Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Eylül '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
977
 

Hanefi Avcı'nın yok satan kitabı veya klişeleşmiş polis mantığının derin çelişkileri

Hanefi Avcı'nın yok satan kitabı veya klişeleşmiş polis mantığının derin çelişkileri
 

Hanefi Avcı kitabını iki bölümde değerlendirerek yazmış... Birinci bölüm; Devlet, ikinci bölüm ise Cemaat isimlerini taşıyor. Fethullah Gülen Hareketi veya Cemaat diye adlandırılan bölüme şimdilik girmeden; yaşam öyküsü ve mesleki anılardan derlenen ilk bölüm hakkında üst düzey bir Polis'in yaşamış olduğu çelişkilerden söz etmek istiyorum.

Bir sorgulama tekniği; Dayak...

Sağ görüşlü bir aile ortamında büyüyen Avcı, çocuukluk ve ilk gençlik yıllarında yaşamış olduğu sıkıntılardan bahsederek başlıyor satırlarına ve özellikle kendisini tanımlarken oldukça sakin yaradılışlı, sevecen ve sinirlerine hakim biri olduğunun altını çiziyor. Ancak kitabın ilerleyen bölümlerinde, bir Vali ile yapmış olduğu söyleşide, sorgulama anında zanlıları dövdüğünü çekinmeden yazabiliyor. Sinirlerine hakimiyeti ile tanınan bir polisin sorgulma esnasında dayak faktörünü seçmesi sıradan bir olay olarak aktarılıyor.

Bir sorun çözme tekniği; Etkili kişileri devreye sokmak...


Avcı'nın güvendiği ve çeşitli olaylarda birlikte hareket ettiği Namık Astsubay'ın haksız bir şekilde suçlanmasının ve gıyabi tutuklanma kararının çıkarımasının ardından dosyaya bakan hakime markaj uygulanır. Ancak hakim direnir 'Mahkemeye gelmeden tutukluluğunu asla kaldırmam' diyerek zorluk çıkarır. Olay çıkmaza girince bir "mafya kabadayısı" devreye sokulur. Hakim bir şekilde ikna (!) edilirerek Namık Astsubay'ın tutukluluk hali kaldırılır.

İvedi adalet; "Mahkûm kaçıyordu/ateş etmek üzereydi vurduk..."

Uzun ve yorucu geçen bir kara yolculuğunun mola anında kelepçesiz zanıların yanında makinalı tüfek unutulur. Ancak bu gelişmeyi tuzak olarak düşünen zanlılar silaha ilişmezler "Bizi öldürmek için senaryo kurdunuz. Numaranızı yutmadık, o yüzden silaha dokunmadık" derler. Bu olayı aktaran yazar; "buna benzer olayları çok yaptılar, çok yaptık doğrusu..!" diyerek ivedi adalet mekanizmasını nasıl çalıştırdıklarını anlatır.

Tutuklunun malı deniz...

Kitabın giriş bölümlerinde meslek hayatı boyunca "yemeyip, içmediğini" övünerek anlatan yazar, (o zamanlar yürürlükte bulunan) telsiz kanununa muhalefet etmekten tutuklanan bir fabrikatörün inceleme bahanesi ile (Yazarın kendi ifadesidir) telefonlarına el koyup kendi arabasında ve işyerinde kullanmakta herhangi sakınca görmemiştir. Vatan haini fabrikatör, geçerli kanuna muhalefet edip telsiz telefon alırsa sonunu o düşünsün değil mi ama?...

Kapital veye Felsefenin temel ilkelerini okuyorsan...

Kapital, Diyalektik ve Tarihi Materyalizm veya Felsefenin Temel İlkeleri gibi kitapları okuyanları teröristlere aynı kefeye koymak hangi mantığın ürünü olabilir? Elbette o zamanlar var olan ve bence halen varlığını devam ettiren Polis mantığının... Anlatımında bu çelişkiyi tespit ettiğimiz yazar, aslında bu kitapları okuması gerektiğini ancak kendisi de dahil olmak üzere okuyana rastlamadığını itiraf ediyor.

Türkiye'de ki terör örgütlerini yabancı ülkeler desteklemiyor! Tek dostumuz ABD, AB!


Sayfa 155'de bulunan şu satırlarla giriş yapalım;

"Pek çok kişi PKK'nın ABD, Almanya, AB tarafından desteklendiğini söylüyor. 'Öcalan'ı size ABD teslim etti' deyince, 'iyi niyetle yaptıkları ne malum' karşılığını veriyorlar.Peki soruyorum; PKK'ya karşı kullanılan en etkin silahlarınız olan kobra helikopterleri, insansız uçaklar, akıllı füzeler, termal kameralar, gece görüş dürbünlerini size kim veriyor? (...) Ayrıca şunu düşünün; ABD yüzde doksan isabetli Stringer füzelerinden bir kaç tane PKK'ya verse durum ne olurdu acaba?"

Bu satırları yazabilen anlayış ABD'nin dünyanın en büyük silah üretim teknolojisine sahip olduğunu, iki gün önce başta körfez ülkeleri olmak üzere ABD tarihinin en büyük ve en kapsamlı silah satışını yapacağını ve bu satışa İsrail'in itirazı olmadığını, yaralı ve ölü ele geçen PKK'lıların kullandıkları silah ve teçhizatın ABD malı olduğunu, TSK'nın 2008 Şubat ayında yapmış olduğu sınırötesi harekâtın ABD'nin verdiği koordinatlar üzerinden yapıldığını, aynı harekâtın gene okyanus ötesinden gelen "tavsiyeler" üzerine sonlandırıldığını kısacası ABD'nin "Tavşana kaç, tazıya tut!" politikasını yıllardır başarı ile yürüttüğünü ya göremiyor veya görmezden geliyor. Yazara göre terör örgütlerinin dış ülkeler destekli olduğunu iddia etmek, başarısızlığımıza bahane aramak demektir.

...

Kitabı halen notlar alarak okumaya devam ediyorum. Giriş bölümünde de vurgulamış olduğum üzere Fethullah Gülen Hareketi (FGH) ile ilgili olan bölümü henüz okumadım. Kitabın tamamını bitirdiğimde FGH ve cemaat faaliyetleri hakkında izlenimlerimi yazacağım.

Karşılıklız, koşulsuz, dört dörtlük bir vatan sevgisinin hüküm süreceği günlerde sarmaş dolaş olmak üzere...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Oncelıkle merhaba dostum. Satırlarla da olsa uzun zamandır görüşemiyoruz. Sağlığın umarım yerindedir. Hanefi Avcının kitabını bende okudum. Seninde yazına konu ettiğin ilk bölümde özellikle günah çıkarmış. Solcuların okumuş, çok zeki olduklarını falan anlatmış. Çoğu polisin solcuları anlamadıklarını ve çok cahil olduklarını belirtiyor. Benim kuşak Hanefi Avcıyı iyi tanır. Mersinde Ali Uygur isimli bir arkadaşımızın işkenceden ölümüne sebep olmuştu. Devrimciler ona "Takunyalı faşist" derlerdi. Bir dönem Fethullah Gülen cemaati ile çok sıkı fıkı idi. Sonra ne olduysa oldu aralarına kara kedi girdi ve ayrıldılar. Ancak yıllar sonra gelen bu vicdan aklamaları bana samimi gelmiyor doğrusu. Kitabın genel değerlemesini ben de yazmak istedim ama nedense içimden gelmedi. Çok bilinmeyen şeyler değil anlattıkları. Görüşmek üzere hoşçakal. Saygılarımla.

Ali İhsan UĞUZ 
 15.10.2010 11:40
Cevap :
Sevgili UĞUZ
Yorumun oldukça gecikmeli ulaştı. Öncelikle tarafımda kaynaklanmayan bu durumu belirtmek isterim. Şu anda Hanefi Avcı ve kitabı ile ilgili senin değerli yorumunla hemen hemen örtüşen bir yazı yazdım. Onay Bekliyor.
Selamlarımla...
  21.10.2010 16:52
 

Asıl çelişki, Hanefi Avcı'nın iddialarının havada kalması. Yoksa hanefi Avcı'nın bir şekilde suçlanacağı belliydi. Selamlar...

Mesut KARİP 
 06.10.2010 10:45
Cevap :
Merhaba
Adını tam olarak koyamayacağmız bir takım gelişmeler bunlar. Umarım zamanla netleşecektir.
Saygılar...
  06.10.2010 16:05
 

teşekkür ettim bu çabaya,emeğe...devamını ve tamamını beklerken...eyvallah...

nedim üstün 
 05.10.2010 12:18
Cevap :
Merhaba
Benden de teşekkürler. Kitabı henüz bitirdim. Avcı'nın bana ilginç gelen bir takım değerlendirmeleri var. Paylaşmaya çalışacağım.
Saygılar...
  06.10.2010 16:03
 

Demek ki bir kafa karıştırma oyunu var. Zaten kitabın zamanlaması ile ilgili bazı soru işaretleri vardı kafamda. Bu soruların yerinde olduğu görülüyor çıkardığınız özetten. Kitabı okumak değil, iyi okumak, satır aralarında ne demek istediğini anlamak önemli. Sanırım siz bunu gayet iyi yapmışsınız. Kitabı okumaya başlayınca tüm bunları aklmın bir kenarından tutarak okuyacağım. Saygılar

Ayrıntıda gezinmek 
 21.09.2010 23:13
Cevap :
Merhaba
Kitabın tamamını okuduktan sonra sanırım bir kanaata varacağız. Selam ve sevgiler sana...
  22.09.2010 14:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 262
Toplam yorum
: 1320
Toplam mesaj
: 253
Ort. okunma sayısı
: 1493
Kayıt tarihi
: 27.09.07
 
 

Anadolu'nun doğusunda sonradan ismi değiştirilen köylerden birinde zemheri zamanına denk gelen bi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster