Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mayıs '15

 
Kategori
Bebek - Çocuk
 

Hamilelikte güzellik önerileri

Hamilelikte güzellik önerileri
 

Güzellik kendimizi iyi hissetmemizi, kendimize güven duymamızı sağlayan önemli bir kavram. Ve biz çeşitli sebeplerle, güzelliği sadece incecik olmakla bağdaştırmışız. Hepimizde bir zayıflama telaşı. En ince olanlardabile! Hal böyle olunca, hamilelikle birlikte alınan kilolar nedeniyle hep estetik kaygılardan bahsediliyor. Oysa bence hamilelik; en estetik,en saygı uyandıran ve kadına ayrıcalık sağlayan bir dönem. Girdiğiniz her ortamda bu sayede size gösterilen ekstra özenin tadını çıkarın doyasıya. Fazla kilolar, tabii eğer hamilelikteki kilo alımını ideal sınırlar içinde tutabilirseniz (12 kg.civarı), doğumdan sonraki koşturmaca içinde nasıl olsa gidecek…
Ben koca göbeğimden hoşnut, daha çok içindeki canıma konsantre bir hamilelik dönemi geçirdim. Altuğ'a hamileliğimde  kontrollü olmaya çalışarak 6 kilo aldım. Ama hamileliğin estetikle ilgili endişeleri göbek sahibi olmaktan ibaret değil. Bunu da tecrübe ettim. Örneğin; hamileliğimde, çatlakları önlemek adına karın bölgeme sürdüğüm kremi göğüslerime sürmeyi de ihmal etmemiştim. Hamilelik lekelerinden de nasibimi almıştım, ama doğum sonrasında sihirli bir değnek değmişçesine kendiliklerinden kayboldular. Biz kadınların güzellik ve estetik kaygıları hiç bitmiyor zaten. Hele bebeğimizi sağlıkla kucağımıza bir alalım… Emin olun; hamilelikten kalan, önleyemediğimiz sorunlar için pek çok çözümü tıp dünyası bize sunuyor.
Cilt sorunlarına hazır olun
Hamilelik döneminde çatlaklar, varis, hamilelik lekeleri ve daha pek çok cilt sorunu kendini gösterebiliyor. Gerekli önlemler alınmazsa, bazıları doğumdan sonra da kalıcı oluyor. Başınıza gelecekler konusunda bilgi sahibi olur, önlem almayı ihmal etmezseniz, bu sıkıntıları çok hafif bir şekilde ve fazlaca kafanıza takmadan atlatabilir, keyifli ve güzel bir hamilelik süreci geçirebilirsiniz.
Kadınlık, annelik yeteneğini östrojen hormonuna borçludur. Artan östrojenin, bir bakıma yan etkileri sayılabilecek değişimlerin büyük çoğunluğu, doğum sonrasında normale döner. Kalıcı olan sorunlarsa, gereksiz kiloların sonuçları veya güneşten kaynaklanan lekeler olur. Hamilelik, dişiliğin olağanüstü bir üretim vefaaliyet dönemidir. Cenin rahme düştüğü andan itibaren, vücutta büyük değişimler başlar. Yeni bir can yaratmanın hummalı faaliyeti içinde, cilt de payına düşeni alır ya da verir. Bunlar bazen çok tatlı sürprizlerdir. Örneğin; saçların kalınlaşıp canlanması, göğsü küçük olanların hayallerindeki dekolteye kavuşması gibi. Ama diğer belirtilerin çoğu, annelik içgüdüsünün mucizeleri olmasa göze alınmaz.
 
Hamilelik bir bakıma yaşamın ve bedenin tazelenmesidir. Ama her şey gibi zıttını da içinde taşır. Deformasyon ve yıpranma ihtimali, kadınları tedirgin eder. Bunların çoğu geçicidir, ama kimisi kalıcı olabilir. İyi önlem alındığı takdirde sorunların çoğu atlatılabilir.
Hamileler her şeyden çok formlarını kaybetmekten ve ciltlerindeki olası lekelerin, çatlakların, varislerin kalıcı olabileceğinden endişe ederler. Kimi zaman kaşıntılar, lekeler oluşur, benler çoğalır, karın derisi çatlar ve hemoroitler çıkar. Hamilelik sırasında cilt daha fazla yağ üretir, ter bezleri ise daha az çalışır. Diş etlerinde kızarıklık ve kanamalar görülebilir. Bütün bunlar anne adaylarının moralini bozar.
Hamilelik süresince, düzenli aralıklarla bir kadın doğum doktoruna gidilir. Bu çok önemlidir. Anne ve bebeğin sağlığı, doğumun kolaylaştırılması için elden gelen her şey yapılır. Ancak bu aşamada estetik sorunlar genellikle göz ardıedilir. Oysa eninde sonunda doğum olacaktır, bebek toparlanacaktır ve anne yeniden aynaya bakacaktır.
Hamilelikte görülen cilt sorunlarının çoğu geçici olmakla birlikte, kalıcı olabilenleri için de birçok önlem alınabilir. Veya bazı değişimleri olduğu gibi kabul etmek gerekebilir. Bunlar nelerdir, endişe etmeye veya gözden çıkarmaya değer mi, bu soruların cevabına şimdi göz atacağız.
Hamilelik boyunca östrojen hormonu çok yüksek seviyelerde bulunur. Hamilelikteki cilt sorunlarının esas kaynağı budur. İkinci neden cildin gerilmesidir. Üçüncü etken, artan ağırlıktır. Kilolar kılcal damarları etkiler ve varislere, hemoroitlere yol açar. Diğer bir sorun yine, yeniden güneş etkileridir.
Hamilelik lekelerini incelemeden önce hemen şunu söyleyebiliriz; hamilelik lekeleri için endişeye gerek yoktur. Lekelerin tümü doğumdan sonraki bir yıl içinde kaybolur. Yeter ki bunlara güneş lekeleri eklenmiş olmasın!
Güneş ışığı tüm hamilelik lekelerini pekiştirir. Bu nedenle hamilelik boyunca cildin güneşten korunması, hiç ihmaletmeden yüksek faktörlü güneşten koruyucu krem kullanılması gerekir. Hamilelik süresince ne güneşlenmene de solaryum hiçbir şekilde tavsiye edilmez.
Hamilelerin büyük çoğunluğu, belli bölgelerinde ciltlerinin karardığını fark ederler. Esmer tenli kadınlarda bu daha belirgin olur. Siyah renkteki bu hamilelik lekeleri, en çok koltuk altlarında, meme başlarında ve genital organlarda ortaya çıkar. Ciltte daha önce bulunan renk kontrastları da artar. Çiller veya benler daha belirgin hale gelir. Özellikle de et benleri... Bu renk koyulaşması, yükselen östrojen hormonu nedeniyle renk pigmentlerinin (melanosit) artması sonucunda olur.
Hamileliğin ikinci yarısına varıldığında, bazı kadınların yüzünde, maskeye benzeyen bir lekelenme görülür. Bu lekeler alın, şakaklar ve yüzün ortasındadır. Görüntü, yüzün sağında ve solunda, aşağı yukarı simetrik, düzensiz, belirgin sınırları olan bir renk koyulaşması olarak tarif edilebilir. Bu duruma hamilelik maskesi veya tıbbi adıyla"melasma" yahut "kloasma" denir. Bu şikayet, hamile kadınların yarısından fazlasında görülür. Bu da büyük bir ihtimalle aşırı östrojen üretimine bağlı olarak oluşur. Hamilelik lekeleri genellikle doğumdan sonraki bir yıl içinde kaybolur. Kaybolmayacak olursa, doktor hidrokinon içeren bir krem kullanılmasını tavsiye edebilir. Bazı doktorlar tretinoin tedavisini önerirler. Meyve asitleri ve peeling uygulanması da çok başarılı sonuçlar verir.
Hamilelik boyunca doktor, kilo alımını takip eder. Anne adayının bu 9 aylık süreçte 12 kilo kadar alması normaldir. Aşırı yemek, hareketsizlik, fazla kilo, hamileliğin sıkıntılarını artırır. Doğum güçleşir ve sonra tekrar forma girilmesi güç olur.Ancak ödem, fazla kilolarla genişlemenin ve karın şişmesinin dışında bir durumdur. Birçok hasta yüzünde, ayak bileklerinde, ayaklarında ve ellerinde şişlikler olduğunu fark eder. Bunlara parmağıyla bastırdığında beyaz bir iz kaldığını görür. Şişliğin ödem olduğu anlaşılır. Hamileliğin ilerleyen aylarında az veya çok herkeste ödem görülür. Bu kimi günler artar, kimi zaman azalır. Biraz ayakta durunca veya akşamları çoğalabilirken, sabah her şey normale dönmüş olabilir. Kalp veya böbrek rahatsızlıkları olduğundaysa vücut daha fazla su toplar ve şişkinlik ciddi boyutlara ulaşır.En iyisi, ödem başladığında doktora danışmaktır. Bu genelde olağandır, ama altında yatan başka sorunlara karşı ihtiyatlı olmak yararlıdır. Ödemin herhangi bir böbrek veya kalp yetmezliğine işaret ettiği anlaşılırsa, bu durum anne ve bebek açısından tehlikeli olabilir.
Çatlaklar oldukça yaygın bir sorundur. Neredeyse bütün hamileliklerde, en azından karın bölgesinde çatlama görülür. Bunların tıbbi adı"stria"dır. Nedeniyse gayet açıktır. Biraz kilo alındığında deri gerilir ve esner. Fazla kilo alındığında bu durum deriyi daha çok zorlar, esneme yetersiz kalır. Hamilelikte karın ve göğüsler çok büyüyünce, gerilen deri çatlar. İlk belirtiler hamileliğin altıncı ve yedinci aylarında pembe eflatun arası bir renkte başlar. Giderek mor bir renk alır. En sonunda beyazlaşır. Bu aşamadans onra, genellikle kalıcı olur.
Çatlaklar karın bölgesinde, göğüslerde, üst kollarda ve kalçalarda görülür. Doğumdan sonra hafifler ancak kaybolmaz. Ne yazık ki tümüyle önüne geçmek mümkün değildir. Bazı kremler, hamilelik boyunca düzenli olarak kullanılırsa, nispeten yararlı olur.
Hamilelerdeki çatlaklar henüz pembe veya mor renkteyken, tedavi edilmeleri daha kolaydır. Beyazlaştıktan sonra iş işten geçmiş olabilir. Bikinilere veda ettiren bu çatlakların tedavisi için birçok yöntem denense de, henüz kesin bir çözüm bulunabilmiş değildir.
Kaşıntı sadece ilk hamileliğe özgü bir sıkıntıdır.Genellikle ilk hamileliğini yaşayan bazı anne adaylarında, kaşıntılı kızarıklıklar görülür. Bunlar karın bölgesindeki izlerden başlar, kalçalara ve kollara doğru yayılır. Doğumdan sonraki birkaç hafta içinde, anne emzirmeyle, bebekle, lohusalıkla haşır neşir olur, yeni duruma alışmaya çalışırken, kaşıntıların da kendi kendine kaybolmuş olduğunu fark eder. İlginç olan, büyük çoğunlukla, bu tip sıkıntıların ikinci hamilelikte tekrarlamamasıdır.
Kaşıntı başladığı zaman, kaşınan bölgelere;Yoğun bir kremle ovularak, kaşınan deri nemli ve yumuşak tutulmaya çalışılır. Bu çok rahatlatıcıdır. Kaşıntı dayanılmayacak hale gelirse, doktor antihistaminik bir ilaç verebilir. Ancak ilaç kullanımı sadece doktor kontrolü altında yapılabilir. Aşırı kilo alan hamilelerde veya ikiz bebek bekleyenlerde bu tür kaşıntı ve kızarıklıklara çok daha sık rastlanır.
Hamilelik sırasında yükselen östrojen hormonunun etkisiyle, kılcal damarlar genişler. Karın bölgesinin şişmesi ve artan ağırlık, kılcal damarların davranışını etkiler. Örneğin; avuç içleri kızarır. Bu olağandır ve doğumdan sonra kısa sürede kaybolur. Yanı sıra birçok hamile, bacaklarının kolayca morarmasından şikayet eder. Özellikle hamileliğin ileri aylarında, vücut ağırlığı bacak damarları üzerindeki basıncı artırır. Bunun sonucunda hamile kadınların yüzde 40'ında varisler meydana gelir. Varisler en çok baldırlarda, üst bacak bölgesinde, vajina ve anüste görülür. Bunlar bazen ağrılı da olabilir. Bazı durumlarda doğumdan sonra kilo verilince, kısmi bir düzelme olur. Ancak kendikendine eski haline döneceklerini ümit etmek boşunadır. Neyse ki, tıp dünyasında varisleri gidermek için gayet etkili tedavi yöntemleri uygulanmaktadır.
 
Hemoroit sadece hamilelik dönemine veya kadınlara özgü bir sorun değildir. İnsanların yarısında hemoroit bulunur. İki kişiden biri, bu sorunu mutlaka tanır. Nedenleri arasında kabızlık, şişmanlık, şiddetli öksürük, karaciğer sorunları sayılabilir. Hemoroitler, esasında varistir. Anüs çevresinde oluştuğu zaman bu adı alırlar. Anüsün giriş kısmında oluşanlara iç hemoroit, dışında olanlaraysa dış hemoroit adı verilir. Hamilelik sırasında artan vücut ağırlığı damarlara baskı yapar. Bunun sonucunda damarlar şişer. Özellikle kabızlık sorunu olduğunda hemoroitler kaçınılmaz olur. Hemoroitlerin kanaması normaldir. Leke rengi parlak kırmızıysa, kanamanın dışarıda oluşmuş bir hemoroitten kaynaklandığı anlamına gelir. Lekeler kahverengiyse, kanamanın daha derindeki gastrointestinal bölgede olduğu anlaşılır.
Ödem konusunda basit ama etkili tavsiyeler
>Yemek tabağınıza tuz ilave etmeyin. Genelde tükettiğiniz tuzu azaltın. Tuzsuyu tutar ve daha çok ödem oluşmasına neden olur.
>Doktorunuzun önerdiği egzersizleri ihmal etmeyin. Egzersiz, kan dolaşımını düzenler, sıvıların ayak bileklerinde ve ayaklarda birikmesini önler, karın kaslarını kuvvetlendirir ve doğumu kolaylaştırır.
>Ödem söktüren ilaçlar kullanmayın. Bu tür ilaçlar vücut sıvısının atılmasına yol açar ve bebek için tehlikeli olur.
>Gün içinde her oturduğunuzda, ayaklarınızı biraz yükseğe kaldırıp uzatın. Gece yatarken, ayaklarınızın altına yastık koyun. Bu tedbir, ödemin çözülmesine çok yardımcı olur.
>Emin olun, hamilelikteki ödemler, doğumdan sonra kaybolur.
Hemoroit şikayetiniz varsa…
>Hemoroit probleminiz varsa, lifli-posalı gıdalara ağırlık verin. Sebzeler, meyveler, özellikle baklagiller ve kepekli gıdalar size iyi gelecektir.
>Bu gıdaları tüketemiyorsanız veya durumunuz çok acil tedbir gerektiriyorsa, doktorunuz fitil ve kremler önerecektir.
>Hamilelik sırasında, çok gerekli olursa, hemoroitlere cerrahi müdahale yapılabilir.
 
Hamilelik sürprizi kalınlaşan saçlar…
Saç telleri bazen hamilelik sırasında kalınlaşır. Nedeni, yükselen hormon seviyesinin, saç köklerini (foliküllerini) aktif hale getirmesidir. Bebeği saymazsak, hamileliğin en güzel sürprizlerinden biri budur. Ancak ne yazık ki bu durum pek kalıcı olmaz. Doğumdan sonraki beş ay içinde saçlar pasif döneme geçer ve bu defa dökülmeye başlar. Saç dökülmesi bazen aşırıya bile kaçabilir. Saç dökülmesinin normal ve geçici olduğunu bilmek insanı rahatlatır. Eninde sonunda herşey normale döner. Bebeğin ilk yaş günü yaklaşırken annenin dökülen saçları da geri gelir ve genellikle hamilelik öncesindeki durumuna kavuşur.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 197
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1187
Kayıt tarihi
: 07.04.09
 
 

Ben  Bebeimgeliyor Doğuma Ve Bebeğe Hazırlık Eğtim Programlarından oluşan hamile eğitimleri verme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster