlarımıza nasıl örnek olacağız anlamadım. Diziler bir türlü, sokak başka türlü.Herhangi bir ikaz da ise sizi başka türlü suçlayabiliyorlar. Ne yazık ki bazı şeyleri karıştırır olduk. Allah hepimize iyi huy iyi amel versin diyelim.Sevgiler, selamlar  23.10.2013 21:54
 

Toplum kurallarına uymak gerekir elbette. Benim anlayamadığım masum bir sevgi gösterisi aşağılanırken, sokakta eşine dayak atana ya da evinde karısını dövene müdahale pek olmuyor. Aile sorunu, bizi ilgilendirmez denir. Aynı ailenin mutluluğu ise göze batar. Bu nasıl bir çelişkidir?.. Biz galiba mutluluğu hazmedemiyoruz...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 23.10.2013 12:30
Cevap :
Sevgili yazarım. yorumunuz için çok teşekkür ederim. Sevgi ve mutlulukla kalın. Saygılarımla  23.10.2013 16:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 826
Toplam yorum
: 1069
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1034
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster