Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Kasım '07

 
Kategori
Cinsel Sağlık
Okunma Sayısı
3498
 

Hamile kalmak korkusu

Hamile kalmak korkusu
 

Günümüzde aile ve çocuk sağlığı açısından baktığımızda hep doğum kontrolu tavsiye edilir. Bunda öğrenim süresince şartlandırılan, sosyal ve ekonomik faktörleri olumlu etkileme gibi bir düşünce de olabilir. Oysa bir başka düşüncede çocuğu olmayanı lanetler nasibi kesik derler, ve çok çosuk çok ırgat diye arka arkaya çocuk yaparlar, diğeri nüfuz çoğunluğu sağlamak için amaçlı düşünceler. Bunların en doğrusunu kimse bulamaz. Ancak bir alan araştırması yapıldığında aile yapısındaki bozuklukların , %70 üzeri seks problemlerinden çıktığı anlaşılıyor.

Kadınlarımız hamile kalma korkusuyla bilinçaltı libidolarını kullanamadıkları için huzursuz ve duygusuz olabiliyor ve partnerini de etkiliyor. Böyle olunca da aile yapısı sarsılıyor. Arayışlar içinde iki yabancı oluveriyorlar. Çoğu da bir hekim yardımı almak istemiyor, ayıp diye.

Günümüzde bu sorunların aşıldığı sanılsada hala psikolojık hastalıklar gündemde. Doğum kontrol yöntemleri uygulanma alanları ve kişilere göre çeşitli sorunlar çıkarabiliyor. Örneğin hiç doğum yapmamış ve çocuk istemeyen bir kadın bu yöntemden olumlu yararlanamıyor. Çünkü rahim içi uygulamalarında kanserleşen yaralar oluşabiliyor. Bir spiral vb yerleşiminde. Bunun doğum yapanlardaki yan etkisi daha az oluyor. Son zamanlarda rahim içine yerleştirilen progesteron aracını bu nun dışında tutsada Dünya Sağlık Örgütü bunun altında yatan nedenleri aramak gerekir. Bilinen bir gerçek var ki ne kadar sorun çözülse a kadar problem gelgiği yerine. Nedense günümüzde kanser denen illetin termibnolojimizde sık sık kullanılması da bunu gösteriyor.

Peki, çare nedir? Akla en uygun gelen yöntem, harici korunma olunca sorun daha belirgin nüksediyor. sex olayı sadece bir içgüdüsel ihtiyaç haline gelirken çoğu yediği yemeğin tadını alamadan doymaya çalışıyor. Neticede sapık eğilimler ortaya çıkıyor. Gerçek ilişkiden kaçan tipler sanal ve hayalgücü yçntemlerinde rahat doyuma ulaşnca eşler birbirinden uzaklaşır hale geliyor.

Bir yazarın ‘Karnı açlardan ziyade, Kalbi açlara acırım ‘sözü beni hayatım boyunca etkilemiştir. Belki bu yüzden sevgi denen duyguyu bir türlü atamıyorum içimden.

Erkek ve kadında tüplerin bağlanması Vazektomi de pek yanaşan olmasa da uygulayanlar psikoljik sorunlar yaşıyorlar. Kadınlar erkeklere biraz kızmış olmalı ki şimdilerde erkekler üzerinde laboratuar incelemelerinde, Androjen ile birlikte progesteron hormonu içeren iğnelerle erkekleri hizaya getirmeye çalışırken, neticede günümüzde eşcinsel eğilimli kişilerin çoğalmasına neden mi oluyorlar acaba?

Kadınların muayyen dönemlerine yakın zamanlamaları cinsel dürtülerini etkiler. Düzensiz kanamalar, kadını cinsellikten uzaklaştırır. Buna vaginal kuruluk ta eklenirse, tamamen cinsellikten uzaklaşır. Bu yüzden eşler hemkoruyucu hem de cinsel isteklerini arttırıcı yöntemler ararken, Progesteronu cinsel arzu üzerine baskı yapar ve cilt altına yerleştirilen sistemler, kadında yine libidoda düşüşe sebep olabilir. Bu yüzden aile içi ilişkilerde sex korku ile değil karşılıklı arzu ve anlayış ile yapılması önerilir.


rESİMDE KÜRTAJ ANINDA BİR BEBEĞİN NAsIL DOKTORUN PARMAĞINA SARILDIĞINA BAKIN!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 409
Toplam mesaj
: 136
Ort. okunma sayısı
: 835
Kayıt tarihi
: 17.10.07
 
 

Edebiyet fakültesi  mezunuyum. Öğrenmenin yaşı yoktur diyerek çeşitli kurslardan da el sanatları ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster