Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ağustos '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
542
 

Hamburger Ve Çekim Sahası

Hamburger Ve Çekim Sahası
 

Birkaç ayda bir hamburger yiyen birisi olarak yine mekân olarak büyük hamburger devine gitmeyi kararlaştırdık. Sık sık gitmediğimiz için her gittiğimizde elemanların değiştiğini gördüm. Herhalde çalışma koşulları ve strese dayanamıyorlardı. Üzerlerinde sarı kısa kolluları ve sarı pantolonları vardı. Ön tarafta bayanlar arkada ise erkekler vardı. İçlerinde kızlardan biri beyaz giyinmişti. Hareketlerinden diğerlerinin şefi olduğu anlaşılıyordu. Sarı giyen kızın birisine bağırmaya başladı. Diğeri cevap bile vermiyordu ama moralinin bozulduğu açıktı. Siparişlerin hazırlandığı sırada kasiyer tavukta indirim olduğunu söyledi, “Yap bakalım!” dedik. Madem geldik tam olsun.

Ortalama ödenen hesaplar orada çalışan elemanların nerdeyse bir günlük paralarından bile çoktu. Bu bile çalışanlarının morallerini bozmaya yeter de artar bile. Üst kısma çıktık. Yemeklerimizi yerken lise son sınıfta olduğu ellerinde bulunan test kitaplarından anlaşılan üç genç geldi. Sipariş falan vermemişlerdi. Anlaşılan burası onlar için ikinci bir evdi. Şöyle bir gelip etrafa bakınmışlardı. Derken içerdeki resimler dikkatimi çekti. Doğum gününü kutlayanların resimleri asılmıştı. Bayağı çoktu. Artık aileler çocuklarının doğum günlerini çeşit çeşit tatlılarla, böreklerle evde değil bu büyük hamburger işletmesinde yapıyorlar demek ki! Herhalde fiyakası bayağı büyük olmalı.

Bu sırada yaşlı bir adamla 6-7 yaşlarında torunu olduğu anlaşılan küçük bir kız çocuğu yukarı çıktılar. Küçük kız kısa şortlu, saçları kısa kesim ve gözleri renkliydi. Yaşlı adam torununu yemek yedirmek için evden almıştı. Ne de olsa şu sayılı günlerinde torunuyla baş başa kalıp, onun hamburger yerken yüzünde oluşacak mutluluğu paylaşacaktı. Büyük ihtimal o dakikalarda küçük kızın annesi ile komşusu arasında şöyle bir konuşma da geçmiş olabilirdi:

-Hayatım, Ayça görünmüyor ortalıkta, uyuyor falan mı?

-Yok şekerim dedesi hamburger yemeye götürdü.

-Ay ne iyi adam şu kayınbaban senin. Keşke bizimki de ara sıra ufaklığı götürse ya nerde!

Dedesi kıza oturacakları masayı gösterdi. Tam o sırada kızcağız elindeki kolayı düşürdü. Kola yere düşünce ortalığa saçıldı. Yaşlı adamcağız küçük kıza eğilip tam teselli edecekken kız yeşil gözlerini dedesine dikip sertçe, “Senin yüzünden oldu.” dedi. Yaşlı adam torunundan bu sözleri duyduğuna inanamadı duymamış gibi yaparak “Ne?” dedi. Kızcağız az önce söylediği nankör kelimeleri tekrarladı. Büyük ihtimal müdürlükten emekli yaşlı adam meslek yaşamı boyunca görmediği hareketi ufacık torunundan görmüş olabilir.

Yemeğimiz bittikten sonra oradan çıktık. Eşim kolasını içememişti. Bahçeye çıkınca ise gördüklerimiz reklamların ve küreselleşmenin gücünü bir kez daha gösteriyordu. Ayakkabı boyacısı küçük çocuklar herhalde yan tarafta bulunan dev alışveriş marketinden aldıkları hamburger ekmeklerini ve hamburger köftesini nedense büyük hamburger devi işletmenin bahçesinde yemeye çalışıyorlardı. İlahi kapitalizm sen nelere kadirsin! Eşim elindeki kolayı dayanamayarak çocuklara verdi. Çocukların ziyafetleri için eksik son parça tamamlanmıştı. Genelde fazla yüzgöz olmadığım çocuklar adeta beni utandırırcasına teşekkür ettiler. Hayatımda duyduğum en güzel “teşekkür ederiz” sözcüklerine şahit olmuştum. Olayın şokunu üstümden atamamışken arabayla önlerinden geçerken tekrar teşekkür ettiler.

Biz çıkarken her fırsatta fast food tarzı beslenmeye karşı olan meslek grubundan DR plakalı iki araç içeri girmeye çalışıyordu.

Akşam olunca küçük kızı ve ayakkabı boyacısı çocukları düşündüm. Birisi elindeki fırsatların değerini bilmiyor. Diğerlerinin ise değerini bilecekleri bir şeyleri bile yok.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne yazık ki, biz büyüdük ve dünya yeniden şekillendi. Ne yazık ki, gazoz kapağı peşinde koşan dünün afacanları yaklaşan "bugünün" farkında olamadı. Olamazdı ki... Hepimiz devasa bir çarkın dişlisi oluverdik. Üstelik bu çarkın nasıl bir mekanizmaya dahil olduğunu bilmeden. Kimin değirmenine su taşıdığının farkında bile olmadan. Şimdi kimimize çarkı döndürmek için dişli olmak, kimimize dişlilerin arasında öğütülmek görevi düşüyor. "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" yaklaşımı çoktan unutuldu gitti. Hatırlatanlara da dayı dayı bakıyorlar artık...

Cem TOP 
 29.08.2007 13:01
Cevap :
Tam da bu yazıyı kaldırmayı düşünürken çok anlamlı bir yorum. Teşekkürler.  29.08.2007 13:28
 

Merhabalar Harun bey, Burada yazan insanların 'durumunu' yazılarından çıkarmaya çalışıyorum. Sizin bu yazınızı okuyunca, şaşırmadım desem yalan olur. Üstelik bir de bunu yazıya dökünce, "reklamın iyisi kötüsü olmaz" diyen devlet büyüğümüzü de anımsattınız bana :))

yakup özyıldız 
 29.08.2007 10:19
Cevap :
Sizi anlayamadım. Sabahtan akşama kadar ayakkabı boyayan çocukların hamburger yemek için o işletmeye gelerek bir özenti içinde olmaları bir blog konusu olamaz mı? Burada küreselleşmenin kimleri nasıl etkilediği, büyüklere saygısızlık, imkansızlıklar var. Ben hamburgere ve batı tarzı beslenmeye karşıyım. Ancak eşim sevdiği için yılda 1-2 defa gitmek zorunda kalıyorum. Saygılar.  29.08.2007 12:35
 

Sevgili Harun. Sanırım konuda geçen küçük kız ve boyacı çocuklar yer değiştirmiş şekilde de karşınıza çıkmış olsalardı size yine aynı olayı yaşatırlardı diye düşünüyorum. Malesef ben de buna; Dengesizliğin dengesi... derim. Bu tür olaylar okuduğum kadarıyla dikkatinizi çekiyor ve size ikilemler yaşatıyor ama bu bir denge. Belki bu duruma İsviçre'de rast gelmezsiniz ama iyi görünümlü sorunsuz görünen kişi veya kişiler bu gördüklerinizden emin olun çok daha kötü ve pisikolojik olarak zor durumdadırlar. Yani fazla mutlulukta denge bozmada birebir etken. Ama yine de sizin bu durumlarla az karşılaşmanızı ümit ederim. Sağlıcakla kalın.

Ermert Revsen 
 29.08.2007 0:08
Cevap :
Haklısınız galiba. Teşekkürler.  29.08.2007 12:30
 

Her şeyin başında eğitim geliyor. Ben çocuklarıma her zaman parayı ne kadar zor kazandığımızı söyler, harcarken de ne kadar seçici olmamız gerektiğini anlatırım. Bir pirinç tanesinin veya bir dilim ekmeğin veya yenmeyen bir adet köftenin, sofraya gelinceye kadar hangi aşamalardan geçerek yetişerek geldiğini, üstüne basa basa anlatırım. Dışarıda birçok insanın bunu bulamadığını, kendilerinin ne kadar şanslı olduklarını anlatırım. Ellerinden tutup cadde ve sokaklarda gezerken özellikle tüm olumsuz davranışlara sesli tepki gösteririm ki çocuklarım uygulamalı olarak derslerini almış olsunlar! Kolasını döken küçük kızın yerine benim çocuklarımdan biri olsaydı eminim utancından yüzü kızarır, dedesinin teselli veren sözlerine ihtiyaç duyardı. "Çocuklar ailenin aynasıdır" Bizler aynaya baktığımızda kendimizi görürüz. Önemli olan makyajsız güzel görünmektir! Makyaj olmadık yerde akar ve insanı rezil eder. Kraldan fazla kralcılar hep vardı yine olmaya devam edecekler. Saygılar dostum...

M.Talip Girgin 
 28.08.2007 19:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 150
Toplam yorum
: 850
Toplam mesaj
: 159
Ort. okunma sayısı
: 2760
Kayıt tarihi
: 14.01.07
 
 

1975 Aydın doğumluğum, bir Ege sevdalısıyım. Dostluğa, arkadaşlığa önem veririm...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster