Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
643
 

Hangi Barış

Hangi Barış
 

Doğayı sevmeyen insanları sevmez


Barış; düşmanlığın olmaması anlamında kabul görülür. Başka bir anlatımla kötülükten, kavgalardan, savaşlardan kurtuluş, uyum, birlik, bütünlük, sükunet, sessizlik, huzur içinde yaşamak olarak da tanımlanabilir

Her fırsatta “Kan akmasın, çocuklar ölmesin” diye düşünce ve dileklerimizi dile getirmekteyiz yüksek sesle . Tabii ki bunlar güzel düşünceler.

Ama barış kelimesini öylesine esnetip her yöne çekilir bir duruma getirdik ki.

İster istemez “Hangi Barış” diye soruyor insan kendi kendine

İnsanların herkesle savaş, kavga olmaksızın, dirlik düzenlik içinde yaşaması gerçekten de hoş.

Gerçekten barış istiyor muyuz ?

Arabası ile tam gaz yolda giderken bir hayvana çarpmasına rağmen, hızını kesmeyen, inip öldürdüğü hayvanı yolun kenarına götürmeyi bile düşünmeyen,

Bilim adamlarının buzulların erimesinin , küresel ısınmanın daha da arttığını belirtmesine rağmen her geçen gün daha çok yazlık, apartman, işyeri ya da çöp alanı açmak için ağaç kesen, orman yakarak kazancına kazanç katmak isteyen,

Yunus balığının gövdesini acımasızca yaran, içini dolduran sonra da kuyruğuna teneke kutu bağlayıp denize atan,

Derisi için fok balıklarını, yağı için balinaları katleden,

Zevk için ava çıkan,

Moda yemeklere ayak uydurmaya çalışıp bilmem ne lokantasının suşisi iyiymiş diye yemek yemeye giden (ama ne kadar orkinosun katledildiği umurunda olmayan)

Daha çok para kazanmak için ürettiği yiyecek maddelerinin içine bir sürü kimyasal katkı maddesi koyup piyasaya süren,

Daha çok verim sağlanması için suni gübre ve bilgisiz sulama ile toprağı mahveden,

GDO’nun zarar vermediği yalanını karşısındaki kişinin gözünün içine baka baka söyleyen,

Her türlü bilimsel ve teknolojik gelişimi insanların yararına kullanmayan,

Sütçülerin sattığı sütün, yoğurdun mikrop dolu olduğunu söyleyip raf ömrü uzun olsun diye gerek ambalajına, gerekse içine bir sürü zararlı katkı maddesi koyan,

Derelerin, üstünü kapatıp daha çok yapı izni veren, istinat duvarlarını gerektiği gibi yaptırtmayan daha sonra da “Bu konu bilimsel bir konu sizi aşar” diyerek lafı geçiştirmeye çalışan,

Deprem bölgelerinde kontrol edilmesi gereken binaları gözden geçirmeyen, gerekli önlemlerin alınmasına ön ayak olmayan, olmak istemeyen,

Soyu tükenen hayvanlar ile ilgili hiçbir şey yapmayan,

Kaplumbağaları diri diri yakan,

Yürüdüğü yolda, girdiği denizde şişeyi ya da başka yabancı maddeyi bir zahmet çıkarmayan,

Kazanmak uğruna kanalizasyon sularının denizlere boşalmasında bir terslik görmeyen,

Ve daha niceleri ….

Sizler mi barış istiyorsunuz. Yoksa bencillik kavgasında bir adım daha öne çıkmak mı amacınız.

Savaş illa topla, tüfekle olmaz. Yukarıda aklıma gelenlerden sadece bir kısmını sıraladım. Bunlardan birini ya da bir kaçını yapanların barış nidaları yükseltmeye pek de hakları olduğunu sanmıyorum.

Neden mi, barış sadece insanlarla değil doğayla hayvanlarla da barışık olmak uyum içinde yaşamaktır

Çok sevdiğim, doğruluğunu da her geçen gün çok daha iyi gördüğüm ve anladığım bir söz vardır.

“Doğayı ve hayvanları sevmeyen insanları sevmez”.

Durum böyle olunca ister istemez

Hangi Barış ? diye sormaktan kendimi alamıyorum.

Sırf kendi çıkarı için doğaya ve canlılara zarar veren bir kişi barışın neresinde durabilir ki….

Sonuçta bugün bizim yaşadıklarımız bir anlamda diğer canlılara ve doğaya verdiğimiz zararın bir başka şekli. Her konuda kazanç ön plana çıktığında gerçek bir barıştan sanırım söz edemeyiz. Barış ancak tüm canlılara ve doğaya eşit ve adil davranıldığı,uyumlu bir şekilde yaşanıldığı zaman dile getirilebilinir.

Örneğin, bugün kaç kişi işe giderken, yürürken elindeki su şişesini ya da bir ambalaj kağıdını yola, yan taraftaki toprak alana attı.

Çevresiyle barışık olmayan, insanlarla nasıl barış içinde yaşar. Barış. Sözlerde değil kalbde başlar davranışlara yansır. Yoksa, barış naraları atıp beş dakika sonra karşıt bir hareket yapmakla barışçıl olunmaz. Sadece ve sadece barış kelimesinin anlamı biraz daha boşaltılmış olur.

Her yerde ama öncelikle yüreğimize, düşüncelerimize gerçek anlamda barış hakim olmalı

http://nukleer.greenpeace.org/ var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www."); document.write(unescape("%3Cscript src='" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js' type='text/javascript'%3E%3C/script%3E")); try { var pageTracker = _gat._getTracker("UA-7006964-1"); pageTracker._trackPageview(); } catch(err) {}

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

HOŞGELDİN BARIŞ YAŞAMA SIRASI SENDE. BARIŞA BİR ŞANS TANIYALIM BİRLİKTE

Yapukay 
 01.09.2009 11:28
Cevap :
Barışa şans tanınmasını herkes ister. Ama eşitsizliğin kol gezdiği , güçlünün güçsüzü ezdiği bir ülke ve dünya da bu nasıl olacak. Önce eşitlik herkes için. Eşitsizliğe karşı çıkmadan herkesin eşit haklara sahip olmasını vb sağlamadan. Başkalarının kendi çıkarları için yaptıkları dayatmalara ses çıkarmadan üstüne üstlük ayakta alkışlarken nasıl olacak. Örn; Irak’a demokrasi geldi sözüm ona. Barış ancak insanların eşit koşullarda yaşadığı bir dünya da var olur. Zaten doğa ve doğadaki canlılar bu denli katledilirse bir süre sonra içi iyice boşalmış bir sözcük olarak lûgatlara geçecek.  03.09.2009 12:05
 

İnanır mısınız; benzer bir başlıkla bir yazı yazmaya hazırlanıyordum. Çünkü "barış istiyoruz"" deyip; ölüm kusmak kadar utanç verici ne olabilir? Bu ama doğaya karşı, ama kendi birlikte yaşadığım Türk milletine karşı... Hepsi aynı kapıya çıkıyor. Teşekkürler.

Emine Supçin 
 01.09.2009 11:17
Cevap :
Doğaya karşı yapılan katliamlar, insanların ne denli aç gözlü olduğunun çok açık bir örneği. Bugün savaşlar oluyor. Dünyanın bir ucundaki ülkeden gelip komşu ülkenin topraklarını işgal edip adına da demokrasi deniliyorsa, Türkiye yer altı, yer üstü zenginliklerinden ve su yüzünden bölünmeye ,parçalanmaya çalışılıyor ve bir takım kişiler de buna açılım, kalkınma vb. deyip yapılanları görmezden gelip ayakta alkışlıyorlarsa ortada çok büyük sorun var demektir. Gerçek anlamda barış neden olmaz. Ekonomik nedenler ve açgözlülükten. Bir tarafta insanlar bir dilim ekmeğe muhtaçken, doğa ve doğada yaşayan canlılar katledilirken, eşitsizliğin had safhada olduğu bir ülke ve dünyada yaşarken. Ne yazık ki barış sözü hoş bir seda olarak kalmaktan öteye geçemez şimdilik.  03.09.2009 12:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 226
Toplam yorum
: 476
Toplam mesaj
: 111
Ort. okunma sayısı
: 1318
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

1960 İstanbul doğumluyum. Kitap okumayı, yazı yazmayı, resim yapmayı ve yabancı dil'den Türkçe'ye..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster