Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mayıs '10

 
Kategori
Halkla İlişkiler
Okunma Sayısı
5418
 

Halkla ilişkiler nedir?

Halkla ilişkiler nedir?
 

Bünye içi ve dışı menfaat gruplarından oluşan çevrenin, firma, marka, ürün veya kişiyle “barışını” s


Halkla ilişkiler dendiğinde herkesin kafasında birşeyler oluşmaktadır. Ayrıca Halkla ilişkiler kavramıda ayni pazarlama gibi herkesin çok iyi bildiği daha doğrusu bildigini sandığı kavramlardan biridir. Böyle olması belki isminden kaynaklanmaktadır. Halk ve ilişki; hepimizin günlük yaşamda bol miktarda kullandığımız kelimeler. Bundan dolayı Halkla ilişkileri hepimiz çok iyi biliyor olabilir miyiz?

Halkla ilişkiler, öyle görüldüğü gibi basit ve herkesin bilebilecegi bir kavram değildir. Halkla ilişkilerin böyle algılanmasının en önemli nedeni her konuda olduğu gibi bu konudaki bilgisizlikten kaynaklanmaktadır. Öncelikle bu bilgisizliği yok etmek için Halkla ilişkilerin ne olduğuna bakmakta yarar var.

1995 yılında göreve gelen ve ilk Türk IPRA Başkanı ünvanını taşıyan Betül Mardin’in yaptığı tanıma göre Halkla ilişkiler: “Kamuya ya da özel ait kurulusların olumlu bir imaja sahip olmaları için gerekli tanitim politikasının saptanması, kuruluşların bu dogrultuda yönlendirilmesi, insan grupları ve kuruluşlar arasında bilgi akışının sağlanması ve bu bilgi akımının gerekli etkinliği kazanarak amaçlanan sonuca ulaşmasi için yapılan planlı faaliyetlerdir.”

Halkla ilişkiler konusunun her işletme için gerekli ve kaçınılmaz olduğunun anlaşılması gibi gelismelerin ardından Halkla ilişkiler kavramı, kurum ile kamuoyu arasındaki iletisimi saglayan Kurumsal Halkla ilişkiler (CPR) ve kurumun pazarlama çalismalarina destek olan Pazarlama Yönlü Halkla ilişkiler (MPR) olmak üzere iki parçaya ayrilmistir.

A. KURUMSAL HALKLA ILIŞKILER (CPR)

Kurumsal Halkla ilişkiler, kurum ya da kurulusun muhatap oldugu ve olacagi bütün hedef kitleler ileİLİŞKİLERi düzenleyerek, bu kitlelerin kuruma karsi olan bilgisizliklerini, bilgiye, ilgisizliklerini ilgiye ve de sempatilerini kurumsal kimlige dönüstürme çabalarinin bütünüdür.
Kurumsal Halkla ilişkiler, hedef kitleleriyle iletisim kurarkan çift yönlü bir iletisim sürücini kullanmaktadir. Bu çift yönlü iletisimi gerçeklestirmek için iletisim ve medya kanallarini kullanmaktadir. Kurumsal Halkla ilişkiler genel olarak kamuoyu olusturma tekniklerinden yararlanmaktadir.
Kurumsal Halkla ilişkiler genel olarak su islevleri yerine getirmektedir.
Öneri ve danismanlik
Kurumsal yayinlar
Kurum hakkinda yayin
ToplumlaİLİŞKİLER
Kurumsal imaja yönelik reklam / mesaj
Kamuoyu yaratma - etkileme
Sosyal içerikli programlar

Kurumsal Halkla ilişkilerin yerine getirdigi faaliyetlere baktigimizda kurumsal Halkla ilişkilerin klasik anlamdaki Halkla ilişkilerin görevini yerine getirdigini söyleyebiliriz.

B. PAZARLAMA YÖNLÜ HALKLA İLİŞKİLER (MPR)

Pazarlama yönlü Halkla ilişkiler; satisi ve müsteri memnuninyetini tesvik eden, sirketleri ve ürünleri tüketicilerin istekleri, ihtiyaçlari, çikarlari ve özel ilgi alanlari ile özlestiren, inanilir, güveniler, bilgi ve etkilesim iletisimini kullanan toplam bir planlama, yürütme ve degerlendirme programi sürecidir.
Bir baska ifadeyle MPR, isletmenin satisini artirmak amaciyla pazarlama stratejileri dogrultusunda pazarlama faaliyetlerini destekleyen Halkla ilişkiler uygulamalaridir.
Genel olarak MPR, kuruma yönelik olan CPR’in aksine ürüne yönelik faaliyetleri içermektedir. MPR daha çok pazarlamaya yakindir.

SONUÇ

Halkla ilişkiler ile ilgili günümüzdeki yeni yaklasimlari ortaya koymaya çalistik. Her konuda oldugu gibi Halkla ilişkilerde degismekte ve yeniden degerlendirilmektedir. Ancak su bir gerçek ki bütünlesik pazarlama iletisimi kavramı içersinde Halkla ilişkilerin (özellikle MPR) alacagi yer Halkla ilişkilerin gelecek yillarda var olan öneminin daha da artacagini göstermektedir.

Halkla İlişkilerde Etik ve işin Ahlak Yönü

Örgütlü bir toplumsal etkilikle ilgili etik kurallari ve mormlarinin çoklugu, o etkinlikte ahlakla, dürüstlükle, dogrulukla, samimilikle, sosyal sorumlulukla, insancillikla, insanlikla ve kültürüyle ilgili ciddi sorunlar oldugunu ima eder. Doktorlarin hipokrat yemininin varliginin önemli bir nedeni de budur. Halkla ilişkiler alaninda, Halkla ilişkiler cemiyetlerinin kurulmasi ve bu cemiyetlerin code of ethic standartlariyla gelmeleri ayni nedendendir. Halkla ilişkiler cemiyetleri, toplantilari, okullardaki bölümleri sürekli olarak etik konusunu islerler.
Bir yönetimsel etkinlik olarak Halkla ilişkiler baslangicindan beri etik sorunlariyla yüzyüze gelmistir veya getirilmistir. Basin ajanligi döneminde, Halkla ilişkilerciler istediklerini arzu ettikleri sekilde herhangibir engel olmaksizin yapmislardir. Bu uzmanlarin çogu Sirk promosyoncusu Phineas Taylor Barnum’ un “birak halk kandirilsin” sözünü dictum takip ettiler ([Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]. Elbette, Halkla ilişkiler pratiginin dogasi genel is yapis pratiklerinden farkli bir sekilde degildi. O sirada is kültüründe gizlilik ve yaygin düzenbazlik egemendi ve gazetecilikte muckracking önemli bir yer aliyordu.

Günümuzde Halkla ilişkilerin imaj yönetimini daha çok Halkla ilişkiler cemiyetleri yapmaktadir. Bu amacla her Halkla ilişkiler cemiyetinin veya birliginin “etik prensipleri” vardir ve bu oldukça görünur yapilir. Etik kurallarina uymayan sirketler adi altinda listeler bile yayinlanir.

Etik ile ilgili bir diger konu da “evrensel etik” kurallarinin özellikle Halkla ilişkiler cemiyetleri tarafindan gelistirilmeye calismasi olmaktadir (Zupko, 1994).
Halkla ilişkilerde etik daima tartisma konusu olmustur. Halkla ilişkilerde iyi ve kotü örnekler oldukça çoktur. Sinemaci Leni Riefenstahl’in nazilere övgüsu “Triumph of the will” moral anlamda kötü bir tanitimdir. Kitle katliamini estetiklestirme ve erotiklestirme kotü tanitimdir (Ewen, 1996). insan dignity’sinin kutlanmasi ve insanlar arasındaki dayanismanin vurgulanmasi iyi Halkla ilişkilerdir. Bunlar kullanilarak sahte imajlar yaratilmasi ve bazi egemenliklerin saglanmasi kötü tanitimdir.


Kapitalist ülkelerde Halkla ilişkiler, isim olarak biraklimakta, fakat pratik olarak yayginlasmis sosyal bir gerçek ve kültürel doku (fabric) olmustur ve Turkiyede’ de bu yolda hizla ilerlemektedir.

Kapitalist ideolojinin kontrollu alternatif tutma ve gundem hazirlama ve yönetmede en basarili oldugu alanlardan biri de “etik” konusu olmustur. Burjuva sosyal bilimi “etik” konusunu oldukça yaygin ve ayrintili bir sekilde ele alir ve inceler. Etik konusunda oldukça farkli ve elestirel degerlendirmeler ortaya çikmistir. Halkla ilişkiler baglaminda, etik konusunu öne çikaertarak, sanki Halkla ilişkilerin en önemli ve tek sorunu etki sorunuymus gibi sunulur. Iletisimsizlik ve iletisim çökmesi gibi kavramlarin gördugü fonksiyona benzer sekilde, “Etiksizlik” veya “etik yoksunlugu” gibi kavramlar ortaya atilir. “Etiksizlik” olabilmesi için ideal veya standart bir etigin olması gerekir.

Ideal veya standard etik, tanimlanmis bir is kültürünü (neyin nasil yapildigini) ima eder. Diger is kültürlerinin pratikleri bu ideal kültürel yapiya göre degerlendirilir. Bu ideal, Halkla ilişkilerde oldugu gibi Halkla ilişkiler cemiyetlerinin betimledigi “etik prensipleri” olabilir. Bunun anlami oldukça açik: Etiksizlik olmaz; is kültürü (is yapis biçimleri) farklari ve bu farklarin altini çizdigi etik farklari olur. Bana on bir liralik bir sigortayi yüz bin liraya satan ticari kültürün etigini belirleyen bu pratiktir. Bu da etiksizlik degil, tam aksine o ticari külturün etigidir. “Satilan mali kosulsuz geri getirebilirsiniz” ticari külturünün etigi, “Satilan mal geri alinmaz” ticari ilişkisinin etiginden üstün olarak nitelenemez. Birincisinin Yüksek etige sahip oldugu, digerinin etiksiz oldugu ileri sürülemez. Ikisi de, farkli ticari kultürel yapilarin veya ilişkilerin etiğidir.

Aslında, Halkla ilişkilerle ilgili olarak on plana getirilmesi gereken etik konusu değil, is yapış biçiminin kendisi olmalidir.

Ön plana getirilmesi gereken bir diger konu da insanlarin özü ortadan kaldiran veya biçimle ilgili stratejilerle özü biçimlendiren stratejilerin farkina varilmasini saglayan bir egitimin varligini veya gelistirilmesinin gerekliliginin tartisilmasi gerekir. Bunun için de elestirel bilinci gelistiren bir egitim olması gerekir ki bu da resmi egitimden beklenemez. Imajlarin dilini inceleme egitim müfredatinda yoktur. Halkla ilişkiler bölumlerinde eger imajla ilgili dersler varsa, bu dersler elestirel bilinci yaratmaya degil basarili bir sekilde imaj yapilandirmaya yönelik olmaktadir.

Estetik alan ciddi tartisma ve inceleme alani olarak görülmemektedir. Herseyin belli amaçlar çerçevesinde estetiklestirildigi bir dünyada yasanmasina ragmen, egitimde gençler estetigin dili ve sosyal degerler hakkinda düsünmeleri tesvik edilmemektedir. Onun yerine, pazar dili ve degerleri, egemenlikleri nedeniyle hayatin gerçekleri olarak görülmekte ve ögretilmektedir. Ögretilmezse, “faydasiz dersler ve egitim” sikayetleri gelmektedir. Soru: faydayi tanimlayan kim, ne için ve nasil bir amaca göre tanimliyor?

ATİNA KURALI

Atina Kuralı’nın IPRA üyelerini de bağlayıcı etkisi vardır. Atina Kuralı başlığı altındaki bu ahlâk kuralları genel IPRA oturumunda Mayıs 1965'te alınmıştır. Daha sonra Nisan 1968'de Tahran'da bazı eklemler ve değişiklikler yapılmıştır. Atina Kuralı 1965 yılında CERP (Halkla ilişkiler Avrupa Konfederasyonu) tarafından da kabul edilmiştir. Her bir üyenin uyması gereken mesleki ve diğer görgü-ahlak kuralları su baslıklar altında toplanmıştır:

ÇABA GÖSTERECEGI KONU VE DURUMLAR

1- Her üye kültür şartlarını, görgü kurallarını ve insan haklarını en üst düzeye eriştirilmesi, iyiye ulaşılabilmesi için çaba göstermelidir.

2- Gerekli bilgilerin dağılımının kolayca sağlanabilmesi için iletişim kanallarının kurulması gereklidir. Ve üyeler sürekli bilgilendirilmelidir. Bunun sebebi hem gelişen durumlardan haberdar olunabilmesi hem de üyelerin bağlı olduklarının sürekli hatırlatılabilmesi içindir.

3- Bir Halkla ilişkiler uzmanının topluma iyi örnek olabilmesi için ve olumlu etki bırakması bakımından özel hayatına daima dikkat etmesi gerekmektedir.

4- Çalıştığı süre boyunca evrensel ahlâk ve görgü kurallarına uygun davranmalıdır.

5- İnsan haklarının kurallarından biri olan her kişinin kendi kendini eleştirebilme hakki Halkla ilişkiler uzmanının sahip olduğu ve daima gözeteceği bir konudur. Yani kimse kimseyi haksızca eleştiremez, ancak insan hatalarını özeleştiri yoluyla kendini düzeltme yoluna gitmelidir.

6- Derneğe üye olan bir Halkla ilişkiler uzmanı, samimi ve yoğun diyalog kurabilmek için mutlaka ahlâk ve psikoloji bilmeli, aktüalite ve toplumu ilgilendiren diğer konularda da entelektüel donanıma sahip olmalıdır. Ve entelektüel teşvik etmelidir.

7- Derneğe üye olan bir Halkla ilişkiler uzmanı, her zaman ve her türlü şartta güven duyulan kişi olmalıdır.

8- Her şart altında her iki tarafın da çıkarlarını korumakla yükümlüdür.

9- Bir Halkla ilişkiler uzmanı islerini daima bir devamlılık içinde sürdürmeli, yanlış anlaşılabilecek bir dil kullanmamalıdır. Bunun yansıra gelmiş geçmiş tüm müşterilerine sadık kalmalıdır.

HALKLA ILIŞKILER UZMANININ YAPMAMASI GEREKEN DAVRANISLAR

10- Doğruyu başka şeyler için kullanmak ve doğruları saptırmak.

11- Yanlış bilgi vermek.

12- İnsan onuruna ve ahlakına ters düsen bir konuda taraf olmak.

13- Zorlayici teknik ve metot kullanmak.

Halkla ilişkilerde Etik konusunun öneminin belirtilmesi amacıyla Lizbonda "Lizbon Halkla ilişkiler ahlak kuralları" yayınlanmıştır. Daha sonra IPRA kendi Ahlak kurallarını da yayınlamıştır. Bu kuralların amacı şüphesiz halkla ilişkilerin kalitesini arttırmaktır

IPRA nedir?

IPRA, bugün tüm dünyada 82 ülkeden bine yakın Halkla ilişkiler uzmanının üye olduğu
Uluslararasi Halkla ilişkiler Dernegidir (International Public Relations Association:Uluslararası Halkla ilişkiler Derneği). Temelleri, 1949 Kasım ayında Londra'daki iki Hollandalı ve dört İngiliz Halkla ilişkiler uzmanı tarafından atıldı. 1950 yılı Mart ayında Fransa, Norveç ve ABD'li Halkla ilişkiler uzmanlarının katılımlarıyla ilk toplantı Hollanda'da yapıldı.

IPRA'nin gerçek anlamda uluslararası bir dernek olarak kurulusu, Mayıs 1955 yılı
Mayıs ayında IPRA Konseyi'nin seçimiyle gerçekleşti. IPRA'nin 12 Mayıs 1965'te
Atina'da gerçekleştirilen toplantısında kabul edilen Atina Bildirisi, dünyada halkla
ilişkiler mesleğinin ilk yazılı anayasasıdır.

Birleşmiş Milletler tarafından Sivil Toplum Örgütü (NGO) olarak kabul edilen IPRA,
UNESCO tarafindan uygulanan programlara da katiliyor. Merkezi Ingilterede bulunan
IPRA, yilda iki defa toplanan dokuz kisilik Yönetim Kurulu ve 68 kisilik Konsey
tarafindan yönetiliyor. IPRA'nin Türkiye'de 23 ögrenci olmak üzere toplam 64
üyesi bulunmaktadir.

Ceyda Aydede; IPRA 2003 Başkanı

Tüm dünyada Halkla ilişkiler alaninda faaliyet gösteren PR profesyonellerinin dernegi IPRA, Betül Mardin'den sonra ikinci kez bir Türk Baskan tarafindan yönetilecek.
IPRA Baskani seçilen Ceyda Aydede, 'yeni' görevine 2003 Ocak ayinda baslayacak...

Türkiye'de Halkla ilişkiler mesleginin gelismesi, yayginlasmasi ve daha üstün
degerlere kavusturulmasi için çaba harcayan Halkla ilişkiler Danismanlari Dernegi üyesi ve Global Tanitim Yönetim Kurulu Baskani Ceyda Aydede, kisa adi IPRA olan International Public Relations Association (Uluslararasi Halkla ilişkiler Dernegi) Baskani seçildi. Konu ile ilgili olarak, Aydede sunlari söyledi:
“Baskanlik dönemim 2003 Ocak ayinda baslayacak. IPRA’nin Dünya Kongresi de 2003 yilinda Avusturalya’da gerçeklestirilecek. Bu kongrede Baskan olarak görev yapacak olmam ülkem adina gerçekten gurur verici. Hepimiz iletisimin anlik ve evrensel hale geldiginden bahsediyoruz ancak çok uluslu programlara farkli renkler getiren yerel ve kültürel bilgiler için henüz alternatif yok. Baskanligim süresince Türkiye adina bu uluslararasi platformda olusacak firsatlari en iyi sekilde degerlendirmek istiyorum”.

IPRA (Halkla ilişkiler Enstitüsü)'NIN AHLAK KURALLARI

Bu ahlak kurallari içerik ve birtakim eklemeler yapilmak suretiyle 9 Nisan 1986'da degistirilmistir.

1- Bir üye Halkla ilişkiler yaparken en yüksek standartlari kullanmalidir. Asla ucuza ve düsük kaliteye kaçmamalidir.

2- Bir üye tüm çalisanlarina, müsterilerine, üye arkadaslarina, halka ve basina karsi samimi olmalidir.

3- Basini kiskirtmamali ve yanlis bilgi vermemelidir.

4- Çalistigi sirketin gizliligine saygi duymalidir.

5- Isini gördürmek için bir resmi kuruma rüsvet vermemelidir.

6- Her zaman dogruyu söylemelidir.

7- Mahkeme emri olmadigi sürece gizli bilgileri vermemeli ve hiçbir sey söylememelidir.

8- Ayni anda iki tarafi birden temsil etmemeli ve ancak istendigi anda araci olmalidir.

9- Bir ticari sirkette payi varsa bunu açiklamali.

10- Yapacagi isin önceden pazarligini yapmamali ve buna göre para almayi teklif etmemelidir.

11- Resmi biriyle görüsecekse bagli oldugu Enstitü'ye bildirmeli, ve bu görüsme kayitlara geçmelidir.

12- Bir baska üyeyi elestirmemelidir.

13- Bir üye Enstitü'nün ününe ya da Halkla ilişkilere gölge düsürecek hareketlerde bulunmamalidir.

14- Üye bu kurallara uymali ve herhangi bir üyenin bu kurallara uymadığını gördüğünde ilgili üyeye bildirmelidir. Daha sonraki safhada ise bu hatali davranışı Enstitü'ye bildirilmelidir.

15- Bir üye baska profesyonellerle çalisirken, onlarin kurallarina göre hareket etmelidir.

16- Üye devamli gelisen olaylari takip edecek, kendini yenileyecek ve haberdar olacaktir.

17- Bir üye Halkla ilişkiler konusunda baskalarini da egitecektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1524
Kayıt tarihi
: 13.05.10
 
 

Ankara'da basın yayın ve reklamcılık alanında faaliyet gösteren bir özel kuruluşta yönetici konum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster