Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Haziran '17

 
Kategori
Savunma Sporları
Okunma Sayısı
979
 

Hamdi Yıldırım Artvin-Arhavi'nin gururu idi gururu kalacak

Hamdi Yıldırım Artvin-Arhavi'nin gururu idi gururu kalacak
 

Kemal Özbiyik kardeşimin objektifinden


YUMRUKLARIN EFENDİSİ  ‘ARTVİN-ARHAVİLİ ’ HAMDİ YILDIRIM VE ATEŞ TOPLARI

22 Haziran 2017

1970’leri efendi insanı eğer yarım asır değişmiyorsa o insan insandır ve adı da Hamdi Yıldırım’dır. Benim, Atalarım Gümüşhane’den, Onun ise Bayburt’tan gelmesine karşın Arhavililiğe öncelik tanımayı ilke edinmiş, fakat evrensel kimlik insanlığa değer veren varsıl bir duruş sahibi. İşin özü insanlığını öne alan, insan olmanın erdemini yakalamış onurlu bir kimlik.

Anımsarım, Hamdi’nin; 1970’lerdeki yüzüne yansıyan sevgi, saygı, hoşgörü, kendinden emin, cesaretle bütün   gülümseyen bakışlarını. Hala yüzünde duran  bu güzel bakışı  2017’lere dek taşımış ve daha da taşıyacak gibi.

Arkadaşlar, hayata cesur bakabilen kimdir? Hayata cesur bakabilen,  tüm insanlara ‘kendinden emin olduğu için’  sevgi, saygı ve hoşgörü ile bakabilen insandır.  Onlar da Hamdi Yıldırımlardır.

 Bu evrensel duruşuyla; Artvin-Arhavililerin sevgisini kazanmış, başarılarıyla alkışlanmış Hamdi Yıldırım, yine benim gibi memleket bellediği Samsun’da aynı özgörevi üstlenmiş sevilen ve alkışlanan biri.

Sevgili Hamdi ile uzun zaman görüşme olanağım olmadı. Son 5- 6 senedir sosyal medya, GSM üzerinden  görüşmeye başladık. Duyarlılığın efendisi  Kemal Özbiyik her zamanki gibi hemşerisever kimliğini öne çıkararak, sayesinde Hamdi ile 10 Haziran 2017  saat; 13:00’te; Arhavili bizler; Kemal Özbiyik,  Azmi Güney, Galip Kurdoğlu ve Şinasi Sönmez görüştü. Görüşme yeri; “Altındağ Spor Salonu”.  Dahası;  Altındağ Belediye Başkanı ve aynı zamanda 2000-2002 yıllarında Artvin Vali yardımcılığı ve Arhavi Kaymakamlığı yapan, Yarattıklarıyla değil Altındağ’ın, Ankara’nın kimliğini varsıllaştıran  Akademisyen  Dr. Veysel Tiryaki’nin Altındağlı çocuklara kazandırdığı Çalışkanlar İlköğretim Okulu yanındaki “Altındağ Spor Salonu”. Neden burası? Çünkü sevgili Hamdi Yıldırım kardeşimiz; Samsun Yağız Spor Boks Takımını çalıştırmaktadır.Yağız Boks Kulübü Yağız Spor Kompleksi bünyesinde kurulmuş. Kulüp Başkanı Halit Kol'dur. 2013 yılında çalışmalara başlayan kulüp sağlıklı yaşam ve sportif başarı üzerine tesis edilmiştir. Hedefleri arasında Avrupa, Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu kız ve erkek sporcular yetiştirmek bulunmaktadır. Yine her yaştan bireylere Boks kursu verilmektedir. Bu kurslar kursiyerlerin istekleri doğrultusunda düzenlenerek çalışmalar yapılmaktadır.

Hamdi Yıldırım kardeşimin bitmeyen ve bitmeyecek en son anonslarından biri: “Minik Boksörlerimizi şampiyonalara ve hayata hazırlıyoruz. Ankara ve Kırıkkale hazırlık müsabakaları için seyahatimiz başladı. Bu vesile ile Ankara'daki dostlarımızı da ziyaret etmiş olacağız..”

Ve bir arada olmanın onurunu yaşadık; Hamdi Yıldırım ve Yağızspor Boks Kulübündeki  geleceğin yağızı öğrencileriyle: “31 Kg Ömer Şahin-Bedir Yantür- Emirhan Tatlı-35.5 Kg BEDİR Şahin- 37 Kg Muhammet Yılmaz- 38.5 Kg- Enes Boğa-40 Kg Mümin Tatlı- 50 Kg Ozan Mağruk-Talha Gökay- 52 Kg Sabri Oğuzer- 54 Kg Mustafa Peker..”

38.8 kg Enes Boğa 2016 Türkiye ikincisi..Bunun yansıra 2017’de 2 sporcusundan başarı bekliyor.

İşte bu yağızlar; Olimpiyat dövüşçüsü ulusal boksör Vedat Önsöy ve eski boksör Hüseyin Akdeniz’in yağızlarıyla gelecekteki başarılar adına karşılaştılar ve bizleri hayran bıraktılar, umutlandırdılar..

Hamdi Yıldırım ve kendi gibi güzel insanlar; Vedat Önsoy ve Hüseyin Akdeniz’i kutluyorum bu evrensel hizmetlerinden dolayı..

Hamdi Yıldırım’ın özelliği; acımasız olduğu için yasak edilen, fakat 18.yy’da başlayan bu sporu, acımasız kimliğinden kurtaran ve sevilen bir kimliğe dönüştüren kimliklerden olması. Bu bağlamda Hamdi Yıldırım evrensel bir kimlik, çünkü o acımasız denen boks sporunun sert ve acımasızlık katsayısını düşürerek; kardeşlik, dayanışma ve barış karşılaşmalarına dönüştürebilmektedir..O katı ve acımasız bir sporu, yumuşatan ve sevdiren bir değer..

Bu anlamda Hamdi Yıldırım ‘Boks sporunun tehlikeli  görüntüsü var diyenler’ için şunları söylüyor:Boks sporu olimpiyat ruhuna uygun bir spor dalıdır ve olimpiyatların kuruluşundan buyana yer almaktadır. Bayanlar boksu da olimpiyat takvimine alınmıştır. Bok sporda tehlike sıralamasında 17. sırada bulunmakta ve futbol dahil bir çok sporun gerisinde kalmaktadır. 'Ağaç yaşken eğilir' atasözünden yola çıkılarak başarılı sporcuların küçük yaştan itibaren alacağı güzel eğitimle yetişebileceğini görebilmekteyiz. Bu nedenle yetenekleri belli olan kız ve erkek sporcuların 7 yaşından itibaren boks ile tanışmalarıyla ileriye dönük başarıların da temeli atılmış olur. Boksu bir kavga olarak değerlendirmemek gerekir. “ Boks bedeni terbiye etmektir, boks ahlaki değerleri yerine oturtmaktır, boks iradeye hakim olmaktır, Boks kendine güvenmek ve inanmaktır, Boks başarmayı ve başarabilmeyi karakter olarak benimsemektir. Boks yumruk yemeden atma sanatıdır.” Günümüzün çok riskli ortamında çocuklarımıza ve kendimizi savunabilmeyi zor durumlarda daha sağlıklı hareket etmeyi boks sporuyla başarabiliriz. 

Hemşerimiz artık Samsun’dan şampiyonlar çıkarıyor..

Evet, birikimi ve dürüst kimliğiyle “Yağız Spor Kompleksi Boks”  çalıştırıcısı Ulusal boksörümüz  Hamdi Yıldırım, “Deneyimlerini ; disiplin ve  prensiple yoğurarak ”  kendi gibi başarılı sporcu yetiştirme savaşı içinde. Yıllarını boks sporuna veren Yıldırım, yetiştirdiği şampiyonların haklı gururunu yaşıyor.

[[ Hamdi Yıldırım; 10 Ocak 1953 Yılında Arhavi’de dünyaya geldi. İlkokulu Arhavi eski adıyla Atatürk Ortaokulu’nda, Ortaokulu yine Arhavi’de ve Lise tahsilini Erzurum’da bitirdi

Erzurum’daki tahsilim sırasında Atletizm, Güreş, Voleybol, Basketbol, Futbol ve Boks sporları ile ilgilenmeye başlamış. Erzurumspor genç takımında kalecilik yaparken okullar arası boks müsabakalarındaki başarısından sonra boks sporuna yöneldi. Önce Okullar Erzurum Birincisi, daha sonra Türkiye ikincisi oldu. Erzurum’da Büyükler Doğu Anadolu Grup birincisi oldu .

Vee; 1970’in ilk yılında Erzurum’daki lise tahsilimi tamamladıktan sonra, Arhavi’ye dönüyor ve  Arhavi’de boks sporunu ‘Antrenör-sporcu olarak’  tanıtmaya başlıyor. Öğreticiliği yanında yaratıcılığıyla; SSCB’ine komşu olmasından faydalanarak Rus Televizyonlarını izleyip aldığı teknikle  Arhavi’de Rus ekolü boksunu uygulatıyor. Bundandır ki; boks stiline “Rus Boksörü” imajı yakıştırılmış. Ben bu noktada; Hamdi Yıldırım kardeşimi; Arhavi’ninJames Fig’i olarak görürüm.

Öğrenci yetiştirirken, kendini de geliştiren Hamdi Yıldırım; 1972 yılında Karadeniz birincisi oluyor. İstanbul’daki Büyükler Türkiye Şampiyonası’nda gençler kategorisinde olmamakarşın, Balkan Şampiyonu Hamdi Yiğit’i yenerek büyük ses getiriyor. Sakat olarak çıktığım finalde ise Mehmet Çakal’a puanla yenilerek Büyükler Türkiye ikincisi oldu. Bu başarım o zaman Ulusal gazetelere manşet oldu. 1973 Yılında Karadeniz Grup Şampiyonu ve Gençler Türkiye üçüncüsü oldu. 1974 yılında Grup Birincisi ve Gençler Türkiye ikincisi, 1975 Yılında Ankara’da 63,5 kg. Büyükler Türkiye şampiyonu olarak büyük bir başarıya imza attı..Bu müsabaka o tarihlerde tek televizyon olan TRT tarafından canlı yayınlanarak Arhavi ve Arhavispor’un tüm Türkiye tarafından izlenmesini sağladı.  Aynı yıl katıldığı, şimdiki adı  ECO Kupası olan uluslararası RCD kupasını kazanarak Arhavi’yi ve Arhavispor’u basında manşetlere taşıdı. 1975 yılında Ankara’da Şeref Kupası birincisi oldu. Aynı yıl Büyükler Avrupa Şampiyonası’na katıldı. 1975 yılında yayımlanan Hayat spor dergisi tarafından en başarılı sporcu olarak gösterildi. 1976 yılında 67 kg. Büyükler Türkiye üçüncüsü oldu. Vatani görevimi yaptığım sırada Milli Takım Balkan Şampiyonası seçmelerini kazanmama rağmen geçirdiğim sakatlık sonrası boksu bırakmak zorunda kaldı. Antrenör sporcu olarak Arhavispor’un başında kaldığı sürede Arhavi’de yapılan hiçbir müsabakayı kaybetmeme rekorunun sahibi.. Arhavi halkına boksu sevdirdi ve ilgisini artırdı. Onların büyük desteği ve sevgisini arkasına alarak; 5000 nüfuslu Arhavi’nin  1500 boks seyircisi olması bunun kanıtı. Arhavispor olarak Türkiye’nin ünlü kulüpleri karşısında yenilmezliğini korudu ve Hamdi ve öğrencileri sayesinde Arhavi Türk Boksunun konuşulan ismi oldu..

Ve de; Arhavi halkı tarafından çok sevilmeme karşın ailevi nedenlerle Samsun’a taşınmak zorunda kalan Hamdi Yıldırım; 1986 yılında başladığı Antrenörlüğüne sırasıyla Samsun Maliyespor, Samsun PTT spor takımlarını çalıştırdı. Özellikle PTT Spor öğrencileri Türkiye Şampiyonlukları ve uluslar arası başarılar elde etti.

2004 yılında tekrar Arhavispor’a dönüyor ve Arhavispor’da 2,5 yıl görevde kalıyor. Bu süre içerisinde sporcuları 1 Avrupa Üçüncülüğü, 3 Türkiye şampiyonluğu, 2 Türkiye ikinciliği ve 1 üçüncülük kazanıyor. 2006 Yıldızlar Türkiye Şampiyonası’nda 60 il takımı arasında bir ilçe takımı olan Arhavispor en başarılı takım oluyor..

Samsun Şampiyon Boks İhtisası çalıştırmaya başlıyor. Bu süre içinde sporcuları 2 Avrupa ikinciliği, 1 Avrupa üçüncülüğü, 13 Türkiye Şampiyonluğu, 2 uluslararası Turnuva şampiyonluğu kazandı. Alt yapımdan şu anda 2 sporcu olimpiyat takımında yer almakta..2000-2013 Yılları arasında Boks Milli Takımı’nın çeşitli kademelerinde antrenör olarak görev yaptı. Değişik tarihlerde Yıldız, Genç ve Büyüklerde Milli Takım antrenörlüğü görevini üstlendi. 2011 Yılında Öğrenciler Milli Takım Baş Antrenörlüğü görevinde bulundu. Bu süreç içinde; Ulusal takıma 2 Avrupa Şampiyonluğu, 1 ikinci ve 1 üçüncülük kazandırdı. 2012 Yılında Büyük Bayanlar Boks Milli Takım Baş Antrenörlüğü görevini yürüttü. Bu sürede Milli Takım Avrupa Birliği Kupası ikincisi oldu. Ayrıca 2012 Avrupa şampiyonasında takımımız 2 şampiyonluk ve 1 üçüncülük kazandı. 2012 Olimpiyat hazırlığından bu yana Milli Takım çalışmalarında yoğunluğum nedeniyle yer almıyorum. Samsunda; Bayanlar Kategorisinde Ocak ayında tek sporcu ile katıldığımız Türkiye Şampiyonası’nda 50 kg.da Fatma Zehra Çelik 3. oldu…]]

Yazları, Samsun’dan Arhavi’ye gelişlerimde  Hamdi Yıldırım ve öğrencilerini alkışlamak tutku olmuştu benim için. Düşünün; fındık bahçelerindeki çalışmalar, kamyonculardan alınan brandalarla oluşturulan ring zeminleri ve yazlık sinemalarda kurulan ringler..Vesselam kısa kelam; 1970’in olanaksızlıklarını, olanağa çeviren Arhavili duyarlılığını, Hamdi Yıldırım ve öğrencilerinin yürekliliğini  düşünün-düşünün!! İlle de birileri..Bu olguyu alkışlamamak değer bilmezliğin danıskası olur.

 O dönem Hamdi Yıldırım ve öğrencileri hala gözlerimin önündedir: “Hayati Temel, Caner Gerdan, Şinasi Sönmez, Ayhan Çağ, Yenilmez Aydın, Hakkı Aydın, Hüseyin Zaim, Hamdi Zaim, Kani Özbaş Kuroğu, Bedri Acar (Soğukoğlu), Erol Çorbacıoğlu, Yaşar Batum, Şener Gerdan, Celal Gençoğlu, İsmet Özkar, Naci Numanoğlu, Şuayip Numanoğlu, Sıtkı Kurdoğlu, Hacibey Kerimoğlu, Nazım Hekimoğlu, Erdoğan Albayrak.. Resul Mercan, Kemal Arslan, Musa Poyraz, Mete Koç, Mevlüt Yılmaz, Adnan Canoğlu..” Bu isimlerin çoğu, Avrupa’nın hafızasına kazınmış Hamdi Yıldırım sayesinde, salt Arhavi’nin değil Türkiye’mizin hafızasına işlenmiş isimler.

1974 olsa gerek, Türkiye şampiyonası sonrası; kuzenim Şair Kani Çorbacıoğlu, Cahit Çorbacıoğlu ile birlikte; Hakkı Aydın, Hayati Temel ve Arif Çelik’i Ankara-Bestekar sokakta konuk edişimizi. Askerken yarışmalara katılmışlardı..

İşin düşündürücü ve hüzünlü yanı; yokluklar dönemindeki 1970 Arhavili duyarlılığını,  varlıklar dönemindek 2002 sonrasının Arhavisinde bulamıyor ve tekrar Samsun’a dönüyor..

Bu hüzünlü geçişi, o dönem Hürriyet Gazetesi muhabiri, şair, yazar ve mizah ustası Galip Kurdoğlu 17 Haziran 2017 saat; 05:05’te bakın nasıl sitemkar vurguyla değerlendiriyor: “Bizler , buğulu gözlerle izlerken o güzel yavrularını...Fındık bahçelerinde,kenar köşede idman yapan Hamdi'ler, Hayati'ler, Hakkı'lar, Yenilmez'ler, Caner'ler, Şener'ler, Bedri'ler, Kâni'ler, Erdoğan'lar, Hüseyin'ler, Ahmet'ler, Şinasi'ler, Naci'ler, İsmet'ler,Hikmet'ler, Musa'lar,Yaşar'lar ve diğerleri geldi gözlerimizin önüne ...Ve içimden geçenler,kulağıma "Hamdi'ye söyle de dönsün artık memleketine...Dönsün Arhavi'ye..." diye fısıldıyordu....Paralı kardeşler gerekli desteği verirse,kulüpte el atar,kapılarını açarsa döner ,seve seve döner,koşa koşa döner diye inanıyorum....Hayırlısı diyorum...”

Bu kadar yazmışken kısa da olsa boksun tarihçesine değinelim:

Boks ve güreş insanlık tarihi kadar eskidir. Vurmak ve sarılmak iki sporun temelini oluşturur. Ve bilinen Eski Yunan‘da ve Roma‘da boks önemli sporlardan biriydi. Ama bu spor acımasız bir biçimde yapılırdı ve dövüş genellikle boksörlerden biri ölünceye kadar sürerdi. Daha sonra yasaklanan boks, 18. yüzyılın başlarında İngiltere’de yeniden ortaya çıktı. Dünya eskrim şampiyonu James Fig, boksa en önemli etken olan ayak kullanımını ekledi ve böylece günümüz boksunun temellerini atmış oldu. Londra‘da bir ring kurarak hem ders verdi, hem de bütün rakipleriyle dövüştü. Çıplak yumrukla yapılan bu dövüşlerin kuralları yoktu ve çok acımasız biçimde bazen saatlerce sürüyordu. İngiltere’de 1866'da Amatör Spor Kulübü kuruldu. John Chambers ve VIII. Queensburg markisinin yönlendirmesiyle eldivenle yapılan maçlar için kurallar getirildi. Böylece çağdaş boksun temelleri atılmış oldu.

ABD‘de ise boks 19. yüzyıl başlarında ortaya çıktı ve boksa olan ilgi 1880‘lerde John L. Sullivan‘la birlikte arttı. Sullivan, Paddy Ryan‘ı 1882'de nakavtla yenerek eldivensiz boksun tartışmasız şampiyonu oldu. Daha sonra eldivenli olarak pek çok maç yaptı. Dünya ağır sıklet boks şampiyonluğunu kazanan ilk siyah boksör Jack Johnson’dı. 1937'de ağır sıklet şampiyonu olan Joe Louis, bu unvanı kazanan ikinci siyah boksör oldu. Louis, bu unvanını 25 kez korudu ve 1949'da yenilmeyen şampiyon olarak emekliye ayrıldı.

ABD’de 1950‘lerin en ünlü şampiyonu olan Rocky Marciano, boks tarihine en sert yumruklara sahip boksörlerden biri olarak geçti. Hiçbir profesyonel maçta yenilgi almamış tek boksör olarak 1956'da boksu bıraktı. Böylece Slyvester Stallone’ye ilham vererek “Rocky” filmi çekilmiş oldu. 1960'larda ve 1970'lerde dünya ağır sıklet boksunun efsanevi kişisi Muhammed Ali’ydi. ABD’de ağır siklet dışındaki sıkletlerde de önemli boksörler yetişti. Henry Armstrong, George Dixon, Willie Pep, Joe Gans ve Benny Leonard bunların başında gelir.

Fakat günümüzde çok az ülke  James Fig‘in temellerini atmış olduğu temel ayak prensipleri kullanmaktadır. Kullanan ülkeler de ise başarı kaçınılmaz olmuştur. Örneğin; Rusya ,Meksika ,Küba ve kozmopolit yapıda olan Amerika bazı boksörler bu temel prensipten ödün vermeden başarıdan başarıya koşmaktadırlar.

ŞEVKET ÇORBACIOĞLU

TEKNOPOLİTİKALAR PLATFORMU

Sevket-che@hotmail.com.tr

evesbere@mynet.com

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1308
Toplam yorum
: 1075
Toplam mesaj
: 88
Ort. okunma sayısı
: 960
Kayıt tarihi
: 16.12.07
 
 

İnş. mühendisiyim. Eskiden sesli düşünür, kentimi ve çevremi rahatsız ederdim. Şimdilerde, kendim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster