Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Haziran '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
52
 

Halkın sükunete ihtiyacı var

Vatandaş, epey zamandır suskunluğunu bozdu. Yapılanları görüyor, icraatlarına onay verdiği ve %50’nin üzerinde oy vererek, her zaman desteklediği iktidarın, BAZI UYGULARINI BEĞENMEDİ… Düzeltmesi için tolerans tanıdı OBSİYON verdi; ama ne gören oldu ne duyan. Kendi seçtiği ve güvenerek, oy verdiği hükümetin, giderek “BEN” leştiğini gören halkın, gazı patladı.

Neden bu gaz oluştu: Hükümet, sadece kendisine oy verenleri değil, kendisine oy vermeyenlerin de kısaca bütün olarak Türkiye’nin hükümetidir. Oy vermemiş olsalar bile onların icraatları altında vergisini öder, askerliğini yapar, elektrik, su, telefon… vb faturalarını, hükümetin aldığı kararlar doğrultusunda öder ve hayatına yön verir.

Halk, hükümetin adalet sistemine güvendi, tolerans tanıdı, süre verdi; ama hiç de inandığı gibi olmadığını gördü. Buna da ses çıkarmadı. Bile bile şöyle dedi:  “Bir zamanlar, bu devletin kaymağını Komünist geçinenler, inançsızlar, köşe kapanlar yedi… Eh şimdi de Müslümanlar yesin… Helâl de olsun. İcraat yapıyorlar.. Yiyecekler de elbet..”Gördü ki bunlar sadece yemiyor, başka işler de yapıyor. Yaptıklarını da vatandaşından gizliyor ve bunları da Müslümanlık adına sığınarak yapıyor, bununla da kalmıyor, “kendinden olmayanlar” diye bir grup oluşturarak ötekileştiriyor. Yani yüzde elli oy verenler ve vermeyenler. Bunları tek tek tespit etmek mümkün değil; fakat şablon başörtüsü, imam hatip kökenden gelmek, cemaatçi olmak… ve geçmişi şeceresi… Böyle düşünenlere göre şeceresi bozuk olanların işleri bir türlü rast gitmiyor; fakat şeceresi sağlam gibi olan yandaşların bir eli yağda bir eli balda. Telefonlar dinleniyor, geçmişin paşaları içeride, olağanüstü valiliklerde görev almış bir zamanların namlı devlet erkanları tek tek avlanıyor. Kamuda çalışan ne kadar memur varsa tamamına yakını değiştiriliyor; yerine geçici görevli taşradan getirilen yeni ve genç adaylar dolduruluyor. Diğer bürokrat ve memurların kimileri sokakta kimileri de bakanlıklarda verilen birkaç odaya tıkıştırılmış, görev yerleri değiştirilerek yurdundan yuvasından edilmiş… Diğerleri de evinde, barkında tarlasında, bankamatikten maaşları garanti olarak  şehrin birkaç yerine dağıtılmış olanlar…

Bunlardan bir kısmına kıyak müşavirlik verilirken araştırmacı yapanların maaşları dondurulmuş ve azaltılmış,  bir kısmının kurumları değiştirilerek emekliliğe zorlanmış, memnunlar ve memnuniyetsizler diye gruplara ayrılmış.

Kurumda çalışır gibi çalıştırılarak, görevsizler de de başka endişeler belirmiş… Sonra bunların büyük bölümü bakanlıklardaki kadrolar boşaltılırken yeni kadrolar oluşturularak, bu kadroların üçünde beşinde birden sihirbaz yeteneğiyle tek kişinin uhdesine verilerek, fazladan maaşla ödüllendirilmiş… Bir kısım memur ise hakkettiği makam ve mevki beklentisi içerisinde bu adaletsizliği görerek küskün ve  isyanda

Kurumlarda kendisine teslim edilen devletin parasını bankalarda faize yatırarak nemalandırması gerekenler, görevlerini kötüye kullanarak bankalardan kendi adlarına   promosyon …?! alarak devlet parasını çarçur etmişlerdir.

Memurların maaşları geçimlerine kafi değil, işçi öyle, EŞİT İŞE EŞİT ÜÇRET; ancak rüyada görülebilecek bir durum.  Her şey özelleştirilirken, devletin özel kurumlara hizmet alımlarında verdiği para hizmette çalışanlara ödenenlerin iki katı… Bu gençleri çalışanları özel şirketler, asgari ücretle on iki saate yakın çalıştırarak köleleştiriyor; hükümet bunu görüyor ses çıkarmadığı gibi teşvik de ederek özelleştirmeleri çoğaltılıyor. Kısaca Çocuklarımız, geleceğimiz köleleşiyor. Kölelik, modern köleleştirme farkında olarak veya olmadan yaygınlaştırılıyor.  Özel şirketlere teslim edilen hizmetli, güvenlikçi, temizlikçi adı altında ve 700TL ücretle kanları emilen bu gençler de bizim gençlerimiz, bunlar da bizim geleceğimizi kutracak ve onaracak halkımızın bir parçası?!..  

Bugün çoğu fabrikalarda özel şirketlerde aylık üç yüz lira maaşla çalıştırılan insanlar var… Mübalâğa hiç değil isteyen araştırsın… Hükümet bunu görmüyor; veya görmemezlikten geliyor?!.. Memur bakıyor, işçi bakıyor vatandaş sessiz sessiz ve tereddütle izliyor… Geleceğe güven azalıyor…

ADALET NEREDE?!..

Milletin gazı patladı!

Bunlar Müslümansa ben Müslüman değilim diyen MÜSLÜMANLAR ağlayıp sızlanmakta. Memur, İşçi öyle!.. Vatandaş izliyor, görüyor ve tepkisini gösterecek; ama utanıyordu. Çoğu oy vererek siçimini kendi yapmıştı. Kime kime şikayet edecekti?.. Sıktıkça sıktı dişini ve nihayet patladı.

Paradan sıfırlar atılarak bir güzellik yapılmıştı. Rakamlar yeniden tırmandı. IMF’ye olan borçlar sıfırlandı, boğazlara yapılan köprüler, kazılan tüneller, kara yollarının otabanlaştırılması, cep telefonları, iletşimde aldığımız yol, parklar, bahçeler ve mesire yerlerinin düzenlenmesi,  mükemmeldi. Yapılan yatırımlar, elli altı devlet ile vizenin kaldırılması, inkar edilemeyecek  güzel yatırımlarla, Türkiye ilerleme yolundaydı. Bu ülkeler arasında kıskançlık ve rakip arasında bir çekememezliktir. Bunu gözden kaçırmaksa aptalların işi olabilir; fakat kendi içinde sağlam bir aileyi kimse yıkamazdı… Oysa halk ötekileştiriliyor, geleceğimiz gençler için; ve mevcut halk için dikkate değer bir gelişme yoktu. Aynı işi yürütenlerdeki ücret dağılımındaki dengesizlik, tahsilin, hizmet yılının, liyakatin, zekânın kabiliyet ve becerinin işe yaramadığı bir döneme girilmişti…

Halkın her kesiminde az az şikayetler yükseldi. Kimse görmüyor, tınmıyor, es geçiyordu. Şimdi?…  Sebepler çok iyi araştırılmalıdır.

Hükümetin icraatlarını gözden geçirip nerelerde yanlışlar yaptığını görerek YANLIŞTAN DÖNME FAZİLETİNİ GÖZTERMESİ ve halkımızın haklı taleplerinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

Güzellikler ile akıp giden yıllarda, bu hükümette oy verenlerin de oy vermeyenlerin de beklentileri hiç eksilmedi… Hükümet ise bekleyenlerin dertlerine çare bulmak yerine yandaş oluşturma yandaşlara kıyak çekme, çıkar sağlamaktan  asla vazgeçmedi.

Şimdi halkın sükûnete, partilerin birlik ve beraberliğe, hükümetin,  adil icraatlarına, ücret dağılımındaki eşitliğe, herkes ve her kesim için yaşanabilir bir güvenceye, ihtiyacı, özel şirketlerin köleleştirmediği, hükümetlerin ötekileştirmediği, her ferdi Allah’ın yarattığı kutsal bir varlık olarak ve kendimizden bir parçamız kabul ederek kendine nasıl yapılmasını istersen karşındakine de aynısını isteyerek, dileyerekl ve yaparak bağrımıza basarsak problem çözülecektir.

Vatandaş, epey zamandır suskunluğunu bozdu. Yapılanları görüyor, icraatlarına onay verdiği ve %50’nin üzerinde oy vererek, her zaman desteklediği iktidarın, BAZI UYGULARINI BEĞENMEDİ… Düzeltmesi için tolerans tanıdı OBSİYON verdi; ama ne gören oldu ne duyan. Kendi seçtiği ve güvenerek, oy verdiği hükümetin, giderek “BEN” leştiğini gören halkın, gazı patladı.

SONUÇ:

  1. Hükümet vatandaşın tepkisene kulak vermeli?
  2. Bunun için uzmanlar görevlendirerek halkın sıkıntıları tek tek araştırılmalı ve iç meseleler derhal çözülmeli,
  3. Ücret dağılımındaki dengesizlik bunca zaman giderilemedi… İşçi Memur gergin…Yandaşlık değil; bir üst makama gelmede  LİYAKAT, KARİYER, HİZMET YILI, BAŞARI, BİLGİ ve BECERİLER,  “kıstas” olarak alınmalıdır. Bir gün bile işçilikte, memuriyette makam ve terfide önemli olmalıdır.
  4. Hepimiz bu milletin çocuklarıyız. İnatlaşarak ötekileştirmeye derhal son verilmeli.
  5. Partiler bir birlerinin muhalefeti değil milletin hizmetkârı olarak hareket etmeli ve vatandaşı kışkırtmak değil, huzur ve sükûn vermelidir.
  6. Sonsuz  hoşgörü, sonsuz sabır, sonsuz sevgi milletimizin vazgeçilmez  geleneğidir. Bunu gösterecektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 65
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 475
Kayıt tarihi
: 27.09.10
 
 

Abdullah (Çağrı) ELGÜN HAYATI HAKKINDA BİLGİLER Kayseri’de dünyaya geldi. Kayseri Atatürk İlkokul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster